www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Evrensel’e 301 kıskacı
İfade ve basın özgürlüğünü kısıtladığı için eleştirilerin hedefi olan TCK’nın 301. maddesi uyarınca gazetemiz aleyhine açılan 4 ayrı davanın duruşması yarın görülecek. Gazetemiz, Şemdinli olaylarının aydınlatılmasını isteyen halkın ve siyasetçilerin görüşleri ile eğitim emekçilerinin hak arayışını haberleştirdiği için yargılanıyor.

Zarar Tespit Komisyonu’nu
   ‘elektrik’ çarptı

Tunceli’de, Zarar Tespit Komisyonu, “terör” zararlarını karşılayan 5233 sayılı yasadan yararlanmak isteyen köylülerin başvurusunu, “elektrik aboneliğine rastlanmadığı” gerekçesiyle reddetti. Ancak söz konusu köye hiç elektrik gitmediği ortaya çıktı.

Dargeçit kaymakamına göre
   eski Cumhurbaşkanı bile bölücü

Dargeçit Kaymakamlığı, aralarında eski Cumhurbaşkanı Özal, öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan ve Orhan Pamuk gibi isimlerin yanı sıra çiçek, meyve ve hayvan isimlerinin de yer aldığı 136 ismin sokak ve caddelere verilmesini kabul etmedi. Kaymakamlık, isimleri ‘ahlaka aykırı’ ve ‘bölücü’ buldu.

Çernobil’in etkileri sürüyor
Nükleer santrallara ilişkin yasa tasarısı hazırlandı, ancak nükleer tartışması sürüyor. Nükleerciler, nükleer santralların güvenli olduğunu, “Çernobil’in Karadeniz’deki kanser vakalarını artırmadığını” savunuyor. Bilim insanları ise farklı tablo çiziyor. Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Küçük, “Amaç nükleer santrala ilişkin kamuoyu tepkisini törpülemek” derken, Prof. Dr. İnci Gökmen, Karadeniz’de hâlâ Çernobil’in etkilerinin sürdüğünü anlattı.


