www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Kışı bahar edebilseydik...
Kimisinin doğup büyüdüğü topraklardı, kimisinin de “Belki bir iş buluruz” umuduyla taşradan kalkıp, yerleştikleri kentti İzmit ve ilçeleri.

“MAI, MIGA, tahkim;
   kahrolsun emperyalizm”

MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu’nun, 30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihleri arasında ABD’nin Seattle kentinde toplanan WTO (Dünya Ticaret Örgütü) 3. Bakanlar Konferansı’nın protesto etmek için...

TİSK, esnek çalışmanın
   yasallaşmasını istedi

Türkiye İşveren Sendikaları Konfedarasyonu (TİSK), işçi ve emekçilere işsizlik getiren esnek çalışmanın yasallaşmasını istedi.

Bahçeli’den Avrupa’ya Apo mesajı
MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın idam kararının uygulanmasının, Avrupa Birliği’ne tam üyelik koşulu olarak öne sürülmesine karşı çıkarak...


Kışı bahar edebilseydik...
Ebru Ilgaz
Yıllardır göz ardı edilen, iş alanı yaratılamayan ‘taşra’nın insanlarının, çocuklarının, yarınını, yatağını, yorganını yüklenip geldiği şehirler; ‘Türkiye ekonomisinin kalbi’, Adapazarı, Kocaeli, Gölcük, Yalova. 17 Ağustos’tan sonra; ‘... buralara geldiğine, geleceğine pişman’ olan bir yığın emekçi.
Gever ailesinin hikayesi
“Şırnak’tan göçüp geldik. Yedi sene oldu. İş buluruz diye, çocuklar doyar diye, yani çalışırız diye. Dokuz çocuk, üç gelin, dört de torun. Deprem her şeyimizi aldı. Zaten ne vardı ki? Şimdi hepimiz burada kalıyoruz. Tahtalarla, brandalarla kendimiz yaptık bu çadırı. Gelip halimizi soran yok. Bak bak... içerde bebeler var. Kızılay kırk gün yemek dağıttı. Sonra gitti.” Deprem bölgesinde yanına yaklaştığımız her insanın bir hikâyesi var anlatacak. Bu da Gever ailesinin hikâyesi. Yusuf Gever bir kez de bize anlatıyor başlarından geçenleri: İki kez kâğıt götürmüş, Gölcük Kriz Yönetim Merkezi’ne, kışı geçirecek sıcak bir yer için. İki defadır, ‘bir cavap yok!’ Gever ailesi de devletin kendilerini fark etmesini bekliyor: “Devlet bizi görsün, sesimizi duysun artık.”
Depremzede, ilk önce sıcak bir barınak istiyor. Kendi tanımlarıyla ‘kışı bahar edebilecekleri’ bir yer.
İsimler önemli mi sorunlar aynı?
Gölcük’teki 3962 çadırın bulunduğu 19 çadırkentte 3758 aile kalıyor. Şehir merkezindeki boş alanlarda kurulan derme-çatma barınaklarda ve çadırkentlerde konuştuğumuz her insan, bir an önce kışlık çadır ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini, aksi halde donarak öleceklerini söylüyor. Çocukların sürekli hastalandığını anlatan depremzedeler, ‘barınma yardımı’ adı altında kendilerine dağıtılan paranın tümünü, oturamadıkları ancak eşyalarını çıkaramadıkları ağır hasarlı konutlara kira olarak ödediklerini söylüyorlar. “Kışlık çadır dağıtsalar, kışı bahar edebilsek belki yaza sağlıklı çıkarız” diyen Gözlemetepe Çadırkenti’ndeki depremzedeler, verilen sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediğini, en çok da çocuklarının hayatından endişe ettiklerini söylüyorlar. İsimlerini sorduğumuz depremzedelerden gelen yanıt ise “İsimler önemli mi? Kaderler hep aynı. Herkes aynı durumda. Ayşe, Hülya, Gülten ya da bir başkası olmamız neyi değiştiriyor? Buradaki binlerce insan soğuktan donuyor, yiyecek ve kışı geçirecek bir yer istiyoruz!” oluyor.
‘Soba istiyorum’
Gölcük Kriz Masası önünde rastladığımız Güler Topanoğlu, yanakları ateşten kıpkırmızı olmuş üç yaşındaki oğlunu işaret ederek, şunları söylüyor:
“Oğlum Emre hastaneden daha yeni çıktık. Zatürre oldu soğuktan. Hastaneden çıktık ama tam olarak iyileşemedi. Yardım istemeye geldim buraya, barınak, soba istiyorum. Kocam çalışmıyor. Öylece ortada kaldık.”
Prefabrik verecekler mi?
Yetkililerin kışlık çadır getireceklerini söyledikten sonra eşyalarını Kızılay çadırından dışarı taşıyan Yıldız Kaya bizi görünce başlarından geçenleri ‘atlamadan’ anlatmaya koyuluyor: “İş bulabilmek için Erzurum’dan Gölcük’e göç ettik. Kocam üç yıl bir lastik fabrikasında çalıştıktan sonra işten çıkarıldı. Buradan hiçbir tazminat alamadık. Depremden hemen önce İstanbul’a gitti çalışmaya. Orada ne iş bulursa yapıyordu. Biz burada böyle olunca yanımıza koşup geldi. Şimdi buradaki kamptan sorumludur. Dört çocuğum var. Maddi manevi bir yardım göremiyoruz. Dağıttıkları katalitikleri yakmaya korkuyoruz. Bizi prefabriklere yerleştirecekler mi? Bir açıklama yapsınlar.”
Gidecek yerimiz yok
Sözünü kesip memleketine geri dönmeyi düşünüp düşünmediğini soruyoruz Yıldız Kaya’ya, cevabı, hükümetin inadına, “Burada da orada da bir şeyimiz kalmadı. Bundan sonra nereye gideriz, ne yaparız?” oluyor.

