|
|

|
           

Bor yağmasına tepki
Özelleştirme uygulamaları tam bir yağma mantığıyla sürdürülüyor. Dünyanın en önemli
rezervlerinin Turgay Ciner’e ait Serena AŞ’ye peşkeş çekilmek isteniyor.

Açılışta Tarım Bakanı’na öfke
Çine Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından kurulan bir tesisin açılışını yapan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Ziya Gökalp, üreticilerin tepkisiyle karşılaştı.

Pazarcı da halk da şikâyetçi
Muhabirimizin görüştüğü Zeytinburnu Seyitnizam pazarındaki esnaflar, her yılın bir önceki yıldan daha kötü olduğunu belirtiyorlar.


Bor yağmasına tepki
Dünya rezervinin üçte ikisine sahip olan ve sadece Amerika ve Türkiye’de üretilen bor madeni, “yağma Hasan’ın böreği” gibi kapışılmaya çalışılıyor. Etibank tarafından işletilirken, Turgay Ciner ve Kamuran Çörtük’ün sahibi olduğu Serena AŞ’ye verilmeye çalışılan bor madenlerinin özelleştirilmesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin batışı olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, KİGEM Başkanı Mümtaz Soysal ve Türkiye Maden-İş Başkanı Hasan Hüseyin Kayabaşı, dün Türk-İş Genel Merkezi’nde ortak basın toplantısıyla, olayın vehametine dikkat çektiler.
Kamu kurumlarına yatırım yok
Özelleştirme uygulamalarının ve iddia edildiği gibi bütçeye tek kuruş katkısının olmadığına değinen Bayram Meral, Etibank’ın özelleştirildiğini, ancak işçilerin ortak tavrıyla yürürlüğe sokulmasının durdurulduğunu söyledi. Kurumun özelleştirilmesinin yeniden gündeme geldiğine değinen Meral, Sümerbank ve diğer özelleştirilen kurumlardan da örnekler verdi.
Meral, ülkenin önde gelen kuruluşlarından biri olan Sümerbank’a hiçbir yatırımın yapılmadığını, devletin kendi kuruluşuna sahip çıkmadığı gibi, şimdi de çok değerli olan arsalarının peşkeş çekilmeye çalışıldığını ifade etti. Meral, Divriği madenlerinde çalışan işçilerin de ocak ayından beri toplusözleşme farklarının verilmediğini, hükümetle yaptıkları görüşmelerde işi birbirlerinin üzerlerine attıklarını söyledi.
Türk-İş olarak yapılan iyi şeylerin yanında olduklarını, ülkeye kim çivi çakar, işsizliğe çözüm bulup halkın yüzünü güldürürse, hangi parti olursa olsun destekleyeceklerini kaydeden Meral; ancak bugüne kadar siyasilerin mirasyedi gibi ülkenin kaynaklarını yok ettiklerini, bunun da işsizliği, yoksulluğu artırdığını belirtti.
Daha sonra söz alan Türkiye Maden-İş Genel Başkanı Hasan Hüseyin Kayabaşı ise Etibank üzerinde oynanan oyunları anlattı. Etibank’ın Türkiye madenciliğinin motor gücü olduğunu ve Anayasa gereği devlet eliyle işletilmesi gerektiğini hatırlatan Kayabaşı, 24 Ocak kararlarıyla başlayan devletin ekonomiden çekilmesi politikası sonucu, Etibank’ın maden sahalarının özel sektöre verilmesinin üç aşamalı bir senaryo ile gerçekleştirildiğini söyledi.
