www.evrensel.net  |  emek.net  |  arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Politika

Ekonomi

Dünya

Kültür-Sanat

Toplum-Yaşam

Medya

Dosya

Köşe Yazıları



ABD tüm Türkiye’yi dinliyor
Türkiye’de, ‘tele-kulak’ skandalları ile hangi devlet yetkilisinin kimleri dinlettiği tartışılırken, ABD, ülke çapında gerçekleşen tüm iletişimi dinleme olanağına sahip.

Öcalan: İdam edilmem Türkiye’ye tuzak
Savcılığın hakkında idam cezası istediği Öcalan, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada idamıyla Türkiye’ye yönelik bir tuzak planlandığını söyledi.

‘Ne Kürt ne de Türk anaları acı çeksin’
Gazetemizi ziyaret eden Barış Anaları İnisiyatifi, Kürt illerinde yaşanan savaşın bir tarafı olduklarını ve Öcalan Davası’nda dinlenmek istediklerini söylediler.

Hüseyin Uzun olayında yeni iddialar
Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanı Emin Aslan’ın uyuşturucu kaçakçılarıyla ilişkisi olduğu ve Hüseyin Uzun’un sorgusuna katıldığı ileri sürüldü.


ABD tüm Türkiye’yi dinliyor
Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, gazetecilerinkinden Cumhurbaşkanlığı konutununkilere kadar, pek çok ‘stratejik’ telefonu dinlediğinin ortaya çıkarılması üzerine İçişleri Bakanı Saadettin Tantan tarafından başlatılan bir ‘operasyonla’, 12 bürokrat görevinden alınmıştı. Türkiye’de, bu gelişmeler üzerine ‘tele-kulak’ skandalları ile hangi devlet yetkilisinin hangi devlet yetkilisini dinlettiği tartışılırken, ABD emperyalizmi, ülke çapında gerçekleşen tüm iletişimi dinleme olanağına sahip bulunuyor. Üstelik, ABD’ye tanınan bu ‘dinleme hürriyeti’, bizzat Türkiye’nin altına imza attığı anlaşmalarla garanti altına alınmış.
ABD’nin ‘tüm dünyayı dinleme hürriyeti’, dünyanın dört bir köşesinde oluşturulan özel şebekeler, onlarca ülkeyle yapılan gizli anlaşmalar, belli ülkelerde kurulan ana tesisler ve günün 24 saati bu tesislere veri geçen uyduların toplamını ifade eden Echelon sistemi ile mümkün oluyor.
ABD Ulusal Güvenlik Kurulu (NSA) tarafından tasarlanıp yönetilen Echelon sistemi, dünya çapında gerçekleşen tüm telefon, faks, teleks ve elektronik posta iletişimini takip edebilecek güçte. Sistem, istenildiğinde her hükümeti, örgütü, kuruluşu ve bireyi özel olarak takip ediyor ve elde edilen bilgileri, NSA’ya sunuyor.
ABD’nin, PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan’ı örtülü bir operasyonla ele geçirip Türkiye’ye teslim etmesinde Echelon’un rol oynadığı iddia edilmişti. Türk hükümetine yapılan bu ‘iyilik’ karşılığında ne alındığı ise bilinmiyor. Bilinen, Türk devletinin Echelon sisteminin sadık bir müttefiki olduğu ve yurttaşlarını gönüllü olarak ABD’ye dinlettiği.
