www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kaymaz davasında arbede ve gözaltı
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesinden sorumlu olan 4 polisin Eskişehir’de yargılanmalarına devam edildi. Müdafilerin tutuksuz sanıkların tutuklu yargılanması, sanık avukatlarının da polislerin duruşmalara katılmaması yönündeki talebi yine kabul edilmedi

Kamu kaynakları özel okula akacak
AKP, kamu kaynaklarını özel okullara aktaran, eğitimin “hizmet satın alınması” adı altında özelleştirilmesinin önünü açan, yabancılara istedikleri gibi okul açma olanağı getiren Özel Öğretim Kurumları Yasası’nı Meclis’ten geçirerek, sermayeye bir diyetini daha ödemiş oldu.

Şeref Aydın’ın cenazesi
   Türkiye’ye getiriliyor

Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden olan Şeref Aydın’ın cenazesi bugün Türkiye’ye getiriliyor. Aydın’ın cenazesi, 30 Eylül Cumartesi günü saat 12.30’da, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Duvardaki renge bile tahammül yok
Şırnak'ın Silopi ilçesinde evinin dış cephesini yeşile boyayan Cindi Sevisoğlu, duvarlara sarı güneş ortasında kırmızı yıldız figürleri yapınca, "Kongra-Gel bayrağını çizdiği" iddiasıyla hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.


