www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Peşmergelere İsrail eğitimi’
İngiliz yayın kuruluşu BBC, İsrail ordusundan emekli olan komandoların, Irak’taki Kürt peşmergelere gizli eğitim verdiğini bildirdi. Habere göre eğitim, Erbil Havaalanı’nın korunması ve ‘karşı-terör operasyonu’ konularında verildi.

l’Humanite şenliğine büyük ilgi
Fransa Komünist Partisi’nin gazetesi l’Humanite, geleneksel şenliğini gerçekleştirdi. Üç gün süren şenlikte en önemli gündem maddesi, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ‘sol birlik’ oldu.

Ahmedinecad salvosu
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, 160’a yakın ülkenin lider ve hükümet yetkililerinin katıldığı BM Genel Kurulu’nda ABD ve İngiltere’yi eleştirdi.


‘Peşmergelere İsrail eğitimi’
İngiliz yayın kuruluşu BBC, İsrail ordusundan emekli olan komandoların, Irak’taki Kürt peşmergelere gizli eğitim verdiğini bildirdi. Habere göre eğitim, Erbil Havaalanı’nın korunması ve “karşı-terör operasyonu” konularında verildi.
Newsnight programında yer alan habere göre, eski İsrail özel kuvvet askerleri, 2004’te Türkiye üzerinden Irak’a geçerek, iki ayrı peşmerge grubunu eğitti. Eğitim hakkındaki bilgileri, bu süreçte rol oynayan, adı açıklanmayan bir İsrailli eski komando verdi. Eski komando; bir grup peşmergeyi Erbil Havaalanı’nın korunması için eğittiklerini, 100 civarında peşmergeyi ise, “kalabalığın içindeki teröristleri öldürmek” gibi özel anti-terör konularında eğittiklerini anlattı.
İsrailli komandoya göre peşmergeler, kendilerini eğitenlerin İsrailli olduğunu bilmiyordu, ancak peşmerge komutanları bunu bilmekteydi.
Newsnight’ın özel dosyasında; Erbil Havaalanı’nda güvenlik ve iletişim ihalelerini alan şirketin de, İsrailli “Interop” olduğu belirtildi.
Daha önce de Irak gazeteleri konuyla ilgili haberler yapmış, ancak Iraklı Kürt liderler bu haberleri sürekli yalanlamıştı.
Hükümet sallantıda
Irak’ta giderek yükselen şiddet ve katliamların ardından, Bağdat hükümeti hakkında doğan soru işaretleri güçleniyor. New York Times gazetesinde dün yer alan habere göre, üst düzey Iraklı ve Amerikalı yetkililer, Başbakan Nuri Kemal el Maliki’nin “ülkeyi tek parça halinde tutma yeteneği” konusunda kuşku duyuyor.
Gazete, 4 aydır görevde olan Maliki’nin; hükümetteki dinci Şii grupları gücendirmemek için mezhep çatışmalarına müdahale etmediğini, aynı zamanda da direnişle bağlantılı Sünni Arap grupları kızdırmamaya çalıştığını yazdı. New York Times, ABD Başkanı Bush’un salı günü Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile yaptığı görüşmede örtülü bir uyarıda bulunduğuna dikkat çekti. Bush, söz konusu görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “ABD Iraklıların yanındadır; yeter ki hükümet, barışın sağlanması için gerekli zor tercihleri yapmaya devam etsin” demişti.
Bush öfkeli!
Adı açıklanmayan eski bir ABD’li diplomat ise, Washington’un Maliki konusunda “sabrının taşmakta olduğunu” ima etti. Eski diplomat, “En çok dile getirilen şikayet, Maliki’nin hiçbir karar almaya yanaşmaması. Bu da Bush’u deli ediyor. Bush, birşeyler yapmaktan söz edip de ilk adımı atmayı reddedenlerle iyi geçinemez” diye konuştu.
Yine adı açıklanmayan bir ABD’li politikacı, Maliki’nin “köşeye sıkıştırılmış” gibi bir hali olduğuu yorumunu yaptı. Politikacı, “Kendisine, ‘Siz eskiden şahinlerdendiniz. Şimdi güvercin oldunuz’ dedim. Yanıt olarak bana, ‘Hayır, ben hâlâ şahinim. Sadece zamana ihtiyacım var’ dedi” şeklinde konuştu.
ABD, Maliki’nin, Şii lider Mukteda Sadr’a “dokunmamasından” özellikle rahatsız oluyor. İşgalin ardından hızla güçlenen Sadr, şu anda mecliste 30 sandalyeyi ve kabinede 6 bakanı kontrol ediyor. Sadr, Sünnilere karşı “etnik temizlik” yapmakla suçlanan silahlı gücü Mehdi Ordusu’nu dağıtmayı reddediyor. Sünni Araplar ise, Maliki’yi “İ-ran’ın adamı olmakla” suçluyor.
Bağdat’a silah satışı
Diğer yandan, ABD’nin Bağdat hükümetine toplam 750 milyon dolarlık silah satmayı planladığı öğrenildi. Silah ihracatından sorumlu olan Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı (DSCA), ABD Temsilciler Meclisi üyelerine verilen brifingde, ülkeye 500 milyon dolarlık helikopter, araç ve silah ile 250 milyon dolarlık lojistik desteği satılacağını duyurdu. Açıklamada, bu modernizasyon planı ile Irak ordusunun “daha yüksek bir kapasiteye kavuşturulacağı” belirtildi.