40 yıldan fazla bir geçmişe sahip olan Echelon casusluk sisteminin diplomatik temeli, UKUSA adlı anlaşma. Bu anlaşmanın temeli, 2. Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde atıldı ve 17 Mayıs 1943’te, ilk olarak ABD ve İngiltere tarafından onaylandı. “Komünizme karşı soğuk savaş”ın resmen başladığı 1946-47 arasında, sisteme Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda katıldı. Maddeleri halen bilinmeyen anlaşma ile ilgili ortaya çıkarılan bilgilere göre, ABD Ulusal Güvenlik Kurulu (NSA), “birinci taraf” olarak niteleniyor. “İkinci taraf” ise; İngiltere, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda’nın istihbarat örgütleri. Anlaşmaya daha sonra dahil olan “üçüncü taraf” ülkeleri ise Almanya, Norveç, Güney Kore ve Türkiye. İddialara göre, bu kısa listeye yeni isimler eklendi, ancak bu ülkelerin hangileri olduğu bilinmiyor. Amerika’nın hizmetindeki küresel casusluk ağı Echelon’un amacı, iki başlık altında özetleniyor:
1. Siyasi Casusluk: ABD, Echelon aracılığıyla dünyanın dört bir köşesinde “istenmeyen” siyasi faaliyetleri takip etme olanağına sahip. Sistemin, ABD dahil olmak üzere tüm ülkelerdeki devlet yetkililerini, milletvekillerini ve önemli bürokratları özel olarak dinlediğine dair güçlü kanıtlar bulunuyor. ABD’li senatör Storm Thurmond ve Kongre üyesi Michael Barnes, 1988 ve 1995’te yaptıkları açıklamalarda, Echelon tarafından dinlenildiklerini söylemişlerdi. Sistem tarafından düzenli takip edildiği kanıtlanan örgütler ise; Uluslararası Af Örgütü, Greenpeace ve bazı Hıristiyan yardım kuruluşları.
2. Ticari Casusluk: Echelon, özellikle SSCB’nin çöküşünden sonra yoğun olarak ticari casusluk amacıyla kullanılıyor. Temel amaç ise, çeşitli ülkelerdeki önemli kamu ihalelerinin (silah alım ihaleleri gibi) seyri hakkında bilgi edinerek, bu bilgileri Amerikan silah tekellerine devretmek. ABD’li şirketlerin, bu yolla rakiplerini birçok kez safdışı bırakarak önemli ihaleler aldığı biliniyor.
Echelon’un işleyiş tarzı, Avustralyalı Araştırmacı Nicky Hager ve İngiliz Gazeteci Duncan Campbell’in çabaları sayesinde artık kesin olarak biliniyor. Ancak sistemin açığa çıkarılmasında, her iki ülkede “nedamet getirerek” kamuoyu önünde önemli açıklamalar yapan ajanlar da önemli rol oynadı. Gazetemiz Evrensel, 28 Eylül 1998 tarihinde yayınladığı bir yazı dizisinde, bu karmaşık sistemin nasıl işlediğini ayrıntılarıyla ortaya koymuştu.
Echelon’a çalışan ABD uyduları
  • Adv. KH-11
    No: 3
    Yörünge: 320 km.
    Üretici: Lockheed Martin
    Amaç: casus fotoğrafları
  • LaCrosse RI
    No: 2
    Yörünge: 300-640 km.
    Üretici: Lockheed Martin
    Amaç: casus fotoğrafları
  • OrionVortex
    No: 3
    Yörünge: 36 bin km.
    Üretici: TRW
    Amaç: Telekom takip
  • Trumpet
    No: 2
    Yörünge: 320-36 bin km.
    Üretici: Boeing
    Amaç: Cep telefonu takip
  • Parsae
    No: 3
    Yörünge: 960 km.
    Üretici: TRW
    Amaç: Okyanus takip
  • SDS
    No: 2
    Yörünge: 320-36 bin km.
    Üretici: Hughes
    Amaç: Veri aktarım
  • DSP (Kamu)
    No: 4
    Yörünge: +36 bin km.
    Üretici: TRW/Aerojet
    Amaç: Füze erken uyarı
  • DMSP (Kamu)
    No: 2
    Yörünge: 800 km.
    Üretici: Lockheed Martin
    Amaç: nükleer patlamalar

