www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Laf çok icraat yok
Ne Kızılay, ne de Kızılay’dan “Üstün Hizmet Nişanı” alan Erdoğan’dan icraat yok. Halk, yaraları kendi sarıyor

Afet bölgesi ilan edilmeli
Günlerdir devam eden sağanak yağışların yol açtığı yıkım, bölgenin ‘Afet Bölgesi’ ilan edilmesini zorunlu kılıyor

Trakya kara ‘merhaba’ dedi
Edirne’de Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava dolayısıyla, tipi şeklinde başlayan kar yağışı etkili olmaya başladı.

yazı dizisi:susurluk’tan 10 yıl sonra
Şemdinli, Türkiye’nin ikinci Susurluk’u oldu. Susurluk aydınlatılamadığı için çetecilerin cesaretlendirildiği değerlendirilmesi yapılıyor


Laf çok icraat yok
Bölgedeki sel felaketi üzerinden günler geçmesine rağmen, Kızılay ve Kızılay’dan 54 bin YTL’lik “Üstün İnsani Hizmet Nişanı” alan Başbakan Erdoğan, halkın yaralarını saramadı. Başbakanlık Kriz Masası’ndan her gün yapılan ‘yardım’ açıklamalarına karşın, ne Kızılay’ın çadırları selzedelere ulaştı ne de Başbakanlık’ın yardımı.
Çaresiz kalan vatandaşlar, kovalarla ve küreklerle evlerini temizlemeye çalışırken, yeni sel ihtimaline karşı, kendi yöntemlerince önlem almaya çalışıyorlar.
Yolu kapattılar
Sel felaketinden en büyük zararı gören Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde yardım gelmeyince halk, bu sefer de yolu trafiğe kapattı. Çınar ilçesinde yıkılan köprünün onarılmamasına tepki gösteren vatandaşlar, “Hükümet istifa”, “Başkan istifa” sloganları atarak yolu trafiğe kapattı. Yaklaşık 10 dakika eylemlerini sürdüren vatandaşlar, polislerin müdahalesi ile yolu trafiğe açtı.
Kaymakam ‘sabır’ dedi
Çınar Kaymakamı Hasan Tanrıseven, selin verdiği zararı gidermek için bütün imkanları sonuna kadar zorladıklarını söyledi. Afetten zarar gören vatandaşların ilaçlarının bedelsiz karşılandığını anlatan Tanrıseven, “Vatandaşlarımız da biraz sabırlı olsunlar. Bütün imkanları sonuna kadar zorluyoruz. Vatandaşların duyarlı olmalarını istedik. Sıcak aş dağıtımı sürüyor. İhtiyaç kadar çadır da kurulacak” dedi.
Bakanlar, belediye başkanıyla görüşmedi
Batman’da incelemelerde bulunan Tarım Bakanı Mehdi Eker ile Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, kısa vadede yardımın olmayacağını ifade ettiler.
Özak, evleri yıkılanlara ev, evlerini yapmak isteyenlere de malzeme yardımı yapabileceklerini ancak bunun uzun vadede olacağını belirtti. İki bakandan sonra Batman’a gelen Sağlık Bakanı Recep Akdağ’da, sel bölgesinde incelemelerde bulundu. Her üç bakanın da, Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ile görüşmemesi dikkat çekti.