Başa dön


“MAI, MIGA, tahkim;
     kahrolsun emperyalizm”

MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu’nun, 30 Kasım-3 Aralık 1999 tarihleri arasında ABD’nin Seattle kentinde toplanan WTO (Dünya Ticaret Örgütü) 3. Bakanlar Konferansı’nın protesto etmek için 22 Kasım 1999 tarihinde Trakya ve Çorlu’da başlattığı eylem ve etkinlikler dün Ankara’da sona erdi.
Dün sabah saatlerinde Eskişehir’den yola çıkan grup öğle saatlerine doğru Ankara’da ODTÜ Kavşağı’nda karşılandı. Buradaki karşılamaya, TMMOB, Enerji Yapı Yol-Sen, BES, Tüm Sosyal-Sen, Tüm Bel-Sen, Dev. Maden-Sen, Haber-Sen ile Emeğin Partisi (EMEP) üye ve yöneticileri katıldı. Karşılamada yürüyüşçülerin Eskişehir’den yanlarında getirdikleri çiçekleri destek verenlere iletmesi dikkat çekti. Karşılamanın ardından grup, Meşrutiyet Caddesi’ne kadar araçlarla geldi ve buradan “MAI, MIGA, tahkim; kahrolsun emperyalizm” sloganını atarak Kızılay’daki Güvenpark’a kadar yürüdü. Gruba burada, SİP, Ankara Tabibi Odası ve TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu ile birlikte çok sayıda sendika ve kitle örgütü yöneticisi de katıldı.
İmzayı atan Türkiye’ye dönmesin
Burada bir konuşma yapan TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cemalettin Küçük, yürüyüş hakkında bilgi verdi. Küçük, yürüyüş güzergâhında MAI’yi, küreselleşmeyi anlattıklarını, emperyalizmin gerçek yüzünü teşhir etmeye çalıştıklarını ve halkın ilgisiyle karşılaştıklarını söyledi. Küçük, ABD’de yapılacak toplantıda Türkiye’nin antlaşmalara imza atmamasını isteyerek, “Eğer imza atarsanız Türkiye’ye geri dönmeyin. Hangi şirketin vatandaşı iseniz o şirkete gidin” dedi.
MAI ve Küreselleşmeye Karşı Çalışma Grubu’na Makina Mühendisleri Odası adına katılan Armağan Öztuksavul ise Dünya Ticaret Örgütü toplantısında en büyük saldırılardan birisine hazırlanıldığını, işçi ve emekçilerin kapsamlı saldırı ile karşı karşıya olduğunu ve tüm dünyada bu toplantıyı protesto etmek için eylemlerin düzenlendiğini vurguladı.
“Yaşasın sınıf dayanışması”, “Bu memleket bizim, sattırmayız”, “Kahrolsun kölelik düzeni”, “Talana, soyguna, sömürüye son” sloganlarıyla sık sık sözleri kesilen Öztuksavul, “Yürüyüş boyunca gördüklerimiz, dünya halklarının eylemleri umudumuzu diri tutuyor” dedi. Öztuksavul, bu toplantıda imzalanacak antlaşmaların Türkiye ve dünya halkları tarafından kabul edilmeyeceğini dile getirdi. Yaklaşık 100 kişinin katılımı ile gerçekleşen eylem, “Kahrolsun IMF bağımsız demokratik Türkiye”, “MAI, MIGA, tahkim; kahrolsun emperyalizm” sloganlarıyla sona erdi.
MAI karşıtları Eskişehir’deydi
MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu, Eşmeden’den sonra Eskişehir’e gitti. Eskişehir’de özelleştirilen ilk fabrika olan Sümerbank Eskişehir Basma Fabrikası önünde, TMMOB’a bağlı odalar, sendikalarla, EMEP ve ÖDP temsilcilerinden oluşan yaklaşık yüz kişilik bir grup tarafından döviz ve çiçeklerle karşılanan grup burada bir açıklama yaptı. Yürüyüşün amacının ve gezilen yerlerin anlatıldığı açıklama “MAI, MIGA, tahkim; kahrolsun emperyalizm” sloganlarıyla sona erdi. Daha sonra Mimarlar Odası’nda düzenlenen bir panele katılan grup, bu panelde 30 Kasım’da Seattle’de yapılacak olan Dünya Ticaret Örgütü’nün toplantısının gündemleri anlatıldı.

