www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Bugün işçi sınıfına düşen görev, geç de olsa içi boşaltılarak çıkarılmış olan ve 1 Haziran 2000’den itibaren yürürlüğe girecek olan “İşsizlik Sigortası Yasası”nın kapsam ve içeriğinin geliştirilmesi yönünde mücadele etmektir. Sermayenin kıdem tazminatına yönelik saldırılarına karşı hazırlıklı olunmalı ve mücadele, kazanılmış hakların korunması, geliştirilmesi üzerinden yükseltilmelidir.


İşsizlik sigortası aldatmacası(2)
Ahmet Ersun Genç

Yasanın içeriği geliştirilmelidir
Türkiye’de 4447 sayılı yasa ile getirilen işsizlik sigortası, 1 Haziran 2000 tarihinde uygulamaya sokulacaktır. İşsizlik sigortasının finansmanı, sigortalının 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı SSK Kanunu’nun 77 ve 78’inci maddelerinde belirtilen prime esas aylık bürüt kazançlarından, her ne ad altında olursa olsun ay itibariyle ödenmesi mutad olanların bürütü üzerinden, yüzde 2 sigortalı, yüzde 3 işveren, yüzde 2 devlet katkısından oluşmaktadır.
İşsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için, sigortalının “herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın” işini kaybetmiş olması gerekmektedir. 1475 sayılı İş Yasası’nın 13’üncü maddesine göre işten çıkarılan, 17’inci maddesinin 1 ve 3 bentlerine göre işten çıkarılan kişiler ile süresi belli işlerde çalışanların bu süre sonunda işsiz kalmaları ve özelleştirme nedeniyle işsiz kalmış olmaları gerekmektedir. Ancak kendi isteğiyle işten ayrılanlar, askere giden veya 1475 sayılı İş Yasası’nın 17/2. maddesi uyarınca işten çıkarılanlar bu haktan yararlanamamaktadır. Yani; izin almadan ve haklı bir nedeni olmadan iki gün üstüste işe gelmeyen, bir ay içerisinde iki defa her hangi bir tatilden sonraki iş günü işe gelmeyen, bir ayda aralıklı da olsa üç iş günü işe gelmeyen kişi tazminatsız olarak işten çıkartıldığında işsizlik ödeneğinden yararlanamamaktadır. Yine, işyerinde verilen işi yapmadığı veya direniş yaptığı gerekçesiyle işten çıkarılanlara da işsizlik ödeneği ödenmemektedir.
Avrupa ülkelerindeki uygulamalarda görüldüğü gibi her ne suretle olursa olsun, gerek kendi iradesi dışında, gerekse kendi iradesiyle işten ayrılanların tamamı işsizlik sigortası ödemelerinden yararlanabilmektedir. Çıkarılan yasayla daha baştan bu ödemeden yararlanacak kişilerin kapsamı büyük oranda daraltılmış olup, işverenlerin keyfi olarak 17/2. maddeden işçinin iş akdini feshederek işsizlik ödeneğinden yararlanmasını engellemeleri söz konusu olabilecektir. Ayrıca tazminatsız olarak iş akdi feshedilenler işsizlik sigortasından da yararlandırılmayarak ikinci kez cezalandırılarak mağdur edilmiş olacaktır.
İkinci bir kısıtlama
İşsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için getirilen ikinci bir kısıtlama ise, belirli bir süre çalışma ve prim ödeme süresi getirilmiş olmasıdır. Her şeyden önce sigortalının hizmet akdinin sona ermesinden önceki 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde;
- 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
- 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
- 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün, süre ile işsizlik ödeneği verileceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan yasanın 50. maddesiyle hüküm altına alınan bu madde de göstermektedir ki, yasada belirtilen prim ödeme gün sayılarını yerine getiren bir sigortalı, işsiz kaldığında en az 3 ay en fazla 10 ay işsizlik ödeneğinden yararlanabilecek, bu süre zarfında bir süre yerleştirilemeyen veya kendi imkânıyla iş bulamayan işsiz kendi kaderine terkedilecektir.
İşsizlik sigortası sisteminin olduğu Avrupa ülkelerinde ise bu süre, kişinin yeni bir işe girmesine kadar devam etmektedir. Hem işsizlik sigortası hem de işsizlik yardımının uygulandığı ülkelerde, ülkelere göre farklılık gösterse de 2 ila 3 yıl arasında işsizlik sigortasından yararlanabilmekte, eğer işsiz hâlâ bir işe yerleşmemişse finansmanı devlet tarafından karşılanan, işsizlik sigortası ödeneğine göre biraz daha düşük oranda ödenen işsizlik yardımı devreye girmektedir.