Kaymaz davasında arbede ve gözaltı
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesinden sorumlu olan 4 polisin Eskişehir’de yargılanmalarına devam edildi. Müdafilerin tutuksuz sanıkların tutuklu yargılanması, sanık avukatlarının da polislerin duruşmalara katılmaması yönündeki talebi yine kabul edilmedi
Duruşma öncesinde arbede çıktı
Duruşma öncesi adliye ve çevresi polis tarafından ablukaya alındı. Polis, adliye çevresinde demir bariyerli arama noktaları oluştururken ayrıca Eskişehir’i çevre illere bağlayan kara yollarında da kontrol noktaları kuruldu. Duruşma öncesi, davayı izlemek isteyenlerle polis arasında arbede yaşandı. Polis panzerlerinin konuşlandırıldığı adliye çevresi ile kent genelinde yaklaşık bin polis görev aldı. Adliye yakınlarındaki yüksek binalarda da uzun namlulu silah taşıyan özel harekat mensupları görev aldı. Eskişehir Emniyet Müdürü Savaş Yücel’in yerinde incelediği güvenlik önlemlerinin duruşmanın bitimine kadar devam etti.
Bu arada duruşmayı izlemek için adliye önüne gelen Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkan Yardımcısı Ayla Yıldırım, SDP Eskişehir İl Başkanı Serkan Tohumcu, Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Ayşe Batumlu ve 3 partili ile kontrol noktasında görevli polisler arasında duruşmaya alınmama meselesi yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine olay yerine gelen Emniyet Müdür Yardımcısı Harun İpek, Avukat Ayşe Batumlu’nun duruşmayı izleyebileceğini söyledi. Avukat Batumlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin bu duruşmayı izlemeye hakkı olduğunu belirterek, hukuki olarak mahkeme başkanı dışında duruşmayı izlememeye kimsenin karar veremeyeceğini ifade etti ve arkadaşlarıyla birlikte içeri girmek istedi. Bunun üzerine yaşanan arbede sonucu, Emniyet Müdür Yardımcısı Harun İpek’in talimatıyla Yıldırım, Tohumcu, Avukat Batumlu ve 3 partili, polise mukavemette bulundukları ve polisin görevini engelledikleri iddiasıyla gözaltına alındı.
Yaşam hakları ihlal edildi
Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuksuz yargılanan sanık polis memurları Mehmet Karaca, Salih Ayaz ile öldürülen Ahmet Kaymaz’ın kardeşi Reşat Kaymaz katıldı. Sanık polis memurları Yaşafettin Açıkgöz ve Seydi Ahmet Döngel ise duruşmaya katılmadı. Hakim Osman Açar’ın başkanlığında yapılan duruşmaya 4 müdahil, 6 sanık avukatı katıldı. Müdahil avukatlarla konuşan Erdal Kuzu, ölen Ahmet ve Uğur Kaymaz’ın elinde bulunan barut izlerinin Adli Tıp Kurumu tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenmesini istediklerini ifade etti. Kuzu, incelemede, atış artığının kişi sağken, yaralıyken ve öldükten sonra ele bulaşma ihtimalinin belirlenmesini istedi. Bu konunun ayrıntılı bir şekilde belirlenmesinin dosyayı çözüme kavuşturacağını ifade eden Kuzu, “İddia edildiği gibi çatışma ortamı yoktur. Maktüllerin yaşam hakkı ihlal edilmiştir. Sanıkların tutuklanmasını talep ediyoruz.’’dedi.
Sanık avukatlarından Veysel Güler ise dosya içeriğinin ölen Ahmet ve Uğur Kaymaz’ın masum olduklarını ispatlamadığını ileri sürerek Ahmet Kaymaz’ın terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklıktan hüküm giydiğini ileri sürdü. Müdahil avukat Erdal Kuzu bir kez daha söz alarak sanıkların duruşmadan vareste tutulmasının daha önce mahkemeden talep edildiğini, ancak reddedildiğini hatırlattı. Kuzu ayrıca, Yeni deliller gelmesi durumunda soru haklarını engelleyeceği gerekçesiyle sanıkların duruşmalara katılmama isteminin reddini talep etti.
Sanık avukatlarından Füsun Tunçok da atış artığı ile ilgili taleplerin davayı uzatmaya yönelik olduğunu savundu.
Davada hep aynı taleplerin gelmesinin kendisini rahatsız ettiğini ifade eden Savcı Ahmet Meriç, sanıkların duruşmadan vareste tutulma taleplerinin reddini talep etti.
Sanıkların tutuklu yargılanma ve duruşmalara katılmama taleplerini reddeden mahkeme heyeti, eksik evrakın tamamlanması için duruşmayı 29 Kasım’a erteledi.
Gözaltılara kınama
Duruşma sonrasında basına açıklama yapan Avukat Erdal Kuzu, dosyada herhangi bir gizlilik kararı bulunmadığını belirterek yargılamanın bir ilkesi olarak dosyanın şu aşamada aleni olduğunu ifade etti. Duruşmaya katılmak isteyen bir avukatın gözaltına alınmasının son derece yanlış bir durum olduğunu ifade eden Kuzu, ‘’Özellikle bir avukatın duruşmaya alınmaması yargılanmanın adil olmadığı yönünde çok ciddi ipucu veriyor. İl Emniyet Müdürü’nün bu tutumunu kınıyoruz’’ dedi.
Gözaltına alınıp kısa süre sonra serbest bırakılan Avukat Ayşe Batumlu da ‘’Gözaltına alınanların arasında SDP Genel Başkan Yardımcısı, il başkanı, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü üyeleri var. Bu sıfatlar olmasa dahi birer vatandaş olarak bu duruşmayı izlemeye geldiler. Ne yazık ki, bu haklarının kullanımı engellendi. Bu durum, yargılamanın tarafsız, adil ve bağımsız yürümeyeceğini ne yazık ki göstermektedir” dedi.
Gözaltına alınanlar ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.