Evrensel’e 301 kıskacı
Serpil Savumlu
Yazar Elif Şafak davası ile birlikte yeniden tartışılmaya başlanan TCK’nın “Cumhuriyeti aşağılama ve Türklüğe hakaret” fiilini düzenleyen 301. maddesi, basın özgürlüğünü tehdit ediyor. Gazetemizde çeşitli tarihlerde yayımlanan haber, demeç ve köşe yazılarından dolayı açılan davalar, Türkiye’de demokrasi ve ifade özgürlüğünün nasıl ayaklar altına alındığını da gösteriyor.
Şişli Savcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Şemdinli olaylarının aydınlatılmasını isteyen halkın ve siyasetçilerin görüşleri ile eğitim emekçilerinin hak arayışı, “hakaret” olarak değerlendirildi ve bu görüşleri haberleştiren gazetemiz aleyhine 301. maddeden davalar açıldı.
Evrensel gazetesinin 18.11.2005 tarihli nüshasının 1 ve 7. sayfalarında yayımlanan “Susurluk Çözülseydi, Şemdinli Olmazdı” başlıklı haberde yer verilen DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’un beyanlarının “Cumhuriyeti aşağıladığını” iddia eden Şişli Savcılığı, 301. maddenin ihlal edildiğini iddia etti.
Yine aynı nüshanın 1 ve 7. sayfalarındaki DİSK, Hak-İş, KESK, Memur Sen, TMMOB, TTB ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin, Şemdinli olayları ile ilgili açıklamalarında, “suç işlemeye tahrik etme” fiilinin işlendiği savunuldu.
Aynı nüshanın 6. sayfasında yer alan “Halk Böyle Uğurladı” başlıklı haberde “suçu ve suçluyu övme”; 7. sayfasındaki Ahmet Yaşaroğlu’nun köşesinde “Cumhuriyeti aşağılama” suçunun işlendiği gerekçesiyle TCK’nın 301/1, 214/1, 215, 216/1 ve 54. maddelerinden gazetemizin sahibi Ahmet Sami Belek ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Şahin Bayar hakkında Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Bu haberler nedeniyle ayrıca gazetemizin 18.11.2005 tarihli nüshasına Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2005/2400 müteferrik sayılı kararı ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 25/2. maddesi uyarınca el konulmasına karar verilmişti. Karara yapılan itiraz ise Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti.
Yukarıda sıralanan haber nedeniyle gazetemiz aleyhine açılan davanın görülmesine, 11 Ekim Çarşamba günü saat 10.00’da Şişli Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
Hak aramak aşağılamak oldu
Gazetemizin 20.11.2005 tarih ve 1560 sayılı nüshasının 6. sayfasında yer alan “Eğitim Emekçileri Eylemde” başlıklı haberimiz de dava konusu oldu. Bu haber nedeniyle Belek ve Bayar hakkında TCK’nın 301/1 maddesi gereğince açılan davanın görülmesine Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.
Şemdinli aydınlatılsın
Gazetemizin 25.11.2005 tarih ve 1565 sayılı nüshasının 6. sayfasında yayınlanan “Şemdinli’nin üstü kapatılmasın” başlıklı haber ise “Cumhuriyeti aşağılama” gerekçesi sayıldı. Yine 301. maddeden açılan dava, yarın Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Eleştiriye dava açıldı
Çetin Diyar’ın 20 Haziran 2002 tarihli köşe yazısı da 301. maddenin konusu oldu. Yazıda iki uzman çavuşun yapmış olduğu hareketler eleştirilmişti. Dava, eski TCK 159. maddeden açılmıştı. Ceza kanunu değiştiği için davanın 301. maddeden görülmesine devam ediliyor. Hakimin bilirkişi incelemesi yaptırması beklenen dosyanın duruşması yarın saat 14:00’te Zeytinburnu Adliyesi’nde görülecek.
301. madde kaldırılmalı
Gazetemiz avukatlarından Devrim Avcı, “Gazete gerçek olayları yazdığı için yargılanıyor. İşçilerin, öğrencilerin, siyasi parti temsilcilerinin Şemdinli olayları ile ilgili tepkisini sayfasına taşıdığı için Evrensel yargılanmakta” diye konuştu. Avcı, yarın Evrensel gazetesi hakkında görülecek olan davaların Türkiye’de “ifade özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğünün” geldiği noktayı gösterdiğini dile getirdi. Avukat Avcı, şu değerlendirmede bulundu: “Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda bu davalar aynı zamanda bir arpa boyu yol gidilmediğini de gösteriyor. Eski Türk Ceza Kanunu’nda 159 olarak ifade edilen hükümlerin şimdi 301. madde olarak devam ettiği görülüyor. 301. madde ifade ve basın özgürlüğünün engellenmesi ve aynı zamanda halkın haber alma hakkının da engellenmesi anlamına geliyor. 301. maddenin derhal kaldırılması gerekiyor.”

KOZA yine kaybetti
Bergama’da altın madenini işleten KOZA Altın şirketinin gazetemiz hakkında açtığı bir dava daha reddedildi. İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/50 sayılı esas hakkındaki kararında şirketin gazetemiz aleyhine açtığı davanın mükerrer olduğuna hükmederek, davayı reddetti.
Davanın karar duruşmasında gazetemiz avukatı Hasan Hüseyin Evin, KOZA Altın şirketinin Evrensel’in 05/05/2005 tarihli “Altının Laneti” manşetiyle çıkan haberiyle ilgili, İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne de dava açtığını hatırlatarak, bu davanın mahkemece reddedildiğini aktardı. Aynı haberle ilgili iki ayrı mahkemede dava açtığı ortaya çıkan KOZA şirketinin avukatlarının davaların birleştirilmesi yönündeki talepleri, 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davayı reddetmesi üzerine sonuçsuz kalmıştı.
Duruşmada bu duruma dikkat çeken şirket avukatlarının gazetemiz hakkındaki iddialarını tekrarlaması üzerine duruşma hakimi, davanın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan dava ile aynı içerikte olduğuna dikkat çekerek, mükerrer açıldığı tespit edilen davanın reddine karar verdi.


