Ambar işçileri ateşkesi tartıştı TÜMTİS üyesi Adana’daki ambar işçileri, Ramazan Bayramı’nın 3’üncü gününü sendika binasında bayramlaşarak geçirdi. Türk, Kürt ve Arap işçiler, bayramda, kardeşlik ve barış mesajları verirken; ateşkesin kalıcı bir hale gelmesini istediler. Adana Taşımacılık, Gazi Taşımacılık, Birtaş Taşımacılık, Mersin Taşımacılık ve Toros Taşımacılık’ta çalışan TÜMTİS üyesi işçiler, bayramın ilk iki gününü, aileleri ve akrabaları ile geçirdiler. Mahallede akraba ve komşu ziyaretlerinde bulunan işçiler, bayramın son gününde, sendikada buluşup bayramlaştılar. Her işçi grubu elinde şeker, çikolata ve tatlı ile sendikasına gelip işçi arkadaşlarıyla kucaklaştı. EMEP Adana il yöneticileri de TÜMTİS Sendikası’na gelerek işçilerin bayramını kutladı. Gazetemize konuşan işçiler, bayramda en anlamlı mesajın barış ve kardeşlik olduğunu söylediler. Sendika çatısı altında oluşan birlik ve kardeşlik tablosunun tüm ülkeye yayılması gerektiğini söyleyen işçiler, bunun için Adana’da sendikaların ve siyasi partilerin imzaya açtığı; “Kürt sorunu; silahların susması, eşit haklara dayalı demokratik adımların atılmasıyla çözülecektir” başlıklı deklarasyona imza attılar. Gazi Taşımacılık İşyeri Baştemsilcisi Ali Akar, Mardin Araplarından. Akar, ateşkesin tek taraflı yürümeyeceğini söylüyor. Mardin’de çatışmalara tanık olduklarını hatırlatan Akar, “Yaşanan çatışmalardan ve uygulanan baskılardan dolayı köyde kimse kendi toprağına dahi gidemiyordu. İnsanlar kendi tarlasına giderken kimlik rehin bırakmak zorunda kalıyor ” dedi. Gazi Taşımacılık’ta temsilci olan Davut Dindar ise ateşkesin gerekli olduğunu düşünüyor ve bunun sürekli hale gelmesinden yana. Ülkedeki birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini söyleyen Dindar, “Bizim işyerinde herkes birbirine tutkun, Arap’ı, Türk’ü Kürt’ü hepsi aynı ve kardeşçe çalışıyorlar. Tüm ülke böyle olsun istiyoruz” diyor. Hasta haklarına bütçe bariyeri 26 Ekim Hasta Hakları Günü’nde hekimlerden “Hasta hakları daha da geriye gidecek” uyarısı geldi. Genel Sağlık Sigortası ve bütçe uygulamalarının hasta haklarını ihlal ettiğini belirten Ankara Tabip Odası (ATO) yöneticisi Selçuk Atalay, yüzde 4’lük Sağlık Bakanlığı bütçesi ile hasta haklarının geliştirilemeyeceğini söyledi. ATO Yönetim Kurulu, Hasta Hakları Günü nedeniyle dün basın toplantısı yaptı. ATO Sağlık Politikaları Komisyonu Üyesi Halk Sağlığı Uzmanı Cemal Güvencin, TTB’nin gündeme getirdiği hasta haklarının 1998’de Türkiye’de yasal güvenceye kavuştuğunu kaydetti. Güvercin, hasta haklarını oluşturan iki unsurun, “hastalıklardan korunmak için koruyucu önlemlerin alınması” ve “hasta olunca yeterli sağlık hizmetinin sunulması” olduğunu söyledi. Güvercin, sağlık sisteminin bu temelde kurgulanması gerektiğini belirtti. Güvercin, sağlık sisteminde “kâr” beklentisinin “hak” kavramının önüne geçtiğini belirterek, sağlığın özelleştirilmesiyle hasta haklarının ihlal edildiğini vurguladı. Hastaların para kazanma aracı haline getirildiğini, Bütçe Uygulama Talimatları ile ilaç kısıntılarına gidildiğini, sağlık hizmetine ulaşmada sorunlar yaşandığını kaydeden Güvercin, “Sağlıkta Dönüşüm Programı hasta hakları önünde en ciddi engeldir” dedi. Güvencin, hasta haklarının ancak “herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir sağlık hizmeti” verilmesiyle yaşama geçirilebileceğini dile getirdi. ATO Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Atalay ise, yüzde 4’lük Sağlık Bakanlığı bütçesi ile hasta haklarının geliştirilemeyeceğini kaydederek, “Hasta haklarının ne kadar önemsendiği Sağlık Bakanlığı’na bütçeden ne kadar pay ayrıldığı ile ortaya çıkacak” diye konuştu. Türkiye nüfusunun yüzde 13’ünün sosyal güvencesi olmadığına dikkat çeken Atalay, “Sosyal güvencesi olanların da önünde Genel Sağlık Sigortası gibi bir bariyer var. Başbakan bile sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorluk çekiyor. Hasta hakları daha da geriye gidecek” dedi. ATO Yönetim Kurulu Üyesi Vahide Bilir de, “sokakta çöp toplayanlarla Başbakan’ın aynı koşullarda sağlık hizmetlerinden yararlanması” durumunda hasta haklarından söz edilebileceğini kaydetti. 