Başa dön


Afet bölgesi ilan edilmeli
Şehir Plancıları Odası Başkanı Buğra Gökçe, sel afetinden zarar gören illerin afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini belirtirken, “Ancak bu kalıcı çözüm değil, yalnızca dar boğazın aşılmasında yararlı olabilir” dedi
Buğra, başta Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Urfa olmak üzere bölgede yaşanan, ciddi boyutlarda mal ve can kaybına yol açan sel afetiyle ilgili gazetemizin sorularını yanıtladı. Gökçe, “Zarar gören iller afet bölgesi ilan edilmeli. Ancak bu kalıcı çözüm değil, yalnızca yaşanan dar boğazın aşılmasında yararlı olabilir. Sosyal ve ekonomik sorunların daha da derinleşmemesine katkı sağlayabilir” dedi.
Gökçe, afet bölgesi ilanıyla devletin bir dizi sorumluluk üstleneceğini belirterek, “Sorun çözülene kadar üstü örtülü seferberlik ilan ediliyor. Devlet afet bölgesinde barınma, yiyecek, içecek ihtiyaçları ve zararların tazmini için bir dizi görev üstleniyor. İş olanakları zarar gördüğü için ekonomik destek sağlanması, hatta banka borçlarının ertelenmesi, okul, hastane gibi zarar gören kamu binaları için alternatif çözümler üretilmesi gündeme geliyor. Böyle bir ilandan sonra geçici ve kalıcı iskanlar için kamulaştırma da yapılabiliyor” diye konuştu.
Gökçe, afet bölgesi ilanının yaraların sarılmasına katkı sağlayabileceğini belirtirken, bunun kalıcı ve gerçek bir çözüm olmadığını da vurguladı. Gökçe, “Bugün yaşananlar biriken yanlışların bir patlaması.
Geçici politikalar uygulanarak sorun çözülmüyor. Türkiye’de hala kentleşme ve afet politikası yok. Acilen İmar ve Şehircilik Yasası’na ihtiyaç var. Hem merkezi, hem de yerel düzeyde kalıcı önlemler alınmalı. Yerel yönetimler mutlaka afet politikası oluşturmalı. Afetten sonra soruna neşter vurmakla can ve mal kayıpları önlenemez. Benzer afetler yarın da yaşanabilir, başka kentleri de vurabilir. Yaşananlardan ders çıkarılması gerekiyor” dedi.
‘Barış ortamı sağlanmalı’
KESK Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir ise dün yaptığı yazılı açıklamada, bölge halkıyla dayanışma içinde olacaklarını vurguladı. “Böylesi anlarda söylenecek az söz, yapılacak çok iş vardır” uyarısında bulunan Daşdemir, “Güvenlik için yapılan harcamaların en azından yarısı sosyal hizmetler ve altyapı hizmetleri için ayrılmış olsaydı, Gemlik depremindeki, geçen yıl Hakkari’ndeki ya da birkaç gündür yaşadığımız sel felaketindeki kayıplar ve zararlar olmayacaktı” dedi. Acilen barış ve güven ortamının sağlanması gerektiğini belirten Daşdemir, “Bu aşamada ivedilikle kurumların birbirini tamamlayan işbirliğine ihtiyaç vardır. Yerel yönetimlere aktarılacak kaynaklarla zarar karşılanmalıdır” dedi.
Doğal olay afet oldu
Meteoroloji Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Mustafa Diren, onlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olan yağışların; doğal bir meteorolojik olayın, önlemler alınmadığı zaman, nasıl bir doğal afete dönüştüğünü gösterdiğini kaydetti.
Meteoroloji radarlarının özellikle ani gelişen fırtına, yağış ve hortum gibi olumsuz hava şartlarını birkaç saat önceden de olsa tespit edebildiğini belirten Diren, Türkiye’nin, sadece Kuzey ve Batı kesiminin radarların kapsama alanı içerisinde olduğunu vurguladı. Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinin radarlarla donatılmamış olduğunu dile getiren Diren, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DMİ), yeni radarlar konusunda da bir girişiminin olmadığını belirtti.


