www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Türkiye saldıramaz’
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Türkiye’nin Kuzey Irak’ı işgal tehlikesi olduğunu düşünmediğini söyledi.

Evrim kuramına düşmanlık
Almanya’daki bir özel okulda, biyoloji derslerinde evrim kuramı yerine ‘yaradılış’ın anlatıldığı ortaya çıktı.

Belçika şirketinden İsrail’e boykot
Belçikalı bir şirket, İsrailli bir yüksek teknoloji şirketinin ortak iş önerisini reddetti ve şirketin ürünlerini boykot edeceğini açıkladı.


‘Türkiye saldıramaz’
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Türkiye’nin Kuzey Irak’ı işgal edeceğini sanmadığını, Irak’taki ABD askeri varlığının “dış işgallere karşı caydırıcı nitelik taşıdığını” söyledi.
Celal Talabani, Washington’daki Woodrow Wilson merkezinde yaptığı konuşmada, bir soru üzerine, “Özellikle Amerikan askeri varlığı bu tür bir dış işgali caydırıcı nitelikte. İşte bu yüzden gelecekteki olası müdahalelere karşı Irak’ta sembolik boyutta da olsa Amerikan gücü kalmasını istiyoruz” dedi.
‘Bizim de kartlarımız var’
Talabani, NPR radyosuna verdiği demeçte, “Komşularımız, içişlerimize karışmayı sürdürürse oradaki muhalif güçleri destekleriz” sözleri hatırlatılarak, konuyu açması istendiğinde, şunları söyledi: “Ben öyle değil, komşu ülkelerin Irak’ın içişlerine karışmasına tolerans gösteremeyeceğini söyledim. Bizim de oynayabilecek kartlarımız var. Irak, komşularının her şeyi yapacağı kendisinin ise sesinin çıkmayacağı kadar zayıf değil. Hoşgörümüzün sınırları var. Umarım bu konu, bizim de onların taktiklerine başvurmamızla değil, bir anlaşmayla sonuçlanır.”
Talabani, Türkiye’yi yatıştırabileceklerini ve PKK’yi çatışmaları durdurması konusunda ikna edebileceklerini de söyledi. Talabani, Türkiye ile en iyi ilişkileri kurmak istediklerini anlatarak, Türkiye’nin, demokratik niteliğiyle Irak’ın yeniden kurulmasında, ekonomide önemli rol oynadığını ve Irak’ta 130 Türk şirketinin iş yaptığını söyledi.
PÇDK’ya kapatma
Bu arada, Irak’ta PKK ile bağlantılı olduğu öne sürülen Kürdistan Çözüm Partisi’nin Mahmur’daki ‘parti örgütlenme merkezi’ kapatıldı. Merkezin Irak İçişleri Bakanlığı’nın emriyle kapatıldığı açıklandı.
Haber, KDP ve Kürdistan Özerk Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’ye bağlı ‘Peyamner’ isimli internet sitesinde yayınlandı.
Mahmur Emniyet Müdürü, “İçişleri Bakanlığı’nın emri ve Musul Emniyet Müdürlüğü’nün kararıyla söz konusu partiye karargâhını kapatması için 24 saat süre verdik. Bu sürenin bitmesiyle de karargahı kapattık” dedi.
Kürt planına ret
Bağdat’ta ise, anayasal değişikliği gerektiren federalizm yasa tasarısı mecliste görüşülmeye başlandı. Irak Meclisi, Kürdistan Özerk Bölgesi’nin sınırlarını çizen ve Kerkük’ü de içeren haritayı reddetti.
Kürtlerin önerdiği haritada, çeşitli etnik grupların bir arada yaşadığı, petrol zengini Kerkük kenti, Kürt bölgesine dahil edilmiş görünüyordu. Haritaya özellikle Sünniler sert tepki gösterdi ve bu taslak reddedildi.
Şiilerin, ülkenin güneyinde de kuzeyde olduğu gibi özerk bir bölge oluşturulmasını talep ettiği taslağın ise ilk görüşme sonunda onay aldığı bildiriliyor.
Meclis, pazar günü bu taslağı ikinci kez görüşüp oylayacak. Metni yasalaştıracak son oylama ise gelecek hafta içinde yapılacak.