İngiliz askerin itirafı
İngiltere’de görülen davada ilk kez bir İngiliz işgal askeri, Irak’ta “savaş suçu” işlediğini itiraf etti. Irak’ta görev yapan “Duke of Lanchester” taburuna mensup Onbaşı Donald Payne, 2003’te Basra’da sivillere “insanlıkdışı muamele”de
bulunduğunu kabul etti. Payne’in 30 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılabileceği belirtiliyor.
Payne, dava sırasında, 26 yaşındaki Iraklı Baha Musa’nın ölümünde rol oynadığı yolundaki suçlamayı ise reddetti. Baha Musa, İngiliz askerlerince gözaltına alındığı sırada, vücudu ve başına aldığı darbeler sonucunda hayatını kaybetmişti.
Savcılık, Payne’in suçunun, kabul ettiğinin “çok ötesinde” olduğunu belirtti. Davada 6 asker daha yargılanıyor.
Dora kana bulandı
Bu arada Irak’ın başkenti Bağdat’ta Dora mahallesindeki bir karakola bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 7 polis öldü. Yine Dora’da düzenlenen bir başka saldırıda 10 kişi öldü, 20’si yaralandı. Ebu Seyfen’deki saldırıda da 1 kişi öldü, 3’ü çocuk 4 kişi yaralandı. Kuzeydeki Musul’da bomba yüklü bir aracın infilak etmesi ve bir intihar saldırganının da üzerindeki bombayı patlatması sonucu, 18 kişi öldü, 11’i yaralandı.
İşgalci sayısı değişmeyecek
Öte yandan Irak’taki ABD işgal askerlerinin sayısının, ilkbahara kadar değişmeyeceği bildirildi. Amerikan Merkez Komutanlığı Komutanı General John Abizaid, Irak’taki asker sayısının, “şiddet olaylarıyla mücadele amacıyla” şimdiki seviyede tutulacağını söyledi.
Gazetecilerle konuşan Abizaid, “Bugünkü asker sayısının bahara kadar aynı kalması gerektiğini düşünüyorum. Bahardan sonra durum değerlendirmesi yapılır” dedi.
Irak’ta halen 147 bin Amerikan askeri bulunuyor.

Saddam Hüseyin davasında şaibe
Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin ve 6 eski Iraklı yetkilinin Kürtlere soykırım yapmakla suçlandığı Enfal davasının Şii yargıcı Abdullah El Emiri görevden alındı. Bir önceki duruşmada, Saddam’a “Siz, diktatör değildiniz. Çevreniz sizi diktatör yaptı” diyen yargıcın, ‘tarafsızlığını’ yitirdiğini açıklayan hükümet sözcüsü Ali El Dabbah, Bakanlar Kurulu’nun Şii yargıcın değiştirilmesi ve yerine Muhammed El Ureybi’nin atanması talebini kabul ettiğini söyledi. Savcılık, daha önce de yargıcın görevden alınmasını istemişti.
İlk icraat Saddam’ı atmak
Bu arada Enfal davası yeni yargıç Muhammed El Ureybi’nin başkanlığında sürüyor. Mahkeme başkanının değiştirilmesini protesto eden savunma avukatları, dünkü duruşmayı terk etti. Duruşmanın başlamasından sonra oturmayı reddeden Saddam Hüseyin’i ise, El Dureybi salondan attı. Eski liderin, muhafızların eşliğinde dışarı çıktığı bildirildi.
Diğer taraftan merkezi ABD’de bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Saddam’ın yargılandığı özel mahkemenin başyargıcının değiştirilmesini eleştirerek, bunu yargı bağımsızlığına yönelik ciddi bir tehdit olarak niteledi.