Başa dön


Zarar Tespit Komisyonu’nu
   ‘elektrik’ çarptı
Cem Emir
Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde, 5233 sayılı “Terör ve Terörden Doğan Zararların Karşılanması Yasası”ndan yararlanmak isteyen Dokuzkayalar köylülerinin başvurusu kabul edilmedi. Zarar Tespit Komisyonu, “terör nedeniyle göç ettiklerine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı” ve “köylülere ait elektrik aboneliğine rastlanmadığı” gerekçesiyle köylülerin başvurusunu reddetti. Oysa söz konusu köyde, elektrik ve yol gibi hizmetler yok. Köylülerin zararlarını karşılamayan yerel idareciler, MİT binasının onarımı için ise 30 bin YTL ödenek ayırdı.
Nazımiye’de 1993 yılında boşaltılan, 1996’da ise bombalanarak yıkılan 7 mezralı Dokuzkayalar köyü sakinlerinin, 5233 sayılı “Terör ve Terörden Doğan Zararların Karşılanması Yasası”ndan faydalanmak için yaptıkları başvuru ilginç gerekçelerle reddedildi.
İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’ne bağlı Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı tarafından başvuru sahibi köylülere gönderilen cevap dilekçelerinde; “terör nedeni ile göç ettiğinize ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı” tespiti ileri sürüldü.
Elektrik yok ama...
Tapu ve benzeri evrakların tam olarak iletilmesine rağmen komisyon, tapu kayıtlarında köylülerin adına rastlanmadığını iddia etti. Komisyon tarafından öne sürülen başka bir gerekçe ise oldukça trajikomik. Komisyon, yol ve elektrik hizmetlerinin uğramadığı Dokuzkayalar köyünde, köylülere ait, “elektrik aboneliğine rastlanmadığını” belirterek başvuruyu reddetti.
Köylüye yok MİT’e var
Köylülerin zararlarını ödememek için bin dereden su getiren yetkililer, MİT için ise kesenin ağzını açtı. Tunceli Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü bütçesinden “MİT binasının onarımı” için 30 bin YTL ödenek aktarıldı. İl Genel Meclisi’nin 9 Eylül 2006 tarihinde aldığı kararla ayrılan ödeneğin, MİT lojmanları içinde spor kompleksi yapmak için kullanılacağı belirtiliyor.

KÖYLÜLER KOMİSYONUN KARARINA KIZGIN
KÖYE ELEKTRİK GELMEMİŞTİ Kİ
Köyleri boşaltıldıktan on yıl sonra ancak köylerini görebildiklerini söyleyen Hıdır Bozdağ, ulaşımlarını sağladıkları asma köprünün de kesildikten sonra tümüyle iletişimlerinin kesildiğini söyledi.
“Devlet kendi komisyonunu gönderiyor. Yerinde keşif yapıyor. Sonra bana kağıt gönderiyor. Red kararı veriyor” diyen Bozdağ, komisyonların yerinde tuttuğu raporların kabul edilmemesine anlam veremediğini kaydetti.
Bozdağ, “Tapulu tapusuz mallarımız vardır. Bunlar tespit edilmiştir, kendi kurumları tarafından verilmiştir. Orda, verdiğiniz beyannameler yeterli değildir diyor. Elektrik evraklarına yetersiz diyor. Elektrik köye gelmemişti ki” dedi.
NE GEREKİYORSA VERDİK
Ali Karabulut adlı köylü de, köyde yaşadıkları dönem köyde yaşayan insanların ceviz ve arıcılıkla geçindiğini hatırlattı. Ceviz ağaçlarının neredeyse tümünün kuruduğunu anlatan Karabulut, 10 yılı aşkın süredir mahsul alamadıklarına dikkat çekti. Zarar Tespit Komisyonu ile birlikte köye gelen Karabulut şöyle konuştu; “Zarar Tespit Komisyonu köye geldi, gerekli tetkikleri yaptı. 5 memur ve mal sahipleri olarak buralara kadar geldik. Komisyon, zarar-ziyan raporunu tuttu. Şimdi diyorlar ki; ‘Bunlar hak sahibi değil.’ Biz bütün evraklarımızı verdik. Mesela karabulutlar olarak bizi kayıt dışı bırakmışlar. Ne gerekiyorsa vermişiz.”Karabulut, kararın gözden geçirilmesini istedi.
KÖYÜMÜZE DÖNMEK İSTİYORUZ
Köye dönmek istediklerini ancak imkanların sağlanması gerektiğini söyleyen Kazım Topaç ise, her türlü hizmetten yoksun bir köyde yaşadıklarını söyledi. Yaşadıkları bütün sıkıntıların göz önüne alınarak dosyalarının yeniden incelenmesini isteyen Topaç, “Burada keşif yapan komisyonun olumlu rapor vermesine rağmen Tunceli’deki üst komisyonda bulunan dosyalarımızı incelemeden ret kararı vermişler. Köyümüze dönmek istiyoruz” diye konuştu.


