www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Dava süreci kusurlu
Hukukçular, idam cezasıyla sonuçlanan Saddam Hüseyin davasının ‘kusurlu’ olduğunu söyledi.

George Bush için hesap günü
ABD’de bugün yapılan Kongre seçimlerinin, ABD Başkanı Bush ve Cumhuriyetçi Parti için tam bir hezimetle sonuçlanması bekleniyor

Yeni hükümet yolda
Hamas ile El Fetih yetkilileri, İsmail Haniye'nin başbakan olmayacağı yeni bir hükümet kurulması konusunda ilke kararına vardı. Filistinli yetkililerin verdiği bilgiye göre, Hamas yeni hükümette Haniye'nin başbakan olmamasını kabul etti. Yeni başbakanın adı, belirlenip Filistin lideri Mahmud Abbas'a sunulduktan sonra açıklanacak.


Dava süreci kusurlu
Irak’ta devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin’in, işgalden sonra ABD’nin desteğiyle kurulan Irak Özel Mahkemesi tarafından 7 eski yetkiliyle birlikte yargılanmaya başladığı Duceyl davasında, idam cezasına çarptırılmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, “The Guardian” gazetesi, söz konusu ceza, dava süreci ve ABD işgalinin ardından kurulan Irak Özel Mahkemesi’nin yapısına ilişkin etkili hukuk adamlarından görüşler aldı. Hukukçuların ortak görüşü, sürecin kusurlu olduğu yönünde.
Ken Hurwitz (Önce İnsan Hakları adlı kuruluşun uluslararası avukatı):
Savunma avukatları ile hakimlerin, ABD işgal askerlerince ölümle tehdit edildikleri göz önüne alındığında, dava sürecinin adil olduğunu söylemek oldukça güç. Adil bir süreç işleyebilirdi, fakat, çatışmaların devam ettiği, güvenliğin olmadığı ve ülke kontrolünün yabancıların elinde olduğu bir ortamda, adil bir yargılama olması mümkün değil.
Philippe Sands (London College Üniversitesi Hukuk Profesörü):
Saddam davası sürecinin yasal bir biçimde ilerlediği söylenemez. Hata en başında yapıldı. Dava, Irak Özel Mahkemesi’nde değil, uluslararası bir mahkemede görülmeliydi. Sonuç olarak, Saddam öyle olması gerektiği için idama çarptırıldı.
Sonia Sceat (Avustralyalı avukat):
Uzmanlar, Saddam davası sürecinin başından bu yana bazı usulsüzlüklerinin olduğunu belirtiyordu. Savaş hukuku, işgal altındaki güçlerin yasal bir mahkeme kurmasına izin vermedi ve süreç işgal şartları altında işledi.
Talabani: Onayıma gerek yok
Öte yandan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ise, Saddam’ın idam edilmesi konusunda kendi imzasına gerek olmadığını söyledi. Paris’teki Arap Enstitüsü’nde konferans veren Talabani, “idam kararının temyiz edilmesinin ve iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından, kendi imzasına gerek olmadan kararın uygulanabileceğini” belirtti.
İdam kararının uygulanması için imza atmasına gerek olmadığını birkaç kez tekrarlayan Talabani, bununla birlikte idam cezasına karşı uluslararası bir kampanyaya daha önce imza attığına dikkat çekti.
İşgalciler memnun
Konuya ilişkin bir açıklama yapan ABD Başkanı George Bush da, Hüseyin’in idama mahkum edilmesini “Irak’ın başarısı” diye yorumladı. Waco’da seçim gezisinde gazetecilerle konuşan Bush, “Karar, Irak için büyük başarı. Bu dava, Irak halkının, bir zorbanın yasalarını hukuk devletiyle değiştirme çabasında mihenk taşı olmuştur” dedi.
İngiltere ile birlikte ABD’nin önde gelen müttefiklerinden olan Avustralya mahkeme kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Kuveyt Meclis Başkanı Cessim el Harafi de cezanın infazının gecikmemesini umut ettiklerini kaydetti.
AB: İdam uygulanmamalı
Avrupa Konseyi ise, idam cezasının uygulanmamasını istedi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Tery Davis, idam cezasının “yanlış ve yararsız” olduğunu kaydederek, “Irak halkının mükafata değil, sadece adalete ihtiyacı var” dedi.
AB Dönem Başkanlığı da, idam cezasının infaz edilmemesi için çağrıda bulundu. Dönem başkanı Finlandiya’nın açıklamasında AB’nin, ölüm cezasına karşı olduğu hatırlatıldı.
Kongre seçimleri etkili oldu
Rusya’da siyasetçiler ve uzmanlarca Saddam Hüseyin hakkındaki kararın, ABD’de bu hafta yapılacak seçimleri etkilemek üzere alındığı yorumları yapılırken, Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan, doğrudan ABD’den söz etmeden davaya dışarıdan etkide bulunmaması gerektiği yönünde bir açıklama yapıldı. Bakanlık açıklamasında, “Herhangi bir ülkenin, hangi görevde bulunmuş olursa olsun bir vatandaşıyla ilgili davanın, o ülkenin kendi iç sorunu olduğu ve dışardan bir etki olmadan görülmesi gerektiği” kaydedildi.
Suriye Enformasyon Bakanı Muhsin Bilal ise davanın, gayri meşru olduğunu söyledi.
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu ise, idam kararını kınadı.
İdam kararı Hamas yönetimince de kınanırken, Vatikan da Saddam’ın idam edilmemesi gerektiğini belirtti. İran ise, kararı memnuniyetle karşıladı.