Başa dön


Trakya kara ‘merhaba’ dedi
Edirne’de Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava dolayısıyla, tipi şeklinde başlayan kar yağışı etkili olmaya başladı. Edirne Meteoroloji Müdürlüğü’nden edinilen bilgiye göre, sıcaklığın 3 derece olduğu ilde, kar yağışının öğleden sonra etkisini kaybetmesi bekleniyor. Kar kalınlığının 3 santimetre olduğunu bildiren yetkililer, yarın yağışın beklenmediğini kaydettiler. Edirne Belediye Başkanlığı ekipleri, kar yağışı nedeniyle vatandaşların sıkıntı yaşamaması için gerekli önlemleri aldıklarını ve çalışmalarını sürdürdüklerini belirttiler.
Kırklareli’nde ise geceden bu yana etkili olan kar yağışı nedeniyle, kent merkezinde kar kalınlığı 4 santimetreyi buldu. Hava sıcaklığının en yüksek 4, en düşük eksi 2 derece olduğu ilde, yağışın öğleden sonra etkisini kaybedeceği belirtildi. Kırklareli merkeze bağlı Demirköy ilçesinde kar kalınlığının 10 santimetre, Mahya Tepe’de ise 20 santimetreye ulaştığını belirten yetkililer, ilçede 15 köye elektrik enerjisi verilemediğini bildirdiler. Bulgaristan’la ulaşımı sağlayan Dereköy Gümrük Kapısı’nın kar nedeniyle ulaşıma kapanmaması için ekipler, bölgede kar temizleme çalışmasını sürdürüyor. Kar kalınlığının 20 santimetre olduğu ilçeye bağlı Çağlayık köyünden Dereköy’e taşımalı sistemle gelen öğrenciler, kötü hava koşulları nedeniyle okullarına ulaşamadılar. Tekirdağ-Malkara arasındaki kar yağışının yol açtığı buzlanma nedeniyle bazı araçlar yoldan çıktılar. Kar kalınlığının 10 santimetreyi bulduğu bölgede, zaman zaman ulaşımda aksaklıklar meydana geliyor.
Şarköy ilçesinde de gece başlayan fırtına ve yağmurun ardından sabah saatlerinde kar yağışı başladı. İlçeye bağlı Mürefte ve Hoşköy beldelerinde de kar yağışı sürüyor. İlçe merkezinde elektrik hatlarındaki arıza nedeniyle bazı semtlere elektrik verilemiyor.

Kar yağışı ve soğuk hava
    Türkiye’yi etkisi altına aldı
İstanbul’a mevsimin ilk karı yağdı. Marmara Bölgesi’nde dün akşam etkili olan kar, bu sabah Silivri’den İstanbul’a girdi.
Devlet Meteroloji İşleri Genel Müdürlüğü’de bir açıklama yaparak vatandaşları uyardı. Açıklamada bugün yeni bir soğuk ve yağışlı havanın etkisine girileceği belirtilerek, hava sıcaklığının tüm ülke genelinde 8 ile 10 derece azalacağına dikkat çekildi. Açıklamada şöyle denildi: “Bu nedenle; 3-4 Kasım gecesi Marmara’nın kuzeybatısı ile güney iç kesimleri, Ege’nin kuzeyi ve doğusu, Akdeniz’in kuzeybatısı, İç Anadolu’nun batısı, Karadeniz’in kuzeybatı iç kesimlerinde hafif, yüksek kesimlerde orta kuvvette, 4-5 Kasım gecesi Marmara’nın kuzeybatısı ile güney iç kesimleri, Ege’nin iç kesimleri, Akdeniz’in kuzeyi, İç Anadolu’nun orta ve doğu kesimleri ile Karadeniz’in kıyısı hariç batı kesimlerinde hafif, yüksek kesimlerde orta kuvvette, Ege’nin doğusu, Akdeniz’in kuzeybatısı ile İç Anadolu’nun batısında orta kuvvette, yüksek kesimlerde kuvvetli, 5-6 Kasım gecesi Marmara’nın güneydoğusu, Ege’nin doğusu, Akdeniz’in kuzeyi, Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun doğusu ile Güneydoğu Anadolu’nun kuzeyinde hafif, yüksek kesimlerde orta kuvvette, İç Anadolu ile Doğu Anadolu’nun orta ve batı kesimlerinde orta kuvvette, yüksek kesimlerde kuvvetli don olayı beklenmektedir.”
Bolu Dağı karlı
Ankara-İstanbul karayolunun Bolu Dağı kesiminde başlayan kar yağışı nedeniyle ulaşım güçlükle sağlanıyor. D-100 karayolunun Bolu Dağı kesimine, öğleden sonra mevsimin ilk karı düştü. Aniden başlayan ve aralıksız devam eden kar yağışı nedeniyle yola zincirsiz çıkan sürücüler zor anlar yaşadı.
Marmara Denizi’nde iki gündür etkili olan fırtına, deniz ulaşımını olumsuz yönde et kiliyor. Saatteki hızı 80 kilometreye ulaşan fırtına, Marmara’da deniz ulaşımını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Boğazlardan geçmek üzere Marmara Denizi’nde seyreden 41 yerli ve yabancı bandıralı şilep ve tanker, fırtına nedeniyle yollarına devam edemeyerek Tekirdağ’ın Şarköy sahillerine demir attı. Gemi personeli de boyu 3 metreyi aşan dalgalar ve yağmur nedeniyle karaya çıkamadı.
Bu arada, fırtına nedeniyle İDO’nun saat 07.30’daki Bandırma-Yenikapı, saat 17.15’teki İstanbul-Armutlu-Mudanya deniz otobüsü seferlerinin iptal edildiği belirtildi. Fırtına, Marmara’daki balıkçıları da olumsuz yönde etkiledi. Denize açılan balıkçı tekneleri, fırtına nedeniyle geri dönerek Şarköy, Mürefte ve Hoşköy limanlarına sığındı. Fırtına ağları da parçaladı. Kocaeli’nin Muşikiye beldesi Kartepe Tepesi’ne yılın ilk karı yağdı. Soğuk ve yağmurlu havanın il genelinde bugün de etkili olacağı, sahil kesiminde yağmur, yüksek kesimlerde karla karışık yağmur beklendiği kaydedildi.
Türk Kızılay’ı Genel Müdürü Ömer Taşlı, yağışlar nedeniyle Kızılay’da tüm izinlerin kaldırıldığını ve üst düzey alarma geçildiğini belirtti.


