www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



12 Eylül’ün öyküdeki fotoğrafları
İkisi, Necati Güngör ile Behçet Çelik evlerindeki kitaplıkları açmışlar, üçüncü kişi olan Kadir Yüksel kitaplığıyla birlikte her türlü çalışma zorluğunu yüklenmiş, araç ve donatım temini ise Jaklin Çelik’in.

‘12 Eylül devam ediyor’
43’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’na katılan ‘Eve Dönüş’ filmi ilk kez izleyiciyle buluştu.

Meksikalı yazarlar Ankara’daydı
Meksikalı yazarlar Sylvia Marcos ve Juan Robert İstanbul’dan sonra Ankara’da da okurlarıyla buluştu.


12 Eylül’ün öyküdeki fotoğrafları
Sennur Sezer / sennursezer@yahoo.com
İkisi, Necati Güngör ile Behçet Çelik evlerindeki kitaplıkları açmışlar, üçüncü kişi olan Kadir Yüksel kitaplığıyla birlikte her türlü çalışma zorluğunu yüklenmiş, araç ve donatım temini ise Jaklin Çelik’in. Bu işbirliğinin görünen kişisi Hürriyet Yaşar. Birlikte kotarılan işin adı: Bir Tersine Yürüyüş/ 12 Eylül Öyküleri.
Sanatın, özgürlüğün, dayanışmanın, örgütlenmenin ortadan kaldırılmaya çalışmasının başlangıç noktası olan 12 Eylül 1980’i yansıtan bir demet öykünün yer aldığı antoloji bence toplumdaki birlik olma/dayanışma ruhunun yaşayışının kanıtı. Bu birliktelik Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın yayınlanmasına izin verdiği Abidin Dino desenleriyle taçlanmış. Böyle bir araya gelişlerin, üstelik bir yanında örgütler/vakıflar bir araya gelince 12 Eylül mahkemelerinde nasıl suçlandığını düşünüyorum bir an: “Legal bir örgütü illegale düşürme”, “Legal görünüşlü illegal amaçlı örgütle organik işbirliği” , gülmece için malzemesi bol kurgular... Peki bu suçlamalar eskidi mi sanki? “Gözünün üstündeki kaş alışılmış kalıplara uymuyor” suçlamalarının, tutuklamalarının yönünün değiştiği bile söylenemez. Üstelik 12 Mart’ın “sayın muhbir vatandaş”ları “saygıdeğer ulusal duygularını kontrol edemez linç grupları” biçiminde çoğaldılar.
Neyse bu bir başka yazı konusu.
Hürriyet Yaşar, 12 Eylül 1980’den 26 yıl sonra darbeyi anlatan öykülerden bir seçki hazırlamış.
Antolojinin başında Hürriyet Yaşar’ın önsözü, Ahmet Erhan’nın şiiri, Osman Şahin’in armağan sunusu yer alıyor. Antolojide öyküsü/öyküleri olan yazarlar: Aziz Nesin, Muzaffer İzgü, Hasan Özkılıç, Ferit Edgü, Samim Kocagöz, Nedim Gürsel, İnci Aral, Işıl Özgentürk, Nalan Barbarosoğlu, Feride Çiçekoğlu, Hürriyet Yaşar, Demirtaş Ceyhun, Ülkü Ayvaz, Semra Özdamar, Mehmet Başaran, Feyza Hepçilingirler, Eray Karınca, Cemil Kavukçu, Özcan Karabulut, Ali Balkız, Mustafa Balel, Nemika Tuğcu, Ahmet Yurdakul, Süheyla Acar, Oya Baydar, Orhan Duru, Berrin Kırımlıoğlu.
On İki Eylül denilen tarih
Bizim ülkemizin tarihinde on ikiler nedense demokrasiye de insan haklarına da pek hayırlı gelmemiştir. Bu hayırlı gelmeyiş, kültürel bir direnmeyle, On İki Mart şiirleri, öyküleri romanlarıyla aşıldı bir dönem. 12 Eylül’ün etkisiyse önce bir direnişle aşılmaya çalışıldı. Sonra yeni kuşaklarla bir tür çözülüş yaşandı .Hürriyet Yaşar, On İki Eylül ve Öyküleri başlıklı önsözünde, 12 Eylül’ü irdelerken 12 Eylül’e bugün neden gösterilen olayların da , etkilerinin de üzerinde duruyor. 12 Eylül’ü irdelerken söylediği her şeye katılmak olası değilse de, hemen herkesin katılacağı yargılar var:
“On İki Eylül...
Bizim kuşağımızın en iç karartıcı çağrışımlarını taşıyan bir kırılma noktasının adı...
Çocukları siyasal olayların içinde olduğu için, kulakları telefonun ya da kapının zilinde, gözleri pencerede ana-babalar... O yıllarda genç çocukları olanlara bugün 12 Eylül denince ilk ne duyumsadıkları sorulsa, yanıtlar, çocuklarının 12 Eylül hapishanelerine düşmüş olup olmadığına göre değişebilir.
12 Eylül, her şeyden önce gözaltı ve işkence demekti.
Siyasal nedenlerle her gün yirmi kişinin öldüğü bir vur-kır ortamının, darbenin hemen ertesi günü nasıl sonlanabildiğinin, savcıların, politikacıların, devlet adamlarının, gazetecilerin... bütün toplumun önünde çözülmemiş bir soru olarak duruyor olması hiçbir işe yaramadı. Daha birçok sorunun yanıtsız kalabildiği ülkemizde, o soru da yanıtsız sorular listesine eklendi, o kadar.”
Akdeniz ülkeleri, Güney Amerika sık sık askeri darbeler yaşar. Ama toplum bu darbelerle hesaplaşır, sorumluları yargılar. Bizim tek hesaplaşma konumuz edebiyattır, resimdir...
Bir Tersine Yürüyüş, belleğini yitirmek istemeyenler için... Geçmişin yaralarını dağlayarak sağaltmayı göze alanlara.


