www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



EVRENSEL BASIM YAYIN
   Bir işaret fişeği çaktı

Evrensel Basım Yayın’ın 18 yıllık serüveninin tartışıldığı panelde, yayınevinin yayın tekellerinin dünyasında önemli bir işlev üstlendiği vurgulandı

Gezici Festival başlıyor
Avrupa Filmleri Festivali-Gezici Festival, bugün Ankara’da başlıyor. Bol ödüllü film “Takva” Ankara galasını festivalde yapacak

Barlach’ın eserleri Anadolu turnesinde
Alman heykeltraş ve ressam Ernst Barlach’ın eserlerinin yer aldığı sergi Anadolu turnesine çıkıyor. İstanbul Goethe Enstitüsü Alman heykeltraş ve ressam Ernst Barlach’ın “Modern Çağ Heykeltraşı” adlı sergisini Anadolu’da sergileyecek.


EVRENSEL BASIM YAYIN
   Bir işaret fişeği çaktı
18. yılını 300. kitabı ile kutlayan Evrensel Basım Yayın, TÜYAP Kitap Fuarı’nda bir panel düzenledi. “Fuarcılıkta 25. Yıl ve Toplumcu Bir Yayınevinin 18 Yıllık Serüveni” adını taşıyan panele, Aydın Çubukçu, Sennur Sezer, Gülsüm Cengiz, Adnan Özyalçıner ve Yılmaz Onay konuşmacı olarak katıldı.
Konuşmasına “Dünyaya yeni bir biçim vermeye çalışmak, yeni bir dünya kurma arzusunu taşımak önemli midir?” sorusuyla başlayan Yazar Aydın Çubukçu, “insanım” diyen her insanın temel edimlerinden birisinin yaşadığı dünyanın çehresini güzelleştirmek olması gerektiğini vurguladı. “Var olduğumuz dünyadan eğer hoşnut değilsek, bunun çeşitli sebepleri olduğunu düşünüyorsak bu sebepleri bulmak ve onları ortadan kaldırarak yeni bir dünyaya doğru ilerlemek ancak bütün üzerinde düşünmekle mümkündür. Bir parçayı değiştirmekle yetinmek dünyanın değişmesi için yeterli bir şey değildir” diyen Çubukçu, Evrensel Basım Yayın’ın da bu ilkeye sadık kalmanın bir işareti olduğunu dile getirdi. Yayınevinin 300. kitap olarak Prof. Steve Jones’un “Neredeyse Bir Balina”sını basmasının çok mutlu bir tesadüf olduğuna dikkat çeken Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evrim kavramı gelişme, değişme, değişerek ilerleme gibi yönler içerdiği için dünyanın bir bütün olarak kavranması düşüncesine temel teşkil eden kavramlardan birisidir. Eğer bir şeylerin evrildiğini, evrilerek değiştiğini, ilerlediği görmek ve bunu izlemek, bunun olumlu bir şey olduğunu düşünmek iyi, güzel bir şeyse parçalar arasındaki ilişkiyi gelişen, geliştiren ve değiştiren bir bakış olarak kurmak da kolay olacaktır. Dolayısıyla birbirinden kopuk gibi yalnızca edebiyat, yalnızca politika, yalnızca felsefe, yalnızca sanatın herhangi bir dalı gibi parça parça görmek yerine yaşadıklarımızı, bunların arasında içsel bir bağıntı bulunduğunu ve bu bağıntılar üzerinde işlem yapabileceğimizi kabul ederek yola çıkmak devrimci bir yayınevinin temel fikirlerinden birisidir.”
