www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sınırda tehlikeli oyun
JİTEM’cilerin yakalanmasıyla gündeme gelen Şırnak Uludere’de, sınır köylerin boşaltılması için vatandaşlara baskı yapıldığı iddia ediliyor

Evlerinin önü çöplüğe döndü
Mahalle halkı ilköğretim okulunun yanı başında bulunan moloz ve çöplerden rahatsız

Skandal gelişme
Metin Göktepe caddesinin isminin, “polis ve jandarma baskısı” iddiasıyla değiştirildiği ortaya çıktı

Karadeniz, çöp denizine döndü
Bugün Uluslararası Karadeniz Günü. Yapılacak etkinliklerde, Karadenizdeki kirlenmeye dikkat çekilecek


Sınırda tehlikeli oyun
Kerem Çelik
Hakkari’nin Çukurca ilçesinde 26 sınır köyünü boşalttığını söyleyen ve Şırnak’taki Gülyazı 4. Taktik Alay Komutanlığı’na atanan B.K.’nin, sınır köylerini boşaltmak için girişimlerde bulunduğu iddia ediliyor.
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortaköy köyünde, 3 JİTEM elemanının köylüler tarafından yakalanması ardından köye gelen komutanın, köylülere; “Çukurca’da 26 sınır köyü boşalttım. Sıra Şırnak’ta, buraları boşaltacaksınız” ifadelerini kullandığı ileri sürülüyor. Köylüler, bölgede yollarda arama noktalarının artırıldığını, sık sık elektriklerinin kesildiğini ve Kürtçe konuşmalarının dahi sorun haline geldiğini öne sürüyor.
‘5 dakika sonra geldiler’
Şırnak Uludere’de JİTEM üyesi oldukları iddia edilen kişilerin, yakalanarak askerlere teslim edilmesi üzerinden 5 dakika geçmeden, karakol komutanının olay yerine geldiğini belirten köylülerden Fırat Berk, Gülyazı Alay Komutanı B.K.’nin köyü boşaltmaları için halka baskı yaptığını ileri sürdü.
Komutanın köylülere, “Çukurca’da bulunan 26 köyü boşalttım, Sıra Şırnak’ta, buraları boşaltacaksınız” dediğini iddia eden Berk, yaşadıkları olayı şöyle anlattı: “Köy çevresinde bir süredir gördüğümüz 73 SH 839 plakalı Tofaş Kartal marka beyaz bir araç sürekli köyün etrafında dolaşıyordu. Bu araçtakiler devamlı fotoğraf çekip krokiler çiziyorlardı. Arabayı durdurmak istedik. Hızlanıp aramızdan çıktı. Daha sonra arabalar ile peşine düştük ve köyün içinde yakaladık. Bu bölgede ne yaptıklarına ilişkin sorular sorduk. Köylülerin ısrarlı soruları üzerine, asker olduklarını söylediler. Daha sonra askerler geldi. Ortaköy Jandarma Karakol Komutanı S.A, onları elimizden kurtarıp karakola götürdü. Araçta 3 adet kaleşnikof marka silah, belgeler, el bombaları, mühimmatlar, şarjörler vardı.”
‘Mayın döşeniyor’
Tüm bu olayların, yeni görevlendirilen Alay Komutanı’nın sınır köylerini boşaltmak istemesi üzerine geliştiğini belirten ve adını vermek istemeyen bir köylü ise şunları söyledi: “Bu bölgede yer alan köylerin çoğu sınır hattında. Sınır köyleri boşaltılarak sınıra mayın döşenecek ve geniş bir hat çizilecek. Ama bu köylerde 10 bin civarında köylü yaşıyor. Bu köylerin boşaltılması 10 bin köylünün Federal Kürdistan Bölgesi’ne geçmesi demektir. Mayın döşenmeye şimdiden başlanmış. Sınırda bulunan korucuları bir aydır geri çekmişler. Kamyonlarla getirdikleri cihazlarla mayın döşenmeye başlandı.”
‘Kürtçe konuşma yasak’
Köylülerden Ali Berk de, yeni gelen Alay Komutanı B.K.’nin Kürtçe konuşmayı yasakladığını iddia etti. Kürtçe konuşan herkesin gözaltına alınacağını belirten komutanın köylülere, “Köylerinizi en yakın zamanda boşaltacaksınız” dediğini de öne süren Berk, bu konuşmaların ardından Beytüşşebap-Uludere yolu üzerinde 5 ayrı arama noktası oluşturulduğunu kaydetti. Haftalarca 8 köyün elektriğinin askerler tarafından devamlı kesildiğini ifade eden Ali Berk, bu konuda bir şey yapamadıklarını da sözlerine ekledi.


