www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yüzde 4.27 zamma işçi öfkesi
MESS’in yüzde 4.27 zam dayatması üzerine işçiler yemekhanede çatal ve kaşıkları masalara vurarak protesto eylemi yaptılar. Bu eylemin yetersiz olduğunu belirten işçiler, sendikaları Türk Metal’in yöneticilerinden daha etkili eylem kararı almalarını ve sözleşme ile ilgili bilgi vermelerini istediler.

‘Hayatımı yeniden kuracağım’
“... Akşam olup millet eve gidince, saat dört çayından kalan bardakları yıkıyordum. Ortalığı toplayıp, yerleri süpürmek de benim işimdi. Zoruma gidiyordu. Küçüktüm, gariplik çekiyordum. Tezgahın altına girip ağlıyordum...”

Yemek yardımında ayrımcılık yapılıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan memurlar, yaptıkları toplusözleşme eylemleri sonucu elde ettikleri yemek yardımında ayrımcılık yapıldığını bildirdiler.


Yüzde 4.27 zamma işçi öfkesi
Sinan Ceviz
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS), metal işkolunda süren grup toplusözleşmelerinde ücretlere yüzde 4.27, sosyal haklara ise yüzde 9 oranında zam dayatması işçilerin tepkisini çekti. Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu Oyak Renault’a işçiler, sendikanın çağrısıyla yemekhanede eylem yaptılar. Bu eylemlerin yeterli olmadığını belirten işçiler, miting ve daha etkili eylemlerin yapılmasını istiyor.
Patronların esnek çalışma dayatmaları nedeniyle sosyal haklarda anlaşma sağlanamayan toplusözleşme görüşmeleri, yüzde 4.27 zam teklifi nedeniyle tıkandı. İşkolunda örgütlü işçi sendikaları ise 13 Ekim’de yapılacak görüşmelerde de patronların bu zam oranını dayatması halinde uyuşmazlık zaptı tutacak.
Yemekhane eylemi
Zam oranlarının açıklanmasının ardından Renault’ya gelen Türk Metal Sendikası yöneticileri, görüşme ile ilgili işçilere bilgi verdi. İşçilerin aktardığı bilgiye göre sendikacılar, bu zam oranını kabul etmeyeceklerini ve 13 Ekim’deki görüşmede MESS’in teklifinde ısrar etmesi halinde uyuşmazlığa gideceklerini açıkladılar. Açıklamanın ardından sendikacılar işçileri, yemekhanede kaşık ve çatalları masalara vurarak eylem yapmaya çağırdı.
İşçilerin “Taktak eylemi” diye adlandırdıkları ve geçen cuma ve cumartesi günleri gerçekleştirilen eyleme, ilk gün işçilerin yüzde 20’si katıldı. İkinci gün ise sendikacıların “Neden eyleme destek vermiyorsunuz” sözleri üzerine katılım arttı. Özellikle yeni ve genç işçilerin katıldığı eylem sırasında işçiler, sendikacılardan sözleşme ile ilgili kendilerine daha fazla bilgi verilmesini ve bu tür eylemler yerine miting gibi daha etkili eylemlerin yapılmasını istediler.
İşçiler yemekhanede yapılan eyleme katılımın sınırlı kalmasında, bazı bölümlerdeki işçilerin eylem konusunda bilgisinin olmamasının da etkili olduğunu söylediler.
‘Haberimiz yok’
Gazetemize açıklama yapan Renault işçilerinden Rıfat Ün, eyleme ilk gün işçilerin çoğunun katılmadığını belirterek şunları söyledi: “Çünkü sendika bize doğru dürüst bilgi vermiyor, biz eylemden kaçmıyoruz ama eylem olacaksa kazanımla sonuçlanacak şekilde olmalı. Bizi oyalamasınlar, sendika ne teklif sundu, sosyal haklarda ne istedi bilmek istiyoruz” diye konuştu.
“Tak tak eylemini” işi geçiştirmek olarak değerlendiren Murat Aydın ise “Cuma akşamı temsilciler zam oranlarını açıkladı, biz de ‘Niye haberimiz yok’ diye tepki gösterdik. Ayrıca sendikacılardan taslağın gösterilmesini istedik ama bize taslağı vermediler” diye konuştu. Fabrikada ücretlerin sürekli düştüğünü, çalışma koşullarının ise ağırlaştığını anlatan Aydın, toplusözleşmede ücretlerin artırılmasını ve sosyal hakların iyileştirilmesini istediklerini dile getirerek “Ama tüm bunlarda sendika ne istedi bilmiyoruz” dedi.
‘Katıldım ama yetersiz’
Sendikanın çağrısı üzerine eyleme katıldığını anlatan Yasin Adsız da yetersiz olduğunu düşünüyor. “Fabrikada çoğu işçinin haberi bile yok böyle bir eylem yapıldığından. Bizim de bulunduğumuz bazı bölümlerde yaptılar ama diğer yerlerden arkadaşlara soruyoruz, haberleri yok. Böyle bir şeyi niye yapıyorlar? Gerçekten eylem yapacaklarsa herkese haber versinler, eylem yapmak lazımsa yapalım, ama bir işe yarasın, daha bize doğru dürüst bilgi bile vermediler” diyen Adsız, MESS’in yüzde 4.27’den “taktak” yaparak vazgeçirilemeyeceğini belirtti. Adsız, işçi ile sendika arasındaki güvensizliğin giderilmesini ve yapılanlarda işçilerin fikirlerinin alınmasını istedi.

