www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kuzey Kore nasıl düşmanlaştırıldı?
The Guardian yazarı, Kuzey Kore’nin nükleer denemesine uzanan yolun, ABD tarafından döşendiğini hatırlatıyor.

Rota değişikliği önerisi
Washington’da Irak, İran ve Suriye konularında ‘aykırı’ sesler çıkıyor. Irak işgali ile İran ve Suriye ile ilişkiler konusunda yeni öneriler var.

Moskova’dan Bush’a uyarı
Rusya Savunma Bakanlığı Uluslararası Askeri İşbirliği Bölümü Başkanı General Yevgeni Bujinski, ABD’nin Doğu ve Orta Avrupa’ya taşımayı planladığı füze savunma sisteminin, “Rusya’ya yönelik tehdit olduğunu ve buna karşı önlem alacaklarını” açıkladı.


Kuzey Kore nasıl düşmanlaştırıldı?
Simon Tisdall
Oniki ay önce, Batı’nın Kuzey Kore ile nükleer yüzleşmesi, beklenmedik bir mutlu sona ulaşmış gibi görünüyordu. Sonra, ABD Hazine Bakanlığı devreye girdi. 19 Eylül 2005’te Çin’in arabuluculuğunda varılan anlaşma ile, Kim Jong-il rejimi; atom silahlarını bırakmayı, mevcut nükleer programlarını durdurmayı ve 2003 yılında çekildiği BM Nükleer Silahsızlanma Anlaşması’na (NPT) dönmeyi kabul etmişti.
Buna karşılık ABD; Kuzey Kore’nin toprak bütünlüğünü tanıyacak, bütün düşmanca faaliyetlerine son verecekti. Dolayısıyla Bush yönetimi, zor yoluyla rejim değişikliği sağlama yönündeki tehditlerini geri çekmiş oluyordu.
ABD, Pyongyang yönetiminin sözlerini tutması halinde, ilişkilerin normalleştirilmesine doğru ilerleneceğini de vaat etmişti. Dahası, sivil enerji üretimi amacıyla, Kuzey Kore’nin bir hafif su nükleer santrali inşa etmesine yardımcı olma fikrini tekrar gündeme getirmişti. Bu fikir 1990’larda Clinton yönetimi tarafından ortaya atılmış, ama Bush tarafından daha sonra geri çekilmişti.
Eylül 2005 anlaşması; Asya ve Washington’da rahat bir nefes aldırdı. ABD ile Çin arasında yeni bir stratejik işbirliği döneminden, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasından, Kuzey ve Güney Kore’nin barışçıl birleşmesinden bahsediliyordu.
İlginç zamanlama
