|
|

|
           

2000 ‘Düyunu Umumiye’si
Hükümetin “Türkiye’nin 2000 vizyonu” olarak sunduğu 2000 yılı programı, iki temel üzerine kurulu. Birisi “Borçları borç alarak öde”; diğeri ise özelleştirme...

Demirel kriz tellalı
TMMOB Türkiye 2. Enerji Sempozyumu’nda, Türkiye’nin enerji politikası olmadığına dair eleştiriler dillendirilirken, Demirel, eleştirilere yanıt vermekten kaçındı.

Depremzede sokakta kaldı
Bolu’da, devletten yardım göremeyen halk, kitle örgütlerinin gönderdiği yardım araçları önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.

Demirel ve Ecevit’e ‘Koç’ suçlaması
Orman Bakanlığı 2000 Mali Yılı Bütçesi’nin kabul edildiği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, büyük şirketlere peşkeş çekilen orman arazileri tartışıldı.


2000 ‘Düyunu Umumiye’si
Hükümet Türkiye’nin “2000 yılı vizyonu”nun parlak olduğunu iddia ediyor. Ve bu çerçevede hazırladığı 2000 yılı programı ile Türkiye’nin 21. yüzyılda güçlü bir ülke olacağını iddia ediyor. Ancak açıklanan programın bir ayağını dış borç ödemeleri oluştururken, diğer ayağını da emekçi kesimlerin daha fazla baskı altına alınması oluşturuyor. Bu haliyle Türkiye için çizilen 2000 vizyonu, adeta 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nun dışa bağımlılığını daha fazla artıran Düyun-u Umumiye’yi andırıyor. Çünkü Türkiye’nin 2000 yılı programı, “Dış borcu ödemek için yine dış borç al” üzerine kurulu.
2000 yılı programı, Resmi Gazete’nin dünkü mükerrer sayısında yayımlandı. Yüksek reel faizlerin gelir dağılımını bozduğu bildirilen programda, uygulanacak politikalarla gelecek yıl reel faizlerin önemli ölçüde düşeceği iddia edildi. Ancak programda dış borç ödemelerindeki yüksek rakamlar, ne faizlerin düşeceğini ne de Türkiye’deki ekonomik istikrarın sağlanabileceğini gösteriyor.
Milli gelirin yarısı borca akıyor
Nitekim 1980 yılından bu yana hükümetler, “Borcu borçla kapatma” mantığını ekonomi politikaların temeli olarak benimsedi. Sonuçta Türkiye dünyada sayılı “net borç ödeyen” ülkeler arasına girdi. Bu yıl itibariyle dış borçlar milli gelirin yüzde 50.2’si seviyesine ulaştı. Türkiye 1999-2004 yılları arasında toplam 81 milyar dolar dış borç ödemesi gerçekleştirecek.
Bu tablo, amacı, “enflasyonu hızla tek haneli rakamlara indirebilmek için TEFE’deki yıllık artış hızını 2000 sonunda yüzde 20’ye düşürmek, ekonomiyi yeniden sürdürülebilir bir büyüme ortamına kavuşturmak, kamu açıklarını ve kamunun mali piyasalar üzerindeki baskısını azaltmak” olarak belirlenen programın gerçeklikten uzak olduğunu ortaya koyuyor.
Özelleştirme yine hedef
Öte yandan, 2000 yılı programının ikinci ayağı da işçi ve emekçi kesimlerin daha fazla baskı alınması üzerine kurulu. Bu çerçevede yoğun borçlanmanın finansmanı için özelleştirmeler hızlandırılacak.
KİT’lerin tamamının özelleştirilmesi öngörülürken, “tarım reformu” adı altında tıpkı sosyal güvenlikte olduğu gibi yeniden yapılanma hedefleniyor. Böylece 2000’li yıllarda Türkiye tarımı, tamamen ithalata dayalı ve yabancı ülkelerin pazarı haline gelecek. Programda enflasyon hedefinin yüzde 20 olarak belirlenmesi ise, memur ve işçi ücretlerinin önümüzdeki yıllar da da en asgari düzeyde tutulacağını gösteriyor.
Programda yer alan diğer hedefler ise şöyle sıralandı: 2000 yılı GSMH büyüme hızının yüzde 5.5 olması bekleniyor, bu hızın tarımda yüzde 3.7, sanayide yüzde 6, hizmetlerde ise yüzde 6.6 olması hedefleniyor. Gelecek yıl kamu sabit sermaye yatırımlarının yüzde 14.5, özel yatırımların yüzde 9.5 büyüyeceği, böylece yatırımlardaki toplam büyümenin yüzde 11 olacağı öngörülüyor. 2000 yılında ihracatın yüzde 8.7 artarak 28.3 milyar dolar, ithalatın ise yurtiçi talep ve üretimdeki canlanmaya bağlı olarak yüzde 14.4’lük artışla 46 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Başa dön