Baas: ABD tarihi bedel öder
Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin’in idam cezasına çarptırılmasının ardından bir açıklama yayımlayan Baas Partisi, “Saddam’a verilecek en ufak zararda dahi, müzakere kapılarının kapanacağını ve Amerika’nın tarihi bir bedel ödeyeceğini” belirtti.
Baas Partisi adına Kültür ve Enformasyon Bürosu’ndan yapılan açıklamada, “Saddam Hüseyin ve yoldaşlarının hayatları, işgalcilerin geçmemesi gereken kırmızı bir hattır. Eğer Amerikan yönetimi, Saddam Hüseyin ile yoldaşlarına herhangi bir zarar verirse, bunu tarihi bir bedelle öder. Bu kesinlikle bir tehdit değil, durum değerlendirmesidir” diye belirtti. Açıklamasında, Saddam ve arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep eden Baas, “ABD müzakere istiyorsa, Başkan’ı ve yoldaşlarını serbest bırakmalıdır” diye belirtti.

Batı medyası ikiye bölündü
Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin’in idam cezasına çarptırılması konusunda, Avrupa basınının görüş ayrılığı içinde olduğu görüldü.
Alman gazete “Kölner Stadt Anzeiger”, idam cezasını, “Irak halkından çok Bush’un lehine bir karar ve galiplerin adaleti” diye nitelerken, “Berliner Zeitung” ise, Batılı yöneticilerin idam kararını “siyasi ve ahlaki bozgunlarının kanıtı” olarak resmi biçimde kabullendikleri değerlendirmesinde bulundu. İngiliz “Daily Mirror” ise, dünyanın, bir insana idam cezası verilmesine sevinmekten sakınması gerektiğini, Saddam’ın idamının daha fazla kan akmasına neden olabileceği uyarısı yaptı. İtalya’da il Corriere della Sera, “Saddam Hüseyin’e idam cezası verilmesinin batı dünyasının vicdanını böldüğünü” belirtirken, La Repubblica, “24 yıl Irak’ı yöneten Saddam’ın uzun siyasi ve kişisel kaderinin kesinlikle sonu olduğunu” kaydetti. Japon basını da Saddam Hüseyin’e verilen idam cezasının Irak’taki ayrılıkları daha artırma riski doğurduğuna dikkat çekti.


