www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



‘Burjuvazi hakları lütfetmez’
"Bu demektir ki, işçilerin örgütlenmeleri grevden bağımsız olmadığı için burjuvazi ve burjuva demokrasisi tarafından kabul edilmemiştir."

137 belediye işçisi işten atıldı
Göreve geldiğinden bu yana sürekli eski işçileri atarak yerine kendi yandaşlarını alan MHP’li Belediye Başkanı Ahmet Ünal, daha önce işten attığı 300 işçinin ardından dün de 137 işçiyi daha işten attı.

Bekirpaşa ve Saraybahçe belediye
   işçileri işbıraktı

İzmit’e bağlı Bekirpaşa ve Saraybahçe Belediyesi’nde çalışan işçiler, birikmiş alacaklarının ödenmemesi üzerine işbırakma eylemi başlattı.


‘Burjuvazi hakları lütfetmez’
Kitlesel işten atmalar, her alanda sürdürülen özelleştirmeler, esnek çalışma, iş güvenliği ve sosyal güvenlik başta olmak üzere bütün sosyal hakların gaspı, toplusözleşme düzeni ortadan kaldırılarak sendikaların işlevsizleştirilmesi... Sermayenin uluslararası çapta sürdürdüğü bu saldırılar, işçi sınıfının 150 yıllık mücadelesinin bütün kazanımlarını hedefliyor. “Yeniden yapılandırma”, “reform”, “demokratikleşme” ve “insan hakları” sözcüklerini dilinden düşürmeyen sermaye, 18. yüzyıldaki kadar “örgütsüz ve çaresiz” bir işçi sınıfı arzuluyor.
Grevler yasaklanıyor, mitingler engelleniyor, talepleri için sokağa çıkan emekçiler coplanıyor, 10 yıldır grev ve toplusözleşme hakları için mücadele eden kamu emekçileri gaz bombalarıyla dağıtılıyor, sendikacılar ve işçi önderleri gözaltında kaybediliyor, birlik ve dayanışma için alanları dolduranların üzerine ateş açılıyor...
Gebze’den bir metal işçisi olan Salih Yener, gazetemize gönderdiği mektupta, sermayenin işçi sınıfına hiçbir hak lütfetmediğini, her hakkın birçok ülkede ayrı ayrı verilen yoğun mücadelelerle kazanıldığını hatırlatıyor ve ekliyor: “Kendiliğinden olmasını bekliyorsak, daha çoook beklememiz gerekecek.”
Yener’in mektubunu aynen yayınlıyoruz.