Başa dön


Dargeçit kaymakamına göre
   eski Cumhurbaşkanı bile bölücü
Bergüzar Oruç
Mardin Dargeçit Belediye Meclisi’nin kentte bulunan mahalle, sokak, cadde, bulvar ve parklara vermek istediği ve içerisinde kent, yazar, şahsiyet ve bitki isimlerinin yer aldığı 136 isim, Kaymakamlık tarafından “Anayasa’nın temel ilkelerine ve genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte olduğu” gerekçesiyle reddedildi.
Kaymakamlığın ‘bölücülük’ olarak değerlendirip izin vermediği listede, öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okan, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Orhan Pamuk gibi isimlerin yanı sıra çiçek, meyve ve hayvan isimleri de yer aldı.
Dargeçit Belediyesi, altyapı ve parkeleme çalışmalarını bitirdiği mahalle, sokak, cadde, meydan ve bulvarlara meclis kararı ile yeni isimler koyma kararı aldı.
Belediye meclisi, 1 Eylül 2006 günü cadde ile sokak isimlerinin verildiği 136 ismin yer aldığı listeyi Dargeçit Kaymakamı Tahsin Aksu’ya sundu. Aralarında öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okan, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Yazar Mehmet Uzun ve Yaşar Kemal, çiçek, yazar, meyve ve hayvan isimleri ile ‘Özgürlük’ ve ‘Barış’ gibi 136 ismin yer aldığı listeyi ‘Adres ve Numaralandırmaya İlişkin Yönetmenlik’ gereğince incelemeye alan Kaymakam Aksu, ilginç bir gerekçeyle isimleri reddetti.
Bölücülüğe yol
açacakmış!
Kaymakam Tahsin Aksu imzasıyla belediyeye gönderilen yazıda, 136 ismin kabul görmediği belirtilerek, “Kararınız, ilgili yönetmeliğin 24. maddesinde belirtilen 5393 sayılı kanuna göre uygun sayıda mahalle veya meydan, bulvar, cadde, sokak ve küme evlerden oluşan bölgelere ayrılır adları, Anayasa’nın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir” şeklindeki bir gerekçe ile reddettiğini bildirdi. Kaymakamlığın isimleri ‘sakıncalı’ ve ‘bölücülük’ olarak görmesinden dolayı mahalle, sokak, cadde ve parklar isimsiz kaldı.
‘Karar siyasi’
Kaymakamlığın meclis olarak aldıkları kararı reddetmesinin tamamen siyasi olduğunu vurgulayan Dargeçit Belediye Başkanı Süleyman Anık, “Kaymakamlığa meclis olarak aldığımız mahalle, sokak ve cadde isimleri komik bir gerekçe ile reddedildi. Ben kaymakam ile görüştüm. Bana ‘Orhan Pamuk teröristtir sen neden onun adını buraya veriyorsun’ dedi. Ben buna tepkimi gösterdim. Tabi bazı bölgeye ait Kürtçe isimler vardı ama bunların hiçbiri ‘Ahlak dışı’ ve ‘Bölücülük’ olduğu iddiasıyla kabul edilmedi. Türkiye Cumhuriyeti kimliğinde kabul edilen isimler bile biz başvurduğumuz zaman reddedildi. Barış ve özgürlük isimleri bölücülük ve ahlaksızlığı simgelemiyor. Mehmet Uzun Türkiye’de ve dünyada en çok okunan yazardır. Onun adı nasıl olur da bölücülük ve ahlaksızlık olur?” diyerek tepki gösterdi.

