www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Enerji nakil hatları gerginlik kaynağı
Enerji kaynakları ve bunların diğer ülkelere aktarılması konusu çatışmaların odak noktası olmaya devam edecek.

Kayısı üreticisinin yüzü yine gülmedi
Kayısı üretiminde dünyada ilk sırada gelen Türkiye’de, kayısı üreticisinin yüzü bu sezon da gülmedi.


Enerji nakil hatları gerginlik kaynağı
Enerji kaynaklarına yakın bölgeler, günümüzde çatışmaların en çok yaşandığı, dünya politikasında anlaşmazlıkların en çok çıktığı alanlar. Dikkatin her yönüyle enerjiye yönelmesinde, enerjiye olan artan ihtiyaç yanında; “enerji arz güvenliği” konusu da etkili oluyor.
TMMOB tarafından hazırlanan “Enerji Raporu-2006”, enerji kaynakları bakımından günümüzdeki duruma yönelik ayrıntılı veriler sunarken, gelecekte bu alanda ortaya çıkacak gelişmeler açısından da, önemli noktalara dikkat çekiyor. Rapordaki belirlemelere göre Ortadoğu ve Kuzey Afrika, enerji talebinin karşılanmasında kritik bir rol oynamaya devam edecek. Bu bölgeler, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), diğer adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Avrupa Projesi’nin uygulanacağı ülkeleri kapsıyor. 2030 yılına kadar bölgenin dünya petrol üretimindeki payının yüzde 35’ten yüzde 44’e çıkması bekleniyor. Bu nedenle Çin ve Hindistan’ın bölgeye ilgisi de artıyor.
Rapordaki verilere göre, dünyadaki devletlerin varolan politikalarının devam etmesi halinde 2030 yılındaki enerji ihtiyacının, bugünkü enerji ihtiyacının yüzde 50’sinden fazla artış göstermesi; yenilenebilir enerji kaynaklarıyla nükleer enerjinin payının sınırlı kalması bekleniyor. Dünya toplam birincil enerji arzı, 2003 yılında 10.579 milyon ton petrol ile eşdeğer. Söz konusu arzın kaynaklara dağılımında yüzde 34,4 ile petrol ilk sırada yer alırken, daha sonra yüzde 24,4 ile kömür ve yüzde 21.2 ile doğalgaz geliyor. 1973 ile 2003 yılları arasındaki karşılaştırmada, petrolün payında düşüş, doğalgazın payında ise yükseliş görülüyor.
Enerji yoksulluğunun önemli bir sorun olarak kalmaya devam ettiği vurgulanan raporda, OECD ülkeleri dışındaki ülkelerde enerji konusunda bazı gelişmeler beklenmekle birlikte, bu ülkelerin modern enerji hizmetlerine erişim ve kişi başına düşen enerji tüketimi konularında OECD ülkelerinin çok altında kalmaya devam edecekleri kaydediliyor.
Türkiye’de enerji
Türkiye’de enerji alanındaki rakamlara bakıldığında önemli ölçüde dışa bağımlılığın olduğu görülüyor.
Raporda, Türkiye’de resmi politikaların yıllardır ülkenin enerji kaynaklarının batıya aktarıldığı yol üzerinde olunmasına vurgu yaptığı belirtilerek, bu durumun risklerinin göz ardı edildiği ifade ediliyor. Bu bir yandan ithal kaynaklara olan bağımlılığı artıracak diğer yandan da, uzak mesafelere taşınan petrol ve doğalgaz hatları aynı zamanda, bölgesel çatışmaların hedefleri arasında yer almaya, çatışmalara sahne olmaya neden olacak.
2004 rakamlarına göre Türkiye enerji ihtiyacının yüzde 72’sini ithalatla karşılanıyor. Birincil enerji kaynağı olarak yüzde 36 ile petrol görülürken, tüketilen petrolün sadece yüzde 7’si yerli üretimle elde ediliyor. Elektrik üretiminde de dikkat çeken bir yön, üretimin artan düzeyde ithal bir kaynak olan doğalgaza bağlı olması. Raporda, enerji politikalarında, ithalatı kontrol edilebilir seviyelerde tutmanın; bu amaçla yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarından etkin şekilde yararlanılmasının önemine dikkat çekiliyor.
Neoliberal politikaların olumsuz etkisi
Rapora göre; Neoliberal politikalar doğrultusunda piyasa uygulamalarına geçildikten sonra ortaya çıkan önemli sorunlardan biri yatırım yetersizliği. Özel yatınımcıların daha fazla kâr edecekleri yerlere doğru kaymaları enerjiye ihtiyaç duyan ülkeler açısından belirsizlikler yaratıyor ve krizleri tetikliyor. Diğer yandan enerji alanındaki yatırımların piyasaya havale edilmesi, arz yetersizliği ile karşılaşılması durumunda, hızlı fiyat yükselişi de sıkıntılar yaratıyor. Enerji sektörünün uzun dönemli politikaları gerektirdiği düşünüldüğünde, özel söktörün bunu yapamayacığı görülüyor. Raporda deneyimlerin gösterdiği gibi enerji gibi önemli bir sektörde krizlerden korunmak için kamu otoritesinin sıkı bir kontrolü alması gerektiği belirtilerek, gelişmiş ülkelerde bile, piyasa uygulamaları sonucunda yatırımların riske girdiği vurgulanıyor.
Raporda enerji sektörünün yapısal olarak, piyasa ve rekabet koşullarına uygun olmadığı vurgulanarak, sektörün piyasa kurallarıyla işletilmeye çalışılmasının çok ciddi sosyal ve ekonomik maliyetleri olduğu vurgulanarak, “Genel çıkarları kapsayan, uzun vadeli planlama ve bütünlüklü yaklaşımı gerektiren enerji sektörünün piyasa ve özel sektör eliyle yönetilemeyeceği açıktır” deniliyor.