Başa dön


Kamu kaynakları özel okula akacak
AKP, Meclis’i sermaye için bir kez daha gece-gündüz çalıştırarak, Özel Öğretim Kurumları Yasası’nı Meclis’ten geçirdi. Yasa ile özel okul açılması kolaylaştırılırken, kamu kaynakları özel okullara akıtılıp, devlet okullarındaki öğretmenlerin özel okullara kayması, yabancıların istedikleri gibi okul açıp, arazi edinmelerinin önü açıldı.
Yasa ile özel okulların elektrik, su ve doğalgaz faturaları, devlet okullarına uygulanan tarifeler üzerinden ücretlendirilecek. Ayrıca devlet okullarında çalışan öğretmenlerin, özel okullarda da çalışmasının önü açılarak, “İhtiyaç halinde, resmi okullarda görevli öğretmenler, haftada 30 saati geçmemek üzere, özel okullarda ders verebilecekler” denildi. Bu öğretmenler, aylık karşılığı okutmakla yükümlü bulunduğu haftalık ders saatinin yarısı kadar, özel okullarda ücretli ders verebilecek ki, bu “devlet okullarının içinin boşaltılması, kaliteli öğretmenlerin özele kaydırılması” olarak değerlendiriliyor.
Yasa, devlet okullarındaki öğretmenlere değil, diğer memurlara da özel okullarda ücretli ders verebilmelerini getiriyor.
Kolaylaştırıldı
Özel okul açmada belli sermaye, kadro bulunması şartları ortadan kaldırılırken, tanıtıcı içerikli reklam ve ilan verilebilmesinin de önü açılıyor.
Yasa, meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan yerlerin, okul binalarından kapıdan kapıya en az 100 metre uzaklıkta bulunması zorunluluğunu da getiriyor.
Yasa, yalnız yabancı uyruklu öğrencilerin devam edebilecekleri yükseköğretim dışındaki milletlerarası özel öğretim kurumu açılmasını da kolaylaştırırken, yabancı okullar, Bakanlar Kurulu’nun izni ile yeni arazi alabilecek, kapasitelerini 5 misline kadar artırabilecekler.
‘Ruhban okulu’ tartışması
Tasarının 2’inci maddesi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un verdiği bir önerge ile “Gayrimüslim azınlığa mensup Türk vatandaşlarınca kurulan, Lozan Anlaşması ile güvence altına alınan, kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrenciler ile bu azınlığa etnik veya dini köken itibariyle mensup, yabancı uyruklu çocukların devam ettiği okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim özel okulları.” şeklinde değiştirilmiş, CHP’lilerin “Ruhban okulu açılıyor” eleştirileri tartışmalara yol açmıştı. AKP’li milletvekillerinin de tereddütleri nedeniyle tasarının bu maddesi tekrir-i müzakere ile yeniden görüşülerek, “Rum, Ermeni ve Musevi azınlıklar tarafından kurulan, Lozan Anlaşması ile güvence altına alınan ve kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrencilerin devam ettiği okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim özel okulları” şeklindeki eski düzenlemeye geri dönüldü.


Başa dön


Şeref Aydın’ın cenazesi
   Türkiye’ye getiriliyor
Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalist hareketinin önde gelen isimlerinden olan Şeref Aydın’ın cenazesi bugün Türkiye’ye getiriliyor. Aydın’ın cenazesi, 30 Eylül Cumartesi günü saat 12.30’da, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
İlk gençlik yıllarında THKO’ya katılan ve genç bir öğretmen olarak devrimci mücadele içerisinde yer alan Şeref Aydın, alçakgönüllülüğü, mücadeleci ve kararlı tutumuyla yaşamının son anına dek bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yer aldı.
Gazeteci, yazar ve çevirmen olarak, işçi sınıfı ve sosyalist hareketin eylem ve fikir hayatına önemli katkılar sunan Şeref Aydın, 12 Eylül darbesinden sonra TDKP davasından yargılanarak 5 yıl hapis yattı.
Şeref Aydın, 1988 yılından bu yana TDKP Merkez Komitesi Üyesi olarak bir çok kovuşturmaya uğradı. 1995’ten sonra yurtdışında kanser tedavisi görmeye başlayan Aydın, 24 Eylül Pazar günü Almanya’da yaşamını yitirdi.
Şeref Aydın’ın cenazesi Çarşamba günü Almanya’da yapılan törenin ardından bugün Türkiye’ye getiriliyor. Aydın’ın cenazesi cumartesi günü saat 12.30’da Karacaahmet Mezarlığı’nda düzenlenecek kitlesel bir törenle toprağa verilecek.


