www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Sınav rezaletinde yeni perde
‘Üniversiteye öğrenci alınması’ gibi ülkenin ve gençliğin yarınını doğrudan etkileyecek bir konuda yaşanan keşmekeş devam ediyor. Şimdi de hükümet sınav sistemini değiştirmek istemeyen YÖK’e müdahale ediyor. Müdahalenin gerekçesi en başından düşünülmeden yapılmış değişikliklerin doğurduğu sorunları ortadan kaldırmak.

İşkence davaları yılan hikâyesi
Ankara Adliyesi’nde dün görülen iki işkence davası, işkence davalarının nasıl yıllar boyu sürüncemede bırakıldıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.


Sınav rezaletinde yeni perde
Hükümet, ÖSS sisteminde değişiklik yapılmasına karşı çıkan YÖK’ü devre dışı bırakarak sistemi değiştirme kararı aldı. YÖK’ün geçen yıl uygulamaya soktuğu ve büyük tepki alan sınav sistemine el atacak hükümetin niyetleri de pek parlak görünmüyor. Hükümetin 2000 Yılı Programı’nda, yeni ÖSS sisteminin, öğrencilerin ilgileri doğrultusunda yerleştirilmelerinde “sorunlar” yarattığı ve mesleki-teknik liselerden kaçışlara yol açtığı belirtilerek, sistemin gözden geçirileceği, meslek lisesi mezunları aleyhine düzenlemelerin değiştirileceği söylendi. Programda, liselerin paralı hale getirilmesi, özel okullara da arsa tahsisi yapılması, vergi muafiyeti tanınması, “düşük faizli yatırım ve teşvik kredisi” verilmesi öngörüldü.
Hükümetin 2000 Yılı Programı’nda, yeni ÖSS sistemine sert eleştiriler yöneltildi. 7’nci 5 Yıllık Kalkınma Planı’nda çıraklık, mesleki ve teknik eğitimin, ortaöğretim içindeki payının yükseltilmesinin hedeflenmesine karşın, üniversite giriş sisteminde yapılan değişiklikle bu okullara olan öğrenci talebinde “düşme eğilimi” gözlendiği belirtildi. Ayrıca yeni sistemin, öğrencilerin ilgi ve kabiliyetlerine uygun yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde “sorunlar ortaya çıkardığı” kaydedilirken, “Özellikle mesleki ve teknik lise mezunları, kendi alanlarıyla ilgili bölüm veya branşa uygun lisans programlarına yerleştirilmelerinde normal program uygulayan lise mezunlarına göre dezavantajlı konuma düşmüşlerdir” denildi.
ÖSS sisteminin gözden geçirileceği bildirilirken, yükseköğretim programlarına yerleştirmede öğrencilerin ilgi ve kabiliyetlerinin göz önünde bulundurulacağı, alanında lisans programlarını tercih edenlere avantaj sağlanacağı, alan dışı tercihte bulunanların ise fırsat eşitliğini bozacak bir uygulamaya maruz bırakılmayacağı belirtildi. Programda, “Yükseköğretime öğrenci seçme ve yerleştirme sınavı gözden geçirilecek, mesleki-teknik lise mezunları aleyhine olan düzenlemeleri ortadan kaldıracak değişiklikler yapılacaktır” görüşü yer aldı.
YÖK değişecek ama...
Programda, YÖK Yasası’nın değiştirileceği de söylendi. YÖK Yasası’nda “yükseköğretimin merkeziyetçi ve bürokratik yapıdan kurtarılması, üniversite ve fakülte yönetim kurullarının yetkilerinin artırılması, kaynak yaratma ve harcama konusunda hareket serbestliğinin getirilmesi, üniversite sanayi ilişkilerinin geliştirilmesi”ne yönelik değişiklikler yapılacağı belirtildi.
Paralı lise
Hükümetin niyetleri içinde belki de en saldırganı ise liselerin paralı hale getirilmeye çalışılması. Ayrıca özel okullara da ucuz kredi verilmesi hedefleniyor. Programa “8 yıllık eğitim dışındaki daha üst eğitim kademelerindeki öğrencilerin ödeme gücü seviyelerine göre eğitim harcamalarına katılımını sağlamak için yasal düzenlemeler yapılacaktır” hükmü konulurken, liselerde halen bir yönerge ile alınan katkı payı, yasal zemine oturtulacak. Programda, uzun süredir gündemde olan özel okulların teşviki de yer aldı. Programa göre, Özel Öğretim Kanunu’nda, özel okullara “arsa tahsisi, vergi muafiyeti, vergi iadesi, cari harcamaların bir kısmına devletin katkısı, düşük faizli yatırım ve işletme kredisi” gibi teşvikler verilmesini öngören değişiklikler yapılacak.
MEB ve YÖK habersiz
Hükümet’in 2000 Yılı Programı’nda, ÖSS sisteminin değişmesinden, paralı eğitime ve özel okullara ucuz kredi verilmesine kadar birçok alanda düzenlemeler yapılması öngörülürken, bu düzenlemelerden Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK’ün haberinin olmadığı öğrenildi.

