|
|

|
           

Faturayı rantçılar ödesin
Hükümet, ‘afet vergisi’ ile depremin mali faturasını halka çıkarmaya hazırlanırken, depremzedeler, “Devlet zaten yardım etmiyor, bir de vergi mi alacak?” diyor.

Dayanışma çadırı
EMEP tarafından İzmit’in Derince ilçesinde kurulan çadırkentte halkın sağlık sorunlarından yiyecek sorunlarına kadar her şey karşılanıyor.

Hükümet yangından mal kaçırma peşinde
Parlamentoda, bugün sosyal güvenlik, özelleştirme ve tarım ile ilgili yasaların gündeme getirileceğinin açıklanması, tepkilere neden oldu.

Gölyakalılar yardım bekliyor
Bolu’nun Gölyaka ilçesinde ölü sayısı 102’ye yükseldi. Bir kişide kuduz şüphesi üzerine, depremzedelere kuduz aşısı yapıldı.


Faturayı rantçılar ödesin
Ebru Ilgaz - Muzaffer Özkurt - Şahin Bayar
Henüz daha depremzede yaşamını yitirenlerin gömülmesi işlemi tamamlanmamışken, afeti seyretmekle yetinen hükümetin, deprem sonucu oluşan zararı halka fatura etmek amacıyla hazırladığı ‘afet vergisi’ne depremzedeler tepki gösterdi.
Depremin en yoğun hissedildiği bölgelerde, depremzedelere ‘afet vergisi’ ve depremin yol açtığı zararların karşılanması tartışmasıyla ilgili olarak görüşlerini sorduk.
Derince’den Yusuf Günaydın, böyle bir verginin fakirlerden alınmasına karşı olduğunu belirtti. “Fakir fakirdir zaten” diyen Günaydın, şöyle devam etti: “Binalar da yıkıldı. Kimisi öldü, kimisi göçük altında kaldı. Alacaklarsa zenginlerden alsınlar, zenginlerden bir şey almıyorlar. Benim verecek bir şeyim kalmadı. 20 kişi dışarda bekliyoruz. Şimdiye kadar devletten hiç yardım gelmedi ki. Hep halk yardım etti.”
Yine Derince’den Metin Aydın ise şunları söyledi: “Böyle bir vergi saçmalıktan başka bir şey değil. Bu şartlarda böyle bir verginin verilmesi doğru değil. Bundan sonra zaten ortalık işsizlikle kaynayacak. Herkes kendi durumunu düzeltmeye çalışıyor. Kimsenin vergi verecek hali yok. Fakirlerin durumu zaten kötü.” Depremzede Aydın, eğer böyle bir vergi alınacaksa, maddi durumu iyi olanlardan alınması gerektiği görüşünde.
‘Hem müteahhit, hem de devlet ödesin’
Depremin merkez bölgesi Kocaeli’den Faruk Taşel’in tepkisi de hem malzemeden çalarak, kaçak yapı yaparak ölümlere neden olan müteahhitlere, hem de ona izin veren devlete yönelik. Taşel’in sözleri aynen şöyle: “Milletin canı gitmiş, devlet vergi derdinde. Vergiyi yıkılan binaların sorumluları, müteahhitler ve belediyeler neden vermiyor, onlar versin. İnsanların daha yaraları sarılmadı. Bursa Belediyesi’nde insanların asfalt çalışması yaptığını duyduk. Adalet mi bu, devlet getirsin iş makinelerini, gücünü göstersin.”
‘Zenginler, işadamları versin’
Zeki Katenalp, isimli depremzede ise, ‘Ben nereden vergi vereyim?’ diye sordu. Katenalp, devletin çadır bile vermediğini belirttiği konuşmasında şunları belirtiyor: “Gariban batıyor zaten, devlet daha çok batırıyor. Zenginlerde bir şey yok. Devlet zaten yardım yapmıyor, çadır bile vermiyor. Halka bir şey götürmüyor. Her tarafta görüyoruz, yardımlarda. Polisler üst başı seçe seçe alıp götürüyorlar. Vergi alınacaksa, zenginlerin işadamlarının durumu iyi, onlardan alsınlar. Bizde iş yok, ev yok, para yok, hiçbir şey kalmadı.”
‘Kodamanlardan alsınlar’