    Başa dön


    Öcalan: İdam edilmem Türkiye’ye tuzak
    PKK Lideri Abdullah Öcalan, avukatı Hatice Korkut aracılığıyla kamuoyuna yaptığı açıklamada, davası ile ilgili olarak, Türkiye’nin daha fazla belirsizliği kaldıramayacağını, şöyle ya da böyle netleşmek zorunda olduğunu belirterek, mahkemenin kısa sürede sonuçlanacağını ve sonrasının siyasi mekanizmaya kalacağını söyledi.
    Kararla ilgili çeşitli ihtimallerin olduğunu belirten Öcalan, müebbet dışında, idam cezası verilip, bir tehdit unsuru olarak sürüncemede bırakılabileceğini, ancak idamının Türkiye’ye tuzak olduğunu dile getirdi.
    Öcalan’ın Özgür Politika gazetesinde dün yayınlanan mektubunda, kendisinin şahsında Türkiye’ye karşı bir komploya girişildiğini ancak, bunun yeterince anlaşılamadığını ve kendisinin dile getirdiği görüşlerin de medya tarafından canını kurtarma çabası olarak yorumlanıp çarpıtıldığını söyledi.
    İdam edilmesi halinde, büyük bir tepkinin gelişeceğini ve buna karşı da şovenizmin büyüyeceğini ifade eden Öcalan, bunun Türkiye’yi bir darbeye ve müdahaleye açık hale getireceğini söyledi.
    Böylesi bir kanlı senaryoyla Türkiye’nin, Yugoslavya veya Irak yapılmak istendiğini dile getiren Öcalan, kendisinin bunu önlemeye çalıştığını ifade etti. Öcalan, MHP’nin yan kuruluşları eliyle idam edilmesi için kampanya sürdürdüğünü de belirterek, kendisinin sunduğu çözümün MHP’yi, onun beslendiği şovenizmi bitireceği bilindiği için bu yönteme başvurulduğu görüşünü dile getirdi. Mahkemedeki sataşmalara rağmen, kendisinin sorumlu bir yaklaşım sergilediğini belirten Öcalan, Türkiye’nin içine sürüklendiği tuzakla ilgili uyarılarını sürdüreceğini dile getirdi. Türkiye’ye getirilmesinde ABD’nin rolü olduğunu söyleyen Öcalan, kendisini yakalatan devletlerin İmralı’da görülen davada taraf olduklarını da dile getirdi.
    Kopenhag’da “Öcalan’a Özgürlük” mitingi
    Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da, “Öcalan’a Özgürlük” adıyla önceki gün yapılan mitinge 1000’in üzerinde Kürt katıldı. Danimarka Kürt Dernek Federasyonu (FEY-KURD) tarafından organize edilen ve saat 13.00’te başlayan mitingde, Türk Turizmini Boykot Komitesi adına İrena Calasun bir konuşma yaptı. Calasun konuşmasında, Öcalan hakkında kararın önceden verildiğini ve Öcalan üzerindeki psikolojik baskıların hâlâ sürdüğünü söyledi. Kürt ve Türkler arasında herhangi bir sorun olmadığını ve sorunun Türk sisteminden kaynaklandığını belirten Calasun, “Türk devleti Kürt tarafının uzattığı zeytin dalını görsün” dedi. Kopenhag’ın ünlü Axel Torr Meydanı’nda yapılan mitingde, Kopenhag Kürt Kültür Merkezi’nden Koma Serxwebun grubu, dinleti sundu.

    Başa dön


    ‘Ne Kürt ne de Türk anaları acı çeksin’
    PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda yargılanmasına başlanması sürecinde oluşturulan Barış Anaları İnisiyatifi, gazetemiz Yeni Evrensel’i ziyaret etti. Analar, “Akan kan dursun” diyerek barışın sağlanması konusunda ısrar edeceklerini söylediler.
    Şimdilik çalışmalarını KESK Genel Merkezi’nde kendilerine ayrılan bir odada sürdüren Barış Anaları İnisiyatifi, Kürt illerinde yaşanan savaşın son bulması ve barışın sağlanması yönünde yapmış oldukları gazete ziyaretlerine devam ediyor. Dün de gazetemiz Yeni Evrensel’i ziyaret eden analar, artık daha fazla kan dökülmemesini istediler ve kendi deyimleri ile eli kalem tutan herkesin bunun için çaba sarfetmesi gerektiğini söylediler. Gazetemiz yöneticileri ise, estirilen şovenist rüzgâra karşı, Kürt ve Türk emekçilerinin kardeşliğini öne çıkaran ve Kürt sorununun bu temelde çözüleceğine işaret eden bir çizgi izlediklerini söylediler.
    “Akan kan dursun” diyen analar da bu savaşta çocuklarını kaybettiklerini, kendilerinin tıpkı asker anneleri gibi acı çektiklerine vurgu yaparak, “Onların en azından bir mezarı var. Bizim önünde ağlayacağımız bir mezarımız bile” yok diye konuştular.
    “Ne Türk ne de Kürt anaları acı çeksin” diyen analar, Öcalan Davası’na katılarak, kendilerinin de taraf olarak dinlenmek istediklerini söyleyerek barışın sağlanması için herkesin çaba göstermesi gerektiğine vurgu yaptılar.