Üçüncü kısıtlama
Üçüncü bir kısıtlama ise, işsizlik ödeneği miktarlarında karşımıza çıkmaktadır. Çıkarılan yasayla ülkemizde işsiz kalanlara ödenecek işsizlik ödeneği miktarı; sigortalının son dört aylık prime esas kazançları üzerinden net ücreti hesaplanarak, bunun yüzde 50’si işsizlik ödeneği olarak verilecektir. Ancak işsizlik ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin netini aşamayacaktır. Örneğin 300 milyon TL ücret alan bir işçi işsiz kaldığında en fazla alacağı işsizlik ödeneği 70 milyon TL. dir. Eğer asgari ücret üzerinden sigortası yapılmışsa alabileceği ücret 35 milyon TL civarında olabilecektir. Diğer ülke uygulamalarına baktığımızda bu oran işçinin çalışırken aldığı ücretin yüzde 60-70’i civarındadır ve bir tavan sınırlaması çoğunlukla bulunmamaktadır.
Yasanın diğer bir kusuru ise ödeme süresinin bitiminde sigortadan yararlananın henüz bir işe girmemiş olması halinde asgari yaşamını sürdürebileceği bir gelirden mahrum bırakılmasıdır. Yani büyük bir devrim diye sunulan işsizlik sigortasıyla birlikte işsizlik yardımı ödeneği yasaya konulmamıştır.
Finansmanı çalışanlara
İşsizlik sigortasının finansmanına baktığımızda, çıkarılan yasaya göre Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi Yasası’yla işçi ve işverenlerden kesilen ve çalışanların Zorunlu Tasarruf Fonu’nun kaynağını oluşturan yüzde 2 oranında işçilerden ve yüzde 3 oranında işverenden kesilen paylara yüzde 2 oranında da devlet katkısı getirilmiş, 09.03.1988 tarihli ve 2925 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun’un 2 ve 3. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır. Bu düzenlemeyle işsizlik sigortasının finansmanı da çalışanlara yüklenmiştir.
Bilindiği gibi 28 Ağustos 1996 tarihinde Refah-Yol hükümeti döneminde çıkarılan bir yasa, işçilerden yüzde 2’lik zorunlu tasarruf kesintisinin ücretlere eklenmesini, işverenlerin yüzde 3’lük katkısının da işverenlere bırakılmasını öngörmekteydi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 11 Eylül 1996 tarihinde bu yasayı yeniden görüşülmek üzere Meclis’e iade gerekçesinde “Yüzde 3’lük işveren katkısının işçilerin kazanılmış hakkı olduğu ve sistemin kaldırılması durumunda ücretlere eklenmesi gerektiğini” belirtmiştir. Bu durum gözönüne alındığında işverene yeni bir ek yük getirmemekte, işsizlik sigortasının finansmanı işçiye yıkılmaktadır. Ayrıca yasanın yürürlüğe gireceği 01.06.2000 tarihinden itibaren zorunlu tasarruf fonunda biriken paraların akibeti ve bu paraların hak sahiplerine ne zaman ödeneceği konusunda bir düzenleme getirilmemiştir.
Yasada işsizlik sigortası primlerinin toplanmasından Sosyal Sigortalar Kurumu, diğer her türlü hizmet ve işlemlerin yapılmasından İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü görevli, yetkili ve sorumlu kılınmıştır. Bu çerçevede İş ve İşçi Bulma Kurumu, işsizlik sigortası fonuna aktarılan, işçi, işveren ve devlet katkılarının Fon Yönetim Kurulu Kararları çerçevesinde değerlendirilmesine ilişkin işlemleri yürütmek, primlerin kişi bazında kaydını tutmak, işsizlik ödeneği ödenmesine ilişkin her türlü işlemleri yapmak, hastalık ve analık sigortası primlerinin SSK’ya yatırılmasını sağlamak, işsizlere yönelik mesleki eğitim tedbirleri ile ilgili işlemleri yapmak ve bu kanunun uygulanması ile ilgili olarak kanunla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlü kılınmıştır. İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun mevcut yapısıyla bu görevleri yerine getirmesi mümkün gözükmemektedir. Kurum taşrada hizmetlerini 12 Bölge Müdürlüğü ile 81 ildeki Şube Müdürlüğü ve 33 ilçedeki Büro Şeflikleri aracılığıyla sunmaya çalışmakta, çoğunluğu kirada olan hizmet birimleri donanım ve personel yetersizliği nedeniyle hizmet veremez durumdadır. Kurumun genel müdürlük ve taşra birimlerindeki toplam personel sayısı 1800 civarındadır. İllerdeki hizmet birimi olan şube müdürlüklerinin birçoğunda bu hizmetler 3-5 personelle yürütülmeye çalışılmaktadır. Yasanın yürürlüğe gireceği tarihe kadar donanım ve personel eksiklikleri giderilmediği takdirde kurum işsizlik ödeneğinin ödenmeye başlanmasıyla birlikte çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacaktır.