Üç aşamalı senaryo
Kayabaşı, önce Etibank’ın finans desteğinden koparılıp, yatırımların yok denecek düzeye çekildiğine ve bunun da bankacılık bölümü ile madencilik bölümünün ayrıldığını ve ve bankacılığın özelleştirilmesi sağlanarak senaryonun birinci bölümünün gerçekleştirildiğini söyledi.
İkinci aşama olarak 1998’de Eti Holding AŞ ve buna bağlı 7 AŞ biçiminde kurumun yeniden yapılandırıldığını belirten Kayabaşı, burada dikkat çekenin ise kâr ve zarar eden madenlerin ayrı ayrı şirketler biçiminde toplanması olduğunu ifade etti.
Senaryonun son aşamasının ise Etibank’ın elindeki madenlerin, bor madeni örneğinde olduğu gibi hukukdışı sözleşmelerle özel sermayeye devredildiğini vurgulayan Kayabaşı; bor madeninin sadece Türkiye açısından değil, dünya ekonomisi açısından da ne kadar değerli olduğunu anlattı.
3 milyar tonluk dünya rezervinin 2 milyar tonunun (yüzde 66’sı) Türkiye’de bulunduğuna, Etibank’ın dünya bor pazarının yüzde 40’ına sahip olduğuna ve Türkiye’nin maden ihracatının yüdde 50’sini borun oluşturduğuna dikkat çeken Kayabaşı; bununla Etibank’ın, Amerikan firmalarının tekelini kırdığını sözlerine ekledi.
Hukuk göz ardı ediliyor
Etibank’ın devlet eliyle işletilmesinin yasal güvencesi olduğuna ve Danıştay 1. Dairesi’nin bu konuda mütalaasının da bulunduğuna vurgu yapan Kayabaşı, Eti Holding AŞ yönetiminin, bu yasaları göz ardı ederek, bor madeninin özelleştirilmesi girişimlerine başladığını söyledi.
KİGEM Başkanı Mümtaz Soysal ise cumhuriyetin batışının hazırlandığını, bunun sadece özelleştirme ile değil, devletin kendi hukukunu hiçe sayarak ekonomik bakımdan zayıflatılmasıyla da yapılmaya çalışıldığını ifade etti. Bunun en tipik örneğinin bor madeni olduğuna, dünya rezervinin üçte ikisine sahip olunan, cam sanayiinden temizliğe, nükleer enerjiye kadar pek çok alanda çok önemli bir hammadde olan bor madeninin özele devredilmeye çalışıldığına vurgu yapan Soysal; Danıştay’da olduğu gibi, devletin kendi kurumlarının görüşlerini dinlemediğine dikkat çekti.
İşçilerin bir günlük üretimden gelen güçlerini kullanarak şimdilik işi durdurduğunu, Beykoz’da işçilerin direndiğini hatırlatan Soysal, hükümetin özelleştirmede kararlı olduğu hatırlatıtı.
Türk-İş’in tavrının ne olacağının sorulması üzerine Meral, hükümetle görüştüklerini ve bir iki gün içinde çözüm bulacaklarını söylemekle birlikte, çözümün de çalışan işçilerin başka kurumlara aktarılması olduğunu dile getirdi.