Demirel kriz tellallığı yaptı
TMMOB Türkiye İkinci Enerji Sempozyumu, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de katılımıyla dün başladı. Üç gün sürecek sempozyumun açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Demirel, AKTAŞ ve Koç Üniversitesi ile ilgili yargı kararlarının uygulanmadığına ve kamunun zarar ettirildiğine ilişkin eleştirilere cevap vermekten kaçındı. Kendisinden önce yapılan konuşmalarda, Enerji Bakanlığı’nın Türkiye’nin enerji ihtiyacını yüksek gösterdiğinin söylenmesine rağmen Demirel, Türkiye’nin iki yıl içerisinde enerji krizine gireceğini iddia etti. Her zaman “itidal” savunan ve gerçek bir kriz karşısında bile “Yok öyle şey” diye düzen savunucularına moral pompalayan Demirel, yabancı sermayenin enerji sektörünü teslim almasını savunmak için “iki yıl içinde enerji krizi” olacağını iddia etti. Tabii yabancılar enerji sektörüne sokulmazsa!
Hükümet AKTAŞ’ı koruyor
Sempozyum, Elektrik Mühendisleri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sempozyum Sekreteri Cengiz Göltaş’ın konuşması ile açıldı. Göltaş, Aralık 1998’de toplanan Enerji Şûrası’na EMO ve Enerji Yapı Yol-Sen’in çağrılmadığını hatırlatarak, sempozyumda bütün tarafların katılımının sağlanmaya çalışılmasına rağmen Enerji Bakanlığı’nın gerekli ilgiyi göstermediğine dikkat çekti. EMO Genel Başkanı Ali Yiğit, enerji üzerinde bugüne kadar kamunun beceremediği ve özel sektöre devredilmesi gerektiği tartışmalarının yürütüldüğünü söyleyerek, elektrikteki kaçak ve kayıpların birinci dereceden çözülmesi gereken sorunlar olmasına rağmen, sorunun vahşi rekabet ile çözümüne yönelindiğine dikkat çekti. AKTAŞ ile Enerji Bakanlığı arasında yapılan sözleşmede, kamu aleyhine maddeler bulunmasına ve açılan dava sonucunda da yargının yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen, AKTAŞ’ın sözleşmesinin iptal edilmeyip TEDAŞ’ın AKTAŞ adına faaliyette bulunmaya devam ettiğini belirten Yiğit, 2 Kasım’da Danıştay’daki duruşmada da bakanlığın AKTAŞ adına konuştuğuna işaret etti.
DPT’den ‘Enerji fazlası olacak’ uyarısı
Yiğit, Türkiye’de elektriğin maliyeti 3.5 cent olmasına rağmen, özel elektrik şirketlerinden devletin yüzde 100 alım garantisi ile 10 cente elektrik aldığını ifade ederek, pahalı elektriğin sanayinin rekabet gücünü de düşürdüğünü vurguladı. Türkiye’nin enerji krizi yaşadığına ilişkin söylemleri eleştiren Yiğit, Devlet Planlama Teşkilatı’nın Enerji Bakanlığı’nın 10 yıl içerisinde enerji fazlasıyla karşılaşılacağına ilişkin uyardığını hatırlattı.
“Koç Üniversitesi’nin yeri yanlış”
TMMOB Genel Başkanı Yavuz Önen ise, ulusal ölçekte bütün alanlarda plansızlığın ve kuralsızlığın yaşandığını, yürütmenin yargı kararlarını uygulamadığını söyledi. İsim vermeyerek, Koç Üniversitesi’nin açılmasına izin verilmesini eleştiren Önen, “Biz bu tür yatırımlar yapılmasın demiyoruz. Ancak, yeri yanlıştır ve yargı da bu yönde karar vermiştir. Ancak yargı kararları uygulanmamaktadır” diye konuştu. Önen, depremde plansız, kuralsız ve kent rantlarına dayanan kentleşmenin sonuçlarının görüldüğünü belirterek, yapıların üretim ve denetimini mühendis ve mimarların yapması gerekirken, yeni yapılan düzenlemelerde TMMOB’a yer verilmemesini eleştirdi. “Siyasiler, kent topraklarının rantıyla haşır neşirdirler” diyen Önen, meslek odalarının görevlerinin de bilim üretmesi gereken üniversitelere ve TÜBİTAK’a kaydırıldığını ifade etti.
‘Türkiye enerji bunalımında’
Özellikle Koç Üniversitesi ile ilgili eleştirilere yanıt vermemek için “Güncel sorunlara değinmeyeceğim” diyen Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye’nin enerji bunalımında olduğunu söyledi. Türkiye’nin iki yıl içerisinde enerji krizi yaşayacağını iddia eden Demirel, “En pahalı enerji, olmayan enerjidir” dedi. Demirel, sempozyumda söylenenlerin dikkate alınacağını ileri sürerek, enerji alanının özele devredilmesine ilişkin eleştirilere, “50 sene öncesinden farklı bakmalıyız. Dünya değişiyor, dolayısıyla ister kabul edin, ister etmeyin devletin fonksiyonu da değişiyor. Dünyaya uymak, barış içinde yaşamak için şarttır, bağımsızlığımıza da halel getirmez” diye konuştu. Yapılması gereken projeler için kaynağa ihtiyaç olduğunu ve bunun da borçlanarak karşılandığını anlatan Demirel, Türkiye’nin borçlarını ödeyebileceğini öne sürdü. Demirel küreselleşmenin dışında kalınamayacağını savunarak, Türkiye’nin, topladığı vergilerle ihtiyaçlarını gidermesinin mümkün olmadığını söyledi.
İşleri kimin yaptığından çok yapılmasının önemli olduğunu öne süren Demirel, “Devlet mi, fert mi? tartışmaları gereksiz. Türkiye, ferdinin daha çok üretmesini sağlamalıdır. Devlet, düzenleyici ve denetleyici olmalı; eğitim, sağlık, adalet, savunma gibi hizmetleri vermelidir” dedi.

