| |  |            
 12 Eylül’ü her fırsatta öven Ertuğrul Özkök, ‘Demokrasi çok mu iyi sanki’ tartışması açmaya çalışıyor.
| MEDYA ........................................................................ MEDYA SERVİSİ |
Özkök darbeyi seviyor
Hürriyet yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, ses getirecek bir yazıya daha imza attı. 12 Eylül’ü öven yazar, “Darbe istemiyorum” dedi ama hükümete “ince ayar” çekmekten de geri durmadı. Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un tarikatlara karşı ifadeleri öne çıkarılan konuşması, medyayı “esas duruşa” geçirmeye yetmişti. Önceki gün atılan askeri manşetler, Sabah’ın eski genel yayın yönetmeni Ergun Babahan tarafından da eleştirildi. Ertuğrul Özkök ise, askeri darbe yanlısı mesajlar veren bir yazıyla devam etti. “Kadın gazetecinin sorusu” başlıklı yazıda, Dünya Editörler Forumu Yönetim Kurulu toplantısında kendisine plajda türbanlı kadınların saldırısına uğrayan muhabir ve “türbanlıların sayısı” hakkında sorular sorulduğunu aktardı. Sözü Tayland’daki darbenin hiç konuşulmadığına getiren Özkök’ün ilginç iddiaları burda başladı: “Önümüzdeki 10 yıl içinde, dünya demokrasiyi ciddi biçimde tartışacak. Tartışma şu basit soruyla başlayacak: “Demokrasi en iyi yönetim biçimi midir?” Hatta “kötülerin en iyisi” olduğu yolundaki varsayım bile tartışılacak. Tayland’daki darbe tartışılmıyor, hatta belirgin bir sessizlikle “onaylanıyorsa” bunun görünürdeki nedeni şu: Çünkü seçimle işbaşına gelen başbakan giderek diktatörleşiyor ve gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış.” Bu satılarında ardından bir kez daha 12 Eylül’ü övmeye başlayan Özkök, bütün eleştirilere rağmen şu saçma iddialarda bulunabildi: “O sabah Türk halkının yüzde 95’i, derin bir “Oh” çekmişti. O yüzden Evren Paşa bugün sokağa çıktığı zaman, vatandaşın hâlâ sevgi gösterisiyle karşılaşıyor.” Darbeyi savunmadığını, “hatta askeri bir darbeye karşı çıkacağını” şimdiden ilan eden Özkök, “sopasını” sallamayı ihmal etmedi. Ahmedinecad ve Chavez gibi ABD karşıtı liderleri “halk goygoycuları” olarak suçlayan Özkök’ün “şunlara dikkat etmeliyiz” listesi şöyleydi: “Bir: İnsanların hayat tarzları çok önemlidir. Siyasi iktidarlar rejimin temel niteliklerini değiştirecek girişimlerden kaçınmalı. İki: Yolsuzlukların üzerine daha çok gidilmeli. Medya da yolsuzlukla mücadelede rol almalı. Üç: Terör mutlaka, ama mutlaka bitirilmeli.” MEDYA ASKERE KARŞI ÜRKEK Sabah’ın eski genel yayın yönetmeni Ergun Babahan da dün medyanın askeri otoriteyle olan ilişkisini eleştirmişti. 28 Şubat’ı hatırlatan Babahan’ın kendi gazetesini de eleştiren ve Özkök’e cevap niteliğindeki satırları şunlar: “Muhafazakar medyayı 28 Şubat’a ilişkin tutumu nedeniyle eleştirdiğim gün SABAH’ta bir manşet çıktı. Ve ne yazık ki, dili itibariyle 28 Şubat’ı andırıyordu. Haber, ismini vermeyen veya veremeyen bir askeri yetkiliye dayandırılmıştı. Medyayı ilgilendiren bölümü ise, halk oyuyla seçilmişlere asker üzerinden, özellikle de isimsiz asker üzerinden muhalefet yapmamak olmalı. Eğer bir komutan, emir-komuta zinciri içinde birliğindeki askerleri sivil giyindirip sokakta eylem yaptırıyorsa, bunun adı sivil toplum eylemi olmaz. Askerin görevi zaten sivil toplum örgütü olmak değildir, anayasanın çizdiği sınırlar içinde bir savaş örgütü olmak ve ülke güvenliği ile savunmasını sağlamaktır. (...) Bu ülkenin bir tarihi, otoriteye bağımlı bir toplum yapısı var. Medyası da askeri otoriteye karşı biraz ürkek. Bütün bunları hesaba katıp Türkiye’nin önünü de açabilirsiniz, yeni sıkıntıların önünü de... Ama net bir şekilde görmeniz gereken bir gerçek var, artık herkese mavi boncuk dağıtarak yolunuza devam edemezsiniz. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünelim. | | |