BOSCH’TA KRİZ TEHDİDİ
Türk Metal yöneticileri, sözleşme ile ilgili olarak Bosch’ta panolara duyuru asarak bilgi verdi. İşçilerin aktardığı bilgiye göre sendikacıların işçilerle doğrudan görüşmediğini, bölümlerdeki panolardan bu bilginin duyurulduğu bildirildi. Ayrıca Bosch’ta işveren vekilleri, işçilerle bölümler halinde toplantılar yaparak bir krizin yaşandığını ve önümüzdeki dönem işçi çıkarmaya gidebileceklerini açıkladılar. Resmi bir açıklama yapılmamakla birlikte, işçiler atılacak işçi sayısının 200 olacağı duyumunu aldıklarını söylediler. İşçiler, işten atılma korkusu nedeniyle sözleşme ile ilgili gelişmeler karşısında sessiz kaldıklarını açıkladılar.


Başa dön


‘Hayatımı yeniden kuracağım’
Erkan Araz
“... Akşam olup millet eve gidince, saat dört çayından kalan bardakları yıkıyordum. Ortalığı toplayıp, yerleri süpürmek de benim işimdi. Zoruma gidiyordu. Küçüktüm, gariplik çekiyordum. Tezgahın altına girip ağlıyordum...” Mustafa Güleç, Ordu’nun Fatsa ilçesinden abisinin peşine gelip, onun yanında ilk işine başladığında bu duyguları uzunca bir süre yaşamış. “İstanbul mu? Aha sana İstanbul!” demişler ve 10 kişilik bekar evinde yaşamasını öğretmişler. Peki sonrası? Malum; sabah erkenden işbaşı, uzun süren mesailer, yorucu saatler, uykusuz geceler... O zamanlar cep telefonu nerdee! Özlem duyduğu anasını mahallenin ortasındaki jetonlu telefondan arıyor, aradıkça da İstanbul’a alışmak daha da zorlaşıyor. Tekstil atölyesinde başladığı ilk işi onun bütün dünyası. Başka da bir şey düşünmek kolay değil.
‘Bilgisayarlısı nerede’
Mustafa, 5 yıla yakın çalıştığı bu küçük atölyede bir şey öğrenemediği için ayrılma vaktinin geldiğini düşündüğünde, Haramidere’de bir başka atölyeye gitmiş:
- Makine kullanmayı biliyor musun?
- Yok, iplik takmayı biliyorum sadece. Ama öğrenmek istiyorum.
- Tamam başla da görelim. Sigorta yok. Ücret de 100 milyon...
“O zaman bilgisayarlısı nerdeee” şimdiki gibi kolay değil makine kullanmak. Ama işi öğrenmek zorunda olan Mustafa için tek amaç var o dönemde, usta olmak. Çalışma koşulları pek farklı olmasa da makine kullanmak başka bir şeyi ifade ediyor onun için... Artık büyüyüp usta makineci olan Mustafa, bütün işi öğrendikten sonra büyük bir fabrikaya girmek için kolları sıvıyor. İki yıldan fazla çalışıp usta bir makineci olarak Kıraç’ta bulunan Livay Tekstil’de işbaşı yapan Mustafa, ilk sigortasını burada yaptırıyor ve usta makineci olduğu için de 400 milyon lira ücret almaya başlıyor.
Aynı kader
Aslında babası zorluyor onu sigortalı bir işe girsin diye. Babası, hiçbir güvencesi olmadan inşaat işinde çalışmış yıllarca. İş peşinde evini bırakarak il il gezmiş. Mustafa’nın küçük bir çocuk olmasına rağmen aile ocağından ayrılabilme cesareti de buradan geliyor. Olanaksızlık gurbetin yolunu açıyor ve Mustafa da tıpkı babası ve abileri gibi başka illerde yaşam kavgasının içine giriyor.
İlk işçiliğini yaptığı yerde “başka bir dünya yokmuş gibi” yaşayıp çalışan Mustafa, artık usta bir makineci. Son olarak çalıştığı Livay Tekstil’den ücretlerin az olmasından ve zam yapılmamasından dolayı ayrılmış. Bir arkadaşı aracılığıyla da BJ Tekstil’e girmiş. Mustafa, “Tekstilde zamanla çevren genişliyor. Eğer işi beğenmiyorsan arkadaşların sayesinde hemen başka bir işe girebiliyorsun. Fabrika değilse atölye, ama mutlaka bir iş buluyorsun. Boş kalmak yok” diyor.
Yeniden...
“Çoğu işyerinde sigorta yok, ücretler az, çalışma saatleri belli değil, fazla mesai ücreti denen bir şey yok. Yani bedavaya canını çıkartıyorlar. Hele bir de sessiz biriysen, ses çıkartmıyorsan kimsenin umurunda olmuyorsun” diyen Mustafa, çocuk yaşlarda başladığı işçilik hayatını bu şekilde anlatıyor. İşyerlerinin farklı olmasına rağmen hepsinin aynı olduğunu söylüyor. Zamanla hak ettiği şeylerin farkına varmaya başlayan Mustafa, BJ Tekstil’de kendinden büyüklerin sendika önerisini hemen kabul etmiş. Yalnız askerlik sorunu olan Mustafa, yakın zamanda askere gidecek olmasından dolayı üye yapılamamasına rağmen bütün sendika çalışmalarında yer alarak işçi arkadaşlarını yalnız bırakmamış.
“Şimdiye kadar çalıştığım en büyük yer” dediği BJ Teksktil Fabrikası’nda hayatında hiç olmayan duyguları yaşamaya başlamış; “Birbirine sahip çıkma, dayanışma, beraberlik... Bu duyguları yaşamak çok güzel bir şeymiş. İnsan farklı bakıyor dünyaya.”
BJ Tekstil’de yaşadığı dayanışma duyguları hayatında çok şeyi değiştirmiş Mustafa’nın. Patronun sendikaya karşı açtığı savaş sonucunda işten atılanlardan o da. Birkaç gün sonra askere gidecek olmasına rağmen gezip tozmak yerine bir tekstil atölyesinde çalışıyor: “Bu zamana kadar hep çalıştık, nereyi gezeyim.”
Askerden döndükten sonra başka bir hayat başlayacak onun için. Kendisinin dediği de bu; “Bundan sonra hayatımı yeniden kuracağım.”

