www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bölgede ihmalin faturası ağır oldu
Altyapı ihmal edilince fatura ağır oldu. Diyarbakır ve Şırnak’ta sele kapılan 22 kişi hayatını kaybetti

Türkiye suya gömüldü
Şiddetli yağış uyarısı dışında bir hazırlık yapılmamasının bedeli ağır oldu. Birçok kent sular altında kaldı

Davalık olunca yıkım kararı aldı
Ankara Büyükşehir Belediyesi Emlak Daire Başkanı, davalık olduğu gecekonduları kaçak ilan etti

Muazzez İlmiye Çığ beraat etti
Çığ ile Öğütücü halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ve aşağılama iddiasıyla yargılanıyordu


Bölgede ihmalin faturası ağır oldu
Bölgede yıllardır “güvenlik” eksenli politikalar izleyerek, altyapı ve imar gibi temel sorunları ihmal eden devlet, sel karşısında aciz kalınca; halk faturayı ağır ödedi. Önceki gün başlayıp gece devam eden sağanak yağış afete neden oldu. İlk belirlemelere göre 22 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce ev ve işyeri yıkıldı ya da sular altında kaldı.
Diyarbakır’dan Mardin’e giderken sel sularına kapılan minibüsteki 12 kişi, Bismil ilçesi Meydan Köyü’nde 6 kişi yaşamını kaybetti. Çınar’da 3, Şırnak’ın Silopi ve Uludere ilçelerinde ise 4 kişi öldü. Evlerini su basan vatandaşlar botlarla kurtarılarak okullara yerleştirildi.
Düğüne gidiyorlardı
Diyarbakır’dan, Mardin’in Savur ilçesine bağlı İçgören köyüne düğüne gidenleri taşıyan ve içinde 16 kişinin bulunduğu bir minibüs, Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Meydanlı köyü yakınlarında sele kapıldı. Sel sularıyla sürüklenen minibüsteki 12 kişi hayatını kaybetti. Cesetleri Bismil Devlet Hastanesi morguna kaldırılanlardan Servet Özgeç, M. Sait Adanır, Hasan Aksoy, Hanım Adanır, Hamdullah Aksoy, Şükran Korma, Şeyhmuz Sincar’ın kimliği belirlenirken, diğer 5 kişinin kimliğinin saptanmasına çalışılıyor. Öte yandan ölenlerin cenazesi defnedilmek üzere Hastane morgundan İşgören Köyü’ne doğru yola çıkarıldı. Ancak olayın meydana geldiği yer olan Meydanlı Köyü yakınlarında yağış tekrar bastırınca araçlar çamurdan dolayı hareket edemedi. Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde araçlar, yolu açılması ya da cenazelerin helikopter ile alınması için yardım bekliyordu.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde de yağışlar can aldı. Cumhuriyet Mahallesi’nde su baskınına uğrayan evde anne Muhterem Gül ile çocukları 4 yaşındaki Agit Gül ve 4 aylık kızı Reyhan Gül suda boğuldu. Meydan, Yaprakbaşı ve Ekinveren köylerinde bazı evler yıkıldı. Diyarbakır-Mardin karayolunun Çınar girişi çöktü. Ulaşıma kapanan yolun açılması amacıyla DSİ ve Köy Hizmetleri ekiplerince çalışmalar sürüyor. Su baskınları nedeniyle ilçe merkezinde okullar tatil edildi.
Akşam saatlerinde ise Silvan İlçesi’nde şiddetini arttıran yağmur nedeni ile 250 dükkan ile yüzlerce evi su bastı.
Şırnak’ta 4 ölü
Şırnak’ın Silopi ilçesinde de aşırı yağış sele neden olurken, 3 yaşındaki Nupelda ve 4 yaşındaki Yusuf İslam Kaden, sele kapılarak yaşamını yitirdi. Ortaköy’de ise bir evin çökmesi sonucu enkaz altında kalan 70 yaşındaki Süpha Basutçu hayatını kaybetti. Uludere ilçesinde de sele kapılan 1 vatandaş öldü. Şanlıurfa’nın Birecik İlçesi’nde ilk ve orta eğitim kurumları 2 gün boyunca tatil edilirken, Batman’da yağışlardan zarar görenlere sıcak yemek dağıtıldı.

