|
|

|
           

Özgürlük istiyoruz
Demokratik hakları askıya alan yasal düzenlemeler isteyen Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’a tepki yağdı. Savaş’ın düşüncesinin zaten iktidarda olduğunu belirten EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, halka çıkış yolu olarak zincirli hürriyeti göstermenin hukuk adamlığı ile bağdaşmadığını söyledi.

Bor yağmasına tepki
Dünya rezervinin üçte ikisine sahip olan ve sadece Amerika ve Türkiye’de üretilen bor madeninin, kamuoyunda şaibeli ilişkileri ile bilinen Turgay Ciner ve Kamuran Çörtük’ün sahibi olduğu Serena AŞ’ye verilmeye çalışılmasına tepki gösterildi.


Daha çok özgürlük daha çok demokrasi
150 yılı aşkın bir süreden beri Türkiye’de; aydınlar, demokratlar, emekçi yığınlar daha çok özgürlük istiyor. Eğer daha çok özgürlük, daha çok demokrasi olursa, baskı ve zulümle, ülkeyi geriye çeken karanlık odaklarla, hatta sömürüyle başa çıkma olanaklarının artacağını, Türkiye’nin daha ileri bir uygarlık düzeyini yakalayacağını savunuyorlar.
Ülkeyi yönetenler ise, var olan özgürlükleri bile fazla bulup kendi sistemlerinin çürümüşlüğünden, kokuşmuşluğundan gelen; rüşvetten yolsuzluklara, faili meçhul cinayetlerden çeteleşmeye kadar bütün olup biteni “özgürlük fazlalığı”na yorumlayıp “Bu kadar özgürlük fazla. Bütün bu olaylar fazla serbestlikten çıkıyor. Eğer daha yasaklayıcı yasalar koyarsak bu tür girişimler olmaz. Aksi halde cumhuriyeti (Osmanlı döneminde de Devleti Osmaniye’yi) koruyamayız” yollu iddiaları kendilerine gerekçe yaptılar; şimdi de bu iddiaları sürdürüyorlar.
Bu 150 yıllık döneme bakıldığında, ne zaman ki özgürlük isteyenler bir iki adım atmış; ülkenin fikir hayatında, bilimde, sanatta, demokratikleşmede bir ilerleme kaydedilmiş; ama ne zaman ki “Bu kadar özgürlük bu halka fazla” diyenler, demokrasi ve özgürlük isteyen güçleri geriletmiş; var olan özgürlükler bile kullanılamaz hale gelmiş, yeni baskı yasaları çıkarılmış; terör ve baskı ülkenin her köşesinde daha çok kol gezer hale gelmiştir.
Ne yazık ki; bugün olduğu gibi Türkiye’nin demokrasi mücadelesi tarihinde de, “demokrasi”yi “daha çok baskı” ve “daha çok zapturapt” altına alma olarak anlayanlar; isteklerini, “demokratik rejimi korumak”, “laikliği kollamak”, “cumhuriyeti korumak”; “şeriat tehlikesi”, “bölücülük belası” gibi nedenlere dayandırmışlar; “Eğer demokratik haklar, özgürlükler genişlerse ülke elden gider, cumhuriyet çöker” gibi önyargılarını topluma, halka tartışılmaz doğrular olarak dayatmışlardır.
Şimdi de DGM savcılarının, emniyet yetkililerinin, özel timcilerin, Mehmet Ağar’ların başlattığı, “Bu kadar özgürlük fazla” kampanyasında bayrağı Yargıtay Başsavcısı almıştır. İlk bakışta; “hukuku”, “kişi haklarını” korumakla yükümlü bir makam olarak akla gelen Yargıtay Başsavcılığı makamını dolduran kişi; var olduğu kadar bile özgürlüklere tahammül edemediğini gösteren bir üslupla; en temel hakları ihlal eden, bırakalım kişi haklarını, basına sansür önerecek kadar pervasız yasa önerileri getirerek, cellatların ve terör mekanizmasının eline yeni silahlar verilmesini istemektedir.
Başsavcı ve onun gibi düşünenler; A. Taner Kışlalı’nın katledilmesini, yeni bir terör dalgasının yaratılması ve baskı yasalarının yeniden düzenlenmesi için bir vesile olarak değerlendirmektedirler.
Yani, Meclis’ten “tahkim” geçerken, özelleştirmelerle ülkenin en stratejik imkânları uluslararası sermayeye peşkeş çekerken “cumhuriyet”i, cumhuriyetin bir özelliği olan bağımsızlığı Avrupa’dan, Amerika’dan şikâyeti aklına getirmeyenlerin, terör yasaları getirmek için “cumhuriyet” ve “ülke bütünlüğü”nü savunmayı akıl etmeleri elbette ibret vericidir. Ama artık bu ülkenin gerçek sahipleri bir uyanış sürecine girmiştir. “Tahkime”, özelleştirmeye karşı çıkan işçiler, kamu emekçileri, ulusal bir tarım politikası isteyen köylüler, şimdi de aydınlarımızın katledilmesine, faili meçhul cinayetlere, çetelere, ama aynı zamanda Vural Savaş’lara, baskı ve terör savunucularına da karşı çıkmaktadırlar. Bu yüzden de, Vural Savaş’ın isteklerinin yerine getirilmesi de eskisi kadar kolay değildir. Eğer bu kolay olsaydı, şimidiye kadar yaparlardı zaten.

Başa dön


|
|

|
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat) Fax: +90 212 665 69 43 - 44
E-mail: posta@evrensel.net

|
|