Başkent yine kan gölü
lBağdat’ın, farklı mezheptekilerin bir arada olduğu bir semtinde Sünnilerin iki camisine ve evlerine düzenlenen saldırılarda 3 kişi öldü, 11 kişi yaralandı. Yaralı yakalanan saldırganlar kendilerini Mehdi Ordusu üyesi olarak tanıttı.
  • Bağdat’ın doğu kesiminde mezhep ayrılığına dayalı şiddet sonucu vurularak öldürüldüğü düşünülen 23 kişinin cesedi bulundu.
  • Bakuba kentinde düzenlenen havan topu saldırısında, 3’ü kadın 8 kişi öldü.
  • İngiliz ve Irak askerleri, Basra’da dün sabah büyük bir “güvenlik operasyonu” başlattı.
  • Devrik lider Saddam Hüseyin ve 6 eski Iraklı yetkilinin Kürtlere yönelik soykırımla suçlandığı Enfal davasında duruşma 9 Ekim’e ertelendi.


    Başa dön


    Evrim kuramına düşmanlık
    Almanya’nın Hessen Eyaleti’ndeki özel okullarda biyoloji derslerinde evrim kuramı yerine ‘yaradılış’ öğretiliyor.
    Giessen kentindeki bir özel okulda öğrencilere evrim kuramının ‘uydurma’ olduğunu anlatan öğretmenin görevden alınması için yapılan başvurulara bakanlığın verdiği cevap, “Özel okullara karışamayız” oldu.
    Böylece öğrenciler, biyoloji dersinde yaşamın ortaya çıkışını; “Tanrı altıncı günde dinozorları yarattı. Böylelikle dinozorlar insanlarla birlikte yaşamaya başladılar. ABD’deki Grand Canyon, Tanrı’nın günahkarları cezalandırmak için gönderdiği tufan sırasında oluştu. Dünya ise bazı kendini bilmezlerin söylediği gibi milyarlarca değil, yalnızca 6 bin yaşında” gibi ifadelerle öğreniyorlar.
    Devlet okulunda da işbaşındalar
    İşin ilginç olan bir diğer yanı ise, bilimin çoktan çürüttüğü bu fikirlerin yalnızca özel bir dini okulda değil, devlete bağlı Liebig Okulu’nda da öğretilmesi.
    Giessen’deki Liebigschule okulunda biyoloji ve kimya öğretmenliği yapan Wolfgang Meyer, öğrencilerine evrim kuramının ‘saçmalığını’, Tanrı’ın dünyayı, gezegenleri ve canlıları nasıl yarattığını ayrıntılarıyla anlatma şansına da sahip. Meyer, köktendinciliğiyle tanınan Özgür Protestan Kilisesi taraftarlarından. Bu mezhep, ABD Başkanı George W. Bush’un mezhebi olarak biliniyor.
    Liebig Okulu’nun müdürü ise, durumdan haberdar olduğunu bildirdi. Müdür Heidrun Sages, öğretmenin evrim kuramına karşı ders materyalleri kullandığını, ancak evrim kuramının da müfredatta yer aldığını söyledi.
    Mozart bile yasak!
    August-Hermann-Francke özel okulunda ise biyoloji derslerinin İncil esas alınarak yapılması “normal” prosedür. Okulun eski biyoloji öğretmenlerinden Ulrich Marienfeld, Darwin’in Evrim Kuramı’nı “zararlı ve yanlış” olarak niteleyerek bazı velilerin tepkisini çekti. Örneğin dönemin öğrencilerinden Jacobus Gaeth, Giessen Üniversitesi Doğa Bilimleri profesörü olan babasının bu nedenle kendini okuldan aldığını belirtiyor. Okulda yalnız doğa bilimleri öğretmenlerinin değil tüm öğretmen kadrosunun köktendinci olduğunu söyleyen Gaeth, bilimcilerin kötü niyetli insanlar olduğunu yazan bir ders kitapları olduğunu, müzik öğretmenlerinin ise başta Mozart olmak üzere, Hıristiyan olmayan sanatçıların eserlerini yasakladığını ifade ediyor.
    ‘Özel okullara karışamayız’
    Üç yıl önce Hür Demokrat Parti (FDP) milletvekili Otto Solms’un eşiyle birlikte Hessen Eğitim Bakanlığı’na bilim düşmanı öğretmenlerin görevden alınması için başvuruda bulunduğunu, ancak “özel okullara karışılamayacağı” yönünde yanıt aldıklarını dile getiren Gaeth, geçen hafta ARTE televizyon kanalında yapılan programla konunun tekrar gündeme gelmesinden sevinç duyduğunu belirtti.
    Konunun medyaya yansımasından sonra bir açıklama yapan Hessen Eğitim Bakanı Karin Wolff, adı geçen okul ve öğretmenlerle ilgili iddiaların doğru olup olmadığının araştırılacağını ve gerekenin yapılacağını bildirdi. Ancak Wolff, özel okulların ders programlarına karışamayacaklarını yineledi.
    Alman Biyologlar Birliği’nden Carsten Roller ise, yaradılışın biyolojiye değil din dersine ait olduğunu, devletin özel okulların müfredatlarında bilim düşmanlığı yapılmasına müdahale edebileceğini vurguladı.