Çatılarda 4 saat yardım beklediler
Derya Karaçoban
Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde yaşananlar, devletin afetler karşısında nasıl aciz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Çınarlılar, gecenin ayazında 4 saat çatılarda yardım beklediler. 4 saat sonra gelen iki kurtarma botundan biri bozuk çıktı. Sel geldiği uyarısı yapılsaydı ölümlerin yaşanmayacağını söyleyen halk, elektrikler zamanında kesilmediği için elektrik çarpması sonucu ölümlerin meydana geldiğini söyledi.
Cumhuriyet mahallesinde yaşayan ve evi tamamen sular altında kalan Ender Karataş, arabasının ve tarım aletlerinin de sele kapıldığını belirtti.
“Bir anda tüm evlerin üzerine sel geldi. Hiç kimse kaçamadı. 11 kişi ailecek dama çıktık ve saatlerce yardım gelmesini bekledik. Yağmurun ve şimşeklerin altında 4 saat boyunca dam üstünde kaldık. 2 kurtarma botu geldi, bunlardan bir tanesi zaten bozuktu. Yardım çok yetersizdi” diyen Karataş, hiçbir şeylerinin sağlam kalmadığını ifade ederek, zararlarının karşılanmasını istedi.
Yaşananların ihmal ve yetersizliklerin sonucu olduğunu söyleyen Aydın Durmaz ise, “Kurtarma çok geç geldi. Ölümlerin yaşanmasının nedeni elektrik çarpmasıdır. Elektrikler zamanında kesilmeliydi. Kesilmediği için sele kapılan insanları elektrik çarptı. Saatlerce evlerin üzerinde beklerken donduk. Kadın ve çocuk çığlıkları dinledik saatlerce” diye konuştu.
Çınar’da kendi imkanlarıyla insanları selden kurtarmaya çalışanlardan biri olan Eşref Turan ise, ilçeye sel uyarısının zamanında yapılmadığını savunarak şunları dile getirdi; “Sel haberi geldiğinde nehir yatağının yarılması, açılması gerekiyordu. Bu yapılmadığı için tüm su evlere doğru gitti. Sel saat 18.00 gibi başladı, saat 23.00’e kadar yardım gelmedi. Çocuklar soğuktan dondu. İlk başladığında önlemler alınsaydı tüm bunlar yaşanmazdı. Kurtarma sırasında ışıklandırma yoktu. Her taraf zifiri karanlıktı. Araçlar su üzerinde yüzüyordu. İnsanlar çaresizlikten cinnet geçirdi”
YİBO’da faciaya ramak kaldı
Selin, öğrencilerin etüt saatine denk gelmesi, 250 çocuğun kaldığı Çınar Yatılı İlköğretim Okulu’nda facia yaşanmasını engelledi.
Öğretmenlerin kurtardığı öğrenciler ailelerine gönderilirken, okulun duvarları yıkıldı, her yer çamur içinde kaldı. Yardım gelmediğini belirten okul yetkilileri, kaldıkları lojmanları da, yıkılmak üzere oldukları için terk ettiklerini söylediler.
Müdür Başyardımcısı Nail Orhan, gazetemize yaptığı açıklamada; “Sınıflar, yatakhaneler tamamıyla su altında kaldı. Yıkılma tehlikesi nedeniyle lojmanlar boşaltıldı. Çocukları okul görevlileri, idareci ve öğretmenlerin girişimiyle kurtardık. Etüt saatiydi. Çocuklar yatakhanede olsaydı boşaltmamız mümkün olmayacaktı. Beş dakika içinde çocukları uzaklaştırdık. Gece olsaydı çocukların hiçbirini kurtaramayacaktık” dedi.
Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Erçek ise, kurtarma ekiplerinin gelmediğini kaydederek, şunları aktardı, “Kaderimize terk edildik. Okulu kendi imkanlarımızla tahliye ettik. Şu anda kaldığımız lojmanlar sağlam olmadığı için boşalttık. Okulun tüm sistemleri yerle bir oldu. Yardım bekliyoruz.”

İMO: Çarpık kentleşmenin sonucu
Diyarbakır İnşaat Mühendisleri Odası Şube Sekreteri Nimet Taş, Diyarbakır’da yaşanan sel felaketinin sosyal yönünü değerlendirdi. Taş, felaketin sonuçlarının ağır olmasında, devletin bölgede uyguladığı güvenlik politikalarının payının büyük olduğunu ifade etti. Çınar ilçesinde, dere ağzındaki yapılaşmanın gecekondulardan oluştuğunu belirten Taş, vatandaşların büyük bölümünün göç mağduru olduğuna dikkat çekti. Çarpık kentleşmenin bölgede yaşanan göç sonrasında daha da arttığını hatırlatan Taş, devletin altyapı hizmetlerini göz ardı ettiğini dile getirdi. Dere ağzındaki köprünün sel felaketinin büyük olmasında payı olduğunu belirten Taş, bu yetersizlikleri giderecek altyapının sağlanmamasına tepki gösterdi. Şu anda başta Diyarbakır olmak üzere bölgenin birçok ilinde yapılaşma, altyapı ve yol hizmetlerinden kaynaklı olarak çok sayıda sorunlu yerleri olduğuna vurgu yapan Taş, “Özellikle Diyarbakır Bağlar beldesindeki yerleşmeler risk altında” dedi. Bağlar beldesindeki yapılanmanın gecekondu ve toprak damlardan oluştuğunun altını çizen Taş, bu evlerin çökebileceği uyarısında bulundu. Çarpık kentleşmenin yığma yapıların giderek bölge illerinde yaygınlaştığını ve bunun da doğal felaketlere karşı tehlike arz ettiğini kaydeden Taş, devletin buna karşı önlemler alması gerektiğini belirtti. Taş, Diyarbakır’da gecekondulaşmaya karşı mücadele ettiklerini, valilik ve emniyetin desteklerini çektiklerini ifade etti. Bir genelge ile bu desteğin çekildiğini belirten Taş, “Bunun nedenini bilmiyoruz ama sadece Diyarbakır’da olması düşündürücü” şeklinde konuştu.