124 yıllık ‘yetim evlat’ On dokuzuncu yüzyıldan bu yana devam eden İnebolu limanının yılan hikayesine dönen yapımı yıl sonunda nihayet tamamlanacak. Dönemin Kastamonu Valisi Sırrı Paşa’nın görevden ayrılırken Abrurrahman Paşa’ya “Size yetim bir evlat bırakıyorum. En büyük ricam ikmaline inayetinizdir” dediği liman inşaatı 124 yıl sonra bitiyor. 19. Yüzyıldan 21.Yüzyıla kadar süren liman inşaatı 3 Osmanlı Padişahı, 58 Cumhuriyet hükümeti eskitti. Milli Mücadele yıllarında işgal altındaki İstanbul’dan gizlice kaçırılan ve Rusya’dan gönderilen silah ve cephaneler, gemilerle en güvenli yer olan İnebolu Limanı’na gönderilmişti. Atatürk’ün ‘’Gözüm Sakarya’da kulağım İnebolu’da’’ sözüyle büyük önem verdiği bu sevkıyat 3 yıl sürdü. Ancak silah yüklü gemilerin boşaltılması sırasında azgın dalgalar yüzünden büyük sıkıntılar yaşandı. Liman 1926’da Karadeniz’in azgın dalgalarına yenilerek yıkıldı. 1927’de liman inşaatı için 100 bin lira ödenek ayrılır. Bu kez de müteahhit işe başlamaz. Liman inşaatı 1928’de 104 bin lira keşif bedel üzerinden ihaleye çıkarılıp, 1929’da bütçeye 500 bin lira ödenek koyulur ve yılda 100 bin lira harcanması şart koşulur. Buna rağmen çalışmalar istendiği gibi gitmez. 1938’de İsmet İnönü, gereken emirleri verir fakat yerine getirilmez. Liman 1945’de tekrar hatırlanır ve 750 bin lira ayrılır; 1946’da 3 milyon lira ödenek ayrılır. Fakat bu da sonuç getirmez. Adnan Menderes’in Başbakan olmasıyla birlikte liman için 1953’de 8 milyon lira ödenek ayrılır. Bu sayede liman inşaatında önemli ilerleme sağlanır. 1980 fiyatlarıyla 30 milyon lira keşif bedelle ana mendirek duvarı ve fener kulesi inşa edilir. 1985’de ise 109 milyon lira keşif bedelle çekek yeri yapımı ile balıkçı barınağı ve saha betonlaması gerçekleştirilir. Bu arada İnebolu Limanını, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller hükümetlerini de görür, ancak inşaat çalışmaları bitirilemez. İnebolu Limanı’nın genişletilmesi için 1997’de yeni proje hazırlanır. Projenin değeri 1997 birim fiyatları ile 3,5 trilyon lira olarak belirlenir. 1997 yılından bu yana da bu projenin çalışmaları bir inşaat firması tarafından sürdürülüyor. Ulaştırma Bakanlığı, İnebolu Limanı için bu yıl 4 milyon YTL ödenek gönderdi. Liman inşaatının son müteahhidi olan halen inşaat çalışmalarını yürüten firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Engin Musaoğlu, inşaatın bugüne kadar tamamlanamamasındaki en büyük nedenin yeterli ödenek gönderilmemesi olduğunu söyledi. Limanın yapımını 9 yıldır sürdürdüklerini ve Türkiye’de inşaatı süren tek limanın İnebol olduğunu anlatan Musaoğlu, “Yapımına 124 yıl önce başlanmasına rağmen en sona bırakılan İnebolu Limanı da bir aksilik olmazsa yıl sonuna tamamlanacak’’ diye konuştu. İnebolu Belediye Başkanı İdris Güleç de adeta ‘yılan hikayesine’ dönen liman inşaatını bitirtti. İnebolu’da yaşayan vatandaşlar da büyük dedelerinin inşaat çalışmasını gördüğü limanın tamamlanacak olmasının ayrıcalığını yaşayacaklarını kaydettiler. Liseliler dehşet saçtı Okullarda artan şiddet olaylarını engellemek için göstermelik çalışmalar yapılırken, bayramın son gününde Eminönü’nde yaşanan bir olay, konunun ciddiyetini ortaya koydu. 5’i lise öğrencisi 6 genç, otobüste tartıştıkları 19 yaşındaki Osmangazi Kaplan adlı kişinin kafasına silah dayadı. Taksitle silah satışının gündeme geldiği son günlerde bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutu gözler önüne seren olay, önceki gün akşam saatlerinde Eminönü’nde meydana geldi. Bakırköy’den Eminönü’ne gitmek için İETT otobüsüne binen Osmangazi Kaplan (19) isimli kişiyle, yaşları 15 ile 17 arasında değişen 6 genç, bilinmeyen bir nedenle otobüs içinde tartışmaya başladı. Gençler arasındaki tartışma otobüsteki diğer yolcuların araya girmesiyle yatıştırılırken Kaplan, Sirkeci’ye gelindiğinde otobüsten indi. Aynı durakta otobüsten inen 6 genç, Kaplan’ı takip etmeye başladı. Gençler, Eminönü Boğaz İskelesi önünde sıkıştırdıkları Kaplan’ı zorla tenha bir yere götürmeye çalıştı. Ancak Kaplan, liselilere direnince küçük çaplı arbede yaşandı. İşi daha da ileri boyuta taşıyan gençlerden 5’i yüzlerce insanın arasında Kaplan’ı yere yatırırken diğer arkadaşları belindeki silahı Kaplan’ın başına dayayarak tehdit etti. Etraftakileri dehşet içinde bırakan olay, devriye görevi yapan Yunus ekiplerinin müdahalesiyle sona erdi. |