www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



Hem densiz hem pişkin
Kafatasçılık yaparak Yunanistan’dan gelen yardımları geri çeviren MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş, kendisine yöneltilen eleştirileri pişkinlikle yanıtladı.

TTB, Osman Durmuş’un açıklamalarını
   deprem şokuna bağladı

TTB Merkez Konsey Üyesi Sedat Abbasoğlu, Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını şoktan kaynaklanan açıklamalar olarak değerlendirdi.

İşte AKUT’çuların yaptıkları
Durmuş’un hakaret ve ırkçı yaklaşımlarından paylarına düşeni alan AKUT üyeleri deprem felaketinin ardından yıldırım hızıyla kurtarma çalışmalarına başladı.


Hem densiz hem pişkin
Marmara’yı yerle bir eden depremin ardından kurtarma çalışmalarının en kritik anında kafatasçılık yaparak Yunanistan’dan gelen yardımları geri çeviren, yabancı doktorların Türkiye’ye hastalık getireceğini iddia eden ve salgın hastalık tehlikesinin başgösterdiği bir anda “Kana, doktora, ambulansa ihtiyacımız yok” diyen MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş, kendisine yöneltilen eleştirileri pişkinlikle yanıtladı.
Halkın ve basının ırkçılıkla suçladığı Durmuş, eleştirilere, “Günahtır” karşılığını verdi. Bakan Durmuş, “İstifa edecek misiniz?” sorusuna, “Bakanlık yapmak, siyaset yapmak doğru değilse, bırakırım. Ama basın müdahale etmezse, ben bu işi yapmak istiyorum” cevabını verdi.
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Müsteşar Doç. Dr. Haluk Tokçuoğlu ve Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç.Dr. Sefer Aycan ile Hekimevi’nde basın toplantısı düzenleyerek, deprem bölgesinde sağlık alanında alınan önlemleri anlattı ve kendisine yöneltilen eleştirileri yanıtladı. Depremin başlangıcından bu yana 110 saattir mücadele ettiğini söyleyen Durmuş, yabancı doktorlara karşı çıktığı eleştirilerini de reddetti. Durmuş, “Ne münasebet. Ben Yunanlı doktorlarla görüşme yaptım, minnet duygularımı ifade ettim. Amerikalı dostlarımız yıkıntılarımızı onarmak için tekliflerde bulunuyorlar. Bunların reddilmesi akla ve mantığa uygun mu. Ben değişen şartlara göre tavır gösteriyorum” iddiasında bulundu.
Irkçının kılavuzu Clinton
Şu anda Adapazarı’nda doktor ihtiyacı olmadığını söyleyen Durmuş, “Ben yok diyorum, Eczacılar Odası var diyor. Şimdi Türk doktorlarına itimat mı edilmiyor? Ben burada doktorun milliyetini ayırt etmiyorum. İlk anda ihtiyaçlar farklıydı, şimdi farklı. İlk anda cerraha ihtiyaç vardı ama şimdi yok. Gıdayı da de ekmeği de ilk isteyen benim. Şimdi orada salgın hastalık tehlikesi var. Buna karşı önlem alıyoruz. Şimdi ihtiyaç salgın hastalık uzmanı. Ben bunu söylüyorum. Bu işin uzmanı bensem, bu işi ben biliyorsam, müsaade etsinler, benim dediklerime itibar etsinler. Bugün ABD Başkanı diyor ki ilaç göndermeyin, para gönderin. Ben de onu söylüyorum. Hükümet de şimdi bu yönde açıklama yaptı” şeklinde konuştu.
Durmuş, yıllarca partisine yapılan haksızlıkların bugün, o partinin Sağlık Bakanı’na yapıldığını öne sürerek, sorunun kendisini savunmak değil, deprem bölgesinde yaşanan sorunlara çözüm bulmak olduğunu söyledi.
Bu işi yapmak istiyormuş!
Kendisine yöneltilen eleştirilere tepki gösteren Durmuş, kurtarma çalışmalarında birilerinin ön plana çıkarıldığını, reklamının yapıldığını öne sürdü. Durmuş, şöyle konuştu: “Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı program yanlış oluyor, onların söyledikleri doğru oluyor. Deprem olayında birilerinin reklamı ön plana çıkarılıyor. Ben üzülüyorum. Siyasetin bu şekliyle sürdürülmesini de doğru bulmuyorum.” Bakan Durmuş, “İstifa edecek misiniz?” sorusuna, “Bakanlık yapmak, siyaset yapmak doğru değilse, bırakırım. Ama basın müdahale etmezse, ben bu işi yapmak istiyorum” cevabını verdi.
Densizden inciler
Irkçı kafa yapısı nedeniyle Yunanistan ve Ermenistan’dan gelen yardım tekliflerinin geri çevrilmesini sağladığı ifade edilen Durmuş, depremin üçüncü günü televizyon ekranlarından doktora ihtiyaç olmadığını söyledi. Türk Tabipler Birliği’nin ekipleri ise hekimlerin bölgeye gönderilmesini istedi. Durmuş, ceset kokularının, inşaat ve çöp tozlarının yayıldığı afet bölgesinde maske takmanın anlamsız olduğunu iddia etti.
Sağlık Bakanı Durmuş, önceki gün de yabancı sağlık ekiplerinin gitmesi gerektiğini, çünkü bu ekiplerin tuvalet ve duş istediğini söyledi. Bu tür ihtiyaçlarını her koşulda giderecek Türk doktorlarının çalışması gerektiğini söyleyen Durmuş, “Benim vatandaşım duş ihtiyacını denize girerek giderir” dedi.

