www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



KESK: En etkili eylem genel işbırakma
KESK Genel Başkanı Erdem, maaş zamları konusundaki talepleri kabul ettirmenin yolunun etkili eylemlerden geçtiğini belirterek, genel işbırakmaları hedefleyen eylem takvimi çıkaracaklarını söyledi.

Nasıl bir Emek Platformu?
KESK MYK Üyesi Faysal Özçift: "Şüphesiz ki Emek Platformu bir ihtiyaçtır. Ancak, ‘Nasıl bir Emek Platformu?’ sorusu önem taşıyor."

Samsun’da maaş zammı protestosu
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu’na üye kamu emekçileri, verilmek istenen maaş artışlarını protesto ettiler.


KESK: En etkili eylem genel işbırakma
Şengül Karadağ
KESK Genel Başkanı Siyami Erdem, örgütlerinin, hükümetin memur maaş zamları konusunda geri adım atmasını sağlayabilmek için en etkili eylemin işbırakmalar olduğu noktasında hemfikir olduğunu bildirdi. Önceki gün Merkez Yürütme Kurulu’nu toplayan KESK, önümüzdeki sürece ilişkin yeni eylem kararları aldı. Toplantı öncesinde sorularımızı yanıtlayan KESK Genel Başkanı Siyami Erdem, kasım ve aralık aylarını basın açıklamaları ve bölgesel mitinglerle geçireceklerini, bunun üzerinden genel işbırakmaları öngören bir takvim çıkaracaklarını bildirdi.
2000 yılı bütçesinin kamusal yönü olmadığını ve bir ‘borç ödeme bütçesi’ olarak da adlandırılabileceğini belirten Erdem, “Bütçeyi incelediğimizde personele ayrılan payın daha da azaldığını, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe ayrılan payların da düştüğünü görüyoruz. 46 katrilyonluk bütçede toplanan gelirler 24 katrilyondur, bunun 19 katrilyonu faize verilmektedir. Vergi gelirlerinin tamamına yakını iç ve dış borçlara ödenmektedir” diyerek, halkın daha da yoksullaşacağını söyledi.
Emek dayanışması şart
Kamu çalışanlarına verilen yüzde 15’lik maaş artışının “lokal bir hadise” olmadığına dikkat çeken Siyami Erdem; özelleştirmenin hızlandırılması, tarıma yapılan desteklerin kaldırılması, işçilere ve emekçilere verilen ücretlerin dondurulması gibi uygulamaların hep IMF ve Dünya Bankası’nın dayatması olduğunu belirterek, “Soruna böyle baktığımızda kamu çalışanlarına verilen yetersiz ücret artışlarına karşı koyuşu, bir bütünsel bütçe teşhiri ve bu bütçeyi oluşturan siyasal zihniyetin teşhiri olarak ele almamız gerekiyor” dedi.
Erdem, hükümetin bu yaklaşımının bütün çalışanlar için geçerli olduğunu, hükümetin ekonomik, sosyal, siyasal ve sendikal alandaki politikalarına karşı bir emek dayanışmasının oluşturulması gerektiğini vurguladı: “Olabildiğince geniş emek kitlelerini bu süreçte birleşik bir taraf haline getirmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra da KESK, kendi kararlarını hayata geçirecektir. Yani edilgen bir tutum içinde bu birleşik mücadelenin oluşabilmesini beklemeyeceğiz. Bir taraftan eylemlerimizi yaparken, diğer taraftan da birleşik mücadele için gerekli adımların atılmasına çalışacağız.”
Sendikal hareketin zaafları
Sosyal güvenlik yasasına karşı verilen birleşik mücadeleyi ve Emek Platformu’nu da değerlendiren Erdem, şunları söyledi: “Geçtiğimiz dönem sosyal güvenlik yasa tasarısına ve Anayasa değişikliklerine karşı birleşik mücadelenin ismi olan Emek Platformu, 24 Temmuz gibi büyük eylemleri gerçekleştirdi. Bu birleşik tutum ve davranış kamuoyu tarafından da takdirle karşılandı, olumlu görüldü. Halkın çok büyük bir kesimi bu sürece destek verdi, sempati duydu. Ancak bu süreç olumlu olmakla beraber başarı elde edemedi. Sonuçta sosyal güvenlik yasa tasarısı yasalaştı. Burada bize göre, sendikal hareketin zaafiyetleri ortaya çıktı. Sendikal önderlikler, bir bütün olarak kararlı davranabilseydi, yürekli davranabilseydi bu tasarının yasalaşması söz konusu olamazdı. Örneğin genel grev süreci içeriğine ve hedefine uygun bir şekilde örülebilseydi, bunun gerekliliği ve kaçınılmazlığı sahiplenilseydi, hükümetin yasayı geri çekmesi kaçınılmaz olacaktı.”
Eylem kararlarımız önerilere açık
Zaafların aşılması için çalışanların kendi örgütlerine sahip çıkması gerektiğini kaydeden KESK Genel Başkanı, “Ama bütün kararsız ve ürkek tutumlarına rağmen birleşik mücadeleyi ilke olarak sahiplenmemiz, geliştirmemiz gerekiyor” dedi. Emek Platformu’nun hedefinin “emekçileri bir araya getirmek ve onların büyük gücünü açığa çıkarmak” olduğunu belirterek, bu açıdan halen bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Siyami Erdem, şöyle devam etti: “Emek Platformu’nu bu noktada önemsiyoruz. Tekrar toparlanması ve kitleleri ortak talepler noktasında ayağa kaldırması için bir çaba içerisinde olacağız.”
Erdem, alacakları eylem kararlarının da tarih ya da tarz itibariyle mutlak olmadığını, Emek Platformu’ndan gelen önerilere açık bir mücadele takvimi çıkaracaklarını sözlerine ekledi.
Durgunluk aşılıyor
Mücadele sürecinin 17 Ağustos’taki büyük depremle kesintiye uğradığını belirten Erdem, şimdi bu durgunluk sürecinin kırılmaya başlandığını ifade ederek, şunları söyledi: “Mücadele isteği her gün biraz daha gelişiyor. Özellikle bütçe ve bütçenin getirmiş olduğu ekonomik tahribat karşısında bir tutumun alınması gerekliliği konusunda tabanda bir hareketlilik vardır. Bu hareketlilik olumludur ve saptamalarımıza uygun bir şekilde gelişiyor. Şimdi bu hareketliliği daha da geliştirmek, işyerlerinde emekçileri birleşik bir hale getirmek, bir süre yapacağımız eylem ve etkinliklerle beraber genel bir işbırakma sürecine örgütü hızlı bir şekilde taşımak hedefindeyiz.”