Başa dön


George Bush için hesap günü
ABD’de son yılların en “kirli” seçim kampanyası sona erdi. Amerikalılar, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin tamamını ve Senato’nun bir bölüm sandalyesinin yeni sahiplerini belirlemek için bugün sandık başına gitti. Irak işgalinde yaşanan sıkıntılar, giderek artan yoksullaşma ve Beyaz Saray’ın karıştığı çeşitli skandallar nedeniyle zorda olan ABD Başkanı George W. Bush’un sandıkta darbe almasına kesin gözüyle bakılıyor. Anketlere göre, Bush’un Cumhuriyetçileri, hezimet yaşayacak ve muhalefetteki Demokrat Parti, yeni mevziler kazanacak. Gözlemciler, Demokratların, 1994’ten sonra ilk kez Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçireceğini, Senato’yu ele geçirmelerinin de mümkün olduğunu belirtiyor.
Halen Temsilciler Meclisi 232’ye 203 sandalye ve Senato da 55’e 44 sandalye ile Cumhuriyetçilerin denetiminde.
Demokratların başarı kazanması halinde, Temsilciler Meclisi’nin sözcülüğüne gelecek olan Nancy Pelosi, bu görevdeki ilk kadın siyasetçi olacak.
Eski bir Cumhuriyetçi olan kampanya yöneticisi olan Glen Bolger, bunun “Watergate skandalından bu yana, Cumhuriyetçiler için en kötü siyasi ortam” olduğunu dile getirdi.
Skandallar zinciri
Ancak bugün ortada tek bir büyük skandal değil, irili ufaklı bir dizi skandal bulunuyor. Enerji tekeli Enron’un iflasının Bush yönetimiyle bağlantıları, halen soruşturulmuş değil. Beyaz Saray’daki neomuhafazakâr kadronun, sırf Irak’a saldırılmasına karşı çıktığı için, bir diplomatın gizli ajan olan eşinin kimliğini basına sızdırması da, büyük tepki çekmişti. Ardından, “aile değerlerine bağlı” Cumhuriyetçi Senatör Mark Foley’in, reşit olmayan erkeklerle cinsel ilişkiye girdiği ortaya çıktı. Nihayet, Ulusal Evangelistler Birliği adlı şeriatçı örgütün lideri Ted Haggard’ın, bir erkek fahişeyle ilişkiye girdiği öğrenildi. Haggard, hem “eşcinselliğe karşı kampanya yürütmesi” ile, hem Bush destekçiliğiyle tanınıyordu. Diğer yandan, Beyaz Saray’ın Katrina Kasırgası’nın yarattığı felaketi “seyretmesi” de unutulmuş değil. Bütün bunlar karşısında, Saddam Hüseyin’in idam cezasına çarptırılmasının, seçmeni ne ölçüde “Bush’a desteğe” iteceği meçhul görünüyor.
Demokratların, sahip oldukları koltukları korurken, daha önce Cumhuriyetçilerin elinde olan bazı kilit eyaletleri de ele geçirebilecekleri belirtiliyor. Bu eyaletler arasında Missouri, Montana ve Virginia özellikle dikkat çekmekte. Gözlemcilere göre, skandallar ve Irak nedeniyle “soğuyan” Cumhuriyetçi seçmenin sandıktan uzak durması, Demokratlara zafer kazandırabilecek.
ABD’de ara seçimlere katılım oldukça düşük. Bu seçimlerde de, katılım oranının yüzde 40’ı geçmesi beklenmiyor.
Demokratların, mevcut sndalyelerine ek olarak Temsilciler Meclisi’nde 15, Senato’da ise 6 sandalye kazanması gerekiyor. Temsilciler Meclisi’nde bu rakamın daha da üzerine çıkılacağı belirtilirken, Senato’daki durum tartışmalı. Parti, en az 3 sandalye kazanmaya kesin gözüyle bakıyor. Ancak aralarında Montana’nın da olduğu bazı eyaletlerde durum “başabaş”. Nitekim Başkan Bush; “sallantılı” görünen Montana, Nebraska ve Kansas eyaletlerine bir son dakika gezisi yaparak, Cumhuriyetçi adayların desteğini artırmaya çalıştı.
Bush’un gezileriyle, bu bölgelerdeki Cumhuriyetçilerin “birkaç puan” öne geçtiği belirtiliyor. Ancak bazı Cumhuriyetçiler, iktidardaki sicili nedeniyle Bush’un kampanyalara katılmasının sakıncalı olabileceği endişesini dile getiriyor. Seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’da 33 sandalye, 36 eyaletin valilikleri ve binlerce eyalet sandalyesi belirlenecek. Seçmenler ayrıca; eşcinsel evliliğin yasaklanması, asgari ücretin artırılması ve embriyo kök hücre araştırmalarına destek verilmesi gibi konularda karar verecekler. Bu arada, Güney Dakota eyaletinde, ABD tarihinin en katı kürtaj karşıtı yasası konusunda da karar verilecek.
İkiyüzlü muhalefet
Demokratların zaferinin boyutu, birkaç gün içinde belli olacak. Ancak o zaman da, bu partinin Kongre nezdinde nasıl bir politika izleyeceği tartışılmaya başlanacak. Çünkü birçok gözlemcinin işaret ettiği gibi, Demokrat Parti, Irak ve ekonomi dahil olmak üzere hiçbir konuda ilkeli, etkili bir muhalefet yürütmüş değil. Tam aksine, Bush’un başarısızlıklarının meyvesini “oturdukları yerden” toplamayı tercih eden pasif bir görünüm çiziyorlar.
Dahası pek çok Demokrat, savaş ve işgal politikalarında Bush yönetimine destek çıkmıştı. Örneğin, Tennessee’nin ilk siyah senatörü olma yolunda ilerleyen Harold Ford, 2002’de Irak’a saldırılmasına destek vermişti. Ford, halen bu oyunu savunuyor. Ayrıca, Irak’ın üçe bölünmesi gerektiğini açıkça ifade eden siyasetçilerden biri. Siyah politikacı ayrıca kürtaja karşı çıkıyor, dinin kamu hayatında daha fazla yer edinmesini istiyor, eşcinsel evliliğin yasaklanmasını istiyor. Böylece, aslında bir Cumhuriyetçi’den fazla farkı olmadığını gösteriyor. Ford’un en ilginç sözleri ise, “Bush’u sevdiği için diğer Demokratlarla başının derde girdiği” yönündeydi.
Diğer eyaletlerdeki pek çok Demokrat adayın da, gerici politikalarıyla Cumhuriyetçileri aratmadığı gözleniyor.
Demokratlar, Kongre’yi ele geçirmeleri halinde, hem Bush yönetiminin çeşitli konulardaki politikalarını engelleyebilecek, hem de kendi politikalarını hayata geçirme şansı bulacaklar. Örneğin, Irak savaşının yürütülmesine veya Katrina Kasırgası’na verilen tepkiye ilişkin soruşturmalar açılabilecek. Bu durumda, özellikle Savunma Bakanı Donald Rumsfeld üzerindeki istifa baskısının artacağı belirtiliyor. ABD’de geleneksel olarak, ara seçimleri kazanan parti, bir sonraki başkanlık seçimlerini de kazanıyor.
Yani gelenek bozulmazsa, 2008’deki başkanlık seçimlerini bir Demokrat aday kazanacak. 2006 ara seçimleri, 2.6 milyar dolar maliyet ile, ABD’de bugüne kadarki en pahalı seçim oldu. Her iki partinin adayları da, seçim maliyetlerini büyük şirketlerin verdiği “bağışlardan” karşıladılar.