Evrensel Basım Yayın’ın Türkiye’nin düşünce hayatına, politik hayatına, sanat hayatına önemli bir katkı sunmuş bir yayınevi olarak değerlendirileceğini belirten Çubukçu konuşmasını şöyle sürdürdü, “Yaşayan her insanın kafasında önemli olan dünyayla bütünlüğü ve bu bütünlüğü kurmanın yolları hakkında bir işaret fişeği çakabilmektir. Ben yayınevimizin bugüne kadar olan faaliyetini bu işaret fişeğini çakmış olması bakımından son derece önemli ve değerli buluyorum.”
Önemli bir işlevi yerine getirdi
Yazar Yılmaz Onay ise, sosyalist gerçekçiliğe karşı savaş açıldığı bir dönemde Evrensel Basım Yayın’ın önemli bir işlev yerine getirdiğini vurguladı. Sermayenin, tekellerin yayın dünyasını ele geçirme planlarına karşı toplumun, insanlığın ihtiyacı olan alternatifi sırtlamanın sosyalist yayınevlerine, sosyalist yayıncılara kaldığını dile getiren Onay, “Büyük yayın tekellerine karşı bir yayınevini ayakta tutmak da kolay değil. Bunun mücadelesini de hem fuarlarda hem ayrıca kitleyle ilişki kurarak, hem yayın tarzlarının incelikleri üzerinde de durarak yürütebilen ve zamana dayanan Evrensel Basım Yayın’ı kutlamak istiyorum” diye konuştu. Sanatın ve edebiyatın özgürlüğünün kapitalist sistem tarafından “gizli” biçimde engellendiğine dikkat çeken Onay, “Kapitalizmde sanata devletin müdahale edemediği iddia ediliyor. Çünkü kapitalizmin kendisi sanata öylesine müdahale eder ki devlete hiç ihtiyaç kalmaz” dedi.
Unutturulmaya çalışılan değerler için
Yazar Adnan Özyalçıner de toplumsal gerçekçiliğin önünün kesildiği bir süreçte Evrensel Basım Yayın’ın kurulduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Toplumcu gerçekçi edebiyatı yaymaya, toplumla buluşturmaya çalışıyor. Hem politik hem kültürel hem siyasal açıdan bir uyanışı sağlamış oluyor. Kültürel sanatsal anlamda beğeni seviyesini yükseltmesi ve okurla iletişim kurması en önemli iki amacıdır. Unutturulmaya çalışılan toplumcu gerçekçi edebiyatın yaygınlaşması açısından geleceği hazırlaması açısından önemli. Gençleri etkileyerek onlar da yeni üretimler yapıyor.”
Sermaye yayınevlerinin özgürlük söyleminde bulunduğunu, ancak asıl özgürlüğün gerçekçilikteki özgürlük olduğunu ifade eden Özyalçıner, bugünün edebiyatını ve yayıncılığını ise şu sözlerle özetledi: “Bugün yapılan piyasa edebiyatı güdümlü edebiyattır. Paranın, şiddetin, cinselliğin güdümündedir. Evrensel Basım Yayın’ın tutumunu, TÜYAP’ın kitapları yaygınlaştırma çabasını çok önemli buluyorum”.
Paneli yöneten Şair-Yazar Gülsüm Cengiz de, Evrensel Basım Yayın’ın 18 yıllık serüveninin dördüncü yılında yolunun kesiştiğini belirterek, tanışma sürecini anlattı. Evrensel Basım Yayın’ın yayınladığı kitaplara dair bilgiler de veren Cengiz, Evrensel Basım Yayın’ın hayatın kültürünü kucakladığını gözlemlediğini aktardı.