Başa dön


yazı dizisi:susurluk’tan 10 yıl sonra
Hazırlayan: Serpil Savumlu / Şahin Doğan
Susurluk aydınlatılsaydı Şemdinli yaşanmazdı
Susurluk kazasının ardından mafya-devlet-siyasetçi üçgenindeki kirli ilişkileri aralamak için birçok çalışma yapıldı ve bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşıldı. İddialarla ilgili rapor hazırlayan MİT, mafya-devlet-siyasetçi ilişkilerini bir bir doğruladı. Eski Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar, Susurluk’u aydınlatmak isteyenlerin bir şekilde engellendiğini belirterek Şemdinli olaylarının Susurluk aydınlatılamadığı için yaşandığına dikkat çekti. Av. Ercan Demir ise çetecilerin kahramanlaştırılmasından yakındı.
2. Susurluk vakası
Susurluk kazsından yıllar sonra Şemdinli’de Umut Kitabevi’nin bombalanması ve ardından yaşananlar “2. Susurluk Vakası” olarak değerlendirildi. Bu kez de karanlık ilişkiler ağı halk tarafından bir araba içinde yakalandı. PKK itirafçısı Veysel Ateş, Başçavuş Özcan İldeniz ve “Mutkili Ali” kod adını kullanan ve Bölge’de yaşanan birçok karanlık olayda parmağı olduğu iddia edilen Astsubay Ali Kaya, Umut Kitabevi’ne attıkları bombanın ardından kaçmaya çalışırken yakayı ele verdi.
Şemdinli olaylarının baş kahramanı ve aynı zamanda Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından “iyi çocuktur” sözleri ile tanımlanan Ali Kaya’nın, Susurluk’la bağlantılı olduğu dile getirildi. Susurluk raporunu hazırlayan eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın raporunda, Ali Kaya’nın “Bölgedeki birçok eylemde etkin rol oynayan kişilerden biri” olarak isminin geçtiği öne sürüldü.
Faillere suçüstü
9 Kasım 2005 tarihinde Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nde patlayan bomba ve ardından yaşananlarla ‘derin devlet’ yeniden gündeme geldi. İtirafçı ve astsubaylar tarafından kitabevine atılan bomba sonucu Mehmet Zahit Korkmaz isimli bir kişi hayatını kaybetti, 6 kişi ise yaralandı. Eylemin ardından Şemdinliler, faillerin kullandıkları arabada el bombaları, kaleşnikof silahlar, altı çizili listeler buldu. Şemdinli Cumhuriyet Savcısı, CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan ve birçok yetkilinin faillerin arabasında keşif yaptığı sırada askeri bir araçtan kalabalığa doğru ateş açıldı. Bu sırada Ali Yılmaz isimli vatandaş hayatını kaybetti. Ateş açanın Tanju Çavuş adlı asker olduğu öğrenildi. Bombacıların kullandığı ve Hakkari Jandarma Komutanlığı’nca tahsis edildiği ortaya çıkan araba, Astsubay Ali Kaya adına düzenlenen askeri kimlik, 9 Kasım 2005 günü için düzenlenmiş araç görev kâğıdı, jandarma istihbaratına ait dokümanlar ve isim listesi bulundu.
Savcı görevden alındı
Olayı soruşturan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, hazırladığı iddianamede, Ali Kaya için “İyi çocuk” diyen Büyükanıt’ın adını da geçirince kıyamet koptu. İddianamesi mahkeme tarafından kabul edilen Sarıkaya, görevinden alındı. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Kaya ve İldeniz’e “adam öldürmek”, “çete kurmak” ve “adam öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından verilen 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezasının ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanıklar hakkında verilen cezanın usul eksikliği ve eksik soruşturma nedeniyle esastan bozulmasını istedi. Karar önümüzdeki günlerde verilecek.
Hırsız evin içinde
Patlamanın meydana geldiği kitabevinin sahibi Seferi Yılmaz ise, “PKK’ya yardım ve yataklık suçundan” tutuklanarak cezaevine konuldu. Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu’na verdiği ifade de, “Hırsız evin içinde” diyen İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun da hükümet tarafından görevinden alındı.