57’nci hükümetin hiç gündeminde yokken “Sosyal Güvenliğin Tasfiyesi”ne karşı oluşan toplumsal muhalefeti kırmak amacıyla gündeme getirdiği ve içi boşaltılarak yasalaştırılan “İşsizlik Sigortası Yasası” sermaye tarafından kazanılmış haklara yeni bir saldırının aracı olarak gündeme getirilmeye çalışılmaktadır. Bu saldırı işsizlik sigortasının kıdem tazminatının bir alternatifi olduğu, ülkemizde de işsizlik sigortasının yasallaşmasıyla birlikte kıdem tazminatı ile ilgili yasal düzenlemelerin ortadan kaldırılması gerektiği tartışılmaya açılmak istenmektedir.
İşsizlik sigortası ve işsizlik yardımının uygulandığı, İngiltere, Belçika, Luksemburg, İtalya, Fransa, Almanya, İspanya gibi birçok ülkede kıdem tazminatı ödemeleri de mevcuttur.
Bugün işçi sınıfına düşen görev, geç de olsa içi boşaltılarak çıkarılmış olan “İşsizlik Sigortası Yasası”nın kapsam ve içeriğinin geliştirilmesi yönünde mücadele etmektir. Sermayenin kıdem tazminatına yönelik saldırılarına karşı hazırlıklı olunmalı ve mücadele, kazanılmış hakların korunması, geliştirilmesi üzerinden yükseltilmelidir.
İspanya, Hollanda ve İngiltere’de işsizlik sigortası
İspanya’da işsizlik sigortası ve işsizlik yardımı birlikte uygulanmaktadır. İşsizlik sigortasının finansmanı, işçi ve işverenin katkılarından oluşmaktadır. Ödenek miktarı ücretin yüzde 80’i oranında olup, kanuni asgari ücretin yüzde 170’ini geçememektedir. İşten ayrılma kişinin iradesine bağlı olarak gerçekleşmişse, bu haktan yararlanabilmek için 6 ay beklemek şarttır. İşsizlik sigortasından yararlanma süresi ise çalışma süresine bağlı olarak 3 ile 24 ay arasında değişmektedir. İşsizlik yardımı; işsizlik sigortasına hak kazanamayan veya işsizlik sigortasından yararlanma süresini doldurmuş olan kayıtlı işsizlere, en az üç ay sigortalı olarak çalışmış olmaları kaydıyla yapılmaktadır. Yardım miktarı kanuni asgari ücretin yüzde 75’i oranında olup 3 ile 18 ay arasında değişmektedir. 55 yaşından sonra işsiz kalanlara da emeklilik yaşına kadar ödeme yapılmaktadır. Ayrıca İspanya’da kıdem tazminatı uygulaması da mevcuttur.
Hollanda’da işsizlik sigortası ve işsizlik yardımı birlikte uygulanmaktadır. İşsizlik sigortasının finansmanı işçi ve işveren katkılarından oluşmaktadır. Ödenek miktarı, ücretin en fazla yüzde 70’i oranındadır. İşsizlik sigortasının süresi, hizmet süresi ve yaş dikkate alınarak 6 ay ile 5 yıl arasında değişmekte ve bir yıl daha asgari ücretin yüzde 70’i oranında ödeme yapılarak uzatılabilmektedir. İşsizlik yardımından; işsizlik sigortasına hak kazanamayan veya yararlanma süresini dolduran kayıtlı işsizler ve yardıma ihtiyacı olanlar ile diğer ihtiyaç sahipleri yararlanabilmektedir. Yardım miktarı sabittir, ancak yaşa ve statüye bağlı olarak değişebilmektedir.
İngiltere’de işsizlik sigortası ve işsizlik yardımı birlikte uygulanmaktadır. Finansmanı, işçi ve işverenlerin katkılarıyla oluşturulan Milli Sigorta Fonu’ndan karşılanmaktadır. Ödenek miktarı sabit olmakla birlikte, bakmakla yükümlü olunan yetişkin sayısına göre değişmektedir. İşsizlik sigortasından kendi isteği ve kusuru dışında işten ayrılanlar üç gün içerisinde, kendi isteği ile işten ayrılanlar ise 6 ay sonra yararlanabilmektedirler. İşsizlik yardımı, işsizlik sigortasına hak kazanamamış veya yararlanma süresini doldurmuş kayıtlı işçilerle, yardıma ihtiyacı olan kişilere ve diğer ihtiyaç sahiplerine verilmektedir. Yardım miktarı sabit olmakla birlikte yaşa ve statüye göre değişebilmektedir. İngiltere’de, ayrıca işten çıkma tazminatı ve mesleki emekli aylığı uygulaması da mevcuttur.
BİTTİ
Başa dön