Başa dön


Nasıl bir Emek Platformu?
Faysal Özçift - KESK MYK Üyesi
Şüphesiz ki Emek Platformu bir ihtiyaçtır. Ancak, ‘Nasıl bir Emek Platformu?’ sorusu önem taşıyor. 14 Temmuz’da bir araya gelen ve 13 Ağustos tarihine kadar çeşitli eylem ve etkinlikleri organize eden Emek Platformu mu, yoksa emekçilerin çıkarı temelinde Yeni Dünya Düzeni’nin Türkiye’ye dayattığı hukuka ve egemen güçlerin saldırılarına karşı direnebilecek bir Emek Platformu mu? Ben ikincisinin gerekli olduğu kanısındayım. 14 Temmuz’da bir araya gelen 15 kuruluş, yayınlamış oldukları bildirinin ruhuna denk düşen bir tutumun sabihi olamadılar. Bu eylem sürecini bütünüyle değerlendirdiğimizde, alınan bütün kararların, uygulama sürecinde içinin boşaltıldığını görüyoruz.
İpler Türk-İş gibi bir örgütün elinde olduğu müddetçe Emek Platformu’nun sağlıklı bir işleyişe sahip olmasını beklemek mümkün değildir. Tuttuğunu koparan bir hareketin önündeki en büyük engel, Türk-İş’teki devlet güdümlü bürokrasidir. Mesela en son 13 Ağustos eyleminde Türk-İş alanlarda yoktu. Bir gün öncesine kadar Çalışma Bakanı’yla anlaşma zemini bulup bulmama konusunda kitleleri beklentiye soktular. Resmen eylem kırıcılığı yaptılar. 29 Ekim’deki bir saatlik işbırakma eylemine katılmadılar.
Bundan ders çıkarmadan kalkıp önümüzdeki süreçte birlik adına insanların en çok muhtaç olduğu ve bir araya gelişi ifade eden güzel duyguları sömürerek, özünde içi boş birliktelikleri öne çıkarmak sürece denk düşen bir tutum değildir. Bana göre, KESK olarak bizim de bu süreci daha iyi değerlendirebilmemiz mümkündü. Türk-İş ve Hak-İş’in konumlanışını daha iyi teşhir edebilirdik. Yani KESK’i Emek Platformu’nun diğer üyeleriyle aynı kefeye koymak mümkün değildir. KESK, Emek Platformu’nun motoru olmuştur, alınan kararların zorlayıcısı olmuştur, ama pratikte boşa çıkarmaların engelleyicisi olamamıştır.
KESK kiminle birlikte yürüyeceğini bilmek zorundadır. Emek Platformu’nun kararlarının arkasında KESK, DİSK, meslek odaları vardır. Bir de Türk-İş’in bünyesinde ilerici demokrat nitelikli kadroların konumlandıkları sendikaların, başta İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu olmak üzere şubelerin Türk-İş’e tepkisi var. Yani 29 Temmuz eylemini yapan kuvvetlerin bileşimini organize etmek gerekiyor. Büyük bir saldırı dalgası vardır. Bu saldırı dalgasına karşı çıkmak görüntüyü kurtaran eylemlerle mümkün değildir. Dişe diş bir mücadeleyle önümüzdeki sürecin göğüslenmesi gerekiyor.

