Frankfurt’ta Türkiyelilerin yoğun yaşadığı bir semtte; marketlere, kahvelere YİMPAŞ mağdurlarından tanıdıkları olup olmadığını soruyoruz. Hepsi bize adres olarak cami çevresini gösteriyor. Biz de Frankfurt’ta en büyük cami olan Merkez Camisi’ne gidiyoruz. YİMPAŞ’la ilgili basından çıkan haberleri hatırlatıyor ve konuşmak istediğimizi söylüyoruz. Gruptan birisi “YİMPAŞ’çılar! Toplanın, gazeteci gelmiş” diyor bağırarak. Ne var ki gruptan sadece adının Bayram Koç olduğunu söyleyen biri YİMPAŞzede olduğunu söylüyor ve başlıyor hikayesini anlatmaya. O anlatmaya başlayınca çevredekiler sık sık söze karışıp yorumda bulunuyorlar. Ama hepsi ilk önce “Allah’a şükür ben YİMPAŞ’a para vermedim” diye söze başlıyor...
Bayram Koç, YİMPAŞ’la ilgili, son birkaç gündür basında çıkan haberleri okumamış, olumlu bir gelişme olacağına da inanmıyor. Ama hâlâ öfkeli: “Ben 50 bin Mark verdim. Çocuğumu bundan dolayı evlendiremedim. Bir dini inanç uğruna bizi mağdur ettiler.” Çevreden Yozgatlı olduğunu söyleyen birisi söze karışıp; “Neden hep bu işler bunlardan çıkıyor anlayamıyorum. Bütün yolsuzluklar bu sakallılardan çıkıyor. Jet-Pa, İhlas Holding, YİMPAŞ bunlardan çıktı. Allah’ın adını kullanarak insanları kandırıyorlar. Öyle bir hale getirdiler ki, artık insan inancından şüphe duymaya başlıyor” diyor. “Ben de anlamıyorum, neden devlet hakkımızı aramıyor?” diye soran Koç, “Bir gün buradaki YİMPAŞ’ın bürosuna gittik. Hanımım yetkiliye ‘Biz biraz daha para yatıracağız ama korkuyoruz’ dedi. Adam bize dönerek, ‘Allah bizi o pozisyona düşürürse, şu YİMPAŞ’ın binalarını satsak 40 sene paralarınızı öderiz’ dedi. Hani ne oldu? Sadece Dursun Uyar’ın Yozgat’ta 40 dairesi var. En azından devlet YİMPAŞ’ın mallarına Uzan’larda olduğu gibi el koyabilir. Taksitle ya da başka bir şekilde mağdurlara bir şeyler ödeyebilir ama onu da yapmıyor” diyor.
Bir başkası, devletin neden YİMPAŞ’ın mal varlığına el koymadığını anlamadığını söylüyor: “Tamam YİMPAŞ bunları dolandırdı. Ama benim anlamadığım, bunların Türkiye’de mal varlıkları duruyor. Devlet bunlara neden el koymuyor? Burada bir şirket battığı zaman devlet ona ait bir kibrit çöpü de olsa el koyuyor, satıyor ve vergisini ya da mağdurların parasını veriyor. Bu işte hükümetin parmağı kesin var.“
Bu arada çevreden biri hükümeti savunuyor, “Bunlar yatırırken devlete mi sordular. Devlet biliyor ki bir şey yapmıyor” diyor.
‘Devlet bana mı sordu?’
Bayram Koç öfkeleniyor ve bunu söyleyene dönerek; “Devlet vergi aldığında bana mı soruyor? Mağdurun hakkını tabii ki arayacak” diyor. Yozgatlı olduğunu söyleyerek hükümeti savunan vatandaşa dönüyor ve: “Erbakancılar ‘bankalara para yatırmayın faiz haram’ diyorlardı. ‘Buraya yatırın yüzde 25 alırsınız’ diye. Şimdi ne oldu, insanları mağdur ettiler. Yolda kendi kendine konuşanları görünce soruyorum ‘YİMPAŞ’ta paranı mı batırdın’ diye. Onlar belli ediyor kendini” ifadelerini kullanıyor.
İçeriye giren yaşlı bir adam söze karışıyor: “Mağdurun hakkını kim arar Allah aşkına. Zenginin arabası dağdan aşağı fakirin yolda şaşa.” Birisi, gazetede çıkacağından uyarıyor, fakat Yaşlı adam devam ediyor: “Yetmiş bir yaşındayım, böyle kötü bir başbakan görmedim. Başbakan’ın arabası dağdan aşağı aşmış yahu, siz ne konuşuyorsunuz? Fakiri düşünen mi var?” Tartışmanın sonunda, Evrensel’de Dursun Uyar’ın bakanlarla çıkan fotoğraflarını Bayram Koç’a bırakıp ayrılıyoruz.
Başa dön