www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Devlet yetkililerinin iddialı biçimde söz vererek en geç 30 Kasım’da teslim edeceklerini söyledikleri prefabrik evler tamamlanmayarak depremzedelere verilmedi. Süleyman Demirel ve devlet bakanı Koray Aydın’ın “kabusumuz olur” şeklindeki demeçleri ortada kaldı.


Merhamet dilemek yetmiyor
Devlet yetkililerinin iddialı biçimde söz vererek en geç 30 Kasım’da teslim edeceklerini söyledikleri prefabrik evler tamamlanmayarak depremzedelere verilmedi. Süleyman Demirel ve devlet bakanı Koray Aydın’ın “kabusumuz olur” şeklindeki demeçleri ortada kaldı. Bir anlamda onların kabusu gerçekleşirken, her geçen gün zorlaşan yaşam şartları depremzedeler için gerçek bir kabus olmaya devam ediyor. Hiç bir önlem almadan çadır içerisinde yanan katalitik sobalar ve tüpler çeşitli nedenlerle patlayınca ortaya dehşet verici görüntüler çıktı. Henüz bir kaç aylık bebekler yanarak can verdi. Zaten sağlıksız barınılan çadırlar bir de yangın tehlikesiyle karşı karşıya kalınca depremzedelerin durumu iyice kötüleşti. Yapılması gereken bir çok işin uygulayıcısı olması gereken devlet, bu konuda ki ihmalkarlığını devam ettiriyor. Ve depremzedelerin sorunları kısa zamanda çözülemeyecek kadar birikmiş durumda. Yazıl ve görsel medya konuyla ilgili haberleri hemen her gün aksatmadan topluma iletmeye devam ediyor. Çadırkentlerden verilen görüntüler ve haberler belki de orada yaşanılan tüm gerçekliği olduğu gibi yansıtıyor.
Yürek yakıyor ama...
Medyanın bu konuyu işleyip, üzerinde durmasına rağmen olayı biraz da “merhamet” dilemeye getirdiğini görebiliyoruz. “Yürek yakan çadırlar”, “Depremzedenin ahı” gibi başlıklarla içerisinde “Kederciliği” barındıran ve işin “Allaha” kaldığı havası yaratılıyor. Bunun yanında devletin gerçek yapısının ne olduğu gözlerden kaçırılarak, “Yüce devletten” yardım isteniliyor. Aynı sayfada deprem bölgelerinden verilen haberlerin yanı sıra devlet yetkililerin “umut” dağıtan açıklamalarının verilişi ve bunun hiç bir eleştirisi yapılmadan işlenilmesi devletten gelecek yardımı “bekleme” süresini uzattığı gibi, yöneltilecek eleştirilerin de önünü kesmiş oluyor.
Hangi Avrupa?
Türkiye’de deprem felaketi ve ona bağlanarak getirilen ağır vergi yasaları ekonomik şartları daha da zorlaştırırken Avrupa Birliği’ne girme beklentisi de gündemden düşmüş değil. Abdullah Öcalan’ın onanan idam kararının ardından “Ya idam ya Avrupa” ikilemine giren ve bu yönde “manevra” yapmak için fırsat arayan çeşitli köşe yazarları Avrupa için “çağdaş”lıktan bahsederken deprem bölgesinde yaşanan “çağdışı” daha doğrusu “insanlığa sığmayan” görüntüleri Avrupa Birliği’ne girmek için kıstas almıyorlar. “Demokrasi, insan hakları” vb. konularda estirilen rüzgar köye yazarlarının başlıca konuları olurken çadırkentlerde yaşanan felaketlerin, rezaletin Avrupa’lı olmanın neresinden geçtiğine değinilmiyor. Ondan sonra da, hem Avrupalı olmak isteği hem de dvletten merhamet beklemek arasında derin çelişkiler oluşuyor.

Başa dön



Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net