‘BÖLÜCÜ’ İSİMLER ARASINDA HERKES VAR
Kaymakamlık tarafından belirtilen “Anayasa’nın temel ilkelerine, yürürlükteki mevzuata, genel ahlaka aykırı, ayrımcılığa ve bölücülüğe yol açabilecek nitelikte olduğu tespit edilmiştir” gerekçesiyle reddedilen isimler şöyle: “Sınır, Yıldız, Cebeli Tarık, Hukuk, Kışla, Doğu, Kuzey, Güney, Huzur, Lale, Zelal, Hoşgörü, Murathan Mungan, Okul, Ahmet Kaya, Adalet, Eğitim, Zambak, Çiçek, Gül, Üstüner, Çam, Dicle, Şilan, Kızılırmak, Seydaoğlu, Yıldırım, Hacı Hasan, Umut, Kerkük, Aydın, Yasemen, Keklik, Ensar, 1 Mayıs, Samanyolu, Güvercin, Emek, Akasya, Konak, Saray, Andravus, Ahmet Taner Kışlalı, Doğru, Nisan, Aslan, Berivan, Menderes, Halk, Kumdere, Hastane, Renas, Tatlıses, Deniz, Berfin, Mevsim, Yılmaz Erdoğan, Mir, Nur, Nefel, Ulus, Nehir, Akdeniz, Sezer, Acar, Yılmaz, Fatih, Beyaz, Yılmaz Güney, Firdevs, Evin, Gülbiş, Ceylan, Karanfil, Bahar, Medya, Kaya, Orhan Pamuk, Baran, Sevgi, Fırat, Güneş, Demokrasi, Masum, Vural, Okyanus, Demirtaş, Çelebi, Murade Kıne, Murat Cami, Emek, Papatya, Yaşar Kemal, Yenişehir, Fırat, Dicle, Dilan, Ali Gaffar Okkan, Paris, Bulut, Arı, Nevroz, Cennet, Kiraz, Orhan Gazi, Anık, Seyit Ahmet, Gülistan, Turan, Cudi, Onur, Zana, Uğur Mumcu, Sanat, Sosin, Güzel, Ahmet Kılıç, Serhat, Siraç Yeşilmen, Ozan, Deyvan, Botan adlı sokaklar, Klavuz, Diyarbakır, Selahaddin Eyyübi, Mehmet Uzun, Kısmetli, Nazım Hikmet, Ilısu, Mimar Sinan, Mezopotamya caddesi, Turgut Özal, Barış Bulvarı ve Özgürlük Parkı.”