KAHRAMANLAŞTIRILIYORLAR
Ercan Demir (İzmir Barosu Eski Çetelere Karşı Hukukun Üstünlüğü Komisyonu Üyesi): Çete içinde olanlar kahramanlaştırıldı. Kurtlar Vadisi gibi serenomilerle çeteler normalleştiriliyor. Devlet adına birileri kendine görev çıkarak bazı işler yapar oldu. Şemdinli’de yaşandığı gibi Genelkurmay Başkanı’na kadar üst düzey yetkililer tarafından sahipleniliyor. Susurluk’ta insanlar çetelere karşı bir tepki ortaya koydu. Ama şimdi çeteler savunuluyor. DSP ve CHP ulusalcılık adına geliştirdiği politikalarla hukuk kuralarının dışında da devletin çeşitli eylemler yapabileceğini ve Kürt-Ermeni düşmanlığı yapılmasını savunur oldular. Yapılması gereken çetelere karşı demokratik bir muhalefetin yaratılmasıdır.

İYİ ÇOCUKLAR TÜKENMİYOR
Fikri Sağlar ( Eski Susurluk Araştırma Komisyonu Üyesi) : Susurluk’u geride bıraktığımız 10 yıla dönüp baktığımızda olayın aydınlatılması için maalesef önemli bir adım atılmamış. Susurluk’u ve ilişkilerini açığa çıkarması gerekenler üzerine düşeni yapmazken olayın aydınlatılması için çaba sarf edenler ise engellenmek istendi. Olayın aydınlatılması bir yana ilişki içinde bulunanlar kahraman ilan edilmek istendi. Susurluk’un takipçisi de kalmadı. Meclis’te birçok konu için çeşitli komisyonlar kurulurken Susurluk için bir komisyon oluşturup gerçekleri açığa çıkarmak tercih edilmedi. Yaşananlar ülkenin demokrasisi ve hukuku açısından düşündürücüdür. Susurluk’ta birçok ilişki açığa çıkmışken, Şemdinli’de suçüstü yapılmışken, olayların üzeri çeşitli biçimlerde kapatıldı. Daha altı ay önce birçok çete ortaya çıktı. Bu çetelerin içerisinde bulunanların büyük çoğunlu da polis ve asker kökenli kişiler. Bu insanlar devletin sırlarını istedikleri saunalarda konuşabiliyor, kendilerine görevler çıkararak yasadışı işler yapabiliyorlar. Ortaya çıkan çeteler Susurluk’un çözümsüzlüğünün de bir ürünüdür aslında. Tansu Çiller, çete bağlantılı kişileri kahraman ilan edebiliyor veya mahkeme tarafından suçlu bulunan Korkut Eken’i, Doğan Güreş sahiplenebiliyor. Şemdinli’de yakalananlara Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt “Tanırım iyi çocuklardır” deyip sahip çıkabiliyor. Bunlar birilerinin kendini hukukun üstünde gördüğünü ortaya koyuyor. Yargı, siz nasıl suçluları översiniz, bunlarla ilişkileriniz nedir deyip çeteleri övenleri yargılayamıyor. Dizilerle ve yetkililerin çeteleri kahraman ilan etmesiyle, insanlar suça teşvik ediliyor. Susurluk’un arka yüzünü anlatan Kod Adı isimli bir dizi yapıyoruz ama kimse bunu tartışma gereği görmüyor. Kurtlar Vadisi gibi çete ilişkilerini öven dizilerle yakından ilgilenilirken gerçekleri ortaya koyan bir dizi iyi veya kötü yönleri ile tartışılmıyor. Susurluk, Şemdinli gibi derin ilişkileri ortadan kaldırmanın tek yolu demokrasinin ve hukukun egemen olduğu bir ülke için mücadele vermek ve bunun için mücadele verenleri desteklemekten geçiyor.