Diğer bir depremzede Özcan Değirmenci de böyle bir vergiye karşı olduğunu belirttikten sonra, “Alınacaksa zenginlerden alınsın. Benim neyim var ki, benden ne alacak? Alınacak bir şey varsa kodamanlardan alınsın. Asgari ücretle çalışıyorum, zaten vergi verecek durumda değilim. Devlet de bir şey yollamıyor. Çadır yok, ne yapıldıysa halk yaptı” dedi.
Hükümetin, ‘afet vergisi’ adı altında depremi halka fatura etme hazırlığına, Derince’den depremzede İlhan Mamak’ın ilk tepkisi, “Devlet resmen soyguncu” oldu. Her şeyinin enkaz altında kaldığını belirten Mamak, şu sözlerle devam etti: “Devlet kesinlikle halktan yana değil, yaptıkları doğru değil. İnsanlar zaten mahvolmuş. Yaraların sarılması için gereken para zaten devlette var, oradan karşılasınlar, fakirin sırtına yıkmasınlar.”
‘Müteahhitler ve belediye’
Depremin önemli merkezlerinden biri olan Yalova’dan Rafet Aslan, sadece depremzedelerden değil, Türkiye’nin hiçbir bölgesindeki halktan vergi alınmaması gerektiğini vurguladı. Aslan, böyle bir verginin kimden alınması gerektiği sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Belediye yakınlarına fazla kat izni verdi, müteahhitler sürekli çaldılar. Sorumlu onlardır. Eğer, alınacaksa, onlardan vergi alınması, hatta onların cezalandırılması gerekiyor.”
EMEP’in Derince’de kurduğu Çadırkent’te kalan Serna Malkoç ise şunları söyledi: “Dışarda kalmışız zaten. Eşim yeni doğum yaptı. İşim yok, birkaç parça battaniye için kampa geldim. Ne vereceğiz ki, neyim var? Verebilecek bir canım kaldı, devlet gelsin alsın. Vergi alınacaksa, onu zenginlerden alması lazım.”
‘Devlet zaten yardım yapmadı..’
Kerime Karagöz ise, daha önce eşini ve kayınbiraderini trafik kazasında yitirmiş. “Şimdi de dışarıda kaldım” diyen Karagöz, “Niye vergiyi zengin işadamlarından almıyorlar. Fakirler zaten bitti, kötü durumda. Devlet zaten hiçbir biçimde yardım etmiyor bir de vergi alıyor” sözleriyle eleştiriyor, devletin bu yönelimini.
Kocaeli’den Nuri Güzel isimli depremzede ise, enzakın altındaki insanları devletin düşünmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi: “İnsanlar perişan durumda. Buralara devlet yardımı lazım. Enkaz altındaki insanları devletin düşünmesi lazım. Devlet vergi toplamayı düşünüyor. Devlet milleti düşünmezse, millet de vergi vermez. Biz de vermemeyi düşünüyoruz.”
Adnan Dark ise, Kocaeli’de yağan yağmuru da göstererek “Bakın yağmur yağıyor. Sabah akşam gidiyoruz, çadır alamıyoruz. Bu afet üzerine bir de vergi almaları olmaz. Herkes perişan zaten” dedi.
‘Yeter ki yukarıdakiler yemesin’
Yalova’daki depremzedelerden Erol Aydoğan ise, halktan vergi alınmasını karşı çıkarken, yanlış imarın sorumlularının cezalandırılmasını istiyor. Aydoğan’ın sözler şöyle: “Depremin bu kadar zararlı olmasının nedeni yanlış imar ve yanlış zemin. Millet artık bir şey yiyemiyor. Bizden nasıl vergi alacaklar.
Bunu kim düşünüyorsa, kafayı yemiş. Bazı kötü niyetli kişiler var, onlar depremden hemen sonra uçup gittiler. Onların hemen yakalanması, cezalandırılması gerekiyor. Burada esnaf çöktü, herkes maddi zorluk içinde. Bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz. Halktan vergi alınması bence yanlış. Asıl sorumluların cezalandırılması ve gelen yardımların dağıtılması bize yeter. Yeter ki, yukardakiler yemesin.”