Başa dön


Çernobil’in etkileri sürüyor
Onur Bakır
Nükleer santrallara ilişkin yasa tasarısı hazırlanırken, Sinop’ta nükleer santral kurulmasına yönelik çalışmalar da hız kazandı. Ancak “Nükleer santrallar güvenli mi” ve “Çernobil kazası Türkiye’yi nasıl etkiledi” sorularına, nükleerciler ve bilim insanları farklı yanıtlar veriyor. Nükleer savunucuları, “Risk yok” derken, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Küçük ve Prof. Dr. İnci Gökmen, “Nükleer santrallar güvenli değildir. Çernobil’in etkileri de hâlâ sürüyor” diyor.
Nükleer savunucularının da dayanak gösterdiği Sağlık Bakanlığı araştırmasına göre Karadeniz’deki kanser vakalarıyla Çernobil faciasının doğrudan bağlantısı yok. Hekimler tarafından gerçekçi ve bilimsel bulunmayan bu araştırmaya kimya mühendisleri de mesafeli yaklaştı. Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Küçük, Çernobil kazasının ardından kameralar önünde çay içen hükümet görevlilerini anımsatarak, “Kaza sonrasındaki tehlikenin halktan gizlenmesi ile bugün Sağlık Bakanlığı’nın Rize ile diğer illerdeki kanser vakaları arasındaki bir fark olmadığını istatistiki verilerle ispatlamaya çalışması arasında bir farklılık görmüyorum” dedi.
Türkiye’ye de etki eden radyoaktif maddelere dikkat çeken Küçük, “Nükleer santral kazasından yayılan ve önce Trakya’yı, sonrada rüzgarın yön değiştirmesiyle Karadeniz bölgesini etkileyen başta, sezyum 134, sezyum 137, stronsiyum 90’ın ölçümleri yapılıp önlemlerin kamuya açıklanması gerekirken üniversitelerin ölçüm yapmaları ve açıklamaları yasaklandı” hatırlatmasını yaptı.
Sezyum 134’ün bugün için etkisi olmadığını belirten Küçük, “Yarı ömür, radyoaktivitenin yarıya inmesi için geçen süredir. Ancak sezyum 137’nin yarı ömrü 30 yıldır. Sezyumun özellikleri potasyum olarak alınmakta olduğundan, vücutta, kaslarda ve karaciğerde depolanıyor” dedi. Sezyum 137’nin hâlâ tehdit oluşturmaya devam ettiğini vurgulayan Küçük, acilen Karadeniz bölgesinde üniversiteler aracılığı ile ölçümler yapılması gerektiğini söyledi.
‘Risk hâlâ var’
ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnci Gökmen ise radyasyonun sağlık riskleri olduğunun, kanser yaptığının bilindiğini kaydederek, “Her radyasyon alan kanser olacak diye bir şey yok elbette. Bu radyoaktivitenin türüne ve ne kadarına maruz kalındığına bağlı. Türkiye’de radyasyondan en çok etkilenenler Karadeniz’de oldu. Özellikle çay toplayan işçiler ve çay fabrikalarında çalışanlar etkilendi. Milyonlarca insan da radyasyon içeren çaylardan içti. Risk hâlâ var. Çernobil’in serpintilerinin sürdüğü alanlar risk taşıyor. Karadeniz’de Çernobil’in etkileri sürüyor” değerlendirmesini yaptı.
14 Ekim mitingine çağrı
TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu (İKK), mimar ve mühendisleri 14 Ekim’de Ankara’da yapacakları mitinge katılmaya çağırdı. Balıklı Park’ta bir araya gelen mimar ve mühendislere üniversite öğrencileri, Eğitim Sen, Emekli Sen, EMEP, ÖDP ve CHP destek verdi. TMMOB Gaziantep İKK Sekreteri Karaca Bozgeyik, burada yaptığı açıklamada sermayenin dayattığı uyum yasaları ile, eğitim, sağlık, haberleşme, enerji ve sanayi alanlarında onarılması güç sonuçlar ortaya çıkacağını söyledi. AKP’nin mimar ve mühendisleri gözden çıkardığını ifade eden Bozgeyik, 14 Ekim’de seslerini duyurmak için Ankara’da olacaklarını kaydetti. TOMMB yasasına yapılan müdahalelere, kıyı ve orman yağmasına, Hasankeyf’in yağmalanmasına, özelleştirmelere, üye ve emeklilerinin sorunlarına karşı Ankara’da olacaklarını dile getiren Bozgeyik, tüm mimar ve mühendisleri mitinge katılmaya ve sorunlarına sahip çıkmaya çağırdı.
Meclis çevresindeki nükleer karşıtı eylem sürüyor
25 Eylül’de Bakanlar Kurulunun imzasına açılan Nükleer Enerji yasa tasarısına karşı, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz, 5 Ekim’de TBMM çevresinde başladığı yürüyüşe devam ediyor. Dünyada hızla terk edilen nükleer enerjinin Türkiye’yi nükleer çöplüğe dönüştüreceğini belirten Gündüz kamuoyunun dikkatini Türkiye’yi bekleyen tehlikeye çekmek için“nükleer yasaya karşı yürüyorum” yürüyüşüne başladı. Eylemi ile ilgili yazılı bir açıklama yapan Gündüz, günümüzün en pahalı ve en tehlikeli teknolojisi olan nükleer enerjinin tüm dünyada hızla terk edildiğini belirtti. Avrupa’da 17 ülkenin bu pahalı ve tehlikeli enerjiden vazgeçtiğini ve söküm kararı aldığını hatırlatan Gündüz., Enerji Bakanı Hilmi Güler’in sağduyu ve aklın sesini dinlemek yerine, nükleer lobicilerin nükleer