Meteorolojiden yeni sel uyarısı
Diyarbakır’da, son bir hafta içerisinde metrekareye 94 kilogram yağış düştüğü bildirildi.
Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, son bir hafta içerisinde metrekareye 94 kilogram yağışın düştüğünü ve bu miktarın yıllık yağış miktarının 5’te birine tekabül ettiğini söylediler.
Devam etmesi beklenen yağışların özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde etkili olabileceğini belirten yetkililer, şunları kaydetti: “Yarın (bugün) yağışlar bir nebze de olsa azalacak. Ancak cuma gününden itibaren pazar gününe kadar yine aralıklarla etkili sağanak yağış bekleniyor. Ancak toprağın suya doyması nedeniyle bundan sonraki yağışlar sel baskınları ve taşkınlara yol açabilir.”
Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin 3-4 gün içinde yağışın etkisi altına gireceğini ifade eden yetkililer, “Özellikle öğle saatlerinden sonra bölgeler sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Hava sıcaklıkları 14 ile 16 derece arasında değişecek. Hafta sonu ise 12 dereceye kadar düşecek” diye konuştular.

EMEP: Bölge politikalarının sonucu
EMEP Diyarbakır İl Başkanı İlhan İlbay yazılı bir açıklama yaparak, selde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi. Sel felaketi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğrayan vatandaşların zararlarının bir an önce tazmin edilmesi gerektiğini ifade eden ilbay, “Sel felaketlerinin yaşanmasında sorumluluğu bulunan yetkili kurumlar bir an önce açıklanmalı ve haklarında soruşturma başlatılmalı” dedi. Yaşananların yıllardır bölgenin altyapısına, istihdamına, gelişimine yatırım yapmak yerine bölgeyi sürekli güvenlik eksenli politikalarla yönetmenin bir sonucu olduğunu vurgulayan İlbay, yetkililerin bu felaketten ders çıkarmasını istedi.