Başa dön


TTB, Osman Durmuş’un açıklamalarını
   deprem şokuna bağladı

TTB Merkez Konsey Üyesi Sedat Abbasoğlu ise, devletin felaketin büyüklüğünü hâlâ kavrayamadığını ve şoktan kurtulamadığını belirterek, Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını şoktan kaynaklanan açıklamalar olarak değerlendirdi. Kriz Yönetim Merkezleri’nin kriz yaratır durumda olduğunu ifade eden Abbasoğlu, ilk günlerde hiç organizasyonun olmadığını, iki gündür de yapılmaya çalışılan organizasyonun bozuk olduğunu belirtti.
Abbasoğlu, bugüne kadar 400 hekimi eğiten TTB’nin Olağanüstü Koşullarda Sağlık Hizmeti Ekibi’nin bölgedeki kriz merkezlerine de dahil olarak, halk sağlığından çevre sağlığına kadar pek çok konuda hizmet veren merkezler oluşturduğunu dile getirdi. Kriz Yönetim Merkezleri’nin durum tespiti yapmadıklarına, gönüllü yardım yapan kurumların, kriz merkezlerinin ayrı ayrı ihtiyaç listeleri çıkarttıklarına ve bunun da kargaşaya neden olduğuna dikkat çeken Abbasoğlu, sadece Sağlık Bakanı’nın değil devletin yaptığı diğer açıklamaların da durum tespiti yapılmamasından kaynaklı hatalı açıklamalar olduğunu ifade etti. Abbasoğlu, TTB’nin ilk günden itibaren Bakanlık’a gönüllü hekimler listeleri gönderdiğini ancak, hekim ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle bunların devreye sokulmadığını belirterek, “Bugün için artık, halk sağlığı uzmanlarına ve genel pratisyen hekimlere ihtiyaç vardır” diye konuştu. İnsanların barınması için merkezlerin kurulması gerektiğine vurgu yapan Abbasoğlu, henüz salgın hastalık olmadığını ancak, bölgenin durumunu gözeterek önlem alınması gerektiğini söyledi. Abbasoğlu, devletin acil durum planlarının olmadığının bu süreçte görüldüğünü dile getirerek, uzun erimli planların yapılması gerektiğini, TTB’nin bölgede 6 ayla bir yıl arasında kalmak üzerine planlar yaptığını söyledi.
Eczacılar tepki gösterdi
Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un, “Deprem bölgesinde ilaç ve sağlık ekibine ihtiyaç yok” sözleri tepki toplamaya devam ediyor. Türk Eczacılar Birliği (TEB) İkinci Başkanı Akın Çubukçu, Sağlık Bakanı’nın “Hastaneler işsiz” sözlerine, “Türkiye’nin sağlık sistemi biliniyor. Hastaneler Türkiye’de ne zaman işsiz kalmış ki böylesi bir felaket ortamında işsiz kalsın” diye tepki gösterdi.
TEB olarak her an çıkması beklenen salgın hastalıklara karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Çubukçu, su sorununun olduğu deprem bölgesinde etkin bir ilaçlamanın yapılmadığına dikkat çekti. Çubukçu, organizasyon bozukluğu nedeniyle ilaç yardımlarının bazı yerlerde yığıldığını bazı yerlere ise hiç ulaşmadığını belirterek, Sağlık Bakanı Durmuş’un bazı yerlerdeki gereksiz ilaç yığınlarını görerek, ihtiyacın olmadığını söylemiş olabileceğini ifade etti. Bölgedeki kalp, sara, şeker gibi kronik hastalara yönelik önlem alınmadığını, bu hastaların ihtiyaçlarının bir an önce karşılanması gerektiğine işaret eden Çubukçu, önceki gün yağan yağmur nedeniyle depoları su bastığı ve ilaçların kullanılmayacak hale geldiği haberlerinin kendilerine ulaştığını söyledi.