Başa dön


Dayanışma çadırı
Beyda Yıldız
Emeğin Partisi (EMEP)’nin Kocaeli’nin Derince ilçesinde kurduğu çadırkentte devlet adeta “Böylesi organize bir kamp istemiyoruz” diyor. Kamp komitesinden Metin İlgün’ün anlattıklarından anladığımız kadarıyla Fazilet Partisi (FP) belediye başkanından, Emniyet Müdürlüğü’ne kadar birçok yer çadırkentin kurulmaması için elinden geleni yapmış. Kamp Komitesi’nde bulunan Metin İlgün ile herkesin uykuya çekildiği saatlerde yönetim çadırının önünde deprem bölgesinin en organize yapılanması olan çadırkent hakkında sohbet ettik.
EMEP Deprem Dayanışma Komitesi tarafından kurulan çadırkent; aynı zamanda bu yıl yapılması planlanan ancak engellenen Ören Buluşması için yapılan hazırlıkların, çadır, tıbbi malzeme ve partinin birçok il ve ilçe örgütü tarafından gönderilen yardımların buraya taşınması ile oluşturulmuş.
Top kimde?
İlgün, buraya geliş amaçlarını şöyle açıklıyor: “Elimizdeki olanakların çok daha fazlasına devlet sahip. Devlet, bu imkân ve olanaklarını kullanmadığı için biz böyle bir zorunluluk duyduk. Aslında yaptığımız iş bizim değil, devletin, yerel yönetimlerinin yani belediyelerinin yapması gereken işler. Ancak biz insanların aç kalmasına, perişan olmasına izin veremezdik.” İlgün, “Devletin görevidir” diyor ancak şunu eklemeden de edemiyor; “Gerçe devlet tam da kendisinden bekleneni ortaya koydu; hiçbir şey yapmadı. Bu sistemde böyle bir devletten başka bir şey yapması da beklenemezdi zaten.”
İlgün, EMEP’in temel amacının, imkânları dahilinde burada depremden zarar gören kendileri gibi olan emekçilerin sorunlarına ortak olmak, onların sorunlarını hafifletmek olduğunu söylüyor.
Sancılı yerleşme
İlgün, deprem bölgesindeki sıkıntılardan da bahsediyor. Zaten bu bölgede her şeyin değil birçok şeyin iyi gittiğini söylemek bile aptalca, safça olur. İlk önce adı kriz masası olan çözümsüzlük masasına gelinmiş. Kendilerine 60 Evler Muhtarlığı’na gitmeleri istenmiş. Burada kendilerine gösterilen alana tam kamyonlara yüklü malzemeyi yığmışlar, çadırları kurmaya başlamışlar ki Fazilet Partili Derince Belediye Başkanı Halil Altuntaş, buraya çadırkent kurulamayacağını söylemiş. Ve kendilerine Öğretmenler Mahallesi’ne göndermiş. Bu kez de Emniyet Müdürlüğü’nden izinleri olup olmadığı sorulmuş kendilerine. Emniyet Müdürlüğü’ne geldiklerinde ise kendilerine, kriz masasından izin almaları gerektiği söylenmiş. Yani bürokrasi tam hız... Metin İlgün bir yardımın önüne bu kadar engel çıkarılmasının mantığını şöyle özetliyor: “Bunlar, ben izin vermezsem siz ölümü seyredeceksiniz. İzin verirsem müdahale edeceksiniz.”
İlgün, buradaki sancılı yerleşmenin ardından belediyenin kendilerine en azından altyapı konusunda yardım yapması gerektiğini, ancak bunu yapmadığını ifade ediyor.
İlgün, FP’li belediye başkanının burayı kendi siyasi çıkarları için kullanmak istediğini söyleyerek, belediye başkanının halka, “Bizim FP oraya çadır kurdu. Gidin ihtiyaçlarınızı karşılayın” dediğini aktardı.
Muhatap sadece burası
Çeşitli kuruluşların kendilerine gelerek böyle bir kampın çok olumlu bulunduğunu söylediklerini aktaran İlgün, “Örneğin AKUT buraya geldi ve hayran kaldı. ‘Asıl yapılması gereken buydu. Her şey çok iyi’ dediler. Ve buraya tıbbi malzeme taşımaya başladılar. Çocuk Esirgeme Kurumu ile görüştük. Ailesiz kalan çocukların kendilerine bizlerin teslim etmesini istediler. Ara sıra gidip geliyorlar. Tüm Derince’de bizim burada ne kadar iyi bir iş yaptığımız konuşuluyormuş. Tabii ki bu, birtakım kurum ve kuruluşları da rahatsız ediyor” diye konuştu.
40 kişilik 22 çadırlık çadırkentte 150 kişi çalışıyor. Çadırkentin 24 saat hizmet veren bir reviri ve bir de eczanesi var. 1000 kişilik kampta halkın tüm ihtiyaçları anında karşılanıyor. Sağlık ekibi, her gün sağlık taraması yapmak için çadırkentin dışına çıkmaya çalışıyor. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği düzenli bir şekilde veriliyor. Halkın giyim ihtiyacı da çeşitli illerden gönderilen giysilerle giderilmeye çalışılıyor. Ve yine İzmit ve Derince’de dağıtım yapılıyor. İlgün her çadırdan seçilecek bir temsilci ile komite oluşturmaya çalıştıklarını, halkın kendi kendini yönetmeyi öğrenmesiyle birlikte çadırkentten gideceklerini söylüyor.