Başa dön


Türkiye suya gömüldü
İstanbul’da gece boyunca etkili olan yağışlar, çok sayıda ev ve işyerinin sular altında kalmasına neden oldu. Şiddetli yağışın ardından Beykoz Tokatköy deresi ve Sülükhane derelerinin taşması sonucu bine yakın ev ve işyeri sel suları ile doldu. Sarıyer Çayırbaşı, Bahçeköy ile Büyükdere Caddesi’nde 66 ev ve işyerini su bastı. Kağıthane Cendere ve Eyüp Kemerburgaz’da su taşkını nedeniyle birçok fabrika ve ev de maddi hasar meydana geldi. Cendere’nin taşması sonucu bazı fabrikalarda mahsur kalan işçiler ile işlerine gitmek üzereyken yolda servis araçlarında mahsur kalan 21 kişi, itfaiye ekipleri tarafından iş makineleri yardımıyla kurtarıldı. Kağıthane Kemerburgaz yolu üzerinde sel suları nedeniyle yer yer çökmeler oluşurken jandarma ekipleri Kağıthane-Kemerburgaz yolunu çift yönlü trafiğe kapattı. Beykoz’un köylerinde mahsur kalan vatandaşları SAT komandoları ve jandarma ekipleri kurtardı.
Öte yandan, Sarıyer Kazımkarabekir Mahallesi Cami Sokak üzerinde bulunan tek katlı gecekondunun üzerine aşırı yağış nedeniyle toprak kaydı. Gecekonduda 3 kişinin kaldığı bilgisi kurtarma ekiplerini harekete geçirdi. Gecekonduda sadece Bayram Hamurcu isimli bir kişinin ikamet ettiği öğrenildi. Olay yerine gelen Hamurcu’nun yakınları endişeli gözlerle çalışmaları izledi.
Sarıyer merkez, Çayırbaşı, Bahçeköy ile Büyükdere Caddesi’nde 66 su baskını müracaatı yapıldı.
İşçiler kepçe ile kurtarıldı
Kemerburgaz yolu üzerindeki yaklaşık 10 fabrikada mahsur kalan işçiler, zodyak bot ve iş makineleri kullanılarak tahliye edildi. Hamidiye Deresi’nin yoğun yağış nedeniyle taşması İstanbul Caddesi üzerindeki birçok fabrikanın sular altında kalmasına neden oldu. Sabah saatlerinde işlerine ulaşan işçiler aniden fabrikaya dolan sel sularıyla neye uğradıklarını şaşırdı. Abeş İplik Sanayi isimli fabrikada sular bir anda yaklaşık 1 metreye yükselirken, işçiler yemekhaneye ve çatı katına sığınmak zorunda kaldı. Fabrikada yaklaşık 100 işçi mahsur kaldı. Sular çekilmeden çalışma yapamayacaklarını belirten itfaiye ve İSKİ ekipleri yaklaşık 6 saat sonra belediyeye ait iş makinaları ile kurtarma çalışmalarına başladı.
Beykozlular kaderlerine terk edildi
Beykoz’da Tokatköy ve Akbaba köyü selden en çok etkilenen yerler arasında yer aldı. Beykoz Tokatköy deresi ve Sülükhane dereleri taşması sonucu yüzlerce ev ve işyeri sular altında kaldı. Bölgede fabrikada mahsur kalan işçiler saatler sonra kurtaralırkan bölgeye gelen büyük şehir ve ilçe belediye başkanlarına halk tepki gösterdi. Beykoz Kaymakamı Cengiz Gökçe ise, okulların yarın Beykoz’da tatil edildiğini açıkladı.
Tokatköy’ün içinden geçen derenin sel suları nedeniyle taşması sonucu dere yatağı üzerinde bulunan köprü yıkıldı. Köprünün yıkılması ile doğalgaz boruları hasar gördü ve önlem için bölgenin doğalgazı kesildi. Kurtarma ekiplerinin yetersiz kalması üzerine olay yerine sivil savunma ekipleri ve SAT komandoları sevk edildi. Ekipler, botlar ve iş makineleri ile evlerinde mahsur kalan vatandaşlar ile Oysal İlaç Fabrikası’nda mahsur kalan 200 işçiyi kepçelerle kurtardı. Bölgede belediye çalışmaları başkanları ayrılmasıyla yavaşlarken, halk ise çalışmaların göz boyama amaçlı olduğunu söyleyerek tepki gösterdi.
Beykoz’da selin etkili olduğu bölgeye gelerek inceleme yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Beykoz Kaymakamı Cengiz Gökçe ve Beykoz Belediye Başkanı Muharrem Ergün ile birlikte bölgeyi gezdi. Topbaş’a bazı vatandaşlar tepki gösterdi. Evleri sular altında kalan vatandaşlar, “Sabahtan itibaren evimiz sular altında, ama hiçbir şey yapılmadı. Burada gezip reklam yapmayı insanlara yardım edin” diye konuştu. Belediye ekiplerinin bölgeyi terk etmesi ile kendi imkanla ile çalışmaları sürdüren mahallelilerden Ali Albayram belediye ekiplerinin bölgeyi terketmelerine tepki göstererek, “Daha öncede burda yağmur yağıyordu ama hiç bu kadar su baskını olmamıştı. Alt yapı yetersiz kaldı ve belediye ekipleri kamera gidince buradan ayrıldıla” dedi. Belediyenin sorunlarıyla ilgilenmediğini söyleyen Mürsel Kılıç ise, “Ben 10 senedir burda oturuyorum ilk tefa böyle oldu birden yolları ve dereyi su bastı.bu sadeceyağmurdan kaynaklı olamaz.Fabrikaları dereyi tıkamaları ve yukarda yeni yapılan su kanalından su boşaltıldığı için böyle olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Selin nedenini araştırıyorlar!
Beykoz’da selin etkili olduğu bölgeye gelerek inceleme yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Niçin bu kadar su baskınının olduğu konusunu araştırıyoruz. Bunu hava tahmin kayıtlarına baktıktan sonra net bir şekilde açıklayabiliriz. Yaklaşık 1000 kadar ev ve işyeri sular altında. Bölgeye olan yardımımızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Tek sorumlu yağış mı?
İstanbul Valisi Muammer Güler, yaptığı açıklamada, iki günden beri süren sağanak yağışın kentin bazı yerlerinde sıkıntı yarattığını söyledi. Güler açıklamasında, altyapıdaki eksikliklere ise hiç değinmedi. Beykoz ağırlıklı olmak üzere Sarıyer, Ümraniye, Eyüp ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde bazı ev ve iş yerlerini su bastığını kaydeden Güler, “Özellikle şunu belirtmek isterim; 31 Ekim tarihi itibariyle meteorolojinin tespit ettiği yağış miktarı 55 kilogramdır. 1 Kasım itibariyle tespit edilen yağış miktarı 88 kilogramdır. Tabii bu, anormal bir yağıştır” diye konuştu. Güler, şunları söyledi: “3 köyümüzdeki okullarımızı tatil ettik. Hazırladığımız okullarda, kaloriferlerini tam yakarak 24 saat esasına göre, bugün evlerinde su boşaltılamayan, evlerine giremeyecek olan vatandaşlarımızın ikametlerini sağlayacağız. Ayrıca, yine bugün Sarıyer ilçemizde 4 okulumuz da dahil olmak üzere birçok ev ve iş yerlerinde maalesef su baskınları oldu. 5-6 mahallede benzer sıkıntılar yaşandı.
Vali Güler, Meteoroloji’den alınan bilgiye göre, yağışlı havanın bugün İstanbul’u terk edeceğini, yarın akşam saatlerinden itibaren Cuma günü ağırlıklı olmak üzere etkisini karla karışık sürdüreceğini belirtti. Güler, “devlet olarak, Büyükşehir Belediyesi olarak, belediye olarak ilgili yardım kuruluşları olarak telafisi neticesine gideceğiz” diye konuştu.