    Başa dön


    Belçika şirketinden İsrail’e boykot
    Belçikalı bir şirket, İsrailli bir yüksek teknoloji şirketinin ortak iş önerisini reddetti ve şirketin ürünlerini boykot edeceğini açıkladı.
    Belçikalı U2U yüksek teknoloji şirketi, İsrailli Ynet şirketinin iş önerisini, “İsrail yönetiminin savaş suçları ve ırkçı rejimi”ni sebep göstererek reddetti. U2U müdürü Wi-m Yotrasprot, İsrailli şirkete gönderdiği mektupta, “Lübnan’daki yıkım ve savaş suçları ile Filistin’e yönelik ırkçı baskı nedeniyle, U2U İsrailli şirketlerle iş yapmak ve İsrail mallarını kullanmak istemiyor” ifadelerini kullandı.
    Tel Aviv yönetimine adeta insanlık dersi veren U2U müdürü, “Umarım, ülkenizin siyasi durumu yakın zamanda radikal değişikliklere sahne olur ve Yahudi olmayan kültürlere gerektiği saygıyı göstermeyi öğrenirsiniz” diye yazdı.
    Karanlıkta Ramazan
    Öte yandan, Gazze’de 25 Haziran’dan bu yana devam eden elektrik sıkıntısı, Ramazan’da da sürüyor. İsrail’in kaçırılan askerini bahane ederek, başlattığı saldırının ilk günlerinde enerji santrallerini hedef alması nedeniyle 25 Haziran’dan bu yana karanlığa mahkûm olan Gazzeliler, Ramazan’ı da bu karanlıkta geçiyorlar.
    İftarını ve sahurunu, mum ışığında yapmak zorunda kalan birçok Gazzeli için akrabalarını ziyaret etmek bile büyük bir lüks halini aldı. Ebu Muhammed Abdil, “Bu Ramazan olağanüstü biçimde sürüyor. Eskiden teravih namazının ardından akrabalarımızı ziyarete gider, sahurumuzu beraber yapardık. Artık buna imkan yok” dedi.
    İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem ise, İsrail ordusunun elektrik santrallerini bombalayarak savaş suçu işlediğini belirtti. Örgütün raporunda, saldırı “gayrimeşru” olarak nitelendi ve tamamen sivil bir hedefe saldırılmasının savaş suçu olduğu hatırlatıldı.
    Raportörün tepkisi
    Bu arada BM insan hakları özel raportörü John Dugard, İsrail’in Gazze Şeridi’ni Filistinliler için “kabul edilemez ve trajik bir hayata; bir hapishaneye” çevirdiğini söyledi. BM İnsan Hakları Konseyi’ne bilgi veren Dugard, “Diğer ülkelerde bu süreç etnik temizlik olarak adlandırılabilir, ancak İsrail söz konusu olduğunda böyle bir dil kullanılamıyor” ifadesini kullandı.
    Genç kızı öldürdüler
    Öte yandan İsrail, Refah’taki bir eve düzenlediği hava saldırısında 14 yaşında Filistinli bir genç kızın ölümüne, biri kadın, diğeri çocuk 2 kişinin yaralanmasına neden oldu.
    İsrail askeri mahkemesi ise, Filistin Başbakan Yardımcısı Nasır El Şair’in serbest bırakılmasına karar verdi. El Şair’in avukatı Usame El Sadi, mahkemenin, bir aydır gözaltındaki başbakan yardımcısını cezaevinde tutmak için yeterli delil bulunmadığını kabul ettiğini söyledi.