MİT’İN SUSURLUK DOĞRULARI
Çatlı’nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ili ilişkili olduğu iddiası:
Çatlı’nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ile ilişkili olduğu, şahısların beyanları ile doğrulanmıştır.
Çatlı’nın emniyet mensupları ile ilişkisi olduğu iddiası:
Ağar’ın, kazadan sonra, ``Hüseyin Kocadağ’ın Çatlı’yı güvenlik kuvvetlerine teslim etmeye gittiğini, bu nedenle aynı arabada buluduğunu’’ açıklamasına karşın, Sedat Bucak’ın ``Kocadağ’ın Çatlı’yı Mehmet Özbay adı ile tanıdığını’’ belirtmesi, Ağar’ın konuyla ilgili beyanları ile çelişmiştir. Ancak mevcut birliktelik dahi Çatlı’nın Emniyet’le ilişkisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Çatlı’nın 12 Eylül 1980 öncesi Ağca ile ilişkisi olduğu iddiası:
Çatlı’nın Ağca ile ilişkisi 1978 yılından beri bilinmektedir. Mart 1995 tarihinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e yönelik darbeyi, Tansu Çiller’in onayı ile dönemin Türk cumhuriyetlerinden sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, Emniyet Genel Müdürü Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken planlamış, ancak MİT’in olayı Süleyman Demirel’e bildirmesi ve Cumhurbaşkanı’nın da Aliyev’i haberdar etmesi ile darbe girişimi başarısızlığa uğramıştır.
Yeşil tartışmaları
Susurluk’taki kazadan sonra deşifre olan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım da “yakalandı”, “öldürüldü” haberleri gazete sayfalarında ve kamuoyunda yıllarca tartışıldı. 10 yıl sonra kamuoyu Yeşil’in yaşamadığı yönünde ısrarla ikna edilmeye çalışılırken resmi kayıtlar Yeşil’in yani Mahmut Yıldırım’ın hala yaşadığını gösterdi. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın sözlerini resmi kayıtlar yalanladı. “14599729242” TC kimlik nosuna sahip Yıldırım’ın Bingöl’ün Solhan İlçesi Yenidal Köyü’ne kayıtlı olduğu bilgiler arasında yeraldı.
YARIN: Susurluk size ne hatırlatıyor