Başa dön


İşte AKUT’çuların yaptıkları
Fevzi Argun - Barış Kaygısız
Deprem felaketinin ardından derhal kurtarma faaliyetine başlayan gruplardan biri de, bilinen adları AKUT olan Acil Kurtarma Derneği üyeleri.
AKUT’çular, deprem haberini aldıktan hemen sonra, saat 04.45’ten itibaren İstanbul Avcılar’daki kurtarma çalışmalarına başlamışlar. Ardından da başta Gölcük ve Yalova olmak üzere diğer deprem bölgelerine ekipler gönderilmiş. AKUT ekiplerinin enkaz altından sağ olarak kurtardıkları insan sayısının 1000’i geçtiği tahmin ediliyor.
Yaklaşık 300 kişiyi bünyelerinde barındıran ve 70-80 kişilik aktif bir katılımcı gruba sahip olan AKUT’çuların, deprem bölgelerindeki çalışmalarına katılan insan sayısı, Türkiye’nin dört bir yanından gelen gönüllülerle birlikte binlerle ifade edilmeye başlanmış. Gönüllülerin önemli bir bölümü lojistik hizmetlere katılarak ya da yardım dağıtarak tam anlamıyla bir cephe gerisi görevi üstlenmiş.
AKUT’un çalışmaları ve deprem sonrası yapılanlarla ilgili olarak, AKUT’un önde gelen isimlerinden Nasuh Masruki ile görüştük. Masruki, Avcılar ve Gölcük’teki bazı kurtarma çalışmalarına bizzat katılmış ve çok sayıda insanın sağ olarak kurtarılmasına yardımcı olmuş.
Deprem haberini aldıktan sonra neler yaptınız?
- Saat 04.45’te AKUT ekibindeki bazı arkadaşlar İstanbul Avcılar’daki yıkık binaların üstünde çalışmaya başladılar. Kısa sürede organize olduk. Herkes nereye gideceğini öğrendi. Önce Avcılar’a ağırlık verdik. Diğer deprem bölgelerindeki durumun son derece vahim olduğunu ilk anda bilmiyorduk. Sabahtan itibaren diğer yerlerden haberler akmaya başladı. İşin çok vahim boyutta olduğu ortaya çıkmıştı. Bir ekibimizi Gölcük civarına yolladık. Ertesi gün büyük bir grubu Yalova’ya, büyük bir grubu da yine Gölcük’e gönderdik. Daha sonra Adapazarı’na da gruplar gönderdik. Şu an herkes bir yerde çalışıyor.
Değirmendere’de büyük bir merkez kurduk. Burada tüm çalışmaların genel koordinasyonu sağlanıyor. Buradaki merkezimiz, bölgenin en büyük yardım merkezi haline de geldi. Merkezimizde her türlü yardım malzemesinin dağıtımı yapılıyor. Toplanan yardımların bir bölümü bize ulaştırılıyor. Buradan ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Ancak bu bizi çok zorluyor. Bu bizim işimiz değil. Bizim işimiz insan kurtarmak. Ama lojistik yardım işiyle de uğraşmaya başladık. Yardım dağıtma işini devletin örgütlü gruplarıyla askeriyenin yapması lazım.
Enkaz altından ne kadar insanı sağ ya da yaralı olarak kurtardınız?
- Bu konuda kesin rakam vermemiz çok zor. Çok sayıda insanın katıldığı bir yardım faaliyeti sürdürüyoruz. Tüm ekiplerden sağlıklı bilgi almak, rakamlar almamız mümkün değil. Tahminlerimiz 1000’den fazla insanı enkaz altından canlı olarak çıkardığımız şeklinde. Ancak bu konuda gerçek rakamı net olarak hiçbir zaman vermemiz mümkün olmayacak. Bize gelen tüm ihbarları değerlendiriyoruz. Asıl hedefimiz enkaz altında canlı insan çıkarmak. Bu arada ceset çıkarma çalışmalarına da katıldığımız yerler oluyor. Çalışmalarımızı enkaz kaldırma kararı alınana kadar sürdüreceğiz.
Nasıl bir örgütlenme modeli uyguladınız?
- AKUT ekibinin asıl görevi lokomotiflik etmek oldu. Çalışmalarımıza katılanların önemli bir bölümü Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen gönüllü insanlar. Hatta AKUT’u ilk kez duyan ya da tanıyan insanlar, askerler, memurlar bile var. Bizim asıl görevimiz, lokomotif olmak, insanları koordine etmek, organizasyonu üstlenmek. Gelenlerin çoğunun kurtarma faaliyetleri konusunda bilgileri yok. Onları deyim yerindeyse cephe gerisinde değerlendirdik. Motorize ekipler kurup köylere gönderdik. Bilgi topladık. İhtiyaçları tespit ettik. Tespitlerimize göre araçlarla yardım malzemeleri gönderdik. Arama kurtarma konusundaki tecrübeleri ekiplerimizi de bu konudaki yetenekli insanlarla takviye ettik. Arkadaşlarımızın yönetiminde yeni ekipler kurduk. Örneğin dağcılıktan anlayan, sporcu olan, benzer olaylara tanık olmuş insanları kurtarma ekiplerine aldık.
Çalışmalarınızdan ve yaşadıklarınızdan ne tür sonuçlar çıkardınız?
- Doğal bir afetle karşı karşıyayız. Boyutları çok çok büyük oldu. Ortadan bir yığın sorun var. Ama sorunları düşünmeden çalışmalarımızı sürdürmeye çaba harcıyoruz. Bu olaydan herkesin büyük dersler çıkarması gerekiyor. Türkiye büyük ölçüde deprem bölgesi. Ülke nüfusunun yüzde 98’i deprem riski altında bulunuyor. Bu konuda eğitime büyük önem verilmesi gerekiyor. Organize gruplar oluşturmak gerekir. Kendimizi de değerlendireceğiz. Eğitime ağırlık vermemiz gerektiğini gördük. Özel eğitim grupları kuracağız.
AKUT ne kadar insanı bünyesinde barındırıyor ve ne kadar insanı seferber ediyor?
- Normal durumda 300 civarında bir insanız. Bunların 70-80 kadarı aktif durumda. Hemen organize olabiliyorlar. Anında harekete geçme konusu, olayına bağlı. Örneğin dağcılık konusu çok teknik bir şey. 3-4 kişi yetebilir. Ama karşılaştığımız türden doğal afetlerde durum değişiyor. 40-50 kişilik bir grubu hemen aktif hale getirebiliriz.