    Halk ‘barış’ dedi
    İsraillilerin çoğunluğunun, Hamas’ın da yer aldığı olası bir Filistin birlik hükümetiyle İsrail arasında görüşmelere destek verdiği ortaya çıktı. İsraillilerin yüzde 67’si, böyle bir adımın, Filistinlilerle barış için gerekli olabileceği görüşünü belirtti.
    Ankete göre İsraillilerin yüzde 56’sı, mevcut Hamas hükümetiyle görüşmelere de destek veriyor. Filistinlilerin yüzde 59’u da Filistin’in Hamas hükümetiyle İsrail arasında görüşmeleri desteklediğini bildirdi.
    Buna karşılık, Filistinlilerin yüzde 63’ü, İsrail’e Hizbullah’ın füze saldırısı yöntemini benimsediği belirtti. Filistinlilerin yüzde 57’si bombalı eylemlerden, yüzde 75’i de İsrailli askerlerin kaçırılmasından yana. Ancak Filistinlilerin yüzde 77’si tek başına şiddete dayanmanın akıllıca olmayacağı ve bunun bir siyasi çözüme varması gerektiği görüşünde.
    İsrailli Yahudi’lerin yüzde 77’si, ülkedeki İsrailli Arapların, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yakın olduğu görüşünü belirtti. İsrailli Araplar’ın yüzde 70’i, Hizbullah lideri Nasrallah’ın, kendilerini gözettiği düşüncesini taşıyor.
    Araştırmaya cevap verenlerin yüzde 56’sı ise Suriye ile bir barış anlaşması karşılığında, İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmesine karşı görüş belirtti.