    Başa dön


    Hüseyin Uzun olayında yeni iddialar
    Gazetemize “yetkili polis” imzasıyla gönderilen bilgi ve belgelerde, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığı ile uyuşturucu kaçakçıları arasındaki ilişki konusunda ciddi iddialar yer alıyor.
    7 aydır yaptığı arşiv çalışmasıyla Hüseyin Uzun olayını araştıran bir yetkili polis, Emniyet Müdürlüğü içerisindeki hesaplaşmaları, polis-uyuşturucu kaçakçıları bağlantısı ve Hüseyin Uzun’un ölümüyle ilgili gazetemize önemli bilgiler verdi. Yetkili polisin iddialarına göre, Hüseyin Uzun’un ölümüyle sonuçlanan olaylar şöyle gelişti:
    Trine Operasyonu
    “İstanbul Narkotik Şube, Ekim 1998 yılında İtalya bağlantılı bir grubu izlemektedir. Bu organizasyonun başındaki kişi yıllarca yurtdışında uyuşturucu kaçakçılığı yapmış ve anadili gibi İtalyanca konuşan Ersen Gürsel isimli biridir. Narkotik polisi, uluslararası organizasyon ile İtalya’ya gönderilecek 800 kg. eroin maddesini de bu organizasyonla birlikte takip etmektedir. İtalyan narkotik polisiyle de uluslararası bir çalışma sergilenmek istenir. “Trine Operasyonu” adı verilen operasyonun çalışmaları günü gününe Ankara’da bulunan Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığı’na bildirilir. İstanbul narkotik polisi, İtalya’ya uyuşturucu sevkıyatı yapacak olan grubu hem teknik hem de fiziki olarak izlemektedir. Teknik izleme çerçevesinde Ersen Gürsel isimli şahsın telefonları da dinlenmektedir.
    Operasyon delindi
    13 Ekim 1998 tarihinde saat 20.00 sularında kaçakçı Ersen Gürsel’i arayan şahıs ‘İstanbul Narkotik seni takip ediyor, dikkatli ol, yakalanma’ ikazında bulunur ve ‘İtalyanlarla irtibatı kes’ der. Bu uyarıyla operasyonun delinmesi üzerine hemen operasyona başlanır. Takip edilenler birer birer yakalanır. Ancak 800 kg. eroin yerine bu malın numunesi 8 kg. eroin ele geçirilir. Bilgi sızdırıldığı için 792 kg. eroin el değiştirmiş ve bilinmeyen bir kanalla yurtdışına yola çıkmıştır bile. Kaybolan eroini arayan İstanbul polisi, delinmenin nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğini araştırmaya başlar. Durum hemen Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlığı’na bildirilir. Ve bu delinmeye neden olan telefon konuşmasının deşifresi deliller arasına eklenir.
    Emin Aslan korunuyor
    31 Ekim 1998 tarihinde Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanı Emin Aslan’ın imzası ile gönderilen yazıda, bu delinmeyi, yardımcısı İsmail Çalışkan’ın iyi niyet çerçevesinde yaptığından bahsedilmektedir. Bu yazıyı alan İstanbul narkotik herhangi bir girişimde bulunamaz, konuyla ilgili Aslan ve Çalışkan hakkında hiçbir işlem yapılmaz.
    1998’in yaz aylarında ise Atabilir Sitoçi isimli bir kişinin İstanbul Asayiş Şube’ye “Ayvaz Korkmaz Çetesi” ile ilgili verdiği şikâyet dilekçesinde, Emin Aslan, Naci Kumaş, Yener Kur gibi üst düzey emniyet görevlilerinin uyuşturucu kaçakçılarıyla irtibatlı olduklarından, Ayvaz Korkmaz ve Hüseyin Uzun ile irtibatlarından bahsedilmektedir. Naci Kumaş ve Yener Kur gibi polislerin isimleri basına sızdırılırken, İstanbul İl Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Kumaş ve Kur’u İstanbul’dan polis okullarına gönderir. Ancak Emin Aslan’dan bir satır bile bahsedilmez.
    Uzun’dan korktular
    1998’in Aralık ayında Ayvaz Korkmaz çetesinin ortağı Hüseyin Uzun İstanbul polisine teslim olur. Bu durumu haber alan Emin Aslan kendisiyle ilgili bilgi vermesinden korktuğu Hüseyin Uzun’un akrabası İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’u yanına alarak İstanbul’a gelir. Hüseyin Uzun, İstanbul Organize Şube’de akrabası Sabri Uzun’u görür görmez eline sarılır ve öper. Görev alanlarında olmadığı için bugüne kadar hiçbir sorguya katılmayan Kaçakçılık Daire Başkanı ve İstihbarat Daire Başkanı, Hüseyin Uzun’un sorgusuna katılır.”
    İddialar ve sorular
    Yetkili polisin tüm bu iddiaları birçok soruyu da beraberinde getiriyor. İntihar ettiği iddia edilen Hüseyin Uzun’un, Emin Aslan’la ilgili bilgi vermesinden korkulduğu için öldürülmüş olabileceği ihtimali akla geliyor. Ancak bu kadar bilgi ve belgeye rağmen Emin Aslan hakkında neden herhangi bir işlem yapılmadığı da merak konusu.