Başa dön


Kayısı üreticisinin yüzü yine gülmedi
Kayısı üretiminde dünyada ilk sırada gelen Türkiye’de, kayısı üreticisinin yüzü bu sezon da gülmedi. 2004’te don felaketi ile karşılaşan, 2005’de üretim fazlalığı gerekçesiyle ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalan kayısı üreticisi için 2006 sezonunda da değişen bir şey olmadı; kilosunu 3.25 YTL’ye mal ettiği kuru kayısıyı 2.20 YTL’ye elinden çıkarmak zorunda bırakıldı.
Kayısı üreticisinin mağduriyetine dikkat çeken Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, dünya kuru kayısı üretimi ve ihracatının yüzde 80’ini gerçekleştiren Türkiye’de üreticinin sesine kulak verilmesini istedi. Bayraktar, kayısının besin değeri açısından yüksek değerine işaret etti.
Üst üste mağduriyet
Kayısı üreticilerinin üç sezondur zorda olduğuna işaret eden Bayraktar, 2004’te don felaketiyle mağdur olan üreticinin, 2005’te de artan rekolte nedeniyle pazarlama problemi yaşadığını ifade etti. 2004 yılında kilosu 4,13 YTL olan kuru kayısının 2005 yılında 1,50 YTL’ye düştüğünü, üreticilerin maliyetinin altında ürün satmak zorunda kaldıklarını kaydeden Bayraktar, 2006 Nisan’ında yaşanan don nedeniyle rekoltenin yüzde 50 düştüğünü, üretim miktarındaki azalma nedeniyle fiyatların yükselmesini beklerken, tüccarın elinde geçen sezondan ürün kaldığı gerekçesiyle fiyatları düşük tuttuğunu vurguladı. Üreticinin, kilosunu 3.25 YTL’ye mal ettiği kuru kayısıyı 2.20 YTL’den, maliyetinin altında satmak zorunda kaldığının altını çizen Bayraktar, “Maliyetlerin yüksekliği nedeniyle zaten zor şartlar altında üretim yapmaya çalışan üreticilerimizin durumu, yaşanan pazarlama problemi ile birlikte içinden çıkılmaz hal almıştır” şeklinde konuştu.
Milletvekillerine Cargill mektubu
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, tarım arazileri üzerinde izin alınmadan kurulan tesislere, işlemlerini tamamlamaları için ek süre verilmesini sağlayacak yasa değişikliği teklifinin TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilmesi üzerine, milletvekillerine açık mektup gönderdi. Soğancı mektubunda, bir sermaye şirketi lehine, yargı kararlarına karşın özel bir düzenleme yapmanın, her şeyden önce hukuk devletine ve yasama organının saygınlığına zarar vereceği uyarısında bulundu. Soğancı yaptığı yazılı açıklamada, tarım arazileri üzerinde izin alınmadan kurulan tesislere, işlemlerini tamamlamaları için ek süre verilmesinin nedeninin, Cargill hakkında Danıştay 10’uncu Daire tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı olduğunu savundu. Soğancı milletvekillerine gönderdiği mektubunda ise, Cargill firmasının sorununun çözümü için, ABD Başkanı’nın ve IMF’nin devreye girmesinin kamu yararı açısından ve hukuk devletinde kabul edilebilecek bir durum olmadığını kaydetti. Soğancı mektubunda, “Bir sermaye şirketi lehine, yargı kararlarına karşın özel bir düzenleme yapmanın, her şeyden önce hukuk devletine ve yasama organının saygınlığına zarar vereceği açıktır. TBMM’nin saygın bir vekili olarak milletvekili sorumluluğuyla hareket edeceğinizden kuşku duymak istemediğimizi bilginize sunmak istedik” ifadelerine yer verdi. Soğancı, yürütmenin, yasalara ve yargı kararlarına aykırı olarak sanayi tesisi kurulmasına ve işletilmesine göz yumduğu bir konunun, yargı denetimi dışına çıkarılması için yasama işlemi yapılmasının, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu kaydetti. Hukuk devletinin gerçekleştirilmesinin yalnızca idari yargı kararlarıyla sağlanamayacağını anlatan Soğancı, yasama organının da bu gereklere uygun hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net