İlk 'sosyalist senatör' mü?
Irak işgali karşıtı tutumuyla tanınan Vermont eyaletinden Demokrat Bernie Sanders, ABD tarihinde ilk "sosyalist senatör" olma yolunda ilerliyor. 65 yaşındaki Sanders, sekiz dönemdir Temsilciler Meclisi üyeliği yapıyordu. Kendisini "demokrat bir sosyalist" olarak tanımlayan yaşlı politikacı, 1981 yılında Burlington Belediye Başkanlığı'nı kazandığı dönemde, bölgenin askeri ve sivil erkanını "komünist olmadığına" ikna etmek için epey çaba sarf etmişti.
Ancak belediye hizmetleri ile halkın takdirini kazandı ve daha sonra Temsilciler Meclisi'ne seçildi. Başarısının, ülkede artan eşitsizlik ve yoksulluğa karşı tepkinin bir ifadesi olduğunu anlatan Sanders, "İnsanlar, Kuzey Avrupa'daki demokratik sosyalist modellerden öğrenecek çok şey olduğunu kavrıyor. ABD'de gizli tutulan gerçek, orta sınıfın eridiği, yoksullar ile zenginler arasındaki uçurumun ise açıldığı. ABD, çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu sanayileşmiş ülke. Evet, Irak önemli, ama tek mesele o değil" diye konuştu.