Başa dön


Samsun’da maaş zammı protestosu
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu’na üye kamu emekçileri, verilmek istenen maaş artışlarını protesto ettiler.
15 sendikadan katılım
Konak Sineması önünde toplanan KESK’e bağlı 15 sendikanın üyesi kamu emekçileri, “Yüzdelik zamlara hayır”, “IMF değil, emekçiler yönetsin”, “Hükümet zammını al başına çal” sloganları attılar. Burada açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Mustafa İhtiyaroğlu, ülkede ekonomik olumsuzların sürdüğünü kaydederek, şunları söyledi: “Olumsuz ekonomik ve siyasal düzen aynen sürdürülmek istenmektedir. Bu anlamda 2000 yılı bütçesi daha öncekiler gibi faiz ve rant bütçesidir.
Bu bütçede yatırıma, eğitime, sağlığa, çalışana kısacası insana ve insanca yaşama payı yok. Asgari geçim standardı 390 milyon lira, ortalama memur maaşı 140 milyon liradır” dedi.

Başa dön


Özvatan Belediyesi’nde toplusözleşme
Kayseri’nin Özvatan ilçe belediyesi ile Hizmet-İş arasında sürdürülen toplusözleşme görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Hizmet-İş Kayseri Şube Başkanı Rahmi Yavuz, sözleşmeyle işçi ücretlerine birinci yıl için yüzde 70, ikinci yıl için enflasyon, sosyal haklarda da yüzde 200 oranında zam aldıklarını kaydetti. Yavuz, daha önce ortalama 190 milyon lira olan işçi ücretlerinin, yeni sözleşmeyle birlikte 330 milyon liraya yükseldiğini belirtti. Özvatan Belediyesi’nde 25 işçi çalışıyor.
Antalya Belediyesi’nde yetki kavgası
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde Türk-İş’e bağlı Belediye-İş ile DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası arasındaki yetki kavgası adeta bilmeceye döndü. Her iki sendika da üye çoğunluğunun kendilerinde olduğunu ileri sürüyor. Genel-İş Antalya Şube Başkanı Matoş Gonca, Büyükşehir Belediyesi’nde Genel-İş’e üye olan 1004 işçiden 300’ünün sendikadan istifa ederek eski sendikaları olan Belediye-İş’e döndüklerini belirterek, şu anda 740 üyeleri olduğunu kaydetti. Gonca, “İki sendikanın üye sayısı eşit durumda. Ancak, Belediye-İş’in üye kayıtlarında 60’a yakın mükerrer üye var. Yetki talebi için 2 Kasım tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuracağız. Eğer, bakanlık yetkiyi Belediye-İş’e verirse, Genel-İş olarak buna itiraz etmeyeceğiz. Belediye-İş’in yetkilileri de bu konuda açıklama yapsın. Yetkiyi Genel-İş kazanırsa, bu sendika itiraz etmesin” dedi. Belediye-İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Cıllık da, Genel-İş’in şu anda 350 üyeye sahip olduğunu öne sürüp çoğunluğun kendilerinde olduğunu belirterek, “2 Kasım’da yetki için biz de bakanlığa başvuracağız” dedi.
Gaziantep’te ekmeğe zam
Gaziantep’te, ekmek fiyatları bugünden geçerli olmak üzere yüzde 12 oranında artırıldı. Fırıncılar Odası’ndan yapılan açıklamaya göre, daha önce 200 gramı 50 bin liradan satılan bir adet francalanın gramajı 250 grama, fiyatı da 70 bin liraya çıkarıldı. Daha önce 115 gramı 30 bin lira olan bir adet pide ekmeğin gramajı 125 grama, fiyatı 35 bin liraya yükseltildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net