“Şunu açıkça söylüyorum. Ücret artışlarının elde edildiği grevlerin fiyatlarda genel bir yükseliş yaratmaması olanaksızdır. İki kere ikinin dört etmesi kadar kesindir bu.” (Sefaletin Felsefesi/Proudhon)
İki kere ikinin dört etmesi dışında hiçbir doğru yanı bulunmayan bu düşüncenin yanlışlığı, bilimsel ve pratik olarak defalarca kanıtlanmış bu safsatanın, göz boyamaktan başka hiçbir değeri bulunmayan bu politik sahtekârlığın her şeye rağmen günümüzde de sürdürülmekte olmasının önemli bir nedeni vardır. Hatta alternatifi bulunmadığı ileri sürülen kapitalist ekonomik politikaların özünü bir yanıyla da bu safsata oluşturmaktadır.
Doğrudan bu derece uzak bir düşüncenin, politik hatta bilimsel bir değer verilerek hâlâ yaşatılıyor olmasını yadırgamamak gerekir. Çünkü bu formül bir ekonomik ilişkiler sisteminin içyüzünün ve işleyişinin örtbas edilmesine hizmet eden oldukça etkin bir görevi üstlenmekte ve zaten ancak sömürü ilişkisi temelinde işlevini sürdürebilmektedir.
Bugünkü klasik burjuva demokrasisinin ilk belgesi sayılabileceğimiz 1793 Fransız Anayasası’nda ve bu devrimin öteki belgelerinde burjuvalar tarafından sendika ve grev hakkı kabul edilmek şöyle dursun, ‘işçi birlikleri’ bile anayasaya karşı girişimler olarak ilan edilmiş ve 1 yıl hapis cezasına bağlanmıştır. Bu en “tam” demokrasi bile acımasız bir sınıfsallıkla “grevi” fuhuş, hırsızlık gibi suçlardan bir suç olarak görmüş ve somutta greve karşı olduğu için işçilerin örgütlenmesini yasaklamıştır.
Bu demektir ki, işçilerin örgütlenmeleri grevden bağımsız olmadığı için burjuvazi ve burjuva demokrasisi tarafından kabul edilmemiştir.
İlk sendikalar 1824 yılında İngiltere’de kuruldular. Ancak hemen bir yıl sonra 1825’te görüldü ki, sendikal örgütlenme işçileri mücadelede güçlü ve grev hareketlerini yenilmez kılıyordu. Çünkü sendikalarda işçiler “lokal” örgülenmelerle yetinmiyor, il ve bölge, giderek işkolu temelinde genişleyip ülke çapında güçlü birliklere varıyorlardı. Sendikalar arası dayanışma işçi sınıfının dayanışmacı özelliğine bağlı olarak o güne kadar alışılmış sömürü oranlarını zorlamaya başlıyordu.
Nitekim bu yüzden ve bir dizi zorlu çatışmalar sonucunda işçilerin sendika kurma hakları yasaklandı. Ama yine de İngiliz işçileri görülmemiş boyuttaki grevleri 1848 yılına kadar “yasal sendika haklarından” yoksun olarak yürüttüler.
Ama işçiler sadece hakkından yoksun oldukları şeyin bizzat kendisinden yoksun olmadılar. İngiltere’de 1816 yılında sendikalar henüz yasal olarak yasakken olağanüstü örgütlülükte ve güçlü bir Pamuk Eğiricileri Sendikası’nın varlığı ortaya çıktı. Grevleri kimliği bilinmeyen gizli bir komite yönetmişti.
Biz işçilere, sendikaları kurmamız, burjuvaların bir nimeti olarak bağışlanmadı. Burjuvazi biz işçilere dünyanın hiçbir yerinde sendikal örgütlenme hakkını kendiğilinden vermediği gibi bu hak burjuva anayasalarında da bir lütuf olarak ortaya çıkmadı. Bu hak her ülkede ayrı ayrı verilen yoğun mücadelerle kazanıldı.
Kapitalizm başından beri ücretlerin artırılması ve işgününün kısaltılması taleplerine karşı kan dökmüştü. Grevi hak olarak kabullenmekten uzak durmuş; onu fuhuş, hırsızlık gibi suçlarla bir tutup şiddetle cezalandırmıştı. Fakat sonunda bir şeye, her şeyin güçler dengesi tarafından belirleneceği yasasına boyun eğmişti.
Sermayenin emeğe karşı iyi niyeti hiçbir zaman var olmamıştır ve olmayacaktır. Eğer biz işçiler kapitalizmin sınırları içinde kalarak hak arayacaksak kapitalizmin vereceği hiçbir şey yoktur. Sermayenin kendiliğinden vereceğini umuyorsak kendi tarihimize dönüp bakmamız yetecektir, kendiliğinden olacağını bekliyorsak daha çoook beklememiz gerekecektir.