Başa dön


Duvardaki renge bile tahammül yok
Kerem Çelik
Şırnak'ın Silopi ilçesinde evinin dış cephesini yeşile boyayan Cindi Sevisoğlu, duvarlara sarı güneş ortasında kırmızı yıldız figürleri yapınca, "Kongra-Gel bayrağını çizdiği" iddiasıyla hakkında örgüt üyeliği suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Polislerin evini basması ve duvar renklerini silmesine tepki gösteren Sevisoğlu, yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi.
Silopi'nin Başak Mahallesi'deki evini tadilat nedeniyle onaran ve dış cephesinin tümünü yeşile boyayan Cindi Sevisoğlu, tadilat sırasında boyacılara evin 6 yerine güneş ve ortasında yıldız resmi çizmesini istedi. Tadilat sonrası son figürlerin de eklenmesinden sonra Sevisoğlu'nun evine 19 Eylül günü polisler tarafından baskın düzenlendi.
Sevisoğlu, başından geçenleri şu şekilde anlattı: "Ben taziyedeydim. Çocuklarım arayarak, eve acilen gelmemi istediler. Ne olduğunu daha soramadan telefona polis olduğunu söyleyen bir kişi acilen eve gelmemi istedi. Bunun üzerine taziyeyi bırakıp eve geldim. Evde gördüklerim beni şaşırttı. Onlarca polis evimde toplanmıştı. Ne oldu diye sordum aralarında sorumlu polis 'Sana iyi niyetli yaklaşacağız. Bu duvardakiler yasak. Hemen silmen gerekiyor' diyerek ses tonunu yükseltti. Ben de bunlar yasak değil diye cevap verdim. Bana 'Yeni Terörle Mücadele Yasası'na (TMY) göre bunlar Kongra-Gel'i temsil ediyor ve yasak. Hemen sileceksin' dedi. Bende bunların yasak olmadığını, hiçbir yasada da böyle bir yasağın olmadığını bildiğimi söyleyerek, silmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine evden çıktılar."
'Zorla sildirdiler'
Belediyeden suç duyurusu
Hakkari’de Dağ ve Komando Tugayı’nın, belediyenin temizliğini yetersiz bulup kentte çöp toplayıp ‘Belediye bölücülük yapma işini yap’ yazılı pankart taşınması nedeniyle, DTP’li Belediye Başkan Vekili İsmail Akboğa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Akboğa, savcılığa verdiği dilekçesinde, Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utku Cinek ve pankart taşıyan askerlerin belediyeyi töhmet altında bıraktıkları iddiasıyla haklarında kamu davası açılmasını talep etti. Olay günü Belediye Başkanı Metin Tekçe’nin il dışında bulunduğunu, başkanlık görevini kendisinin yürüttüğünü belirten Akboğa, dilekçesinde “Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utku Cinek’ten şikayetçiyim. Belediye aleyhine pankart taşıyan şahıslardan da şikayetçiyim. Şikayetim belediye adınadır’’ dedi. Öte yandan İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Mazlum-Der, “askerlerin eyleminin, askerin sivil siyasete karışması anlamına geldiğini” bildirdi. Ortak açıklamayı okuyan Ayhan Bilgen, “Seçilmiş siyasal yöneticileri, küçük düşürücü, yıpratıcı söylemler ve davranışlar kaygı vericidir” dedi. İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş ve TİHV Başkanı Yavuz Önen de askerlerin eylemine tepki gösterdi.
Öğrencilerden okul boykotu