Başa dön


Evlerinin önü çöplüğe döndü
Şahin Doğan-Sevim Kahraman
Esenler’de, 4794-4795 pafta içerisinde bulunan arsaya 1976 yılında memleketlerinden gelip ev yapanlar, bin pişman oldu. 1976 yılında Kars’tan göçüp İstanbul-Esenler’e gelen üç ailenin yaşamı 1993 yılında evlerinin bulunduğu arsanın yeşil alan ilan edilmesiyle kabusa döndü. Evlerinin tapularının bulunduğunu belirten aileler Esenler Belediyesi’nin, evlerinin yanındaki arsada yaptığı yıkımın ardından bu alanda bulunan molozları 1 yıldır kaldırmayarak, evlerinden çıkmaları için kendilerini yıldırmak istediğini dile getirdiler. 200 evin kamulaştırılacağı bölgede bulunan ilköğretim okulu öğrencileri ve mahalle halkının sağlığı, biriken çöp nedeniyle tehlike altında.
‘Sürekli bizi oyaladılar’
Belediyenin, 2005 yılı içerisinde evlerinin yanında bulunan arsada yaptığı yıkım sonrası, yıkılan evin molozlarını kaldırmayıp ve bu bölgeye çöp dökülmesine izin verip, evlerinden çıkmaları için kendilerini zorladığını ifade eden Durmuş Soğukkulak, “Bulunduğumuz bölgeyi 1993 yılında yeşil alan ilan etiler. İki sokak üst tarafımız daha önce yeşil alandı. Ama AKP’nin encümen üyesinin isteği üzerine burası yeşil alan olmaktan çıkarıldı. ” dedi. Ablasının evinin bir yıl önce yıkıldığını ve enkazın hâlâ kaldırılmadığın ifade eden Soğukkulak, yan tarafın yıkıldığını kendi duvarları yıkılınca fark ettiklerini dile getiriyor. “Yıkım sırasında aile bireyleri evdeydiler haber bile verilmedi, şans eseri herhangi bir kaza olmadan olay atlatıldı” diyen Soğukkulak, binasının tapusunun olduğunu, buna rağmen zorla yıkmaya çalışmalarının bir yıldırma politikası olduğunu söyledi. Soğukkulak , tüm vergilerini ödediklerini, evlerinin uygun fiyat verilerek kamulaştırılması yerine, yıldırarak çıkarılmak istendiklerini ifade etti.
Çöp ve molozların sadece kendilerinin değil mahalle sakinlerinin ve evlerin hemen yakınında bulunan ilköğretim okulundaki öğrencilerin de sağlığını tehdit ettiğini söyleyen Gülyeter Erkmen, 1976 yılında İstanbul’a gelip, aynı arsa üzerine üç ailenin beraber ev yaptığını söylüyor. Evlerinin bulunduğu bölgenin 1993 yılında yeşil alan ilan edilmesi ile hayatlarının altüst olduğunu ifade eden Erkmen, AKP’ye verdiği oyların bu şekilde geri dönmesinden dolayı üzgün. Evinin bir gün yıkılacağını düşünen Erkmen, “Binalarımızın bedelini versinler, biz de satıp gidelim” dedi. Soğan ekmek yiyerek yaptıkları evlerinden bu şekilde, korkutarak atamayacaklarını söyleyen Erkmen, “Hakkımız neyse onu versinler biz de gidelim. Evi yıkıp molozları buraya bıraktılar ama biz evimizin bir çürük yerini bile yıkıp yeniden yapamıyoruz” dedi.
Mahalleli çöplerden rahatsız
Menderes İlköğretim Okulu öğrencilerinin sağlığı, okullarının hemen yanında bulunan çöp yığını nedeniyle tehlike altında. Mahalle halkı ilköğretim okulunun yanı başında bulunan moloz ve çöplerden rahatsız durumda. Mahalle sakinlerinden Burhan Ökan da belediyenin, halkın bu bölgeye çöp dökmesine izin verdiği için insanların çöp dökmesini bir nebze haklı gördüğünü söyleyerek, “Hatta müteahhitlerin bile hafriyatlarını bu bölgeye boşaltmaları ne kadar duyarsız davrandıklarını gözler önüne seriyor” diye konuşuyor. Çocukların sağlığının çöpler nedeniyle tehlikede olduğunu söyleyen Hatun Polat, inşaatlardan çıkarılan molozların boş arsaya döküldüğünü ve mahallelinin de bu nedenle çöplerini bu bölgeye döktüğünü dile getirdi.
Belediye: Söylenenler gerçeği yansıtmıyor
Esenler Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Tayfur, belediye ile ilgili söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, bölgede 200 evin istimlak edildiğini dile getirdi. Bölgede hiçbir yerin yeşil alandan çıkarılmadığını söyleyen Tayfur, 2005 yılında yıkılan evin molozlarının bölgede bırakıldığına dair bir bilginin kendisine gelmediğini, durumu kontrol edip böyle bir durum var ise gereğini yapacaklarını kaydetti. Tayfur, mahkemenin atadığı bilirkişi tarafından belirlenen bedeli kabul eden vatandaşlarla anlaşıldığını dile getirdi. (İstanbul/EVRENSEL)