Başa dön


‘12 Eylül devam ediyor’
43’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması’na katılan ‘Eve Dönüş’ filmi ilk kez izleyiciyle buluştu. Antalya Kültür Merkezi’ndeki galaya jüri üyeleri, filmin yönetmeni Ömer Uğur ve başrol oyuncularından Sibel Kekili katıldı. Filmde siyasetten uzak, geçim derdiyle boğuşan işçi Mustafa’nın, bir ihbar üzerine 1980 yılındaki askeri darbede gözaltına alınması, maruz kaldığı işkence ve yaşadığı travma anlatılıyor. Seyirciler tarafından büyük ilgiyle karşılanan film, 80 dönemini anlatan konusu ve başarılı oyuncu performanslarıyla dikkat çekti.
Yönetmen Ömer Uğur, senaryosunu 16 yıl önce yazdığı filmin nihayet hayata geçirilebilmiş olmasından dolayı mutluluk duyduğunu söyledi ve “Uzun süre bu filmi çekmek için girişimlerde bulunduk. Sonunda Limon Yapım’ın çıkışıyla filmi yaptık. Yine de hiçbir şey için geç değil. Bu film benim borcum diye düşünüyorum. 80 dönemini yaşayanlar beni daha iyi anlayacaklar. Ölmüş arkadaşlarıma bir gönül borcum vardı. Onu artık ödediğimi tahmin ediyorum” dedi. Filmin ‘sert’ olmakla eleştirilebileceğini söyleyen Yönetmen Ömer Uğur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bizim yaşadıklarımız, şahit olduklarımız daha sertti. Bu filmi yapmamızın nedeni 12 Eylül’ün yalnızca sıradan bir tarih olmadığını, Türkiye’yi bugüne getiren nedenlerin başında olan çok ciddi bir kırılma noktası olduğunu ifade edebilmektir. Filmin afişine ‘12 Eylül devam ediyor’ yazacağım”.
Mağdurlarla konuşuldu
Film çalışmalarına başlamadan önce çekilecek işkence sahnelerinin gerçekçiliğini sağlamak için çeşitli insan hakları dernekleri, Tabipler Odası ve gerçek hayatlarında işkence görmüş insanlara danıştıklarını söyleyen Uğur, “Mehmet Ali Alabora’yı işkence görmüş insanlarla tanıştırdık. Filmdeki performansının etkileyici bulunmasının sebebi gerçekçi olmasıdır” dedi.
Gala gösteriminde izleyicileri temas ettiği konularla etkileyen “Eve Dönüş”, oyuncularından Sibel Kekilli’yi de ağlattı. Filmi ilk defa izleme fırsatı bulduğunu belirten Kekilli, duyguları sorulduğunda kızarmış gözlerini göstererek “Halimden belli değil mi? Çok duygulandım” dedi. Senaryoyu okumadan önce Türkiye’de böyle şeylerin olduğundan haberi olmadığını söyleyen Kekilli, bu film için çalışmaya başladıktan sonra dönemle ilgili bilgi edinebildiğini belirterek “Türkiye’nin böyle bir dönemden geçtiğini bilmediğim için çok utanıyorum. Ben Almanya’da doğdum, büyüdüm. Almanya’nın yakın tarihine ilişkin her şeyi biliyorum. Fakat asıl ülkem Türkiye’de neler olduğundan haberim yok. Annemle babam da bana anlatmadılar. Bütün gençlerin bunları öğrenmesi gerekiyor. Hiç değilse bu filmi izlesinler. En azından kafalarında bir soru işareti oluşur” ifadelerini kullandı.
“Eve Dönüş” filmi 3 Kasım’da vizyona girecek.