Başa dön


Depremzede sokakta kaldı
Bolu’da depremzedeler bölgeye gönderilen yardımlardan alabilmek için dağıtımın yapıldığı araçların önünde uzun kuyruklar oluşturuyorlar.
Kitle örgütlerinin bölgeye gönderdiği çeşitli malzemelerden oluşan yardımları getiren araçların önünde izdiham yaşanırken, dağıtımın sağlıklı yapılabilmesi için zaman zaman polis ve jandarmanın müdahale ettiği gözleniyor. Niğde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’ndan gelen 15 öğrenci ise yardım dağıtımı ve çadır kurulmasında depremzedelere yardımcı oluyor.
Ankara MESA Koru Sitesi İlköğretim Okulu öğrenci velileri, 2 kamyon gıda ve giyecek malzemesini Karamanlı Mahallesi’ndeki çadırkentte dağıtırken, bir kamyon portakal, elma, soğan ve patatesten oluşan malzemeyi ise Karaçayır Mahallesi’ndeki Mehmetçik’e ait sahra mutfağına teslim ettiler. Bu arada depremzedelerin büyük bölümü çadırlarında kurdukları sobalarda yakmak üzere, binaların enkazları ile sokaklardan tahta ve odun parçaları topluyor.
İhtiyaç listesi
Kriz Merkezi’nden alınan bilgiye göre, bölgede kışa dayanıklı 25 bin çadır, 10 bin çadır peti, 10 bin katalitik radyan soba, 25 bin battaniye, 25 bin uyku tulumu, kuru gıda, kışlık giyim eşyasına ihtiyaç var. Bu arada, Bolu merkez ve Düzce ilçesinde elektrikler kısmen verilmeye başlandı.
Haberleşme ise Bolu’da düzenli olarak sağlanırken, Düzce ve beldeleriyle kısmen yapılabiliyor. Kaynaşlı beldesinde, içme suyu ihtiyacı tankerlerle taşınarak karşılanıyor. Öte yandan, Bolu’da mevcut 25 bin konuttan 20 bininin oturulamaz ve içine girilemez durumda olduğu bildirildi.