Portre

Claude Monet
(1840 - 1926)
Fransız ressam Monet, İzlenimcilik’in (Empresyonizm) en etkin temsilcisi olmuş ve bu üslûbu tüm yaşamı boyunca sürdürmüştür. Manzara resmine ilk kez Eugene Boudin’in etkisiyle yöneldi. Bu, onu açık havada çalışmaya yöneltti. 1859’da Paris’te Académie Suisse’de resim öğrenimine başladı. Burada Pissarro ile yakın dostluk kurdu. Boudin ve J.B. Jongkind ile birlikte bir süre çalışan Monet, Paris’e dönüşünde Marc Charles Gabriel Gleyre’nin atölyesine girdi. Jean-Frédéric Bazille, Renoir ve Sisley ile dost oldu. Bu sıralarda tanıştığı Manet’nin yapıtlarına hayranlık duydu. 1863’te Bazille, Reoir ve Sisley ile birlikte Barbizon’a resim yapmaya gitti. 1865’te Courbet ile Troville’de çalıştı. Bu dönem oldukça sıkıntılı, parasız günler geçirdi. Fransa-Prusya Savaşı başlayınca, 1870’te İngiltere’ye gitti. Burada Pissarro ile birlikte oldu. Constable ve Tunner’ı inceledi ve hava perspektifi kavramını geliştirdi. 1874’te İzlenim, Gün Doğumu adlı resmi ile İzlenimciler’in ilk sergisine katıldı. Büyük tepkilere neden olan bu sergiden sonra grup, Monet’nin yapıtının adıyla anılmaya başlandı. Monet, İzlenimciler’in 1882’ye değin açılan tüm sergilerine katıldı. 1878-1881 arasında Vétheuil’de çalıştıktan sonra iki yıl kadar Normandiya kıyılarını gezdi ve 1883’te Giverny’ye yerleşti. Fransa’nın çeşitli yörelerine, Londra’ya ve Venedik’e yaptığı kısa süreli gezilerin dışında yaşamının sonuna değin burada yaşadı. 1889’da Rodin’le birlikte Paris’e gitti. Paris’te açtığı sergi ilk büyük başarısı oldu ve bu tarihten sonra da para sıkıntısı büyük ölçüde hafifledi. 1923’de görme duyusunu kısmen yitirmesine karşın, ölümüne değin resim çalışmalarını sürdürdü. Monet, sanat yaşamının başlarında, birçok sanatçının tersine, eski ustalara ilgi duymamış, daha çok çağdaş ressamların yapıtlarını incelemiştir. İlk dönem resimlerinden özellikle Manet’nin renk uyumlarından etkilenerek çalışmıştır. 1870’den sonra kendini tümüyle manzara resmine vermiş ve açık havada çalışmayı ilke edinmiştir. Son dönemlerinde gerçekleştirdiği Nilüferler dizisinde, gerçeği, öznel bir bakış açısıyla şiirsel bir havaya büründürmeye başlamış ve renkleri giderek soyuta yaklaşan bir biçimde kullanmaya yönelmiştir.
Güncel Tarih

1934
SERGEY KİROV ÖLDÜRÜLDÜ
Ekim Devrimi’nden sonra Bolşeviklerin Kafkasya’daki denetim alanını genişletmek için çalışan ve aynı zamanda SBKP Politbüro Üyesi Sergei Kirov, Leningrad Parti Merkezi’nde Lenoid Nikolayev adlı bir genç tarafından öldürüldü. Suikasti düzenleyenler olay sonrası yakalanarak kurşuna dizildiler. Fotoğrafta Kirov Stalin’le birlikte.

1998
BİLİMADAMLARI ÖLÜME İTİLDİ
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde NATO için zırh projesinde çalışan ve kanser olan Prof. Nazım Bozkurt ve Doç. Dr. Altmışoğlu öldü.


DÜNYA AİDS GÜNÜ

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net