Başa dön


137 belediye işçisi işten atıldı
Halil İmrek
“Kimsenin ekmeğiyle oynamayacağını” iddiasıyla 18 Nisan seçimlerinde işbaşına gelen MHP’li Yüreğir Belediye Başkanı Ahmet Ünal, seçimlerden bu yana 437 işçi attı. Ancak belediyede seçimlerden önce 600 civarında olan çalışan işçi sayısı, şu anda 1200’e ulaşmış durumda. Daha önce 300 işçinin atıldığı Yüreğir Belediyesi’nden dün de 137 işçi atıldı. Atılan işçilerin birçoğunun emekliliğinin yaklaştığı, hatta emekliliğine 2-3 ay kalan işçilerin olduğu öğrenildi. Belediye başkanı, ilk attığı işçilere olduğu gibi son attıklarına da paralarını ödemedi.
Hizmet-İş ortada yok
İş akitleri hafta sonu feshedilen işçiler, atıldıklarını işbaşı yapmak üzere sabah belediyeye geldiklerinde öğrendiler. Bunun üzerine tepki gösteren işçiler, belediye önünde oturmaya başladılar. İşçiler belediye aleyhine dava açacaklarını ve işe dönene kadar direneceklerini söylüyorlar. “Biz günün her saati yorulmak nedir bilmeden çalışıyorduk. En pis, en ağır işi biz yapıyorduk, ama ekmeğimizle oynayıp bizi kapı dışarı ettiler” diyerek tepkilerini dile getiren işçiler, daha önce de yine işten atma tehdidiyle üyesi oldukları Genel-İş’ten istifa ettirilmiş ve Hizmet-İş’e üye yapılmışlardı. İşlerine son verildiği halde Hizmet-İş Sendikası’nın ortada görünmediğini belirten işçilere destek, yine eski sendikaları Genel-İş 2 No’lu Şube başkanı ve yöneticilerinden geldi.
İşverenin Hizmet-İş aşkı
Sabah erken saatlerde işçilerin yanına gelen Genel-İş yöneticileri, burada işçilere ve kamuoyuna yönelik bir açıklama yaptılar. Hizmet-İş’e seslenen sendikacılar, “Gerçekten işçilerin hakkını savunuyorsa gelsinler olaya birlikte tepki gösterelim” dediler.
Hizmet-İş’in Şube Başkanı Hüseyin Öztürk’ün aynı zamanda Belediye Başkan Yardımcısı Sinan Gül’ün eniştesi olduğunu hatırlatan işçiler, bu durumun, işverenin Hizmet-İş aşkının nedenini açıkladığını söylüyorlar.
MHP’nin gerçek yüzü
Belediye başkanının işçi düşmanı olduğunu ifade eden işçilerin tek amacı, işlerine geri dönmek. Diğer sendikalarla da görüşeceklerini, Hizmet-İş’e de ulaşacaklarını belirten Genel-İş 2 No’lu Şube Başkanı Kemal Aslan, geniş bir kamuoyu yaratacaklarını ve halkı aydınlatacaklarını dile getirdi.
En zor birimde görev yapan 137 işçinin işten atılmış olmasının tek açıklamasının kendi yandaşlarına yer açma kaygısı olabileceğinin altını çizen Genel-İş 2 No’lu Şube Mali Sekreteri Mehmet Emin Elçi de, bu tavrın, değişti denilen ve “Kimsenin ekmeği ile oynamayacağız” diyen MHP’nin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdiğini vurguladı. Görüşmediler
Belediye Başkanı Ahmet Ünal’la konu hakkında görüşme talebimiz ise belediye yetkililerinin kendisinin iki gün belediyede olmayacağını söylemesi üzerine hayata geçmedi. Yine aynı yetkililerin işten çıkarmanın ekonomik nedenlerden kaynaklandığını söylemesi ise Yüreğir Belediyesi’nde çalışan sayısının seçimlerin ardından yeni alınan yandaşlarla 1200 ulaşmış olmasını ise açıklamaya yetmiyor.