Ama bu iyimserlik çok erkendi. Sebebi bilinmeyen bir biçimde, ABD Hazine Bakanlığı, Banco Delta Asia adında, merkezi Macau’da bulunan bir bankaya karşı harekete geçmek için anlaşmanın varıldığı anı bekledi. ABD’li yetkililer, bankanın Kuzey Kore tarafından kara para aklama ve sahte para dolaşımında kullanıldığı şüphesiyle, Banco Delta Asia’yı cezalandırma yoluna gidebileceklerini ilan etti. Yetkililer, bankayı, Kuzey Kore’nin “suçlarını kolaylaştıran istekli bir piyon” olarak nitelediler.
Bu iddiaların etkisini görmek için zaman gerekti. Ama etki, gerçekten dramatik oldu. Diğer bölge bankaları, kendilerinin de ABD tarafından cezalandırılacağı korkusuyla harekete geçtiler. Birer birer, Kuzey Kore ile iş yapmayı durdurdular. Macau hükümeti, kendi soruşturmasını yürütmek için Banco Delta Asia’nın kontrolünü ele aldı ve Kuzey Kore bağlantılı bütün hesapları dondurdu. Wall Street Journal’e göre; bu hesaplar arasında 20 Kuzey Kore bankası, 11 ticaret şirketi ve 9 bireye ait olan hesaplar vardı.
Milyonlarca dolar dondurulmuştu. Birkaç hafta içinde, Kuzey Kore’nin meşru uluslararası ticaretinin çoğunluğu felç oldu. Ülke, yabancı kredi bulmak için didinmeye başladı. Bu arada ABD Hazinesi’nden müfettişler Asya’yı turluyor, bankalara ve mali kurumlara, Kuzey Kore’nin şüpheli faaliyetleriyle ilişkili görünmenin tehlikelerini anlatıyorlardı.
Kuzey Kore’nin tek silahı
Bilerek veya bilmeyerek, ABD; Pyongyang’a, yıllarca süren ikili ticaret, yardım ve ihracat ambargolarının vuramadığı darbeyi indirmişti.
Mali olarak boğulmakta olan Pyongyang liderliği, elindeki tek diplomatik silaha başvurdu. Dışişleri Bakanlığı, ABD mali yaptırımı tehdidi ortadan kalkana dek, nükleer faaliyetler konusunda masaya oturmayacağını ilan etti.
Kuzey Kore, bu talebi o zamandan beri birçok kez dile getirdi. Son nükleer denemesinden sonra yapılan resmi açıklamada da, aynı ifadeler yer alıyordu. Ama açıklamada, Washington’un mali baskıyı hafifletmesi halinde masaya tekrar oturulacağı da vurgulanmaktaydı. Yanıt gelmedi. ABD’li yetkililer, geçen yıl Banco Delta Asia’ya karşı atılan adımların nükleer müzakerelerle ilgisi olmadığında ısrarlı. ABD Başkanı Bush, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’yi 19 Eylül silahsızlanma anlaşmasından “kaçmakla” suçladı. Ona göre krizin tek sorumlusu, Pyongyang’dı. (The Guardian)