Başa dön


TİSK, esnek çalışmanın
   yasallaşmasını istedi

Türkiye İşveren Sendikaları Konfedarasyonu (TİSK), işçi ve emekçilere işsizlik getiren esnek çalışmanın yasallaşmasını istedi. Çalışma yaşamında esneklik süreçlerini geçerli kılacak yasal ve idari değişiklik çalışmalarının bir an önce başlatılmasını ve hızla tamamlanması gerektiğini söyleyen TİSK Başkanı Refik Baydur, “TİSK bunu bir zorunluluk olarak değerlendirmektedir” dedi.
TİSK’in bu talebi Hak-İş Başkanı Salim Uslu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler tarafından destek gördü.
TİSK tarafından düzelenen, “Çalışma Yaşamında Esneklik Semineri” dün Swissotel’de yapıldı. Çok sayıda işverenin katıldığı seminerde açılış konuşması yapan TİSK Başkanı Refik Baydur, üçüncü bin yılın eşiğinde, esnek çalışma kavramı gerek dünyada, gerek ülkemizde, üzerinde en çok durulan konuların başında geldiğini beliterek, “Ekonomik süreçlerdeki sürekli hızlı ve yapısal farklılaşma, çalışma hayatını düzenleyen normlarda da yenilik ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Çalışma hayatını düzenleyen kurallar, işgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayabilme niteliğini kaybetmiş; teknolojik gelişme ve artan uluslararası rekabet ve küreselleşme haraketlerinin yanı sıra, işsizlik gibi faktörler klasik tam gün istihdam kavramından uzaklaşılarak esnek çalışma modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuşlardır” dedi.
Ülkemizde geçmiş dönemlerde yaşanan krizler sırasında Hak-İş’e bağlı sendikaların esneklik konusunda işverenlere yardımcı olduklarını söyleyen Hak-İş Başkanı Salim Uslu, “Bu sorunların çözülmesi için çalışma hayatını ilgilendiren yasaların yumuşatılması gerekirr” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ise esnekliğin “kuralsızlaştırma” değil, “yeniden düzenleme” olarak algılanması gerektiğini savunarak, esnekleşmenin yasalaşması için çalışacaklarını söyledi.
Okuyan’dan sonra söz alan Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, “Bugün buraya gelen iki bakan olarak üzerimize düşeni yaptık. Bu yüzden alnımız ak. Sosyal Güvenlik Yasası’nın Meclis’ten geçmesi için çok çalıştık. Bizim çok katkımız oldu. Bundan sonraki taleplerinizi de yerine getireceğiz”