    Başa dön


  • Iraklılar ABD’yi istemiyor
    ABD Dışişleri Bakanlığı ve Irak’taki bağımsız gözlemcilerce yapılan anketler, Irak halkının büyük bir kısmının, ABD askerlerinin ülkeyi derhal terketmesini istediklerini ortaya koydu. Iraklılar’a göre, ABD’nin ülkeyi terketmesi durumunda ülke daha güvenli olacak, mezhep çatışmaları durulacak ve şiddet azalacak. Washington Post gazetesinde yayımlanan Dışişleri Bakanlığı anketine göre, Bağdat’taki Iraklılar’ın yüzde 65’i, yabancı işgal askerlerinin ülkeyi terketmesi durumunda “kendilerini daha güvende hissedecekleri” yönünde görüş bildirdi. Geçen çarşamba günü açıklanan “Maryland Üniversitesi Uluslararası Siyasi İlişkiler Programı” tarafından yapılan ankete göre ise, ülke genelinde Iraklılar’ın yüzde 71’i, Bağdat hükümetinin, işgal güçlerinden yılsonuna kadar Irak’ı terketmeleri yönünde takvim belirlemesini istedi. Ankete katılanların yüzde 77’si ise, Bağdat’ın talebine karşılık ABD’nin olumsuz yanıt vereceğini çatışmaların artmasına sebep olacağını ifade etti. Kürdistan Özerk Bölgesi dahilinde yaşayanların ise, ABD’nin ükeyi terketmesine soğuk baktığı görüldü. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin 20 sayfalık raporunda, “Kürt yönetimi altındaki bölgeler dışında bulunan Iraklılar’ın büyük bir çoğunluğu, koalisyon güçlerinin ülkeyi derhal terketmesini istiyor” ifadelerini kullandı. Anketlere göre, Bağdat sokaklarında en çok konuşulan konu, “ABD’nin, Irak’ta kalmak için ülkeyi iç savaşa sürüklediği” hususu. Iraklılar’ın büyük bir kısmı, ABD’nin mezhep çatışmalarını körüklediğini düşünürken, bu düşüncede olan işsiz Muhammed Ali (42), “Amerika, dünyanın en güçlü ülkesi, Irak gibi küçük bir ülkeyi gerçekten yönetemiyor mu? Kuşkusuz hayır. Askerlerini, yeniden inşa bahanesiyle Irak’a getiriyorlar ve Irak’ı yok ediyorlar” diye konuştu. Eski bir futbolcu olan Muhammed Hadim El Duleymi ise, ABD’nin, Irak’taki şiddete göz yumduğunu, hatta körüklediğini belirterek, “Irak’ta kötü giden ne varsa, bunun sebebi ABD’dir” ifadelerini kullandı. Siyasetçiler ise, ABD’nin ülkede kalmasından yana. Düne kadar ABD’yi “kasap” diye nitelendiren Sünni milletvekili Mahmud El Maşhedeni, “Yıllarca Irak’ta kalmalılar. Hatta onyıllar boyu” dedi. 27 yaşındaki konservatuar öğrencisi Firas Adnan ise, Iraklılar’ın işgal konusundaki kararsız tavrını en iyi yansıtanlardan. Adnan, “Ne istediğimi bilmiyorum. Amerikalılar şimdi giderlerse, Irak büyük bir felaketin eşiğine gelebilir. Kalırlarsa, daha büyük problemler olabilir. Ama buna rağmen, bence bugün gitmeleri yarın gitmelerinden daha iyidir. Biz sadece eski günlerimize dönmek istiyoruz” diye konuştu.
    Hugo Chavez’in öfkesi dinmiyor
    Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, Venezüella’nın ekim ayında boşalacak BM Güvenlik Konseyi’ndeki geçici sandalyeye aday olmasına karşı olan ABD’nin “BM Güvenlik Konseyi’nden çıkması gerektiğini” söyledi. Chavez, Venezüellalı bir Güvenlik Konseyi’nin “yaşayamaz” olduğunu söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice’ı da topa tuttu. İngilizce olarak “O kim” diye soran Chavez, Rice’ın açıklamasının “dünyanın efendisi gibi davranan ABD saldırganlığına ek bir kanıt teşkil ettiğini” söyledi. Chavez, “BM Güvenlik Konseyi’nden çıkması gereken ABD. BM Merkezi’nin de ABD’yi terk etmesi gerek” dedi. Rice, yaptığı açıklamada, Venezüella’nın sandalyeye sahip olmasının “BM Güvenlik Konseyi’nin sonunu hazırlayacağını” ve bunun “ciddi bir konu” olduğunu söylemişti. Ekim ayında Arjantin, BM Güvenlik Konseyi’ndeki geçici sandalyesini boşaltacak. Bu sandalye için Venezüella ve adaylığı ABD tarafından desteklenen Guatemala çekişiyor. Bu arada Chavez, Dışişleri Bakanı Nicolas Maduro’nun, New York Havaalanı’nda alıkonulması nedeniyle, resmi protesto göndereceklerini söyledi. Chavez, ABD’nin Venezüella Büyükelçisi’ne protesto mektubu verileceğini ve bu notta “Bu olay tekrarlanırsa, kim olursa olsun Venezüella’da aynı davranışı göstermek zorunda kalacaklarını” belirteceklerini kaydetti. Chavez, Bakan Maduro’nun New York Havaalanı’nda güvenlik güçlerince 1,5 saat alıkonulmasıyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler’in soruşturma yapmasını istemişti.
    Operaya dini oto-sansür
    Berlin’de Hz. Muhammed ve Hz. İsa’nın kesik başlarının gösterildiği bir sahne içeren Mozart’ın Idomeneo operası dini tepki çekeceği endişesiyle sahneden çekildi. Deutsche Oper adlı opera grubunun yöneticileri, güvenlik yetkililerinin Idomeneo’yu sahneledikleri taktirde ‘hesaplanamayacak’ kadar büyük risklere maruz kalacakları yönündeki uyarısı üzerine operayı sahneye koymaktan vazgeçtiklerini açıkladı. Yapılan açıklamada, “Hz. Muhammed karikatürleri üzerine çıkan tartışmanın sonuçlarını biliyoruz. Bunun çok ciddi ele alınması gereken bir konu olduğuna inanıyor ve desteklerinizi bekliyoruz” denildi. Opera 2003 yılında Berlin’de sahneye konmuş, kralın Hz. Muhammed, Hz. İsa, Buda ve Yunan deniz tanrısı Poseidon’ın kesik kafalarını sunduğu sahne tepkilere yol açmıştı. Operanın yönetmeni Kirsten Harms, güvenlik yetkililerinin kendilerini olası tehditler konusunda uyardığını ve eseri sahneye koymaktan vazgeçmenin gerek sanatçılar, gerekse operaseverlerin çıkarına olacağını söyledi. Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble ise, kararı ‘delice ve kabul edilemez’ olarak nitelendirdi. Berlin Belediye Başkanı Klaus Wowereit de yönetmenin yanlış karar verdiğini savundu. Açıklık, hoşgörü ve özgürlük hakkındaki fikirlerin yaşaması gerektiğini söyleyen Wowereit, “Kendi isteğiyle kendini sınırlandırmak, bizim değerlerimize karşı savaşanlara önceden tastik vermek anlamına gelecektir” dedi. Almanya İslami Konseyi lideri Ali Kızılkaya ise eserin sahneye konmaması kararını destekledi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net