Gövde gösterisi
Kuzey Kore yönetimi, ABD ve Japonya'nın baskılarına karşı gövde gösterisi yaptı. Önceki akşam başkent Pyongyang'da toplanan binlerce kişi, ülkenin "alamet-i farikası" haline gelen görkemli bir senkronize gösteri gerçekleştirdi. Gösterinin, ülkenin kurucusu Kim İl Sung tarafından kurulan "Kahrolsun Emperyalizm Birliği"nin 80. yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirildiği açıklandı. Toplantıda konuşan üst düzey yetkililerden Kim Yong Nam, gerçekleştirilen nükleer denemenin bölgede barış ve istikrara katkıda bulunacağını söyledi.
Bu arada, resmi yayın organı Rodong Sinmun'da yayınlanan başyazıda, Güney Kore'nin komşusu Kuzey Kore'ye karşı uluslararası yaptırımlardan yana tavır almasının ihanet olduğu ve bu ihanetin savaşa yol açacağı belirtildi.


Başa dön


Rota değişikliği önerisi
Kasım ayında yapılacak Kongre seçimlerine hazırlanan ABD’de, Beyaz Saray’ın bu seçimlerin ardından başta Irak işgali ile İran ve Suriye ile ilişkiler konusunda, “radikal değişiklikler” yapması yönünde öneriler aldığı belirtildi.
41. ABD Başkanı olan “Baba George Bush” hükümetinin Dışışleri Bakanı James Baker’ın başkanlık ettiği “Irak Çalışma Grubu” (ISG) 7 Kasım seçimlerinden önce, “siyasi endişeler” nedeniyle açıklanmayacağını belirttiği grup raporunda, “Irak konusunda, Tahran ile Şam’dan yardım istenmesinin ve aşamalı çekilmenin önerildiğini” söyledi.
Bu yeni siyasetin henüz tartışma aşamasında olduğunu belirten Baker, “Şu bir gerçek ki, yürürlükte olan Irak siyaseti daha fazla süremez. Raporda, hükümetin hoşuna gitmeyecek önerilerde bulunduk” diye konuştu.
Komşularla ilişkiler
Beyaz Saray’ın, “terörizm”e destek vermekle suçladığı Irak’ın komşularıyla yeni ilişkiler kurulmasının bir alternatif olduğunu belirten Baker, “Kişisel olarak ben, düşmanlarınızla bile masaya oturulmasından yanayım. Çünkü ne İran ne de Suriye, kaos içindeki bir Irak’tan yana değil” diye konuştu.
Açıklamasında, ABD’nin “teröre karşı savaş” konusunda, “kısa bir mola alması” gerektiğini de vurgulayan Baker, “Yeni hedef, donanımlı demokrasi hükümetlerinden ziyade, temsili hükümetler olmalıdır” dedi.
Talabani adres verdi
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de, İran ve Suriye’nin, ülkesinin istikrara kavuşturulması yönündeki çabalara dahil olmaları halinde Irak’ta şiddetin “birkaç ay içinde” sona ereceğini söyledi.
Talabani, BBC’ye yaptığı açıklamada, Suriye ve İran’ın bu sürece katılmalarının, “terörizmin sonunun başlangıcı” olacağını belirterek, ABD’nin Irak politikasını inceleyen grubun başkanı Baker’in, işgal askerlerinin ülkeden erken geri çekilmelerini önerebileceği yönündeki haberler konusunda endişeli olmadığını kaydetti. Talabani, “Hiç kimsenin Irak’tan çabuk çekilme kararı vermeyeceğinden eminim” diye konuştu.
Bush’tan inciler
Öte yandan ABD Başkanı Bush, Ortadoğu’da Hıristiyanlık ile İslam arasında bir savaş olmadığını söyledi. Fox News televizyon kanalına açıklamalarda bulunan Bush, “Dinler arasında bir savaş söz konusu değil. Bu, Hıristiyanlığın İslam’a karşı gelişi değil” dedi.
ABD’nin Ortadoğu siyasetinin iki büyük ilkesi olduğunu söyleyen Bush, bunları, “köktendincilerle mücadele etmek ve bu köktendincilerin karanlık dünya görüşünün panzehiri olarak ılımlı hükümetler kurulmasını teşvik etmek” olarak sıraladı ve “21. yüzyılın büyük ideolojik tartışmasının bu noktada olduğunu düşünüyorum” dedi.
İşkence artık yasal!
Bush ayrıca, “işkence yöntemlerine başvurulmasına ve ‘terör’ zanlılarının askeri mahkemelerde yargılanmasına” izin veren tartışmalı “terör yasası”nı imzaladı. Yasanın “terörle mücadelede hayati bir araç” olduğunu savunan Bush, yasanın “terör zanlılarına” işkence yapılmasına izin verdiği suçlamalarını ise reddetti. Bush’un imzasıyla yürürlüğe giren yasaya karşı olanlar, bunun CIA’ya gizli
sorgulamaları sürdürme ve işkence uygulama olanağı sağladığını belirtiyor. Yasa ayrıca, ABD yönetimine mahkumlara davranış konusundaki uluslararası kuralları çiğneme imkanı tanıyor.
Yeni bir askeri mahkeme sistemi kurulmasını da öngören yasa, “terör” zanlılarına eskiye kıyasla bazı haklar tanısa da, her bir zanlının bir avukat tarafından savunulmasını ortadan kaldırıyor ve onları diğer askeri ve sivil mahkemelerde tanınan haklardan mahrum bırakıyor.