Bir minyatür ustasının öyküsü:
   CENNETİ BEKLERKEN
Altın Portakal’de galası yapılan filmlerden biri de “Cenneti Beklerken” oldu. Antalya Kültür Merkezi’nde yapılan galanın ardından düzenlenen söyleşiye filmin yönetmeni Derviş Zaim, oyuncular Serhat Tutumluer, Melisa Sözen, Numan Acar, Mesut Akusta, Mehmet Ali Nuroğlu, Nihat İleri ve yapım ekibi katıldı.
Derviş Zaim, dört yıllık çalışma sonucunda ortaya çıkan filmden mutluluk duyduğunu belirterek, “Yapım sürecinde anlatılsa trajikomik bir hikaye olabilecek bir sürü terslik yaşadık. Hatta iki gün öncesine kadar filmi festivalde seyredip seyredemeyeceğimizden bile emin değildik. Ama neyse ki sonuç güzel oldu” dedi. Zaim, 17. yüzyılda yaşayan bir minyatür ustasının yaşadıklarının konu edildiği filmi yaparken, 12. yüzyılda Anadolu’da geçen bir hikayeden ve bir 17. yüzyıl eseri olan Velazquez’in “Nedimeler” tablosundan etkilendiğini söyledi.
Kayseri, Kapadokya ve İstanbul’da beş hafta süren çekimler sonunda tamamlanan film, yönetmenin deyişiyle, hiç istemediği şeyleri yapmak zorunda kalan bir adamın değişim ve gelişim hikayesini anlatıyor. Sinemasal anlatımındaki özgünlükle ve kullanılan dijital efektlerle dikkatleri üstünde toplayan film, tarihsel bir hikayeyle günümüzün modern dünyasına gönderme yapıyor. Filmin oyuncuları arasında Melisa Sözen ve Serhat Tutumluer dışında Mesut Akusta, Mehmet Nuri Nuroğlu ve Rıza Sönmez bulunuyor.