Başa dön


Yeni hükümet yolda
Hamas ile El Fetih yetkilileri, İsmail Haniye'nin başbakan olmayacağı yeni bir hükümet kurulması konusunda ilke kararına vardı. Filistinli yetkililerin verdiği bilgiye göre, Hamas yeni hükümette Haniye'nin başbakan olmamasını kabul etti. Yeni başbakanın adı, belirlenip Filistin lideri Mahmud Abbas'a sunulduktan sonra açıklanacak.
Filistinli yetkililer, Abbas'ın dün Haniye ile Gazze'de bir araya gelebileceğini belirtirken, Haniye'nin dün yapılması planlanan basın toplantısı iptal edildi. Filistin parlamentosu üyelerinden Dr. Mustafa Barguti, Haniye ile Gazze'de önceki gün bir toplantı yapmış ve toplantı sonrasında yeni hükümet için uzlaşmaya varıldığını açıklamıştı.
Filistin hükümet sözcüsü Gazi Hamad, uzlaşmayı doğrularken, Haniye yerine önerilecek isimle ilgili bilgi vermedi.
Filistinli gazetelerden El Ayyam ise, “yeni teknokrat hükümetinin salı günü açıklanmasının beklendiğini” yazdı. El Ayyam, kimin başbakan olacağı dışında taraflar arasındaki tüm görüş ayrılıklarının giderildiğini kaydetti. Taraflar arasındaki uzlaşmaya göre, tüm bakanlar değişik partilerden teknokratlar arasından seçilecek. Hükümetin siyasi programı da İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutuklular tarafından hazırlanan "tutuklular belgesi"ni esas alacak. Belge, İsrail'in yanı başında Gazze ve Batı Şeria'da bir Filistin devleti kurulmasını öngörüyor.
Genç Filistinli öldürüldü
Kırgızlar başkanlık binasına yürüdü
Kırgızistan’da muhalefetin 6 gün önce başlattığı protesto gösterilerine katılan yaklaşık 3 bin eylemci, devlet başkanlığı binasına doğru yürüyüşe geçti. Başkent Bişkek’te, gösterilerin merkezi konumundaki ana meydandan, “İstifa, İstifa!” sloganlarıyla yürüyüşe geçen göstericiler, Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’den dışarı çıkmasını ve yeni anayasa taslağıyla ilgili olarak bilgi vermesini talep etti. Devlet Başkanlığı binasını basmak gibi bir niyetlerinin olmadığını açıklayan eylemciler, yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra polis engeliyle karşılaştı. Bişkek’te 2 Kasım’da başlatılan mitinge katılanların sayısının, ülkenin diğer bölgelerinden gelen vatandaşların katılımıyla daha da arttığı ifade edildi. Muhalefet, kendisi de ABD destekli “kadife” bir darbeyle iktidara gelen Bakiyev’i vaatlerini yerine getirmemekle suçluyor. Öte yandan Kırgızistan lideri Bakiyev, mevcut anayasanın değiştirilmesi için yeni anayasa taslağını meclise sundu. Meclis Başkanı Murat Sultanov, Bakiyev’in, anayasa taslağını dün sabah sunduğunu açıkladı. Sultanov, anayasa taslağının komitelerde görüşülmesi için 9 Kasım’a kadar meclis oturumlarına ara verildiğini söyledi. “Reformlar İçin” hareketi liderlerinden Edil Baysalov ise, “Anayasa taslağı meclise sunulmadı, bu sadece bazı kanunlarda değişiklik öngören taslak” dedi.
Havalimanlarında yeni ‘güvenlik’ önlemleri
Avrupa Birliği’nin (AB) havaalanları ile ilgili “güvenlik” önlemleri dün yürürlüğe girdi. Birçok Avrupa havalimanında gecikmelere neden olan “güvenlik” önlemleri, AB üyesi ülkelerin yanı sıra, İsviçre, İzlanda ve Norveç’teki havaalanlarında da geçerli. Kontrol noktalarında yolcuların üzerinde ya da el bagajlarında sıvı maddelerin taşınmasını kısıtlayan yeni güvenlik önlemleri göre ayrıca, yolcuların yanlarında taşımak zorunda oldukları göz damlası, burun ve ağız spreyi gibi sıvı maddelerin her biri 100 mililitreyi geçemeyecek. Yolcular havaalanlarının kontrol noktalarında yanlarında taşıdıkları sıvı maddeleri beyan ederek güvenlik görevlilerine gösterecek. Yeni güvenlik kuralları, Avrupa’daki bazı havaalanlarında aksaklık neden oldu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net