Başa dön


Skandal gelişme
Diren Zorlucan
Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Gökmeydan beldesindeki Metin Göktepe caddesinin isminin, Atatürk caddesi olarak değiştirilmesinin altından skandal bir gelişme çıktı. İddialara göre, Belediye Başkanı Necim Bozkurt, polis ve jandarmanın baskısı altında olduğunu söyleyerek, cadde isminin değiştirilmesi için belediye meclisi üyelerini ikna etti.
Bozkurt iddiaları yalanladı ancak belediye meclis üyeleri, başkanın tehdit edildiğini söyleyerek oy istediğini ifade ettiler.
Gökmeydan beldesindeki Metin Göktepe caddesinin isminin değiştirilmesi, tepkilere neden olmuştu. Cadde sakinleri, isim değişikliğine karşı çıkmış, Belediye Başkanı Necim Bozkurt ise yaptığı açıklama ile söz konusu değişikliğin bir belediye hizmeti gibi algılanmasını istemişti.
‘Polis sıkıştırıyor’ dedi
İsim değişikliğinin perde arkasını gazetemize anlatan CHP’li belediye meclis üyelerinden Semir Yıkar, önerinin, belediye başkanı tarafından gündeme getirildiğini söyledi. Söz konusu önerinin belediye meclisindeki ilk oylamasında beşe beş oy eşitliği sağlandığı için değişiklik yapılmadığını kaydeden Semir, sonraki günlerde yaşanan gelişmeleri ise şöyle anlattı: “Bu oylamadan bir hafta sonra isim değişikliği önerisi tekrar başkan tarafından meclise taşındı. Belediye başkanı, ‘Polis ve jandarma beni sıkıştırıyor. Bu değişikliği yapmamız lazım’ diyerek, öneri lehine oy verilmesini istedi. Bu konuşmanın ardından 7 oyla, değişiklik kararı alındı.”
İsmini vermek istemeyen bazı belediye meclis üyeleri de, Yıkar’ın iddialarını doğruladı.
Abartılacak bir şey yok
İddialarla ilgili görüşlerini aldığımız Belediye Başkanı Necim Bozkurt, iddiaların asılsız olduğunu öne sürerek, görüş vermek istemedi. Bozkurt, “Meclis üyeleri gündeme getirdi, biz de onayladık ve caddenin ismini değiştirdik. Bunda abartılacak bir durum yok. 2 Temmuz parkının adını da, beldemizde şehit olan bir vatandaşın ismiyle değiştirdik” diye konuştu.
Kasıt var
Caddeye Metin Göktepe ismini veren eski Belediye Başkanı Akil Karaciğer ise son değişikliğin, bir zihniyetin yansıması olduğunu belirterek, “Metin Göktepe’nin isminin kaldırılması ve Atatürk isminin konulması bir taktiktir.
Belediye başkanı, beldenin tepkisinin olacağını anlamış ve bu tepkilerin önüne geçmek için caddeye Atatürk ismini vermiştir. Oysa, var olan cadde ismini değiştireceğine, yeni bir yapı yaparak, oraya Atatürk ismini verebilirdi. Burada bir kasıt vardır ”dedi.