Başa dön


CHP: Afet bölgesi kapsamına alınmalı
Bölgede yaşanan sel felaketi nedeniyle Diyarbakır’a gelen, Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi ile milletvekillerinden oluşan CHP heyeti, sel bölgesinin afet bölgesi kapsamına alınmasını istedi. Gelişmelerle ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Selvi, sel felaketinden dolayı herkesi sorumlu olmaya ve yaşanan mağduriyetin giderilmesi için göreve çağırdı. Sel felaketinin bu denli ağır olmasına çarpık kentleşmenin neden olduğunu belirten Selvi, bundan herkesin sorumlu olduğunu ifade etti. Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, dere ağzına yatılı okulun yapıldığını belirten Selvi, “Bu, bizim devlet olarak soruna yaklaşımımızı ortaya koymaktadır” dedi. Selvi, hükümetin derhal bölgeyi afet bölgesi kapsamına alması gerektiğini vurguladı.
Çınar halkı yardım bekliyor
Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde meydana gelen sel felaketinin ardından 81 ev kullanılamaz hale geldi. Vatandaşlar gözyaşları içerisinde sular altında kalan evlerini temizlemeye çalışırken, verilen tüm sözlere rağmen vatandaşlara yardım yapılmadı. Kızılay’ın vereceği belirtilen çadırlar ise, aradan geçen 4 güne rağmen vatandaşlara ulaşmış değil. Bölgede sel felaketinden en fazla zarar gören ilçelerin başında yer alan Çınar, hükümet ve devlet yetkililerinden yardım bekliyor. Çok zor şartlar altında yaşayan vatandaşlar, üzerlerine alacak elbise bile bulamayacak durumda. Dere yatağına kurulan ve sular altında kalan evlerine bakarak gözyaşı döken afetzedeler, “Helikopterin bizi görmesi için üzerimizde olan elbiselerimizi yakarak işaret verdik. Şimdi üzerimizde hiç elbise kalmadı. Bu üzerimizdeki elbiseler başkasına ait” diyerek bir an önce yardım edilmesini istediler. Çınar Kaymakamlığı, vatandaşların barınması için Kızılay’ın çadır yardımında bulunacağını söylemesine rağmen vatandaşlar halen ilçedeki akrabalarında barınıyor. (Diyarbakır/DİHA)
Çiğli Organize’den siyah dumanlar yükseldi
Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Bakioğlu Holding’e bağlı Bak Ambalaj fabrikasında yangın çıktı. Onlarca itfaiye ekibinin müdahale ettiği yangın saatlerce söndürülemezken, fabrikada bulunan makinelerin zarar görmemesi için havadan müdahalenin engellendiği öğrenildi. Fabrikadan yükselen yoğun duman da rüzgârın da etkisiyle bütün İzmir’e yayıldı. Hammadde deposunda belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangında iki işçi dumandan zehirlenirken, yangına müdahale eden Mehmet Yıldız isimli itfaiye başçavuşu ise elinden yaralandı. Yangına müdahale için çevre illerden de itfaiye ekipleri İzmir’e geldi. Fabrikanın yanan bölümündeki hammaddeleri işçiler forkliftlerle fabrika dışına taşıdı. Basın mensupları fabrikaya yaklaştırılmazken, Bak Ambalaj İdari ve Mali İşler Müdürü İdris Dilekçi, yaptığı açıklamada, yangının çıkış sebebini araştırdıklarını söyledi.
Bir sağlık devrimcisi; Nusret Fişek
Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Yasa’nın mimarlarından Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı ve TTB eski Başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek ölümünün 16’ncı yıldönümünde bir dizi etkinlikle anıldı. Nusret Fişek için dün sabah mezarı başında ailesi ve hekimlerin katılımıyla bir tören düzenlendi. Törenin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı girişinde Fişek anısına yapılan büst törenle açıldı. Büst açılışını Rektörlük Binası’nda yapılan anma töreni izledi. Törende konuşan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Öztek, “Onun değerlerini sürdüreceğiz, onun ilkelerini genç kuşaklara aktaracağız” dedi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Gençay Gürsoy ise “Nusret Noca sağlık alanının en büyük devrimcilerinden biriydi” diye konuştu. Fişek’in mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayan Gürsoy, sağlık hizmetlerinin temel yapı taşı olan sağlık ocaklarını kapattırmayacaklarını ifade etti. Konuşmaların ardından Nusret Fişek anısına düzenlenen ödül törenine geçildi. Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülü’ne Dr. İsmail Hakkı Kurt ile Dr. İsmail Sancak, Nusret Fişek Sağlık Ocağı Ödülü’ne ise Lüleburgaz Evrensekiz Sağlık Ocağı layık görüldü. TTB Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi’nin düzenlediği fotoğraf yarışmasında dereceye girenlere de ödülleri verildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net