Başa dön


l’Humanite şenliğine büyük ilgi
Yıldız Eren
Fransa’nın yüzyıllık gazetesi l’Humanite, senelik güz şenliğini 15-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirdi. Paris’in kuzey banliyölerinden La Courneuve’deki geniş park alanında düzenlenen etkinliğe, 500 bin civarında kişi katıldı.
l’Humanite şenliğine bu sene damgasını vuran konu, yaklaşan seçimler ve sol güçlerin ittifakı meselesiydi. Bu konuyla ilgili birçok toplantı düzenlenirken, başka pek çok toplantıda da söz dolanıp bu konuya getirildi. Sol cenahtan, ismi cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçen birçok tanınmış sima, bizzat şenliğe katılarak bir nevi kampanya yürütmüş oldular.
Sosyalist Parti’nin solundaki örgütlerin ilk turda ortak bir adayla seçimlere katılması konusu, bir süreden beri yoğun olarak tartışılıyor. FKP (Fransa Komünist Partisi) ve diğer sol grupların çoğunluğu bu yönde görüş belirtmelerine karşın, hatırı sayılır bir güç ve oy sahibi olan Troçkist LCR grubu, şimdilik ayrı bir baş çekiyor.
Bölünme tehlikesi
LCR, yaz öncesinde yaptığı kongresinde, geçen seçimlerde yüzde 4.3 oy toplayan Olivier Besanxenot’u yeniden aday göstereceğini resmen ilan etti. Ve FKP’yi de, radikal sol oyları şimdiden Sosyalist Parti’ye tahvil etme girişiminde bulunmakla eleştirdi.
LCR grubu, sözde daha radikal bir tutum alıyor görünmekle birlikte, yakın geçmişte anayasa oylaması sırasında ve gençlik eylemlerinde önemli başarılar elde eden emekçi hareketi içerisinde bölücü bir rol oynamakla eleştiriliyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turuna giren ortak bir “anti liberal sol” adayın, daha sonrası için önemli bir dayanağa sahip olacağı vurgulanıyor. Hem, yeni seçilecek cumhurbaşkanı ve hükümet üzerinde bir baskı oluşturma ve hem de parlamento seçimlerinde bir miktar adayını seçtirebilme bakımından zemin doğacağı belirtiliyor.
l’Humanite Şenliği, bu konuyla ilgili onlarca tartışmanın yoğun bir ilgi ile izlendiği bir alan oldu.
Ortak barikat çağrısı
FKP Genel Sekreteri Marie-Georges Buffet, 50 binden fazla izleyici önünde yaptığı kapanış konuşmasında, esas olarak bu konuya değindi. Kendisi de adaylardan biri olan ve gayriresmi bir adaylık konuşması yapan Buffet, tüm solu ve emekçileri, ”Fransa’nın küçük Bush’u Sarkozy ve Le Pen gibi tehlikeli isimlere karşı, ortak barikat kurmaya” davet etti. Kapanış etkinliğinde Marie-Georges Buffet’nin yanı sıra, özelleştirilmek istenen GDF işletmesinden iki işçi, oturum hakkı ve yaşanabilir bir barınak için mücadele eden yabancı kökenli ailelerden temsilciler, gençlik temsilcileri de söz aldılar.
Antiemperyalist mücadele
l’Humanite Şenliği’nde gündemi oluşturan en önemli konulardan biri de kuşkusuz, Filistin sorunu, İsrail’in Lübnan’a saldırısı ve Amerikan emperyalizminin Irak ve Ortadoğu halklarına yönelik saldırganlığı idi. Enternasyonal sitede ve birçok mekanda bu konuya ilişkin toplantılar yapıldı.
Enternasyonal sitede Benin Komünist Partisi yayın organı La Flamme tarafından, konuyla ilgili olarak düzenlenen toplantının konuşmacısı ise, Tunus İşçileri Komünist Partisi sözcüsü Hamma Hammami idi. Arap ülkelerinde giderek yükselmekte olan antiemperyalist ve antisiyonist mücadele bilincine değinen Hammami, Lübnan halkının Siyonist İsrail ordusunu geriletmesinin, tüm Arap halkları ve ezilen dünya halkları için bir moral ve sevinç kaynağı olduğunu belirtti.
50 bin kişinin katıldığı kapanış etkinliğinde ise, Amerikalı savaş aleyhtarı bir aktivist, İsrailli bir barış eylemcisi, Filistin yönetiminin Fransa temsilcisi ile Lübnan Komünist Partisi yöneticisi, sahneye elele çıkarak kardeşlik ve mücadele mesajı verdiler.
l’Humanite Şenliği, bir kez daha eğlencesiyle, kültürel etkinlikleriyle, sergileriyle, tartışma toplantılarıyla halk şenliği geleneğini devam ettirdi.
Fransa İşçi ve Gençlik Dernekleri Federasyonu DİDF de, şenlikte bir stand açtı. Standa DİDF’i ve mücadelesini tanıtıcı materyaller dağıtıldı.