HER YERDE KARŞIMA ÇIKIYOR
Genç bir işçi olan ve çalışmaktan başka bir şey yapmanın “fırsatını” yakalayamayan Mustafa için aşk, uzak bir kavram. Yaz tatillerinde fabrikalarda çalışan genç kızlardan biri olan Nilay’a aşık olan Mustafa, tıpkı İstanbul’a geldiği günlerde yaşadığı ezikliği bu konuda da yaşıyor. “3 ay boyunca açılamadım. En sonunda okullar açılınca gitti. Amcasının kızıyla haber gönderdim. Niye oradayken söylemedi demiş. Akşamları işten çıkınca evinin oraya gidiyordum, onu görmek için.” Daha sonra Nilay’ın büyük bir alışveriş mağazasında çalıştığını öğrenince Mustafa, bu sefer orayı mekan edinmiş. Öğlen yemek paydosunda bir iki şey atıştırıp, bazen de bir şey yemeden aceleyle Nilay’ın çalıştığı yere, onu görmeye gidiyormuş. Başka da çaresi yok. Çünkü Nilay’ı görebileceği tek yer orası. Mustafa’ya kalsa bütün bir zaman orada kalabilir ama Nilay:
- Burada ne arıyorsun?
- Seni görmeye geldim!
- Beni seviyorsan bir daha buraya gelme.
Bu hadise çok dokunmuş Mustafa’ya, “Acayip koydu bana bu laf. Bir şey diyemeden ayrıldım oradan. Ama her yerde karşıma çıkıyor...”


Başa dön


Yemek yardımında ayrımcılık yapılıyor
Akıma kapılan işçi öldü
Zonguldak’ta, kömür yıkama bandının boyasını kazıdığı ıspatulaya bağladığı kablonun elektrik hattına değmesi sonucu akıma kapılan işçi, düşerek yaşamını yitirdi. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessese Müdürlüğü Asma-Dilaver İşletmesi maden ocağından çıkan kömürlerin taşındığı ve yerden yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki bandın boya işini yapan Dursun Şımar, çalıştığı ıspatulaya dereye düşmemesi için kablo bağladı. Özel firma işçisi Şımar, elinden bıraktığı ıspatulanın kablosunun bandın altından geçen Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş’nin elektrik tellerine değmesi sonucu akıma kapıldı. Dengesini kaybederek deredeki kaya parçalarının üzerine düşen Şımar, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken yaşamını yitirdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net