Başa dön


Davalık olunca yıkım kararı aldı
Müge Tuzcuoğlu
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin “Kentsel Dönüşüm Projesi” kapsamında gecekondu yıkımlarına başladığı İlker mahallesinde, Belediye Emlak İstimlak Daire Başkanı Mehmet Pamuksuz’un kişisel öfkesi nedeniyle, 7 gecekondu “kaçak” ilan edildi.
İlker’deki gecekondu sahiplerinden oluşan bir heyet, 2 Ağustos 2006 tarihinde, belediye binası önünde yaptıkları eylemin ardından emniyet yetkililerinin randevu alması üzerine Pamuksuz’un makamına görüşmeye gitmişlerdi. Pamuksuz’un bir saat beklettikten sonra kabul ettiği yedi mahalleli ve avukatları, kırk dakika kadar süren bir görüşme yapmışlardı. Pamuksuz’un “Bu işten çıkar elde etmek isteyen kişiler muhatabım değildir” sözleriyle başladığı görüşmenin ardından gazetemize açıklama yapan mahalleliler, Pamuksuz’un kendilerine hakaret ettiğini, toplantıdan, mahalleli lehine bir düzenleme yapılmayacağı kararının çıktığını aktarmışlardı. Olaylı görüşmenin ardından mahallelinin avukatı Ender Büyükçulha, Pamuksuz hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Soruşturma sonucunda, Pamuksuz’un “Sen provokatörsün seninle sözleşme yapmam, seninle görüşmeyeceğim” sözleri nedeniyle hakkında Ankara 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Kısasa kısas!
Davanın açılmasını takiben, Pamuksuz’un başında olduğu Emlak İstimlak Daire Başkanlığı, görüşmeye katılan veya gecekondu yıkımına karşı mücadele eden yedi kişinin gecekondularının yıkılması kararı aldı. Dairenin Kamulaştırma Şube Müdürlüğü, Tarık Çalışkan, Ali Şenol, Veyis Aytemiz, Sultan Doğan, Mustafa Aslan, Hayati Yılmaz ve Sadeli Şenol’un evlerinin “kaçak” olduğu gerekçesiyle yıkılmasını istedi.
Gazetemize konuşan Ali Şenol, 20 sene sonra gecekondusunun kaçak olduğunu fark eden tebligat hazırlayıcılarına sadece “günaydın” diyebileceğini söyledi. Kararı, “hukuksuz, keyfi ve siyasi bir karar” olarak değerlendiren Şenol, amacın ne kentsel dönüşüm ne de herhangi kamusal bir amaç elde etmek olamayacağını dile getirdi. Şenol, “Oysa vadi halkının talepleri son derece makul ve hukukidir. Bu karar sonrası vadide gerilim en üst noktaya ulaşmıştır. Vadi halkı bu evleri yıktırmamak için dişiyle tırnağıyla direnmekte kararlıdır. Melih Gökçek’in rant amacı ve kör inadı yüzünden hem Dikmen Vadisi hem de bütün Ankara, önümüzdeki günlerde son derece vahim gelişmelere sürüklenme durumuyla karşı karşıyadır” diye konuştu.
Eylemler sürecek
Yedi kişinin gecekondusunun yıkılması kararına, mahalleli de tepki gösterdi. “Yıkılmak istenen evler bizim de evimiz” diyen mahalleliler, yedi gecekonduyu sonuna kadar savunacaklarını söylediler. İlker’de bugüne kadar 931 ev yıkıldı, bin 150 hane belediyeyle sözleşme imzalamazken, bini aşkın hane de sözleşme imzalamasına rağmen evlerini terk etmedi. Mahalleliler, yerinde ıslah, borçlandırma koşullarının iyileştirilmesi gibi taleplerinde ise ısrar ediyor.


