www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök dünkü yazısında yeni lider tipinin tanımlamasını yapmış. “Dokunan ve Dokunduran Lider Dönemi” başlıklı yazısında dünyanın çeşitli ülkelerinin liderlerinden örnekler sunan Özkök, dönemin lider tipolojisinin değiştiğini ve halkın lider tiplemesinde farklı bir “talebi” olduğunu ileri sürmüş.


Döneme göre lider tipi
Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök dünkü yazısında yeni lider tipinin tanımlamasını yapmış. “Dokunan ve Dokunduran Lider Dönemi” başlıklı yazısında dünyanın çeşitli ülkelerinin liderlerinden örnekler sunan Özkök, dönemin lider tipolojisinin değiştiğini ve halkın lider tiplemesinde farklı bir “talebi” olduğunu ileri sürmüş. Artık holding basını köşe yazarlarının adet haline getirdiği bir üslup ve tarzla yazısına giriş yapan Özkök, kendini biraz da “önemli” bir kişi havasına büründürerek bugüne kadar nerelerde, nasıl koşullarda ve hangi liderlerle görüştüğünü yazısının içine serpiştirmiş. Yaptığı görüşmelerde liderlerin yaklaşım ve tavırlarını “analiz” eden Özkök, bunlar içinde en etkili ve çağın liderini seçmeyi de unutmamış.
Elektrik yüklü liderler
Ertuğrul Özkök, liderlik için gereken en önemli vasfın artık dokunmadaki incelik ve etkileyicilik olduğunu ilk önce kendi üstünde deneyerek tespit etmiş.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac’ın Çırağan Oteli’nde verdiği davette Chirac’ın elini sıkmasıyla 220 voltluk pozitif elektriğin bir anda karşısındakine geçirdiğini söyleyen Özkök, ardından eklemeyi de unutmuyor. “Tıpkı ABD Başkanı Clinton gibi” Yani “dokunan ve dokunduran” lider tipi. Özkök’e göre 1980’li yılların “soğuk ve mesafeli” lider tipi artık yerini halkla sıcak temas sağlayanlara bırakıyordu. Bundaki en önemli neden de şüphesiz Yeni Dünya Düzeni’nin “sınırları, sınıfları ve ideolojileri” yok sayıp gereksizleştiren yaklaşımıydı. Bir anlamda YDD’ne ayak uyduracak “elektrik yüklü” dokunduğunda etkileyen liderler bu dönemin revaç gören tiplerini oluşturuyordu.
Bunun başka bir anlamı var
Bülent Ecevit’in bugüne kadar karşılaştığı soğuk ve mesafeli liderler kategorisinde yer aldığını vurgulayan Özkök, artık değişenin yalnızca lider tarzı olmadığını, asıl değişimin halkın lider tipi talebinde gerçekleştiğini vurgulamış. Bu yüzden diyor Özkök, “Clinton Türkiye’den arkasında bir lider tipi boşluğu bırakarak ayrıldı”. Hatırlanacağı gibi bundan bir süre önce Bülent Ecevit gittiği deprem bölgesinde devletin yardım etmede yetersiz kaldığı için halk tarafından protesto edilmiş ve yuhalanmıştı. Oysa aynı yerlere giden Clinton ise büyük sevgi gösterisiyle karşılanmış, halk Clinton’ı bağrına basmıştı! Özkök’e göre bu halkın Türkiye’deki politikacılara verdiği bir mesajdı. Öyle ya, Clinton’ın başkanı olduğu emperyalist ABD, Türkiye’de ne kadar insan varsa hepsine bir güzel dokununup, onların gönlünü okşamayı başarıyordu.
Halk dokunmasını bileni affeder!
Özkök’e göre halkın bir çok hatalar ve zaaf gösteren lideri bağışlamasındaki en önemli kıstas, liderin “dokunmasını” bilen bir kişi olmasında yatıyor. Monica Lewinsky’le yaşadığı “seks fantazileriyle” skandal yaratan ve başta kendi ülkesi olmak üzere tüm dünyanın ilgisini bu olayın üzerine çeken gelişmenin başrol oyuncusu Bill Clinton, eşi tarafından bile dışlanmış ve belki de Amerikan tarihinin “en ahlaksız” başkanı olarak tarihe geçmişti. Özkök’ün tanımladığı biçimiyle “Bir ahlaki enkazın” altından çıkıp Türkiye’yi ziyarete gelen Clinton’ın deprem bölgesinde elini sıkmak için uzanan ellerin bir çoğu kadınlara aitti ve bunlar üstelik başörtüsü kullarıyordu! Ama bu insanlar için Clinton’ın geçmiş mazisi hiç önemli değildi. Çünkü asıl olan 220 voltluk elektrik akımı gibi insanı çarpan dokunuştu. Yani Özkök, artık insanların görüşleri, değer yargılarını ve geçmiş karnesini çok fazla incelemeyip sadece en iyi dokunan lidere oy verdiğini söylüyor.
Biz de en iyi kim dokundurur!
Biz Özkök’ün buraya kadar anlattığı en iyi “dokunan ve dokunduran” liderin Bill Clinton olduğunu anladık. Ama yazının başlığına göre bize de böyle bir lider gerekiyor. Kısaca ülkenin en önemli sorunu “dokunan ve dokunduran” bir liderin olmamasından kaynaklanıyor. Özkök’ün şikayet ettiği nokta da burası. Gerçi Türkiye’de halka çeşitli yollarla “dokunan ve dokunduran” bir çok lider var ama Özkök’e daha sağlam biri lazım. Demek ki bugüne kadar emperyalistlerin dayatmalarıyla dokunup, bunların önünde boyun eğerek dokundurtan liderler yetmiyor. Bakalım Özkök, ilerleyen dönemlerde böyle “vasıflara” lider bulabilecek mi?

Başa dön



Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net