Başa dön


Ahmedinecad salvosu
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, 160’a yakın ülkenin lider ve hükümet yetkililerinin katıldığı BM Genel Kurulu’nda ABD ve İngiltere’yi eleştirdi. Ahmedinecad, önceki akşam yaptığı konuşmada, bu iki ülkenin Güvenlik Konseyi’ni sadece kendi güvenliklerini sağlamanın aracı olarak gördüklerini söyledi.
İran lideri; İngiltere ve ABD’nin bir ülkeyle anlaşmazlık yaşadıklarında, konuyu kendilerinin hem savcı, hem yargıç hem de jüri rolünü üstlenmiş oldukları Güvenlik Konseyi’ne götürdüklerini vurguladı.
Mahmud Ahmedinecad, İran’ın nükleer faaliyetleri konusuna da değinerek, bu alandaki çalışmalarının tamamiyle barışçı amaçlı olduğunu yineleyerek, “Bazıları nükleer teknolojiyi barışçı olmayan amaçlarla kullanıp atom bombası da dahil çeşitli nükleer silahlar üretti. Bazıları ise bu silahları insanlığa karşı kullanacak kadar ileri gittiler” diye konuştu.
Sorulması gerekeni sordu
Tayland’da 19. darbe
1932’den bu yana tam 18 askeri darbeye tanık olan Tayland’da askerler, BM Genel Kurulu toplantıları için New York’ta bulunan Başbakan Thaksin Shinawatra’nın yokluğunda yine yönetime el koydu. “İdari reform” için bir konsey oluşturduklarını açıklayan darbeciler, anayasa ve Meclis’i feshetti ve Kral Bhumibol Adulyadej’e bağlılıklarını bildirdi. Hakkında yolsuzluk suçlamaları bulunan “telekomünikasyon patronu” Shinawatra ise, ABD’den yaptığı ilk açıklamada, “halen başbakan olduğunu” öne sürdü. Darbe lideri Kara Kuvvetleri Komutanı General Sonthi Boonyaratglin ise, ülke çapında sıkıyönetim ilan edildiğini ve anayasanın yürürlükten kaldırıldığını belirtti. Beşten fazla kişinin “siyasi amaçlı” olarak biraraya gelmesini yasaklayan Sonthi, ordunun iki hafta içinde yeni bir başbakan seçerek iktidardan çekileceğini açıkladı. Sonthi, yeni başbakan seçilene kadar kendisinin başbakanlık görevini yerine getireceğini söyledi. General ayrıca, Shinawatra’nın demokratik kurumları “e-rozyona uğratmasına bir son vermek ve toplumda ortaya çıkan derin ayrılıkları ortadan kaldırmak” için darbenin gerekli olduğunu da savundu. Ordunun ulusal ve uluslararası medyaya kısıtlama getirdiği, ülkenin kuzeyindeki Laos ile Birmanya sınırlarını kapattığı belirtildi. BM Genel Kurulu’nda konuşmaya hazırlanan Shinawatra’nın ise, konuşmasını iptal ederek, Londra’ya gittiği bildirildi. Taylandlı “Nation” gazetesinin haberinde Thaksin’in, bir Rus uçağıyla Londra’ya gittiği belirtildi. Thaksin’in, Lon-dra’da bir evi bulunduğu kaydediliyor. Shinawatra’yı destekleyen komutanlar ise, Bangkok dışında bir kriz toplantısı düzenledi. Tayland’daki gerginliğin temeli, Thaksin’in ailesinin telekomünikasyon şirketi Shin Corp’taki hisselerini devrettiği ocak ayına dek uzanıyor. Hisseleri devrederek, “vergi kaçırmak ve ulusal