Başa dön


Açılışta Tarım Bakanı’na öfke
Celal Şenol
Çine Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından kurulan “Faydalı Böcek Üretim Tesisleri”nin açılışını yapan Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Ziya Gökalp, üreticilerin tepkisiyle karşılaştı. Bakan Gökalp konuştuğu esnada “Tefecilere, faizcilere, rantçılara kaynak buluyorsunuz, köylülere gelince yok diyorsunuz. Hepiniz yalan söylüyorsunuz” diye bağıran Sökeli üretici Adem Karakaş, gözaltına alındı.
Aydın’ın Çine ilçesinde 35 milyara mal olan ve günde 300 dönüm araziye yetecek miktarda 6-7 milyar böcek üretecek olan tesisin açılışına üreticiler itibar etmezken, Söke Ziraat Odası kaldırdığı iki minibüsle bir grup üreticiyi açılış törenine götürdü. Açılışa daha çok, üretici olmayan, toprakla bağı bulunmayan MHP’lilerin katılması ise dikkati çekti.
ABD, Rusya, Japonya’nın yanı sıra Almanya’nın mısır üretim alanlarının yüzde 75’inde mısır kurduna karşı kullanılın “faydalı böcek” uygulamasını Türkiye’ye getirecek olan tesisin açılışını yapan Bakan Gökalp, ülkenin içinde bulunduğu koşullar içerisinde her kesime yardımcı olmaya çalıştıklarını ileri sürdü. Ülkede “tarım reformu” yapılması gerektiğini savunan Gökalp, “Ülkemizde toprak kanunu yok. 850 bin ton pamuk üretilen bir 1 milyon 200 bin ton pamuk işleyen tesislere teşvik kredileri verilmiş. Uygulanan bu yanlış politikalarla ülke geriye götürülmüş. Çiftçimizin her kesimini memnun etmeye çalışacağız ve pamuk üreticimize de 20 sent vermek için gayret sarf ediyoruz” dedi.
Üretici muhatap alınmadı
Gökalp’in konuşması esnasında Sökeli üretici Adem Karakaş’ın, “Tefecilere, faizcilere, rantçılara kaynak buluyorsunuz, köylülere gelince yok diyorsunuz. Cavit Çağlar banka hortumlarken, Edez’ler, Civan’lar ABD’ye yatırım yaparken neredeydiniz? Hepiniz aynısınız. Yalan söylüyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. Bakan Gökalp, tepki karşısında “Sen muhatabım değilsin” diyerek konuşmasını sürdürürken; üretici Karakaş, önce MHP’lilerin kordununa alınarak alandan çıkarıldı. Ardından “ifadesi alınmak üzere’’ gözaltına alındı.

Başa dön


Pazarcı da halk da şikâyetçi
Şerif Karataş
Pazar esnafı da, pazardan alışveriş yapan halk da pahallıktan şikâyetçi. Pazara gidenler her gün gelen zamlardan dolayı eve boş döndüklerini söylerken, pazar esnafı da halkın parası olmadığından dolayı alışveriş yapamadığından yakınıyor.
Zeytinburnu Seyitnizam Mahallesi’nde bulunan semt pazarındaki pazarcılar, her geçen yıla oranla işlerinde bir azalma olduğunu ifade ediyorlar. Cuma günleri kurulan semt pazarındaki pazarcılar, kazandıklarıyla zar zor geçinebildiklerini dile getirirken, siyasilere de kızıyorlar. Alışverişe gelen semt sakinleri ise fiyatların gün geçtikçe arttığına dikkat çekiyor.
Lahana, pırasa ve badem satan Kerim Şen, tarlada yetişenlerin mevsiminin geçtiğini belirtiyor. İşler iyi olmadığı için kazandığı parayla zor geçinebildiğini söyleyen Şen, “Çorba parasını ancak kazanıyoruz. Kışın pahalı olur. Alan var, alamayan var” diyor.
Her sene daha kötü
Pazar piyasasının standart olduğunu belirten pazarcı Hulusi Çölhan ise, işlerin bazen iyi, bazen de kötü olduğunu belirterek, “Geçen seneki gibi değil. Seneden seneye kötüye gidiyor. Her şey zamlanıyor” diyerek şikâyet ediyor. Sattıkları mallara yaptıkları zamların da kendilerine bir şey kazandırmadığını söyleyen Çölhan, “30 bin lira kâr koyuyorsun yine aynı” diye sözlerini tamamlıyor.
Aslında mallara zam yapmak istemediklerini belirten pazarcı Sadık Bedir de, ancak hayat pahalılığının buna zorladığını ifade ediyor. Bedir, “Vatandaşın parası olacak ki, alacak. Bir kilo alacağına ya yarım kilo alıyor ya da hiç alamıyor” diyor.
Limon satan Doğan Suna da limonu yüz bin liradan sattığını belirterek, “Fiyatların artması sonucu her geçen gün alıcı azalıyor. Millete pahalı geliyor” diye düşüncelerini ifade ediyor. İşlerin her geçen sene kötüye gittiğini belirten Cumali Pala ise, depremden dolayı da işlerinde bir azalma görüldüğünü söylüyor. Pala, “Hipermarketler bizleri etkiliyor. Onlarla yarışıyoruz. Aynı fiyata satıyoruz” diyor.
Mehmet Özyanık ise, “Çalıp çırpmasınlar. O kadar doğal kaynağı olan bir ülke bu hallerde olabilir mi? Yeter ki çalmasınlar” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Alışveriş yapmaya gelen Elif Çelik de çocuklarının okula gitiğini belirterek, “Geçen yıl 20 yumurta alıyordum. Şimdi ancak 15 yumurta alabiliyorum. Geçen yıl aldığımızla bu sene aldıklarımızın arasında oldukça fark var” diyor.