santral pazarlama girişimlerine kulak astığını ifade etti. Türkiye’nin enerji politikasını rüzgar ve güneş gibi alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına göre belirlemesi gerektiğini kaydeden Gündüz şunları söyledi: “Bir duyarlı yurttaş olarak yaşamı savunmak adına hükümeti nükleer seçeneği reddetmeye ve yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliği gibi gelişmiş modern teknolojilere yatırım yapmaya çağırıyorum. İşte Çernobil, 20. yüzyılın başarısızlığa uğramış teknolojilerinin çöplüğüne atılması gerektiğini hatırlatan bir sembol olarak karşımızda duruyor. Bilindiği gibi alternatif ve yenilenebilir enerjilerden biri olan rüzgar için ülkemizin rüzgar haritası çıkarılmış ve bugün kullanılan elektrik enerjisinin iki katı rüzgar enerjisi potansiyelemizin olduğu ortaya konmuştur. Ancak ne hikmetse yenilenebilir enerjiye yeterli yatırım bir türlü yapılamamaktadır. Devletin bu konuda öncülük yapması gerekirken bunun yerine nükleer santrali yapması da abesle iştigaldir” dedi.
Rektöre karşı platform oluşturuluyor
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) Rektör Prof. Dr. Emin Alıcı’ya karşı üniversite bünyesinde platform oluşturuluyor. Avrasya Arkeoloji Araştırmaları Bilim Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. A. Semih Güneri, muhalif ve mağdurları platform çatısı altında toplayarak güç birliği yapmak istediklerini söyledi. Kendisinin de birçok konuda mağdur olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Güneri, DEÜ eski Rektörü Prof. Dr. Fethi İdiman’ın davetiyle 1998 ile 2000 yılları arasında Arkeoloji Bölümü’nün kurulmasını sağladığını, Doğu Anadolu, Kafkasya ve Orta Asya Türk kültürü araştırmaları konusunda uzman olduğunu belirtti. Bu uzmanlığını Orta Asya, Sibirya ve Moğolistan’da önemli arkeolojik projelere başkanlık ederek kanıtladığını belirten Güneri, rektörün son 5 yıldır kendisine karşı farklı bir tavır takındığını, 2 yıldır da randevu vermediğini iddia etti. Uluslararası konularda rektörlükten halledilmesi gereken ciddi işler olduğunu belirten Güneri, “Rektörlüğe ulaşamadığımız için işler bir yerde tıkanıyor. Prof. Dr. İzge Günal, 17 gün randevu alamamış. Biz çok daha önemli konularda görüşmek için 2 yıldır randevu alamıyoruz. Hiç abartıyor değilim, 3 ayrı yazılı (tarihli ve sayılı) ve sözlü randevu taleplerimiz var” dedi. Rektör Emin Alıcı’ya karşı bir platform oluşturmak istediğini ifade eden Avrasya Arkeoloji Araştırmaları Bilim Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. A. Semih Güneri, “Yakında rektörlük seçimleri görünüyor. Başımıza yeni bir Emin Alıcı istemiyoruz. O nedenle, belli bir tarihten itibaren Emin Alıcı ve onun önereceği kendi türünden rektör adaylarına karşı eylem başlatmış bulunmaktayız. Yeni bir platform oluşturuyoruz. Kavgasız dövüşsüz, huzur içinde bilim yapmaktan başka hiçbir beklentimiz yok” diye konuştu. Üniversitede 5 yıldır uygulanan “aktif eğitim” sistemi yüzünden öğrencilerin bilgi ve becerisiz mezun olduklarını aktaran Güneri, bu yüzden birçok bölümde eğitimin çöktüğünü ileri sürdü.
Çocuklara korucu kurşunu
Batman’ın Kozluk ilçesi Beybağı (Herbeluz) köyünde alıç toplamak isteyen 6 çocuk, arazi sahibi köy korucusu Orhan Savaş tarafından af tüfeğiyle kurşunlandı. Olay sonrası korucu Savaş gözaltına alındı ancak, çıkarıldığı savcılık tarafından serbest bırakıldı. Batman’ın Kozluk ilçesi Beybağı köyünde alıç toplamak için boş araziye giden çocuklar arazi sahibi korucular tarafından av tüfeğiyle vuruldu. Edinilen bilgilere göre, önceki gün meydana gelen olayda Kozluk ilçesi, Arıkaya (Petîxîyê) köyü Dikbayır (Ceznikê) Mezrasından alıç toplamak için Beybağı köyüne giden Sabır Aksu(8), Maşuk Kavak(10), Hamza Kavak(14), Mesut Kavak (10), Yakup Kavak (10) ve Ahmet Kavak (8) adlı çocuklar arazi sahibi köy korucusu Orhan Savaş tarafından sopayla dövüldüler. Yedikleri dayak nedeniyle korkup kaçmaya başlayan çocuklar, arazi sahibi Orhan Savaş’ın av tüfeğiyle açtığı ateşe hedef oldu. Kurşunlara hedef olan çocuklardan, ayağından yaralanan Sabır Aksu ile kafasından yaralanan Maşuk Kavak adlı çocuklar, Batman Devlet Hastanesi’ne sevkedilerek tedavi altına alınırken, diğer 4 çocuğun ise Kozluk Devlet Hastanesi’nde ayakta tedavi edildikleri öğrenildi. Çocuklara ateş açan korucu Orhan Savaş jandarma tarafından gözaltına alınırken, çıkarıldığı Kozluk Cumhuriyet Savcılığı’nda serbest bırakıldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net