“Uluslararası İşçi Filmleri Festivali” adıyla ilk olarak 1994 yılında Amerika’da ve ardından Güney Kore, Latin Amerika ve İspanya’da da düzenlenen festival, dünyayı sosyal, bireysel ve çevresel özellikleriyle insanca yaşanabilir olmaktan çıkaran neoliberalizme karşı direniş öykülerini görsel bir anlatımla sergilemeyi amaçlıyor. Festival kapsamında gösterilecek filmlerin çoğunluğunun belgesel nitelikte olması dikkat çekiyor.
Adana Halkevi, Adana Tabip Odası, Genel İş 2 No’lu Şube, Dev Sağlık-İş, Haber Sen, Eğitim Sen, Sine Sen, Sinek (ÇÜ sinema kolu) tarafından düzenlenecek olan festival hakkında bilgi veren Halkevleri GYK üyesi 10. Bölge Temsilcisi Sevil Ulaş Türkiye’de ve Adana’da ilk defa yapılan festivalle, tüm dünyadan işçi sınıfının yaşamını ve mücadelesini anlatmayı, işçi sınıfı mücadelesine dair film veya belgesel yapan kişi ve grupların deneyimlerini paylaşmak ve ortaklaştırmayı, işçilerin, işsizlerin, öğrencilerin, köylülerin ve kadınların mücadelesini ve tüm dünyadan halkların isyanını gösteren çalışmaları yaygınlaştırmayı amaçladıklarını söyledi. İşçi sınıfı veya onun bireylerinin gündelik hayatlarını işçi kimlikleriyle ele alan veya sınıf mücadelelerini anlatan filmlerin ender olduğunu belirten Ulaş şöyle konuştu: “Ülkemizde bile işçi sınıfının en görkemli dönemini yaşadığı 1960–1980 döneminde “işçi filmi” olarak tarif edebileceğimiz filmlerin sayıları çok azdır. Kuşkusuz sinema sanatının etkin olduğu, ABD, Fransa, İtalya, İngiltere gibi ülkelerde işçi sınıfının toplumsal bir aktör olarak tarih sahnesinden geri çekilmesinin bunda rolü olabileceği gibi, bizim gibi ülkelerde ise sinemanın toplumsal mücadelenin etkin bir aracı olarak görülmesi konusundaki ‘bilinçsizlik’ bunun nedeni olabilir.”
Festivalin amacı
Festivali birkaç yönden önemsediklerini dile getiren Ulaş, esas beklentilerinin işçilerin hem ülke içinde hem de ülke dışındaki kendi sınıfından insanlarıyla iletişim kurmalarını sağlamak olduğunu belirtti. Festival ile sinema dünyasında ‘sosyal gerçekçilik’ akımının yeniden değer bulmasına katkı sunmayı amaçladıklarını vurgulayan Ulaş, “Türkiye insanının/toplumunun kendi kendisiyle yüzleşmesine yardım edecek bir sinemacı kuşağının ortaya çıkmasını veya yetişmesini önemsiyoruz. Festivalimizin bu doğrultuda atılmış çok mütevazı bir adım olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.
Festival etkinlikleri kapsamında sadece ‘göstermekle’ kalmayacaklarını aynı zamanda ‘yapmayı’ da önemsediklerini aktaran Ulaş, “. Bir atölye çalışması ile festival konumuz olan emekçileri bütün boyutlarıyla ele alan konuları belgesel anlatımlarla işlemeyi isteyen, özellikle genç sinemacılarla birlikte başarılı çalışmalar yapmak istiyoruz. Bir sonraki adımda bir film atölyesi grubu oluşturabilmeyi umut ediyoruz” dedi.
Festivali tanıttılar