|
|

|
           

Gücümüzü birbirimizden alıyoruz
Bakırköy Sümerbank fabrikası işçileri, onur ve gelecek mücadelelerini kararlılıkla yürütüyor. Ve işçiler direnişin bütün yükünü birlikte omuzladıkları kavganın zaferle sonuçlanması için işçi kardeşlerinden destek istiyorlar.

İleri saat uygulaması ‘biyolojik saat’i bozuyor
Elektrik enerjisinden daha fazla tasarruf yapmak amacıyla yılda iki kez uygulanan 1 saatlik ayarlamaların insanların biyolojik dengelerini olumsuz etkilediği bildirildi.


Gücümüzü birbirimizden alıyoruz
Sinan İmrek
Bu onların ilk direnişi değil. 12 yıldır, işverenin ve devletin Sümerbank’ı tasviye etme ve yakınlarına peşkeş çekme girişimlerine karşı hep kararlı bir şekilde direndiler ve kazandılar. 18 Sümerbank fabrikasından 12 tanesi özelleştirilerek yok edildi. Değeri rakamlarla ölçülemeyen bu iki asırlık fabrikalar, sermayenin iştahını kabartıyor. Daha önce 24 bin işçinin çalıştığı Sümerbank’ın henüz özelleştirilemeyen 6 işletmesinde 5000 civarında işçi çalışıyor. Bakırköy Sümerbank işçisi, özelleştirmenin vatana ihanet anlamına geldiğini kendi deneyleriyle gördü. Sümerbank işçisi; bu saldırıya karşı bugün tek yürek, tek yumruk.
Bakırköy Sümerbank’ta çalışan işçilerin çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Kesilen, şekil verilen ve dikilen kumaş onların ellerinden çıkıyor. Aynı zamanda onlar, yıllardır verilen mücadelenin ve sayısız direnişin en ön saflarında yer aldılar. Onlar bugün, eşleri, çocukları ve tüm işçilerle kol kola “onurları ve gelecek”leri için ördükleri direnişteler.
Başka fabrikalara nakledilmeyi kesinlikle kabul etmeyeceklerini anlatan Songül Sert, “Olumlu haber gelene kadar direnişe devam edeceğiz” diyor. Ayşe Bayar adında bir işçi ekliyor: “Sonuna kadar direneceğiz, aç susuz burada kalmaya hazırız.”
Direniş sloganlarının, ‘Başımızı veririz, işimizi vermeyiz’ olduğunu kararlı bir ifadeyle belirten Necla Aydın, “Çocuklarımız ve eşlerimizle birlikte olumlu cevap gelene kadar buradayız” diyor.
İşsizler ordusuna katılmak istemediklerini söyleyen Saadet Aydın, “Devlet Ataköy’dekini, Bakırköy’dekini düşünüyorsa, biz de bu devletin insanlarıyız” diyor.
Direniş süresince çalışıp ürettiklerini, aynı zamanda direnişte olduklarını belirten Necmiye Polat, diğer işçilere de çağrı yaparak şöyle konuşuyor: “Çalışmak istiyoruz, ekmek istiyoruz, iş istiyoruz. Diğer işçilerden de destek istiyoruz.”
‘Burası bizim’
İşveren ve yetkililere tepkisini dile getiren Kadriye Mete, geri adım atılana kadar mücadele edeceklerini söylüyor. Başka fabrikaya aktarılmak istemediklerini söyleyen Mete, “Geri adım atılmazsa biz buradan çıkmıyoruz. Biz işimize bakmakla yükümlüyüz. Başka yere de gitmek istemiyoruz; uzağa nasıl gideceğiz, eşyalarımızı nasıl taşıyacağız, gittiğimiz yerde bizi en çok iki ay tutacaklar. Fazla tutmayacaklar, bizi bölmek için bir oyun. Fabrikamızda kalıyoruz. Gündüz üretim yapıyoruz, gece de burada kalıyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Burası bizim, devletin değil; devlet biziz. Siyasiler gitsin IMF’nin köpekliğini yapsın, biz yapmıyoruz, yapmayacağız da ölene kadar” diyor.

Başa dön


İleri saat uygulaması ‘biyolojik saat’i bozuyor
Elektrik enerjisinden daha fazla tasarruf yapmak amacıyla yılda iki kez uygulanan 1 saatlik ayarlamaların insanları olumsuz etkilediği bildirildi. Bilim dünyası, içsel biyolojik saat, içsel saatin düzenlediği biyoritimler ve bunların psikobiyolojik olgular açısından önemini araştırıyor. Çevre koşulları ile iç dünyanın bir başka deyişle dış etkenlerle biyolojik saatin uyumsuzluğunu birçok kişi doğu ya da batıya yaptıkları uzun uçak yolculukları sonrasında yaşıyor. Özellikle 2-3 saat dilimini aşan uzun bir yolculuk sonrasında, örneğin İstanbul’dan New York’a ya da Tokyo’ya yapılacak bir uçak yolculuğu sonunda, yolcunun iç saati yerel saatten önemli bir farklılık gösteriyor.
Yerel saat ile biyolojik saat arasındaki bu farklardan kurtulmanın günler aldığını vurgulayan uzmanlara göre, bu farklılıklar yorgunluk, dikkat dağılması, bellek güçlükleri, öğrenme bozuklukları gibi sorunlara yol açıyor.
Türk Psikologlar Derneği’nin yayın organında yer alan makaleye göre vardiya usulü çalışan birçok işyerinde, özellikle çalışma koşullarında eşitlik sağlanması amacıyla kişilerin bir zaman içinde bir vardiyadan bir başka vardiyaya geçmesinde de bu faz farklılıkları görülüyor. Örneğin bir işyerinde 2 hafta süreyle gündüz çalışan bir işçinin iki hafta süreyle gece vardiyasında çalışması, kısa bir süre içinde uyku-uyanıklık, yeme-içme gibi birçok günlük ritminin yeniden düzenlenmesini gerektiriyor. Sık sık değişen vardiyalara, hatta elektrik enerjisinden tasarruf etmek için yılda iki kez yapılan bir saatlik ayarlamalara uyum sağlamak bile zaman alıyor. T. H. Monk, S. Folkard’a göre bu yeni koşullara uyum sağlamadan önce yaşanan dönemde, biyolojik saat yeni koşullara uyum sağlamakta güçlük çekiyor. Biyolojik saatin bozulması, yorgunluk, dikkat dağılması gibi çeşitli psikolojik sorunların yanı sıra iş ve trafik kazalarına yol açıyor.

Başa dön


|
|