Bıçak değil makas!
Şair-Yazar Sennur Sezer panelde yaptığı konuşmada Evrensel Basım Yayın’ın önemini ve çizgisini bir fıkra ile anlattı: Bir karı koca sürekli tartışırlarmış. Sonunda adam, hanım oradan bıçağı getir demiş. Kadın bakmış oraya, o bıçak değil makas demiş. Bunlar başlamışlar bıçak, makas, bıçak, makas diye tartışmaya. Adam almış kadını bahçenin kenarından geçen dereye atmış. Kadın boğulurken eliyle makas işareti yapıyormuş, makas diyormuş. Bizim halimiz o makasın devamıdır. Yani inattır. Yayınevimiz bir inat yayınevidir!


Başa dön


Gezici Festival başlıyor
Sonbaharın kışa dönerken getirdiği soğuk havalarda, Ankaralılar, festivalin getireceği filmlerin sanat sıcaklığıyla ısınacaklar. 12’nci Avrupa Filmleri Festivali-Gezici Festival, bugün Ankara’da başlayacak.
Takva’nın Ankara galasıyla açılışını yapacak festival, 26 Kasım’a kadar sürecek. 3-19 Kasım günleri arasında Ankara’da olacak olan Gezici Festival, Ankara’nın ardından Kars, Tiflis ve Bakü’ye de uğrayacak. Festival bu yıl Ankara ve Kars’ı buluşturarak, Kars Belediyesi’nin 1. Uluslararası Altın Kaz Film Yarışması’nı düzenleyecek. Festivalin Avrupa Avrupa bölümünde gösterilecek filmler, belediyenin yarışmasındaki büyük ödül olan 15 bin Avro’yu almak için yarışacak. Gösterimler, Ankara Büyülüfener Sineması’nda yapılacak. Kısa filmler ücretsizken, diğer filmler için öğrenci 5 YTL, tam 7 YTL.
Festival kapsamında, izleyiciler birçok filmin galası ile de karşılaşacak. Birçok filmi ilk kez Ankara’ya hatta Türkiye’ye getiren festival programına göre; açılış filmi Takva, bugün 20.00’de gösterilecek. Yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı, senaryosunu da Önder Çakar’ın yazdığı filmde Erkan Can, bulunduğu tarikatta para işlerine bakmakla görevlendirilen ve bu yüzden yaşamı bir anda değişen bir adamı canlandırıyor.
Festival kapsamında 6 Kasım Pazartesi “Dondurmam Kaymak” 19.00’da, 7 Kasım Salı 19.00’da “Kader”, 8 Kasım Çarşamba günü 19.00’da “Cenneti Beklerken”, aynı gün “Emret Patronum” 21.15’te ilk gösterimleriyle Ankaralı izleyicilerin karşısına çıkacak.
Kars’ta film şöleni
Kars’ta düzenlenecek yarışma kapsamında, Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki’nin “Kaybedenler Üçlemesi”nin son filmi olan ve yalnızlığı konu alan 2006 yapımı “Alacakaranlıktaki Işıklar (Lights in the Dusk)” gösterilecek. Yarışmada izlenebilecek olan, Norveçli genç yönetmen Jens Lien’in bu yıl Cannes Film Festivali’nde gösterilen 2006 yapımı filmi “Sorun Yaratan Adam (Bothersome Man)”ın oyuncusu Trond Fausa Aurvag da Kars’ta ağırlanacak.
Avrupa Avrupa bölümündeki bir başka film ise Alman-Makedon ortak yapımı “Temas (Kontakt)”. Yönetmen Sergej Stanojkovski’nin, “tedavi gördüğü psikiyatri kliniğinden taburcu edilen ve insanlardan kaçan Zana ile; hapishaneden şartlı tahliyeyle çıkmış uyumsuz Janko’nun zamanla aşka dönüşen tuhaf ilişkilerini” anlattığı filmin Makedon oyuncusu Labina Mitevska Kars’ta olacak.
Bu yıl Berlin Film Festivali’nde yönetmeni Pernille Fischer Christensen’e Jüri Büyük Ödülü’nü ve En İyi İlk Film Ödülü’nü kazandıran “Sabun Köpüğü (A Soap)” de festivalde gösterilecek.
İngiltere ve Çek Cumhuriyeti ortak yapımı kara komedi türündeki filmi “Kapa Çeneni ve Vur Beni (Shut Up and Shoot Me)” adlı filmin yönetmeni Steen Agro ile yapımcısı John Riley de Kars’a gelecek konuklar arasında. Filmde, tatile geldiği Prag’da eşini trajik bir kaza sonucu kaybeden bir İngiliz’in, kendisini öldürmesi için kiraladığı, para sıkıntısı çeken bir Çek adamla ve onun çevresiyle yaşadığı komik olaylar anlatılıyor.