Başa dön


Bekirpaşa ve Saraybahçe belediye
    işçileri işbıraktı

İzmit’e bağlı Bekirpaşa ve Saraybahçe Belediyesi’nde çalışan işçiler, birikmiş alacaklarının ödenmemesi üzerine işbırakma eylemi başlattı.
Bekirpaşa Belediyesi’nde çalışan ve kişi başına yaklaşık 1.5 milyar lira birikmiş maaş ve sosyal yardım alacağı bulunan belediye işçileri, Yeşilova Mahallesi’ndeki belediye garajında toplandı. Belediye Başkanı Fikret Toker’le bir görüşme yapan Hizmet-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Mustafa Taştekin, eylemlerin, alacakları ödeninceye kadar süreceğini açıkladı.
Belediye Başkanı Toker de, işçilere hitaben yaptığı konuşmada, ödemelerdeki gecikmenin Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile İller Bankası’ndan kaynaklandığını öne sürdü. Depremden sonra Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ekiplerinin Bekirpaşa’da 7 trilyon 200 milyar liralık hasar belirlediklerini ifade eden Toker, şunları söyledi: “Hasarla birlikte daha önce 2 kat artırılan İller Bankası payı şimdi 3.5 kat artırıldı. Bu nedenle sizlerden biraz sabırlı olmanızı istiyorum. Size söz veriyorum. Bayındırlık Bakanlığı, Aralık ayının 15’ine kadar verdiği sözü yerine getirmezse, ailemle birlikte hepinizin önüne geçeceğim ve nereye kadar yürümemiz gerekiyorsa oraya kadar yürüyeceğiz.”
İşçilere maaş ödemesi yapacaklarını da açıklayan Toker, eylemin sona erdirilmesini istedi. Bunun üzerine Hizmet-İş Şube Başkanı Taştekin, konuyu yarın (bugün) yapılacak toplantıda değerlendireceklerini ve karar vereceklerini bildirdi.
Bu arada, Bekirdere Üçyol mevkiinde bulunan eski garaja yürümek isteyen işçilere polis izin vermedi. İşçiler daha sonra toplu taşım araçları ile eski garaja giderek eylemlerini burada sürdürdüler.
KESK’ten destek
Öte yandan, Saraybahçe Belediyesi’nde çalışan 1000 işçi de, belediyenin Gültepe Şantiyesi’nde toplanarak işbırakma eylemi başlattı.
Genel-İş Sendikası Kocaeli 1 No’lu Şube Başkanı Talat Tanta, her işçinin ocak ayından bu yana ortalama 2 milyar liralık maaş ve sosyal yardım alacağı bulunduğunu ifade ederek, alacaklar ödeninceye kadar eylemin sürdürüleceğini kaydetti.
Buradaki eyleme, KESK’e bağlı bazı sendikaların yönetici ve üyeleri de destek verdi.

Başa dön


BAGFAŞ greviyle dayanışma büyüyor
Bandırma Gübre Fabrikaları AŞ (BAGFAŞ) işçilerinin, patronun sendikayı kabul etmek istememesine karşı başlattığı grev, 43’üncü gününde. Çeşitli etkinlikler gerçekleştirerek grevlerini Bandırma kamuoyuna mal etmeye çalışan BAGFAŞ işçileriyle dayanışma da sürüyor. BAGFAŞ grevcilerine önceki gün Selüloz-İş üyesi SEKA işçileri, TÜMTİS üyesi ambar işçileri, Harb-İş üyesi tersane işçileri, Yol-İş ve Şeker-İş üyesi işçiler destek verdi.
Memurlar IMF dayatmalarını kabul etmeyecek
KESK üyesi kamu emekçileri, IMF direktifleri doğrultusunda kendilerine öngörülen yüzde 15’lik düşük artışı kabul etmeyeceklerini söyleyerek, 2000 yılı bütçesine karşı mücadeleye başladılar. IMF’nin olduğu yerde emekçileri olumsuzluk dolu günler beklediğini belirten kamu emekçileri, tüm emek örgütlerini, 4 Aralık’ta Ankara’da yapılacak mitinge çağırdılar. Yüzdelik maaş artışları ve IMF bütçesi ile ilgili olarak düşüncelerini gazetemize anlatan Eğitim-Sen Üyesi Turan Fırat, “Bir tarafta hükümetin önerdiği bütçe var, bir tarafta IMF’nin öngördüğü bütçe var. Hükümet hangisini uygulayacağına karar veremiyor” dedi.
Eğitim-Sen yöneticileri yargılanıyor
Eğitim-Sen Adana Şubesi yöneticileri, 21 Mart 1999 günü Newroz kutlamalarına yapılan saldırıları kınadıkları için yargılanıyor. Eğitim-Sen yöneticileri hakkında “hükümetin manevi şahsiyetine alenen tehkir ve tezyir etmek suçu” ile TCK’nın 159/1 maddesi gereğince 6 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmıştı. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün yapılan duruşmaya Eğitim-Sen yöneticileri Gülabi Köseoğlu, Kamuran Karaca, Orhan Alıcı ve Güngör Çoban katıldı. Basın açıklamasını yaptığı öne sürülen Erdoğan Şahin ve diğer yöneticiler Osman Sert, Metin Şafak duruşmaya katılmadılar. Duruşma, basın açıklaması nedeni ile Eğitim-Sen Genel Merkez yöneticileri Kemal Bal, Alper Öztürk, Erol Savumlu’nun ifadelerinin alınması amacıyla Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılması için ertelendi. Ayrıca basın metninde suç unsuru olup olmadığının tespiti için AÜ Hukuk Fakültesi’nden bilirkişi raporu istendi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net