Başa dön


Moskova’dan Bush’a uyarı
Rusya Savunma Bakanlığı Uluslararası Askeri İşbirliği Bölümü Başkanı General Yevgeni Bujinski, ABD’nin Doğu ve Orta Avrupa’ya taşımayı planladığı füze savunma sisteminin, “Rusya’ya yönelik tehdit olduğunu ve buna karşı önlem alacaklarını” açıkladı. Bujinski, İzvestiya gazetesine yaptığı açıklamada, ABD ve Avrupa ülkelerine, bu konuda tek taraflı hareket etmekten vazgeçmeleri ve Rusya ile müzakere yapmaları çağrısında bulundu.
Rusya sınırlarına yakınlarına füze savunma sistemi kurulmasının, ülke savunmasına yönelik gerçek bir tehdit oluşturacağını ifade eden Bujinski, “Bu adımı NATO’nun, ABD’nin ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinin dostça olmayan bir hareketi olarak değerlendiririz. Bu tip adımlar, uygun askeri ve siyasi misilleme gerektirir” diye konuştu.
Bujinski, ABD’nin füze savunma sisteminin, Çekoslovakya veya Polonya gibi ülkelere yerleştirilmesi halinde nasıl karşılık verecekleri konusunda bilgi vermedi.
Güvenlik alanında tek taraflı hareketlerin doğuracağı olumsuz sonuçları analiz ederek, bundan vazgeçmek için geç olmadığını ifade eden Bujinski, “ABD; füze savunma sistemlerinin bölgeye yerleştirilmesi halinde, ABD’ye zarar vermek isteyen teröristlerin de hedefi haline gelebilir” dedi.
Bujinski, ABD’nin füze savunma sistemi ile Rusya’ya siyasi ve askeri baskıda bulunmak istediğini belirterek, “Rusya’ya, yeni sistemler üzerinde çalışması için, savunmaya daha fazla para ayırması baskısı yapılıyor” dedi.
Füze sisteminin etkili olabilmesi için füze atılacağı tahmin edilen bölgeye yakın bir yerde konuşlandırılması gerektiğini kaydeden Bujinski, “Dolayısıyla, bu sistemin yerleştirilebileceği en ideal bölgeler kuzeydoğuda Norveç, İngiltere, güney bölgesinde de Türkiye, Bulgaristan veya Macaristan’dır” dedi.
Tiflis’e destek yok
Bu arada, Gürcistan’ın çağrısıyla toplanan dört eski Sovyet ülkesi, Tiflis ile Moskova arasında son dönemde gerilen ilişkiler nedeniyle Rusya’nın kınanması ve Gürcistan’a destek verilmesini öngören Gürcü deklarasyonuna destek vermedi.
Moskova ile Tiflis arasında, Gürcü yönetiminin, 4 Rus subayını casusluk suçlamasıyla tutuklamasının ardından, “Gürcistan’a destek çıkan ve Rus yönetimini kınayan” bir deklarasyon üzerinde görüşen GUAM üyesi Azerbaycan, Moldava ve Ukrayna’dan yetkililer, “yaklaşan kış öncesi Moskova ile ekonomik problemlerin çözülmesi, siyasi sorunların sonraya bırakılması” kararı aldı.
Moldovalı yetkili Marian Lupu, “Gürcistan ile birlikteyiz. Kış yaklaşıyor ve bu dönemde, bu türden deklarasyonlar yerine ekonomik sorunlara yönelmeli ve işbirliğini güçlendirmeyi tercih etmeliyiz” dedi.

mp3 tartışması
Rus müzik indirme sitesi “allofmp3.com”, siteyi yasadışı ilan eden ABD’nin bu suçlamasına karşılık, “faaliyetlerinin yasal olduğunu ve bu tip girişimlerin, Rusya’yı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) dışında tutma çabaları olduğunu” bildirdi.
Sitenin sahibi Vadim Mamotin, “ABD hükümeti, allofmp3.com sitesini Rusya’ya karşı koz olarak kullanıyor. Biz, Rus yasaları çerçevesinde çalışıyor ve Rus vergi sistemi dahilinde faaliyet gösteriyoruz. Kimse işletmemizin yasadışı faaliyette bulunduğunu iddia edemez” ifadelerini kullandı.
12 yıldır DTÖ üyesi olmak isteyen Rusya, ABD tarafından engelleniyor. Amerikan yönetimi, allofmp3.com olayında olduğu gibi, Rusya’daki bazı işletmelerin uluslararası ticaret yasalarını ihlal etttiğini iddia ediyor. Moskova ise, bu iddiaları kesin bir dille reddediyor.