Yönetmen Dorota Kedzierzawska’nın 2005 yapımı Polonya filmi “Ben Buradayım (I Am)” ise, ıslahevinden kaçan, birlikte yaşamayı umduğu annesi tarafından reddedilen ve tamamen yalnız bırakılan 11 yaşındaki Mongrel’in öyküsü.
“Jan Hrebejk Güzellik Başa Bela’da (Beauty in Trouble)”, bir yandan basit ve hoş bir aşk ilişkisini anlatırken öte yandan insan ruhunun değişkenliğine dikkat çekiyor. Marcus H. Rosenmüller’in “Ölümcül Kararlar” adlı filminde ise Güney Almanya’da bir köyde, tutuculukla ve kiliseyle inceden alay eden mizah yüklü bir film. Lars Von Trier’in son filmi de Türkiye’de ilk kez Gezici Festival izleyicileriyle buluşacak.
kitap
  • Kayıplar Kurultayı
    5. Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı, İCAD Türkiye Seksiyonu Temsilcisi Avukat Özlem Gümüştaş’ın çalışmasıyla kitaplaştırıldı. Kitap, kayıplar konusuna duyarlı araştırmacılara kaynak sunması bakımından da önem taşıyor. Kurultay 18 ülkeden delegelerin, kayıp yakınlarının, insan hak ve özgürlüklerine duyarlı kişi ve kurumların, aydınların katılımıyla gerçekleştirilmişti. (Derleyen Özlem Gümüştaş, 302 sayfa, Ceylan Yayınları)
  • Ermeni meselesi
    Ayhan Aktar’ın ‘Türk Milliyetçiliği Gayrımüslimler ve Ekonomik Dönüşüm’ isimli kitabının büyük bir kısmı, konuşulmasından dahi imtina edilen ‘Ermeni tehciri’ ve bunun etrafında örülmüş ‘resmi’ tahkimatın kırıldığı tartışmalara dair yazılardan oluşuyor. Aktar, yazılarında günümüzdeki tehcir tartışmalarını son dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan zabıtları ile karşılaştırarak inceliyor.(Ayhan Aktar, 293 sayfa, Tarih, İletişim Yayınları)
  • Peter Pan Define Avı’nda
    Peter Pan’la büyük bir başarı yakalayan Yazar J.M.Barrie, kitabın gelirini bir çocuk hastanesi yardım sandığına bağışlamıştı. Bu kurum da Peter Pan’ın yayınlanışının yüzüncü yılında bu öykünün devamının yazılması için bir yarışma düzenledi. ‘Peter Pan Define Avında’ adını taşıyan bu kitabı Geraldıne McCaughrean yazarak yarışmanın birincisi oldu. Bu kitapta özgün Peter Pan kitabının ilk ve tek resmi devamı olarak tanıtılarak yayınlandı. (Geraldıne McCaughrean, 310 sayfa, İş Bankası Yayınları)
  • Yazdan Kalma Bir Gün
    Yazar Adnan Özyalçıner’in ‘Yazdan Kalma Bir Gün -İstanbul Öyküleri’ adını taşıyan kitap yeni baskısıyla okuyucuyla buluşuyor. Özyalçıner sunu kısmında, “Yazdan Kalma Bir Gün’ semtleri, sokakları, yaşananlarıyla İstanbul’u anlatıyor. Bir çeşit İstanbul haritası denebilir buna. Yok olmuş, yok edilen İstanbul sokakları. Eskiden yaşadıklarımızla bugün yaşananların çelişkileri” diyor. (Adnan Özyalçıner, 304 sayfa, Evrensel Basım Yayın)
  • Sonsuz Aşkım Hatay
    Burhan Günel’in yazdığı ‘Sonsuz Aşkım Hatay’da, doğduğu memlekete olan sevgisini harflerle resmediyor. Burhan Günel, “Sonsuz Aşkım Hatay” adlı kitabında şehrin önde gelen kentleri İskenderun ve Antakya’nın tarihsel, dönemsel ve güncel somut gerçekçiliğine koşut olarak kendi gerçekçiliğini de arayıp irdelemeye çalıştığını söylüyor. Kitap Heyamola yayınlarından okurlarla buluşuyor.(Burhan Günel, 301 sayfa, Heyamola Yayınları)

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net