Başa dön


Hükümet yangından mal kaçırma peşinde
Türkiye, yüzyılın en büyük depremiyle sarsılmış, yıkılmış durumda iken, depremde vatandaşlarına yardım için, kurtarmak için ortalarda görünmeyen siyasi iktidar, bugün parlamentoda emek karşıtı yasaları çıkarma çabasına girecek. Bu durumu sert bir dille eleştiren sendikacılar ise, bunu, hükümetin ABD ve IMF’ye bağlılığının tescili olarak değerlendirdiler.
Hükümetin sosyal güvenlik yasa tasarısını yasalaştırmak değil, daha insani yasalara öncelik vermesi gerektiğini belirten Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, “Hele böyle acılı bir günde iken, insanların acısını rahatlatacak, insani kaygılar taşıyan yasalar ihtiyaç olarak ortada dururken, hükümetin toplumda bunca tepkiye neden olan bir yasada ısrar etmesini çok yerinde bir davranış olarak görmüyoruz” dedi. Uslu hükümetin, iş, konut, çevre, sağlık, sosyal yardım, sosyal güvenlik gibi daha öncelikli ihtiyaçları konusunda yasaların çıkması gerektiğini belirtti. KESK Genel Başkanı Siyami Erdem ise, hükümetin yangından mal kaçırırcasına bu yasayı çıkarma çabasının, IMF ve ABD’ye bağlılığının tescili olduğunu söyledi.
“Hükümeti teşhir edeceğiz”
On binlerce çalışanın, halkın enkaz altında öldüğünü, 50 bine yakınının yaralı olduğunu ve Türkiye’nin depremden kaynaklı ağır sorunları bulunduğunu hatırlatan Erdem, “Hükümet halkın can güvenliğini, yaşama hakkını sağlayacak önlemler yerine, yüz binlerce emekçinin karşı çıktığı bir yasayı, bu kadar trajedik ortama rağmen çıkarma çabası içindedir. Bu, parlamentoyu oluşturan siyasi partiler ve hükümetin halkın aleyhine olan her türlü davranış içinde olduğunu gösteriyor. Halk onlardan bu yasaları çıkarması bir yana, yaraların sarılması, ağır sorunların önlenmesi için irade yoğunlaşması beklerken, hükümet yüz binlerin karşı çıktığı yasayı çıkarma çabası içerisinde. Adeta yangından mal kaçırırcasına” dedi.
Halkın çileli bir ortamda, milyonlar depremin yaralarını sarmak için seferber olmuşken, hükümetin halkı vuran yasaları çıkarma peşinde olmasının hükümeti oluşturan partilerin siyaseten teşhirinin göstergesi olduğunu kaydeden Erdem, KESK olarak bu uygulamaları teşhir edeceklerini söyledi.
Fırsatçı yaklaşımı protesto
Dev Maden-Sen Genel Başkan Vekili, DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün ise, hükümetin bu tutumunu “fırsatçı yaklaşım” olarak değerlendirerek şiddetle protesto ettiklerini açıkladı. Yaşanan felaket karşısında hükümetin görevini yapamamanın ve sorumluluğunu yerine getirememenin acizliğiyle, zamana karşı yarışta zayıf kaldığını belirten Görgün, “Milyonlarca insanın yüreği ve gözünün deprem felaketine kilitlendiği bir süreçte, koalisyon ortakları adeta fırsat kollayıp, yangından mal kaçırmaya çalışmaktadır” dedi.
Milyonlarca insanın deprem felaketiyle şok olduğu, enkaz altında on binlerce yurttaşımızın bulunduğu, yüz binlercesinin yardım beklediği bir dönemde hükümetin ve parlamentonun, yüzyılın faciasıyla uğraşacağı yerde, IMF patentli yasaları Meclis’ten geçirme çabasını hatırlatan Görgün, tüm gücün ve imkânların deprem felaketine seberber edilmesini istedi.