Başa dön


Karadeniz, çöp denizine döndü
Karadeniz’de oluşan kirlilikle mücadelenin 10’uncu yılı nedeniyle düzenlenen ‘Uluslararası Karadeniz Günü’, bugün çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Türkiye’nin yanı sıra Karadeniz’e kıyısı bulunan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ve Ukrayna’nın 10 yıl önce Karadeniz’in kirliliğe karşı korunması ve iyileştirilmesini kapsayan stratejik eylem planını imzalamasının ardından her yıl 31 Ekim’de, ‘Uluslararası Karadeniz Günü’ çeşitli etkinliklerle kutlanarak Karadeniz’deki kirliliğe dikkat çekiliyor.
31 Ekim Uluslararası Karadeniz Günü dolayısıyla bu yıl Samsun’un Kırklareli Kıyıköy, Kocaeli Kandıra, Sakarya Karasu, Düzce Akçakoca, Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Sinop, Trabzon, Ordu ve Giresun’da da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.
Bir grup Doğu Karadeniz Çevre Platformu (DOKÇEP) üyesiyle birlikte, Trabzon’un sahil kısmında bulunan Moloz mevkisindeki çöp depolama alanında basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında konuşan DOKÇEP Genel Sekreteri Mustafa Yazıcı, tıbbi atıkların depolanmasında çevre ve sağlık standartlarına uyulmayışının sağlığı tehdit ettiğini söyledi. Yazıcı, Karadeniz’deki birçok belediyenin çöplerini deniz kenarlarına döktüğünü, Karadeniz’in adeta çöp denizi haline dönüştürüldüğünü söyledi.
Şehircilik açısından felaket
Küresel ısınmanın faturası ağır olacak
İngiliz hükümetine sunulan bir rapor, sera etkisi yapan gazların neden olduğu küresel ısınmanın sonuçlarını ele aldı.Rapora göre, önlem alınmazsa 3.68 trilyon sterlin zarara yol açacak olan küresel ısınma küresel büyümeyi yüzde 20 oranında yavaşlatacak. 100 milyona yakın insan deniz sularındaki yükselme nedeniyle yerlerinden olacak. Dünya nüfusunun 6’da biri ise su sıkıntısı çekecek. Kuraklık nedeniyle 100 milyondan fazla insan mülteci konumuna düşecek. Stern’in raporunda, küresel ısınmaya neden olan sera gazlarını en çok üreten ABD ve Çin gibi ülkelerin gezegene neden oldukları zararı ödemesi gerektiği vurgulandı. Stern, küresel gayri safi hasılanın yüzde 1’i harcanarak tehlikenin önüne geçilebileceğini belirtti. Aksi takdirde kaynakların yüzde 5 ile 20’sini yok edecek bu gelişme ilk olarak ve en sert biçimde fakir ülkeleri etkileyecek. Sir Nicholas, sera gazlarının artışına fazla etkisi olmayan Afrika ülkelerini vuracak iklim değişikliğine karşı önlem almanın ahlaki bir görev olduğuna dikkat çekti. Raporda, sera gazlarının salınımının azaltılması için rüzgar ve güneş gibi çevreci enerji kaynaklarının daha fazla kullanılması gerektiği ifade ediliyor. Bu gazları üretenlerden çevre vergisi alınması ve aşırı tüketime dayanan hayat tarzının terk edilmesi de önerilen önlemler arasında. Nicholas Stern, uluslararası toplumun önceden planlandığı gibi 2010/11 yılları yerine, gelecek yıl sera etkisi yapan gazların azaltılması konusunda anlaşmaya varması gerektiğine dikkat çekiyor.