Başa dön


Bahçeli’den Avrupa’ya Apo mesajı
MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın idam kararının uygulanmasının, Avrupa Birliği’ne tam üyelik koşulu olarak öne sürülmesine karşı çıkarak, Türkiye’ye baskı yapılmasına kimsenin razı olmayacağını, TBMM’nin hür iradesine de kimsenin ipotek koyamayacağını söyledi.
Bahçeli, grup toplantısındaki konuşmasının büyük bölümünü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın idam kararının onaylanmasının ardından “AB üyeliği için Apo’nun idam edilmemesi gerektiği” görüşü üzerinde başlayan tartışmalara ayırdı. Türkiye’nin AB üyeliği için “terörle mücadelesinden geri adım atmayacağı” mesajını veren ve “Avrupa ülkeleri adına ortaya konulan düşüncelerin tartmadan sahiplenilmesini anlamak mümkün değil” diyen Bahçeli, Öcalan’a idam kararının tam üyelikle bağdaştırılmasının da ahlaki ve mantıki olmadığını savunarak söyle konuştu: “Bu tez iyi niyetle savunuluyor olunsa bile, son tahlilde Türkiye’nin saygınlığını, onurunu ve önemini yok sayan bir yaklaşımdır. Yine bu tez, ülkemizi görünürde Avrupa Birliği nezdinde sevecen yapacak, gerçekte ise ciddiye ve dikkate alınmamasına vesile teşkil edecektir. Türkiye’nin birliğe üyeliği ile terörist başının irtibatlandırılması, en başta Avrupa değerleri ve uluslararası ilişkiler bakımından çok üzücü ve düşündürücü bir yaklaşımdır.” Avrupa’nın PKK ile ilişkileri konusunda bu zamana kadar ciddi bir özeleştiri ortaya koyamadığını savunan Bahçeli, PKK’nin diğer yöneticileri hakkında verilen cezalara aynı duyarlılığın gösterilmemesinin Avrupa’nın Öcalan konusundaki tepkisinin siyasi olduğunu gösterdiğini ileri sürdü. Tam üyelik konusunun idam kararıyla ilişkilendirilmesine karşı çıkan Bahçeli, şöyle konuştu:
“Bu durum sadece Türkiye’ye karşı hakaret ve haksızlık değil, Avrupa Birliği’nin kendisini küçük düşürecek ve itibarını ciddi biçimde sarsacak bir tavrı ifade etmektedir. Biz özellikle 50 yıldır yakın siyasi ve ekonomik ilişki içerisinde olduğumuz Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin 10 Aralık’ta toplanacak olan Helsinki Zirvesi’ne gölge düşüreceklerini zannetmiyoruz. Türkiye Avrupa’yla onurlu ve adil bir tam üyelik süreciyle bütünleşmek istemektedir.”

Başa dön


Artçı sarsıntılar sürüyor
Marmara ve Düzce depremlerinin artçı sarsıntıları sürüyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden verilen bilgiye göre, dün saat 00.08’den sonra kaydedilen sarsıntıların büyüklük ve merkez üsleri şöyle: Bolu’da saat 00.08’de 3.1 ve saat 01.42’de 3.0, Bolu-Kaynaşlı’da saat 04.03’te 3.5 ve saat 05.28’de 3.2.
Deprem eğitimi verilmeli
İstanbul Teknik Üniversitesi Joefizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, okullarda deprem eğitimi verilmesinin bir zorunluluk olduğunu söyledi. Kocaeli Jeofizik Mühendisleri Odası’nca düzenlenen “Kocaeli Depremi ve Sonrası” başlıklı panelde konuşan Gündoğdu, halkın deprem konusunda bilgisiz olduğunu söyledi. Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Gündoğdu, bilinçlenmenin eğitimle sağlanabileceğini vurgulayarak, “Deprem eğitimimiz olmadığı için binlerce kişi öldü ve çok korktuk. İnsanlar bilmediği şeylerden korkar. Bunun yanı sıra depremdeki kurtarma ve ilk yardım eğitimi de gösterilmelidir. Birçok kişi bilinçsiz yapılan kurtarma çalışmalarında ölmüştür” diye konuştu.
Taksici deprem timleri
İstanbul’daki yaklaşık 1200 taksi durağında, deprem ve diğer afetlerde halka kurtarma ve ilk yardım hizmeti verecek “deprem timleri” oluşturuluyor. Telsiz donanımına sahip her taksi durağında, kazma, kürek, balyoz, keski, kask, murç, demir kesme makası, ceset torbası, ilk yardım malzemesi, el feneri, düdük, yangın söndürücü, çizme, portatif sedye, maske, iş eldiveni, ışıklandırma teçhizatlı yedek akü, halat, battaniye, içme suyu ile katı ve konserve yiyecek bulundurulacak. Toplam 120 milyar lira tutan bu malzemelerin parası da, yine taksici esnafı tarafından karşılanacak.
Öğrencilere parasız yatılılık imkânı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrenimleri yarıda kalan ilköğretim ve lise düzeyindeki çocuklarını parasız yatılı olarak okutmak isteyen ailelerin, en kısa zamanda bulundukları il ya da ilçe milli eğitim müdürlüklerine başvurmalarını istedi. MEB’den deprem bölgesindeki vatandaşlara yönelik olarak yapılan duyuruda, depremden etkilenen ve öğrenimleri yarıda kalan ilköğretim ve lise düzeyindeki öğrenciler için, istedikleri ilde parasız yatılı olarak okuma olanağı sağlandığı belirtildi. Duyuruda, giyim, kırtasiye ve yemek ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında, öğrencilere harçlık da ödeneceği ifade edildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net