Başa dön


Gölyakalılar yardım bekliyor
Depremden en çok etkilenen yerleşim birimlerinden Bolu’nun Gölyaka ilçesinde, ölü sayısı 102’ye, yaralı sayısı 250’ye çıktı. Kriz Masası yetkilileri, Gölyaka’ya 1100 çadır, 3000 battaniye geldiğini, 200 çadır ve 500 battaniyeye daha ihtiyaç bulunduğunu belirttiler.
Yeraltı sularında artış oldu
Edinilen bilgiye göre, bugünden itibaren ilçe merkezine su verilecek olan Gölyaka’nın 20 köyü elektriğe kavuştu. Depremde 41 büyükbaş hayvan, 24 bin civciv, 2 küçükbaş hayvan telef olurken, 189 ahır ve 135 kümes yıkıldı. Depremden sonra bölgedeki yeraltı sularında artış olduğu belirlendi. Bolu’nun deprem felaketinden fazla etkilenmeyen ilçesi Mudurnu’dan halk, 50’şer kişilik gruplar halinde bölgeye yardıma geliyor.
Kuduz şüphesi
Bulaşıcı hastalıklara karşı ilçe, ilaç püskürtülerek dezenfekte edilirken, halka tetanoz ve kuduz aşısı yapılmaya başlandı. Bir kişide kuduz belirtisi görülmesi üzerine, Bolu Belediyesi’ne ait ekipler başıboş köpekleri öldürdü.
Kriz masası yetkilileri, bölgede halkın uzun süredir yıkanamadıkları için ortaya çıkan alerjik hastalıklarda kullanılmak üzere, alerji ilacına ihtiyaç olduğunu belirttiler. Gölyaka’nın acil ihtiyaçları arasında berber de bulunduğu bildirildi. Kriz Masası yetkilileri, gıda maddesi yönünden sıkıntı çekilmediğini, tıraş bıçağı, diş fırçası, diş macunu, sabun, şampuan gibi temizlik malzemelerine ihtiyaç duyulduğunu söylediler.
İlçede battaniye ve çadır sıkıntısı çekildiği de öğrenildi. Depremzedeler, gecenin ilerleyen saatlerinde bir battaniye alabilmek için zaman zaman birbirleriyle tartıştı.
Hayat erken başlıyor
Depremden önce 5300 nüfusa sahip Gölyaka’da, evleri yıkılıp hayatta kalan depremzedeler, enkaz altından eşyalarını çıkarmaya uğraşıyor. Kurulan çadırkentte ise hayat sabah 05.00’te başlıyor. Güneşin ilk ışıklarıyla hareketlenen çadırkentte, çocuklar, yüreklerindeki acıya rağmen sanki hiçbir şey olmamış gibi oyunlarını sürdürüyor. Bazı çocuklar ise kitap okuyarak zaman geçirmeye çalışıyor. Kızılay’ın gönderdiği çadırlardan alamayan depremzedeler ise kendi çabalarıyla yağmurdan ve sıcaktan korunmak için çadır kurmaya uğraşıyor.

Başa dön


|
İHD destek çağrısında bulundu
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Hüsnü Öndül, merkez üssü Kocaeli olan depremin tüm toplumu derinden sarsan sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek, enkaz altından hâlâ insanların canlı olarak kurtarılabileceğini, bu nedenle kurtarma çalışmalarının aralıksız sürmesi gerektiğini ifade etti. İHD, deprem sonrasında işsizlik ve yoksullukların yaşanacağına dikkat çekerek, uluslararası kuruluşlara yardım çağrısında bulunduğunu açıkladı. ÇHD, bugün, devlet yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunacak.
Avcılar 270 kişiye mezar oldu
Merkezi Kocaeli olan 7.4 büyüklüğündeki deprem nedeniyle Avcılar’da ölü sayısının 270, yaralı sayısının ise 630 olduğu bildirildi. Avcılar Kaymakamı Yusuf Özdemir, ilçede yıkılan binalardan 4 tanesinde halen enkaz kaldırma çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Avcılar’da, depremde 270 kişinin hayatını kaybettiğini, 630 kişinin de yaralandığını söyleyen Kaymakam Özdemir, ilçede önceki akşam yemekten zehirlenen 60 kişinin sağlık durumlarının ise iyi olduğunu ifade etti.
KESK’ten yeni kampanya
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), deprem sonucu yaşamını yitirenlerin yakınlarına ve zarar görenlere maddi yardım kampanyası başlattığını bildirdi. KESK’ten yapılan açıklamada, malzeme yardımı kampanyası dışında depremde yaşamını yitiren, yaralanan ve zarar gören kamu çalışanlarına yönelik maddi yardım kampanyası başlatıldığı bildirildi. Açıklamada, yardım hesabına kamu emekçilerinin yanı sıra duyarlı halkın da katkıda bulunmasının beklendiği belirtildi. Yardımların “Ziraat Bankası Galatasaray Şubesi Siyami Erdem-Cengiz Uzuner 0701 0003 7097 22” banka hesabına yatırılması istendi.
|
|

|
Bize ulaşmak için;

Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat) Fax: +90 212 665 69 43 - 44
E-mail: posta@evrensel.net

|
|