Başa dön


|
Bütçe açığı borçla kapatılacak
Gelecek yıl da hükümet, bütçede faiz ödemeleri nedeniyle ortaya çıkan açığı borçlanarak kapatmayı hedefliyor. Ancak bu durum bir sonraki yıl daha fazla açık anlamına geliyor. Bu çerçevede Hazine iç ve dış piyasalardan 34 katrilyon liranın üzerinde borçlanmaya gitmeyi planlıyor. Hazine’nin, TBMM’ye sunulan 2000 yılı bütçesiyle öngörülen 14 katrilyon 383 trilyon liralık açığın nasıl finanse edileceğine ilişkin finansman programı da belli oldu. Bütçe açığının finansmanı için umutların büyük ölçüde dış borçlanmaya bağlandığı gözleniyor. Buna göre, 2000 yılında 3 katrilyon 588 trilyon liralık dış borç anapara geri ödemesi bulunan Hazine, bu kapsamda 6 katrilyon 341 trilyon liralık yeni dış borçlanmaya gidebileceğini hesaplıyor. Dolayısıyla Hazine, 2000 yılında 2 katrilyon 275 trilyon liralık net dış borçlanma gerçekleştirmeyi planlıyor.
10 milyonluk banknotlar kasımda çıkıyor
Yeni 10 milyon liralık banknotların kasım ayı başında piyasaya sürüleceği bildirildi. Merkez Bankası yetkilileri olayı doğrularken, detaylı açıklamanın önümüzdeki hafta yapılacağını söylediler. Halen dolaşımdaki en büyük kâğıt parayı 5 milyon liralık banknotlar oluştururken, bunların tedavülde bulunan kâğıt paralar içindeki payı yüzde 90’a ulaştı. Bu oran ise yeni paraya ihtiyaç olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Enflasyon ortamında diğer bazı kâğıt paraların dolaşıma çıkış tarihleri ise şöyle: 5 bin lira 1981, 10 bin lira 1982, 20 ve 50 bin lira 1988, 100 bin lira 1989, 250 bin lira 1992, 500 bin lira 18 Mart 1993, 1 milyon lira 16 Ocak 1995.
Dış ticaret hedefleri de tutmayacak
Dış ticarette ağustos ayında ortaya çıkan gerileme, 1999 yılına ilişkin revize hedeflerin tutmasının da zor olacağını gösteriyor. DİE verilerine dayanılarak yapılan hesaplamaya göre, ağustos sonu itibariyle bir yıllık ihracat 25 milyar 704 milyon, ithalat ise 39 milyar 673 milyon dolar oldu. Böylece bir yıllık dönemdeki dış ticaret açığı 13 milyar 969 milyon dolara geriledi. Ağustos sonundaki yıllık ihracat, geçen yılın aynı ayında 27.3 milyar dolar olan ihracatın yüzde 5.9, ithalat ise geçen yılki 49.3 milyar doların yüzde 19.5 altında kaldı.
|
|

|