servetin kontrolünü yabancı yatırımcılara bırakmakla” suçlanan Thaksin, bu kararıyla ülke genelinde protesto eylemlerine neden oldu. Ülkenin güneyindeki Müslümanlara yönelik baskı politikasıyla eleştirilen Thaksin, istifaya davet edildi. Medya üzerinde baskısını artırması nedeniyle desteği hızla kaybeden Thaksin, nisan ayında seçime gidilmesi çağrısında bulundu. Thaksin’in liderliğindeki Thai Rak Thai partisi, seçimlerde oyların yüzde 57’sini alsa da, sonuçlar, Anayasa Mahkemesi’nce geçersiz sayıldı ve seçimlerin yenileneceği ilan edildi. Ekonomide çöküş Bu arada darbenin, çökme noktasından geri dönmeye çalışan Tayland ekonomisini, bir mucize olmazsa, daha da geriye götüreceği yorumları yapılıyor. Olağanüstü hal ilan edilmesinin ardından Tayland para birimi baht, büyük değer yitirdi. Darbeye ilişkin dikkat çekici bir diğer bilgi ise, Tayland’ın ilk Müslüman Kara Kuvvetleri Komutanı Sonthi Boonyaratglin liderliğinde yapılması oldu. Sonthi, Kral Adulyadej’e yakınlığıyla biliniyor.
Papa’dan açıklama
Roma Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, İslamiyet’le ilgili kışkırtıcı sözleriyle ilgili açıklama yaptı. Papa, “yanlış anlaşıldığını” ileri sürdü ve İslam hakkında kullandığı ifadelerle ilgili olarak, “Ortaçağ’da yapılmış bir konuşmadan yaptığım alıntı, yanlış anlaşılmaya neden oldu. Ama alıntıyı, kendi düşüncem haline getirmediğim, polemiksel içeriğini paylaşmadığım da açıktır” dedi. Papa, konuşmanın genel itibariyle dinler ve kültürler arası bir diyalog çağrısı olduğunu da ileri sürdü. 16. Benediktus, İslam da dahil olmak üzere diğer dinlerin inanlarına “büyük saygı” duyduğunu ifade ederek, “Hukuk, barış ve özgürlüğü savunmak için kendileriyle işbirliği yaptığımız, kendileriyle birlikte tek Tanrı’ya taptığımız Müslümanlara ve de diğer dinlerin bağlılarına duyulan derin saygı muhtelif vesilelerle de açıkça ortaya konulmuştur” dedi. Bu arada, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, Papa 16. Benediktus’un tepki çeken sözleriyle ilgili açıklaması hakkında ikna olduğunu belirterek, Müslümanlara sükunet çağrısında bulundu. Zapatero, “Papa’nın İslami fikirlere sahip olanları eleştirmek gibi bir isteğinin olmadığına tam ikna oldum” dedi.
Katil polis şefine müebbet
Arjantin’de cunta döneminin polis şeflerinden biri, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 1976 ile 1983 yılları arasındaki askeri diktatörlük döneminde görev yapan 77 yaşındaki Miguel Etchecolatz, “soykırım” kapsamında hüküm giyen ilk yetkili oldu. Davayı izleyen insan hakları örgütleri ve Mayıs Meydanı Anneleri derneğinin temsilcileri, mahk3miyet kararını sevinçle karşıladı. Arjantin’de ilk kez bir mahkeme, cuntanın “soykırım” suçu işlediğini tescil etmiş oldu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net