Edirne’nin Süloğlu ilçesine bağlı Akdere Köyü’nden 35 öğrenci, taşımalı sistemle ilçe ilköğretim okulunda eğitim görme taleplerinin karşılanması için okula gitmeme eylemi başlattı. Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü’nden edinilen bilgiye göre, Süloğlu ilçesinin Akardere Köyü’ndeki 35 öğrenci, daha önce 11 kilometre uzaklıktaki Cumhuriyet İlköğretim Okulu’na gidiyordu. Öğrencilere, daha sonra taşımalı sistem gereği, 7 kilometre uzaklıktaki Büyükgerdelli Köyü İlköğretim Okulu’na gitmeleri gerektiği söylendi. Ancak öğrencilerin köy okulunda okumak istemediği için taşımalı sistemi protesto ederek okula gitmediğini belirten yetkililer, velilerin çocuklarını okula göndermemeye devam etmeleri durumunda haklarında yasal işlem başlatacaklarını bildirdiler. Öğrenci velisi Mücella Keskin, oğlu Uğur Keskin’in (10) bu yıl 4. sınıfa gideceğini, fakat yaşanan sorundan dolayı şu anda okula başlayamadığını söyledi. Çocuğunun önceki yıllarda Süloğlu’nda eğitim gördüğünden öğretmen ve arkadaşlarına alıştığını ifade eden Keskin, şöyle dedi: “Veliler olarak çocuklarımızın ilçe merkezindeki okula devam etmesini istiyoruz. Aradaki mesafe de çok uzak değil. Ben ve eşim sürekli alışveriş için Süloğlu’na gidiyoruz. Burada oğlumuzun öğretmenleriyle görüşerek durumu hakkında bilgi alıyoruz. Fakat köy okuluna giderlerse oğlumuzla bu kadar ilgilenemeyiz.” İlçede verilen eğitimle köyde verilen eğitimin aynı olamayacağını belirten Keskin, tüm veliler adına sorunun bir an önce çözümlenmesini istediklerini bildirdi.
‘Polis, yetki sınırını aşıyor’
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, polisin Ankara’daki ESP bürosunu basma işlemini hukuksuz biçimde gerçekleştirdiğini ve mahalle muhtarına da gözlemci olduğu yönünde zorla tutanak imzalatıldığını bildirdi. Yapılan basın açıklamasında konuşan İHD Ankara Şubesi Sekreteri Veli Saçılık, bu hukuk dışı olayın 25 avukatın gözü önünde yapıldığını söyledi. Saçılık, Devrimci Demokrasi çalışanı bir kişiye de ajanlık teklif edildiğini ve ölümle tehdit edildiğini kaydetti. Terörle Mücadele Yasası çıktığından beri gazetecilerin, sendikacıların, kitle örgüt yöneticilerinin tutuklandığına, çocukların öldürüldüğüne dikkat çeken Saçılık, bunun son örneğinin de ESP’ye yönelik baskınlar olduğunu ifade ederek, tüm duyarlı insanları TMY’ye karşı dayanışmaya çağırdı. İstanbul’da da sendikacılar tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Sendikacılar, Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinç ve Tekstil Sen Genel Başkanı Ayşe Yumli Yeter’in tutuklanmasına tepki gösterdiler. Belediye-İş İstabul Şubeleri, Haber-İş 1 No’lu Şube, Yol-İş 1 No’lu Şube, Tüm-Bel Sen 1 ve 5 No’lu Şubeler ile Nakliyet-İş yöneticileri düzenledikleri basın toplantısı ile, tutuklanan sendikacıların bir an önce serbest bırakılmasını istediler. Ortak açıklamayı okuyan Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm, önümüzdeki günlerde farklı eylem ve etkinlikler de gerçekleştireceklerini, Limter-İş ve Tekstil Sen ile dayanışma içinde olacaklarını söyledi. DISK tarafından yapılan açıklamada ise sendikacıların serbest bırakılması ve el konulan dökümanların eksiksiz olarak iade edilmesi istendi.
Tasarı temelsiz
Türk Mühendis ve Mimarlar Odası (TMMOB), yabancıların çalışma izinleriyle ilgili tasarının Meclis Genel Kurulu’na sevk edildiğini belirterek durumu protesto etti. İstanbul Bayındırlık İl Müdürlüğü önünde dün toplanan TMMOB üyeleri adına açıklama yapan Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, tasarının hukuksal, bilimsel, teknik ve her türlü maddi temelden yoksun olduğunu ifade etti. Celepsoy, siyasal iktidara dur demek için herkesi 14 Ekim’de Ankara’da yapılacak mitinge çağırdı. TMMOB Adana’da da, 14 Ekim de Ankara’da düzenlenecek mitinge çağrı yaptı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net