Başa dön


Muazzez İlmiye Çığ beraat etti
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ve aşağıladığı iddiasıyla hakkında dava açılan 93 yaşındaki Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ile Kaynak Yayınları Genel Müdür yardımcısı İsmet Öğütücü’nün yargılandığı dava beraatla sonuçlandı.
Çığ ile Öğütücü, TCK’nın 216/2 ve 218. maddeleri gereğince 9 aydan 1 yıla kadar hapis istemi ile yargılanıyordu. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, 93 yaşındaki Sümerolog Çığ ile Öğütücü katıldı. Duruşma öncesi Çığ ve Öğütücü’ye destek veren çok sayıda aydın ve sanatçı Adliye önünde bir araya geldi.
‘Vatandaşlık tepkilerim’ adlı kitabında yer alan ifadeler nedeniyle, ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek’ suçundan hayatında ilk defa hakim karşısına çıkan Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ beraat etti. Savunmasında halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek zihniyete sahip olmadığını ifade eden Çığ, “Ben Atatürk ilkelerine sahip aydın bir kişiyim. Suçlamayı asla kabul etmiyorum” dedi. Öğütücü ise “Biz sadece bu kitabı bastık” şeklinde konuştu.
Suçun unsurları oluşmadığından...
Esas hakkında mütalaasını veren Savcı Mehmet Akıllı ise sanıkların eylemlerinde somut bir tehlikenin gerçekleşmediğini belirterek sanıkların beraatlarına karar verilmesini istedi. Mütalaanın ardından mahkeme, TCK’nın 216 maddesinde belirtilen ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ suçunun unsurları oluşmadığından sanık Çığ’ın, 5187 sayılı yasanın 11. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunmaması nedeni ile sanık İsmet Öğütücü’nün ayrı ayrı beraatlarına karar verdi.
Mahkeme tarafından verilen beraat kararı, adliye önünde davayı protesto etmek ve Çığ’a desteklerini sunmak üzere bekleyen aydın ve sanatçılar tarafından alkışlarla karşılandı. Aralarında Şair-Yazar Sennur Sezer, Yazar Adnan Özyalçıner, Yazar Tülin Tankut, tiyatro sanatçıları Cihat Tamer, Zafer Ergin, Metin Coşkun, Orhan Aydın, Mehmet Esatoğlu, PEN Hapishanedeki Yazarlar Komitesi Üyesi Müge Sökmen, Yazar-Çevirmen Yılmaz Onay, Prof. Necla Aral, Şair Bilgesu Erenus, Ayla Dönmez, Şair-Yazar Cengiz Bektaş, Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Ayşin Türkoğlu, Yıldız Cıbıroğlu, Yazar Leyla Erbil, Fotoğraf Sanatçısı İsa Çelik, Yazar Lütfi Kaleli’nin de aralarında bulunduğu onlarca aydın ve sanatçı; Çığ’ı, “Muazzez İlmiye onurumuzdur”, “Bilim özgürdür yargılanamaz” sloganları ile karşıladı. Dava bitiminde gazetecilere konuşan Çığ, herkesin vatandaşlık haklarına sahip çıkması gerektiğini belirtti.
Aydınlardan destek
Duruşmayı izleyen aydın ve sanatçılar, davayı gazetemize değerlendirdi. Bilimi savunmak adına duruşmaya katıldıklarını belirten aydınlar, insanların fikirleri nedeniyle yargılanmasını doğru bulmadıklarını söylediler.
Sennur Sezer: Bu tür davalar Türkiye Cumhuriyeti’ni uluslararası platformda komik duruma düşürüyor. Bilimin, ifade özgürlüğünün ve Muazzez İlmiye Çığ’ın yanında olduğumuzu göstermek için buradayız.
Cihat Tamer: Bakırköy Sanatçılar Derneği olarak Muazzez Hanım’ı desteklemek için buradayız. Bu davaya anlam veremiyorum, insanların fikirleri nedeniyle yargılanmasını doğru bulmadığım için buradayım.
Adnan Özyalçıner: İlmiye Çığ’ın yargılanması bütün aydınların, bilimin ve ifade özgürlüğünün yargılanması anlamına geliyor.
Tülin Tankut: Bugün burada bilim yargılanıyor ve ben de bilimi destekleyenler için buradayım.
Leyla Erbil: Ben buraya hurafelerle savaşmak, bilimi ve Muazzez Hanım’ı desteklemek için buraya geldim.
Yıldız Cıbıroğlu: Bu tür davaların amacı türbanı putlaştırmaktır. Artık türbanın önemi İslamiyet’i bile geçti. Muazzez Hanım bu oyunu bozuyor ve bizler de ona destek vermek için buradayız.
Yılmaz Onay: Bu dava her şeyden önce ifade özgürlüğü davasıdır. Biz buraya Muazzez Hanım’a destek için değil düşünce özgürlüğü mücadelesine destek vermek için buradayız. İnsanlığın aydınlatılması için verilen bilimsel çabaları engelleyenlerin her zaman karşısında olacağız.
Müge Sökmen: Böyle bir davanın açılması şiddet içermeyen düşüncelerin dile getirilmesinin, yani ifade özgürlüğünün önünde önemli engellerin olduğunun göstergesidir. Ben de düşünce özgürlüğünün özgürlüğü için buradayım.
Bilgesu Erenus: Muazzez Hanım’ı desteklemek için geldim buraya, insanların fikirleri nedeniyle yargılanmasını doğru bulmadığım için buradayım.