    Başa dön


  • İstanbul Harb-İş’te sağ koalisyon kazandı
    Harb-İş Sendikası İstanbul Şubesi’nin 11. Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçimleri askerler tarafından desteklenen MHP ve FP yanlısı liste kazandı. Harb-İş Genel Başkanı İzzet Çetin Genel Kurul’da aday olduğu divan başkanlığına seçilmedi. İki listenin katıldığı seçimlerde genel merkez eski yönetimine muhalif olan liste 205 delegenin 105’inin oyunu aldı. Bu sonuçla, şube başkanlığına Nihat Alemdar, ikinci başkanlığa Osman Çimen, şube sekreterliğine Necdet Öztürk, mali sekreterliğe Halil Öztürk, eğitim ve teşkilatlandırma sekreterliğine de Yusuf Akgündoğdu getirildi.
    Banaz etkinlikleri sona erdi
    Sivas’ın Banaz Köyü’nde düzenlenen “Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri”, etkinliğe katılan yaklaşık 3000 kişinin önümüzdeki seneye 11’inci geleneksel etkinlikte buluşma isteğiyle birlikte sona erdi. İki gün süren ve dün sonlanan etkinlikte, Pir Sultan Abdal’ın ve Alevi topluluğunun barış ve kardeşlik çağrıları dile getirildi. Etkinlikte, organizasyondan kaynaklı kimi eksiklikler, komiteye tepki gösterilmesine neden oldu.
    Sel can aldı
    Konya’nın Emirgazi ilçesinde, dün öğleden sonra başlayan sağanak yağışın yol açtığı sel, can ve mal kaybına neden oldu. Sel sularına kapılan bir kişi hayatını kaybederken, çok sayıda ev ve işyeri ile 5000 dekar ekili alan su altında kaldı.
    Batman’da cinayet: 1 ölü
    Batman’da bir kişi bıçaklanarak öldürüldü. Alınan bilgiye göre, Şirinevler Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Hıvzullah Saral (19) sokakta yürürken, bazı kişilerin bıçaklı saldırısına uğradı. Ağır yaralanan Saral, olay yerinde öldü. Yetkililer, olayla ilgili olarak 5 kişinin gözaltına alındığını açıkladılar.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 212 665 69 36 (6 hat)       Fax: +90 212 665 69 43 - 44 E-mail: posta@evrensel.net