Başa dön


Demirel ve Ecevit’e ‘Koç’ suçlaması
Orman Bakanlığı 2000 Mali Yılı Bütçesi’nin kabul edildiği TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, büyük şirketlere peşkeş çekilen orman arazileri tartışıldı. Orman Bakanı Nami Çağan’ın hiçbir üniversiteye orman arazisi tahsis etmediklerini söylediği komisyonda, FP’li Milletvekili Cevat Ayhan; Demirel ve Ecevit’in Koç’un orman talanı konusundaki sorumsuzluklarını kınadı ve Koç Üniversitesi’nin kurulması için ağaçların katledilmesinin Koç ailesine şeref getirmediğini söyledi.
Demirel ve Ecevit kınandı
Dün, Orman Bakanlığı’nın 2000 yılı bütçesini tartışmak için yapılan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda büyük şirketler tarafından katledilen ormanlar ve ormanların katledilmesine göz yuman politikacılar tartışıldı. Orman Bakanlığı 2000 Mali Yılı Bütçesi’nin kabul edildiği komisyon toplantısında Orman Bakanı Nami Çağan’a eleştiriler sunuldu ve talana aldırmayan politikacılar kınandı.
FP’li Cevat Ayhan, toplantıda, Koç Üniversitesi’nin kurulması için ağaçların katledildiğini ve bunun da Koç ailesine şeref getirmediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Başbakan Bülent Ecevit’in yargı kararlarına karşın bu olayı görmezden geldiklerini ifade eden Ayhan, basının da olaya gereken ilgiyi göstermediğini söyleyerek bu tutumlarından dolayı Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Ecevit ve basını kınadığını söyledi.
Orman işgalleri durdurulmalı
Komisyon toplantısında orman işgallerine değinen tek isim Cevat Aydın değildi. ANAP’lı Aydın Ayaydın da orman işgallerine değinerek, Orman Bakanlığı’nın İçişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde bu işgalleri önlemesi gerektiğini söyledi. Kendisine yöneltilen eleştirileri cevaplayan Nami Çağan ise 57. hükümet olarak bugüne kadar hiçbir üniversiteye orman arazisi tahsis etmediğini ve edilmemesi yolunda da bir prensip kararı aldığını söyledi.
Koç Üniversitesi’nin, orman arazisi tahsis edilen tek üniversite olmadığını, başka üniversitelere orman alanı tahsis edildiğini açıklayarak, “Bu üniversitelerle ilgili uyuşmazlıklar sürmektedir. Sabancı Üniversitesi’nin üzerinde bulunduğu alan da orman statüsündedir. Biz artık üniversitelere orman arazisi tahsis etmiyoruz. Sadece ilkokullara alan tahsisinde bulunuyoruz” dedi.
Bıçak kemiğe dayandı
Orman Bakanlığı’nın 2000 Mali Yılı Bütçesi’nin kabul edildiği komisyon toplantısında mevsimlik işçilerin sorunları dile getirilerek, bu işçilerin kadroya alınmasının, en azından da sigortalı olmalarının sağlanması gerektiği söylendi.
Toplantıda ayrıca, ormanı korumak için yasalarda yer alan müeyyidelerin artırılması da istendi. DSP’li Masum Türker, komisyonda yaptığı konuşmada, kapatılan televizyonların cezalı oldukları günlerde özellikle orman ve ağaç sevgisi içeren belgeseller yayınlamaları için düzenleme yapılması önerisinde de bulundu.

Başa dön


|
Düyun-u Umumiye nedir?
Osmanlı Devleti’nin iç pazarı, 1838 Balta Limanı Antlaşması’ndan başlayarak batının sanayi ürünlerinin giderek artan istilasına uğradı. Osmanlı Devleti, ilk kez 1854’te Kırım Savaşı’nın getirdiği mali yükü hafifletmek amacıyla tahvil çıkararak borçlanma yoluna gitti. Dış borçlar, yatırım alanı arayan Avrupa sermayesinin özendirilmesi ve bazı yenilikler için yapılan harcamalar nedeniyle hızla arttı. Osmanlı’nın bir dönem sonra yeni üretim kapasiteleri yaratmak için kullanılmayan bu borçların faizlerini ödeyemez duruma gelmesi üzerine, Avrupa mali çevrelerinin baskısıyla hükümet, bütün alacaklıların sorunlarını çözmek amacıyla 23 Ekim 1880’de bir tasarı hazırladı. 1881’de Alacaklı ülkelerin temsilcilerinden oluşan Düyun-u Umumiye kuruldu ve görevi, borçlara ayrılan devlet gelirlerini, alacaklıların çıkarlarına uygun biçimde yönetmek olarak belirlendi. Ve Osmanlı yeraltı ve yerüstü kaynakları ile hemen hemen bütün vergi gelirini dış borçların ödenmesi için yabancı ülkelerin kullanımına verildi. Ancak, borç ödemelerinden elde bir şey kalırsa hazineye veriliyordu.
Telekulak davası tanıklarından suçlama
Telekulak davasında dinlenen polis memuru 14 tanık, bilgi ve belgelerin kaybolmasından sanık durumundaki üst düzey amirlerinin sorumlu olduğunu söyledi. Yargıç Sadi Sarıyıldız’ın “Dinleme mi yapıyordunuz?”, “Bunun yasal kuralı var mı?” soruları üzerine tanıklar, kimseyi dinlemediklerini, teamüllere göre izleme yaptıklarını iddia ettiler.
Türkler davasında BMS müdahil
DİSK’in kurucusu ve Türk Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesiyle ilgili dava dün Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Sanık Osman Erdoğan beş günlük sağlık raporu aldığı için davaya katılmadı.
Yalova’da deprem tedirginliği
“Fay hattı değiştirildi” söylentisi, Yalovalılar arasında tedirginlik yarattı. Ara sokaklara ve boş alanlara yeni çadırlar ve barakalar inşa ediliyor. Deprem tedirginliği arasında şans oyunlarına ilginin de arttığı gözleniyor.
|
|

|