Başa dön


Müşküle muhtarı intihara kalkıştı
Müşküle köyünün muhtarı Emin Tektaş'ın, intihara kalkıştığı iddia edildi. Gazetecilere hakkındaki iddialarla ilgili açıklama yapması beklenen muhtar köy meydanında köylülerin gözleri önünde kendisini vurdu. Akli dengesi bozuk kişilerin aza olmasının ardından Müşküle Köyü Muhtarı Emin Tektaş köyü terk etti. İlginç oylamanın haber yapılması ile, muhtarın dün akşam köyde basın açıklaması yapacağı duyuruldu. Ancak köylülerin de haberler üzerine öfkelenmesi ile ortam iyice gerginleşti. Dün akşam saatlerinde muhtarın açıklamasını almak için Müşküle'ye giden basın mensupları köye sokulmazken, 2 gündür köyden uzak olan ve cep telefonlarına cevap vermeyen muhtar ise köye döndü. Köy meydanında beylik tabancası ile vücuduna 1 el ateş eden muhtar Emin Tektaş, vatandaşların şaşkın bakışları arasında yere yığıldı. Tektaş'ın kolundan yaralandığı öğrenildi. Bu arada, İznik Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğü'nde mazbataları hazırlanan şahısların hiçbirisinin mazbatasını almak için ilçeye gelmediği öğrenildi. İlçe Seçim Kurulu, mazbataların daha hazır olmadığını söylerken, seçilen aza listesinin yarın kaymakamlığa havale edileceği ve ardından olayın netlik kazanacağı kaydedildi.
Şehir plancılarından Topbaş’a tepki
Şehir Plancıları Odası (ŞPO), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın “İstanbul’da kamu yapıları ve altyapının depreme hazır durumda olduğu; İstanbulluların ise yaşadıkları yapıları güçlendirmemeleri nedeniyle, deprem karşısında sorumluluğun toplumda olduğu” şeklindeki sözlerine tepki gösterdi. ŞPO’dan dün yapılan yazılı açıklamada, yönetimlerin akıllarına geldikçe ya da bir olay yaşandıkça bu konuda konuşmalarının sorunun çözümü için sistemli bir yaklaşım sahibi olunmadığını gösterdiği kaydedildi. İstanbul’da “altyapı ve kamu yapılarının depreme hazır” olduğunu söylemenin gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, bu sözlerle büyük ölçüde hazır olmadığı düşünülen yapılar konusunda Topbaş’ın büyük bir sorumluluk aldığı vurgulandı. Açıklamada, Valilik Afet Yönetim Merkezi verilerine göre 2 bin 364 okulda güçlendirilmesi gereken bin 783 blok bulunduğu, bunlardan sadece 72’sinin güçlendirildiği, blokların yüzde 94’ünün ise henüz güçlendirilmediği kaydedildi. ŞPO’nun açıklamasında, son bir hafta içinde yaşananların, rasgele ve planlamayı unutan, deprem sorununu yanlış bir bağlama indirgeyen, kamuoyuna yanlış bilgi veren anlayışa bir çeki düzen vermenin zorunlu olduğunu gösterdiği vurgulandı.
KOZA’dan gazetemize yeni dava
Bergama’daki altın madeninin son sahibi KOZA Altın A.Ş, gazetemizde 20 Ağustos 2006 tarihinde çıkan “Kozacılar panel bastı” başlıklı haberle ilgili 20 bin YTL’lik tazminat davası açtı. KOZA A.Ş sahibi Akın İpek vekilleri tarafından, Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada, haberimizin şirket sahibini küçük düşürücü nitelikte olduğu, şirketin ticari itibarına zarar verdiği ve şirketin bu nedenle zarara uğratıldığı iddia ediliyor. Dava konusu edilen haber, 19 Ağustos günü ‘Dikili Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri’ kapsamında düzenlenen “Siyanür-Altın Çevre Paneli”nde KOZA Altın şirketi çalışanları ile belediye görevlileri ve halk arasında meydana gelen olayları aktarıyordu. KOZA Altın şirketi tarafından gazetemizde çıkan madenle ilgili haberler aleyhine açılan birçok dava, İzmir Mahkemeleri tarafından reddedilmişti. İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri haberlerimizdeki gerçeklik unsuruna dikkat çekerek, halkı bilgilendirme amacı taşıyan haberlerin şirketin ticari itibarı ya da sahibinin kişilik haklarına zarar verdiği iddiasını dayanaksız bulmuştu. KOZA A.