Başa dön


Türev borsaları birleşiyor
Dev şirketlerin birbirini yutması furyası, son dönemde tartışma yaratan türev piyasalara da yansıdı. Merkezi ABD’nin Chicago kentinde bulunan iki türev borsası, birleşeceklerini açıkladı. Chicago Ticari Borsası adlı rakip türev borsalarının, aynı alanda faaliyet yürüten Chicago Ticaret Borsası’nı yutmasıyla birlikte, dünyanın en büyük future piyasası oluşmuş olacak. 8 milyar dolar değerindeki yeni şirketin yıllık 125 milyar dolarlık bir kaynağa sahip olacağı, böylece Avrupa ve Asya’ya yayılmasının kolaylaşacağı belirtildi. Borsa, kredi türevleri ve kambiyo gibi gelişen alanlara da el atacak. Önce de New York Borsası ve Nasdaq Borsası gibi piyasalar rakiplerini yutmuştu. Türev sözleşmeleri; değerleri faiz oranları, para birimlerinin değerleri veya “para eden her türlü emtia”daki fiyat oynamalarına bağlı, risk oranı yüksek sözleşmeler olarak tanımlanıyor. Özellikle son dönemlerde tartışılan mali enstrümanlar olarak, çökmeleri halinde mali krizleri tetikleyebilecekleri öne sürülüyor. 1998’de, LTCM adlı hec fonunun çöküşe yaklaşmasının ardından, bu alanda da birleşme ve yutmalar başlamıştı. İki Chicago türev borsasının birleşmesiyle kurulacak yeni şirketin adı CME Group olarak belirlendi. CME, günde ortalama 9 milyon sözleşme yapacak ve bu rakam, 4.2 trilyon dolarlık nosyonel değere sahip olacak. Türevler; belli bir malın fiyatına bağlı bir future sözleşmesine veya herhangi bir borsada işlem görmeyen, mesela kredi iflas takasları gibi, iki hec fonu arasında gizli tutulan bir mali işleme gönderme yapabiliyor. Bir türev piyasa enstrümanı olarak future sözleşmesi ise, “gelecekteki bir fiyat değişimi riskinden kurtulmak için, bir malın bugünden sabitlenmiş fiyata alım satım anlaşmasını yapmak” olarak tanımlanıyor.Türev piyasalar, bu tip risklerden kurtulmak isteyen şirketlerin artan ilgisi nedeniyle hızla büyüyor.
Katsav’a halef aranıyor
Cinsel taciz suçlamaları yüzünden zor anlar yaşayan ve istifa etmesi beklenen İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav’ın yerine Nobel barış ödülü sahibi Amerikalı yazar Elie Wiesel’in geçebileceği ileri sürüldü. İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in, daha ziyade sembolik ve onursal olan bu görevi, siyasi sınıfa mensup olmayan bağımsız bir kişinin üstlenmesinden yana olduğu belirtildi. Nazi ölüm kamplarından kurtulmayı başaran Wiesel’in ise, henüz resmen Olmert’le görüşmediği kaydedildi.
Afganistan’da NATO katliamı
Afganistan’ın güneyindeki bir köyde, NATO ve Afgan güvenlik güçlerinin önceki geceki saldırısında 13 sivil can verdi. Polis, Helmand vilayetinin güneyindeki Tacikay köyündeki saldırıda bir eve füzenin isabet ettiğini belirtirken, köylüler, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 13 kişinin öldüğünü söyledi. Saldırıda ayrıca 1 Taliban mensubunun öldüğü, 3 polisin yaralandığı belirtildi. Ülkenin kuzeydoğusunda da 14 Taliban’ın öldürüldüğü öne sürüldü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net