Başa dön


İşkence davaları yılan hikâyesi
Ankara Adliyesi’nde dün görülen iki işkence davası, işkence davalarının nasıl yıllar boyu sürüncemede bırakıldıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduğu 1996 yılı Aralık ayında işkence gören Behsat Örs’ün bir grup polis aleyhine açtığı işkence davasına devam edildi. Sanık polislerin katılmadığı duruşmada avukatları Behsat Örs’ün emniyette kaydedilen bant görüntülerinin deşifresinin mahkemeye iletilmesi yönündeki ara kararının iptalini talep ettiler.
Mevcut delillerin suçun tespiti açısından yeterli olduğunu kaydeden avukatlar, isteklerinin kabul edilmemesi halinde ise, kasetin kendilerinin ve bilirkişinin de hazır bulunacağı bir ortamda izlenmesi gerektiğini vurguladı. Avukatların, kaset üzerinde oynama yapılmış olabileceğine dikkat çekerek bilirkişi talep etmelerine karşılık hakimin, “O kadar yapmazlar. O kadar yaparlar mı? Yargılamayı uzatmayalım. Bilirkişi olmasın da azıcık biz de rahat edelim.” demesi dikkat çekti.
Hakim, avukatların kasetin izlenmesi aşamasında Behsat Örs’ün de hazır bulunması isteklerini ise Adalet Bakanlığı’nın “Nasıl olsa para, pul gerekçesiyle reddedeceği”ni söyleyerek kabul etmedi. Ankara 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 22 Aralık gününe ertelendi.
8 yıllık sürünceme
1991 yılı Ocak ayında gözaltında tutulduğu Ankara Emniyeti’nde öldürülen Birtan Altunbaş ile ilgili davaya ise Ankara 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Geçen duruşmada haklarında gıyabi tutuklama kararı alınan Ahmet Taştın ile Naip Kılıç’ın yakalanmalarına ilişkin tevkif müzekkeresine cevap alınamadığının açıklandığı duruşmada sanıklardan sadece Hasan Caviz Baro hazır bulundu. Ankara Emniyeti’nde görevli 10 polisin yargılandığı dava heyet değişikliği nedeniyle eski tutanakların okunmasıyla başladı. Hakim Nuri Yılmaz’ın, Altunbaş’ın gözaltı dönemine ilişkin Emniyet’in “Zimmet Defteri”nin mahkemeye ulaştığını bildirmesi üzerine avukatlar, defteri inceleyebilmeleri için süre talep etti. Avukatlar, mahkemenin dinlemesini istedikleri tanıkları defteri inceledikten sonra netleştireceklerini ve bildireceklerini açıkladı. Duruşma, 27 Ocak 1999 tarihine ertelendi.
Adliye Amiri yargılanamadı
Ankara Adliyesi’nde dün görülen davaların birini de Avukat Elvan Okur’a hakaret eden Adliye Karakol Amiri Mehmet Aydın’ın yargılanması oluşturdu. 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, mahkeme, Memurin Muhakematı Kanunu’nun varlığına atıf yaparak, dosyayı Ankara Valiliği’ne gönderme kararı aldı. Hakkında başka bir dizi suç duyurusu ve Bölge İdare Mahkemesi’nde dosya bulunan Aydın, mahkemede savunma yapmazken Okur’un avukatları, mahkemenin kanunun kaldırılmasının söz konusu olması ve yargılamanın son aşamaya gelmesi nedenleriyle göz önüne alarak yargılamaya devam etmesini talep etti. Avukatların taleplerini reddeden mahkeme, yargılamayı sona erdirdi.
Parasız eğitim talep eden ve Meclis’te pankart açan öğrencilerin 18 Mart 1998 tarihinde Yargıtay’da yapılacak duruşmaları sırasında gerçekleştirilmek istenen, ancak polis saldırısıyla dağıtılarak gözaltına alınan öğrencilerin yargılanması da dün 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. 44 öğrencinin yargılandığı duruşmada öğrencilerden Gülden Polat hazır bulundu. Dava, savunma tanıklarının dinlenmesi amacıyla 27 Ocak 2000 tarihine ertelendi.

Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net