Öğrencilerin eylemi sürüyor
İstanbul Üniversitesi’nden (İÜ) atılan öğrencilerin, merkez kampus önündeki eylemi devam ediyor. Dün saat 12.00’de merkez kampus girişinde bir araya gelen öğrenciler, soruşturmaları protesto ettiler. Öğrenciler adına açıklama yapan Kemal Okur, üniversiteye sahip çıktıkları için kapı önünde 18 gündür beklediklerini söyledi. İki arkadaşlarının aldıkları uzaklaştırma cezası için yürütmeyi durdurma kararı verildiğini hatırlatan Okur, davalarının mahkemede sürdüğüne dikkat çekti. Okur, eğitim haklarını geri istediklerini belirterek, eylemlerinin süreceğini ifade etti.
Afyon’da silahlı kavga: 7 ölü
Afyonkarahisar’ın merkeze bağlı Fethibey beldesinde, 10 yıldır husumetli olan 2 aile arasında çıkan silahlı kavgada 7 kişi öldü. Edinilen bilgiye göre, İbrahim Ulukuş adlı köylü, 10 yıl önce Köy Koruma Bekçiliği yaparken, Adem Sarıkaya’nın hayvanları başkasının tarlasına girdi diye 20 lira ceza kesti. Para cezasını ödemek istemeyen Adem Sarıkaya ile İbrahim Ulukuş arasında silahlı kavga çıktı. Kavgada İbrahim Ulukuş’un askerden izne gelen oğlu Şevket yaşamını yitirdi. Adam öldürmekten mahkum olan Adem Sarıkaya 3 yıl önce aftan yararlanarak serbest kaldı. Tarla komşusu olan 2 aile arasında dün sabah saatlerinde silahlı kavga çıktı. Fethibey beldesi Aktaş mevkiinde çıkan kavga silahlı çatışmaya dönüştü. Çatışmada, Adem Sarıkaya(40), eşi Zatinur(40), kızı Nadiye(20), kardeşi Abdullah(35) ve yeğeni Mehmet(18) olay yerinde hayatını kaybetti. Ulukuş ailesinden ise baba İbrahim(51) ve oğlu Ahmet Ulukuş(22), kaldırıldıkları Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde öldü. 10 yıldır 2 aile arasında ara ara silahlı kavga çıktığı fakat ölü olmadığı belirtildi. Cesetlerin kaldırılmasının ardından olayla ilgisi olduğu tahmin edilen 2’si kadın 12 kişi gözaltına alındı. Beldenin giriş ve çıkışlarında jandarma tarafından kimlik sorgulaması yapılıyor. Göz altına alınanların isimleri gizli tutuluyor.
Lisede silahlar konuştu
Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde iki öğrenci arasında çıkan kavgada, 1 öğrenci silahla yaralandı. Alınan bilgiye göre, lise 3’ncü sınıf öğrencileri R.B. (18) ile H.K. (18) arasında henüz belirlenemeyen nedenden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine okulun dışına çıkan öğrenciler burada kavga etmeye başladı. Bu sırada H.K, yanında bulunan tabancayla R.B’ye ateş etti. Yaralanan R.B, silah sesini duyarak olay yerine gelen öğretmen ve vatandaşlarca Viranşehir Devlet Hastanesine kaldırıldı. R.B’nin sağlık durumunun iyi olduğu, olaydan sonra kaçan H.K’nin yakalanmasına çalışıldığı bildirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net