Zeki Demirkubuz aşkı sorguluyor
Yönetmen Zeki Demirkubuz, Altın Portakal için yarışan son filmi “Kader”de aşkın bir kader mi yoksa bilinçli bir tercih mi olduğu ikilemini sorguluyor. “Kader”in başrollerinde Uğur Bayraktar ve geçen yıl ‘Genç Kız’daki performansıyla Altın Portakalı evine götüren Vildan Atasever oynarken, seyirci tam bir aşk öyküsü ile karşılaşıyor. ‘Masumiyet’, ‘Üçüncü Sayfa’, ‘İtiraf’, ‘Yazgı’ ve ‘Bekleme Odası’ gibi başarılı yapıtlardan tanıdığımız Demirkubuz, galası Antalya’da yapılan ‘Kader’de kahramanlarına içsel hesaplaşmalar yaptırarak aşk acısı yaşatıyor. 17 Kasım’da sinemaseverlerin karşısına çıkması beklenen film ‘Masumiyet’in devamı sayılsa da Bekir ve Uğur’un 25 yıl önceki durumlarını, tanışmalarını, aşık olmalarını ve ‘Masumiyet’ öteki Bekir ile Uğur’a dönüşmelerini konu alarak öykünün en başına dönüyor. Çekimleri İzmit, İzmir, Sinop ve Kars’ta yapılan 103 dakikalık filmde diğer tüm filmlerin toplamı kadar bütçe harcadığını (400 bin Euro) ve filmle tekrar tekrar uğraşmaktan bıktığını belirten Demirkubuz, filmin aşırı küfürlü olması eleştirisi için ise, “Valla hayat böyle yani, ne yapabilirim! Ben içki bile içmeyen bir insanım, özellikle küfür merakım da yoktur. Tribün dışında asla küfür etmem. Ama gerçekten hayat böyle. Bu benim işim, beni de aşan bir konu. Ben bildiğimi yapmak durumundayım. Öyle de olur böyle de” dedi.


Başa dön


Meksikalı yazarlar Ankara’daydı
Meksikalı yazarlar Sylvia Marcos ve Juan Robert İstanbul’dan sonra Ankara’da da okurlarıyla buluştu.
Dipnot Kitabevi’nde okurlarıyla buluşan yazarlar, Türkçeye çevrilen kitaplarını imzalama ve okurlarıyla sohbet etme olanağı buldular. Fikret Başkaya, Temel Demirer ve Sibel Özbudun’un da katıldığı etkinlikte, dayanışma duygularını paylaşan yazarlar, “ortak düşman kapitalizme karşı daha ektin bir mücadele için” bu ziyaretlerin önemine dikkat çektiler.
Zapatistalar
kitaplık
  • Konumuz nükleer savaş
    Denıs Johnson “Fiskadora” isimli romanında nükleer savaş gibi karanlık bir geleceği konu almış. Romanın atmosferinde evrensel sorunlar da karşımıza dikiliveriyor. ( Fiskadoro Denıs Johnson 203 sayfa, roman Ayrıntı Yayınları)
  • Ölüm ve cinsellik
    1990’da “Çaydanlıklı Tanık” adlı öyküsüyle Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü’nü, 1992’de “Bayan Mira’yla Ufak Bir Gezinti” adlı öyküsüyle de Varlık Dergisi’nin Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazanan Semra Topal, ölüm ve cinselliğin her şeyi ele geçirdiği romanı “Yara” ile okuyucularının karşısına çıktı. (Yara Semra Topal 150 sayfa, roman Agora Kitaplığı)
  • İçki geleneği mercek altında
    Fuat Bozkurt, “Türk İçki Geleneği” adlı kitabında, Eski Türklerden günümüze Türk toplumunda içki ve eğlence kültürünün tarihini, kımızdan şaraba ve oradan da rakıya uzanan zaman çizgisinde gelenekleşen anlayışların izlerini sürüyor. (Türk İçki Geleneği Fuat Bozkurt 240 sayfa, inceleme Kapı Yayınları)
  • Amerikan cinneti
    Zeynep Atikkan 11 Eylül saldırılarının beşinci yılında ABD’nin ve ona bağlı olarak dünyanın geçirdiği değişimi ve geldiği noktayı “Amerikan Cinneti” isimli kitabında tartışıyor. “Amerika ile nefret ya da hayranlık dışında bir ilişki kurabilmek, bu ülkede ne olup bittiğini, tartışmaları, yeni eğilimleri kavramakla mümkün” diyen Atikkan’in kitabı, ABD’nin sapan rotasını mercek altına alıyor. (Amerikan Cinneti Zeynep Atikkan 494 sayfa, politika YKY)
  • Bahar Yorgunu
    İbrahim Koyun, ikinci kitabı “Bahar Yorgunu”nu çıkardı. Koyun, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü’nden mezun olmuş. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden emekli olan Koyun, “Bahar Yorgunu yorulmadan severek okunacak bir kitap” diyor. (Bahar Yorgunu İbrahim Koyun 128 sayfa, roman Kora Yayınları)

  • Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net