Başa dön


Tutuklular, iaşe bedellerini bağışladı
Çanakkale cezaevinde bulunan DHKP-C, PKK, TİKB, TDKP, TKP(ML)-Birlik, TKEP/Leninist, TKP(ML), Devrimci Yol davası tutukluları, günlük iaşe bedellerinin üç günlük bölümünü deprem bölgelerine ulaştırdılar. Bunun devrimci sorumluluğun bir parçası olduğunu kaydeden tutuklular, katliamın yaralarının insanların birbirlerini sahiplenmesiyle sarılacağını ifade ettiler ve “Binlerce insanımızın katledildiği depremin sorumluları gözler önündedir ve hesap verecektir” dediler.
ICFTU ve ETUC’tan yardım çağrısı
Milyonlarca üyesi bulunan Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU) ve Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ETUC), tüm üye sendikalarına acil bir çağrı göndererek, depremden zarar gören Türkiyeli işçi ve emekçilere yardım toplanmasını istedi. Üyeleri olan Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK’e de birer mesaj gönderen ETUC ve ICFTU, Türkiye’ye acil durum yardımı olarak önemli miktarda para gönderileceğini açıkladılar. Her iki konfederasyon, dünyanın dört bir tarafındaki üyelerinden, yardımlarını, Türkiye’deki sendika konfederasyonlarına göndermelerini istedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net