Ş tarafından gazetemiz aleyhine açılan davaların İzmir Mahkemeleri’nde reddedilmesinin ardından, şirketin bu sefer davayı Ankara’dan açması dikkat çekti. Öte yandan, Bergama Ovacık Altın Madeni’ne Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen iznin iptali ile ilgili dava duruşması dün yapıldı. Yaklaşık 2 saat süren duruşmada Av.Arif Ali Cangı, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, “27.08.2004 tarihli, Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu ve eklerinde belirtilen hususlara uyulmak kaydıyla faaliyetinde sakınca olmadığı yolundaki işlemi”nin hukuka aykırılıklarını anlattı ve işlemin iptalini istedi. Av.Noyan Özkan, konuyla ilgili AİHM kararlarından söz edip, kararların uygulanmamasının sonuçlarını anlatırken, Kimya Mühendisliği Odası Ege Şube Başkanı Ertuğrul Barka Ertuğrul Barka da, “Maden aynı zamanda bir tür kimya tesisi. Siyanür liç yöntem ile yapılacak işletme sırasında aktive olan ağır metaller çevre kirlenmesine yol açacak.” dedi. Mahkeme heyeti kararını sonra vereceğini belirterek duruşmayı erteledi. (İzmir/EVRENSEL)
İşçiler Kazakistan’a dönmek istemiyor
Kazakistan’ın Tengiz bölgesinde saldırıya uğradıktan sonra İstanbul’a getirilerek tedavi altına alınan işçilerin büyük bölümü, tekrar aynı yerde çalışmak istemiyor. İşçilerin sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren İstanbul Vatan Hastanesi Başhekimi Opt. Dr. Ülkü Tulgar, toplam 176 işçinin arife gününden itibaren partiler halinde hastaneye geldiğini ve bayram süresince de tüm hastane personelinin tam kadro hizmet verdiğini söyledi. Hastaların darba bağlı olarak burun, kemik, çene ve kaburga kırıkları ile kaburga kırılmalarının akciğere batması sonucu oluşan akciğer yaralanmaları ile geldiklerini anlatan Tulgar, şu bilgileri verdi: “Hastalardan 52’si yatarak tedavi gördü. 22’si acil ameliyata alındı. Şu anda taburcu olmaya başladılar. Ameliyat olmaması halinde hayati tehlike taşıyan hastalar vardı. Özellikle beyin kanaması ve akciğer yaralanması olan hastalara süratle müdahale edildi. Şu anda hayati tehlike taşıyan hasta yok. ” Tulgar, hastalar geldiğinde psikolojik olarak kötü durumda olduklarını belirterek, “İşçilerde ölüm korkusu oluşmuş. Hepsine psikolojik destek sağlandı. ” dedi. Hastanede halen tedavisi süren işçilerden Hüseyin Özcan, 3 yıldan beri Kazakistan’da çalıştığını ve daha önce böyle bir olayla karşılaşmadığını belirterek, “Olayın neden kaynaklandığını hâlâ bilmiyoruz. Sağlığıma kavuştuktan sonra tekrar çalışacağım. Ama illa orası olacak diye bir şey yok. Şu anda gözüm görmüyor. Bir ameliyat daha geçireceğim” diye konuştu. Burnundaki kırık nedeniyle ameliyat olan işçilerden Muhlis Keskin de vücudunun birçok yerinden darbe aldığını ve kaburgalarında da ezikler olduğunu belirterek, “Birkaç gün içinde taburcu olacağım. Ancak Kazakistan’da tekrar çalışmayı düşünmüyorum” dedi Yüzüne aldığı darbeler nedeniyle burun kırılmasının yanı sıra kafatasından da yaralanan işçilerden Sadık Bulat da 1.5 yıldan beri Kazakistan’da çalıştığını, ancak tekrar aynı yere gitmeyeceğini söyledi. Bulat, “Olaya katılanların yüzde 20’si dışarıdan gelmiş. Olayın gerçek nedenine ilişkin henüz bir bilgimiz yok. Tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin bir bilgimiz yok” dedi. İşçilerden Cengiz Demirtaş da olayın neden kaynaklandığını bilmediklerini, ENKA’nın da kendilerine sorduğunu ifade etti. Kazakistan’da 3 yıldan beri çalışan Ahmet Emengen ise olay sırasında düşmeye bağlı olarak belinde fıtık oluştuğunu belirterek, “Şu anda fizik tedavi görüyorum. Geçmediği takdirde ameliyat olacağım” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net