www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Tepkiler sonuç verdi
Kamuoyunun tepkisi sonuç verdi. Devlet okullarını kendi kaderine terk eden AKP Hükümeti, özel okullarda öğrenim gören öğrencilere bin YTL devlet yardımı yapılması projesinden vazgeçti.

“Peşkeş yönetmeliği”ne dava
Ülkenin tarihi, kültürel ve doğal değerlerini kapsayan kamu taşınmazlarının yerli-yabancı gerçek ve tüzel kişilere 75 yıllığına kiralanmasını öngören yönetmelik çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikte 75 yıllık kiranın ardından tekrar uzatma da söz konusu.

Katilleri hâlâ korunuyor
JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın “Yeşil’in en büyük eylemiydi” dediği Musa Anter cinayeti üzerinden tam 14 yıl geçti. Ancak katillerine halen dokulunmadı. Tetiği çektiği iddia edilen Hamit Yıldırım Şırnak’ta koruculuk yapıyor. Cinayetin ortağı Aygan ise İsveç’te yaşıyor.

Eğitimde yol ayrımı - 3 -
   Eğitim hepimizin sorunu

Eğitim ve öğretim yılına, teknik eksikliklerin, öğretmen açığının, ideolojik ve politik baskıların eşliğinde girildi. Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri İsmail Sağdıç, sadece okulda değil, velilerin bulunduğu köylere, fabrikalara, mahallelere yayılacak bir mücadele ile sorunların üstesinden gelinebileceğinin altını çizdi.


Tepkiler sonuç verdi
Özel okulları teşvik amacıyla Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı’na konulan düzenlemeler Meclis Genel Kurulu’nda geri çekilecek. Kararın altında, kamuoyundan gelen yoğun tepkiler ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yasayı veto etme olasılığının bulunduğu belirtiliyor.
Bir yıl önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile birlikte açıkladığı projede geri adım atıldı.
Buna göre, özel okullarda öğrenim gören öğrencilere bin YTL devlet yardımı yapılması ve velilerin bankadan alacağı kredi faizinin yüzde 50’sinin ödenmesi ile ilgili hükümler tasarıdan geri çekilecek.
Açıklama AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz’dan geldi. Kapusuz, tasarının Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında önerge vererek özel okullara teşvik olarak nitelendirilen maddeleri geri çekeceklerini söyledi.
Kararda veto çekincesi
Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları, “biz düzenlemenin arkasındayız” derken, hükümetin teşvikten vazgeçmesi, kamuoyu tepkisi ve veto çekincesi yorumlarını beraberinde getirdi. Özellikle Cumhurbaşkanı Sezer’in muhtemel vetosu ile doğabilecek tartışmaların önüne geçilmesi için bu kararın alındığı belirtiliyor.
Tasarı Meclis Komisyonu’nda görüşülürken de hem muhalefetten hem de eğitim sendikalarından tepki almıştı.
AKP’nin, devlet okulları yerine özel okulları teşvik edici hareket etmesinin altında, bazı cemaat okullarına öğrenci göndermek olduğu iddia edilmişti.
Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı 9’uncu Uyum Paketi kapsamında bu hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek.
Tasarı aynı zamanda, yabancılar tarafından açılan özel öğretim kurumları ve azınlık okulları ile ilgili yeni düzenlemeler içeriyor.

Öğretmenler yoksullaştı
Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), “eğitim emekçilerinin son 10 yılda giderek yoksullaştığını, açlık sınırının altında ücret almaya devam eden eğitim emekçilerinin, gün geçtikçe daha fazla sefalete, yoksulluğa ve açlığa mahkum edildiğini” belirtti. KESK yazılı açıklama yaparak, AKP Hükümetinin eğitimde özelleştirmeyi temel alan eğitim politikalarıyla, milyonlarca öğrenciyi eğitim-öğretim hakkından mahrum bıraktığına dikkat çekti Ucuz iş gücü anlayışıyla başlatılan sözleşmeli öğretmen uygulaması eğitim emekçilerinin sorunlarını daha da derinleştirmenin bir aracı yapıldığı belirtilen açıklamada, eğitimin temel bir insan hakkı olduğu ve hiçbir ekonomik ve siyasi gerekçeyle ertelenmeyeceği ifade edildi.


Başa dön


“Peşkeş yönetmeliği”ne dava
Özer Akdemir
Ülkenin tarihi, kültürel ve doğal değerlerini kapsayan kamu taşınmazlarının yerli-yabancı gerçek ve tüzel kişilere 75 yıllığına kiralanmasını öngören yönetmelik çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikte 75 yıllık kiranın ardından tekrar uzatma da söz konusu. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), yönetmeliğin kamu taşınmazlarının peşkeşi anlamına geldiği gerekçesi ile dava açtı.
75 yıllık kira
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen “Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik” 21 Temmuz 2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmelikle, ülkemizin tarihi, kültürel ve doğal değerlerini kapsayan kamu taşınmazlarının, yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere süre sonunda tekrar uzatılmak üzere 75 yıl gibi çok uzun sürelerle tahsis edilmesi öngörülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çıkardığı yönetmeliğe, Çeşme ve Alaçatı turizm bölgesi tahsislerini incelerken rastladıklarını aktaran EGEÇEP Dönem Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, yönetmeliğin iptali için bir grup kişi ve kurum temsilcisi adına dava açtı. Yönetmelikle, Anayasa ile koruma altına alınmış olan hassas alanların özel girişimcilerin tasarrufuna açıldığını belirten Cangı, “Böylece kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ya da “Turizm Kentleri” diye anılan alanlar kapsamında mevcut, her tür ve dereceden sit alanları, orman alanları, ağaçlandırma alanları, tarım alanları, zeytinlikler ve kıyıları kapsayan kamuya ait taşınmazlar ‘girişimcilere’ tahsis edilecek” diye konuştu.
Ülke değerleri kâr hırsına teslim
Anayasa ve yasalarda daraltılamayacağı öngörülen devlet ormanlarının “yatırımcı” ve “girişimci” adı altında esasen kâr hırsıyla hareket edenlere peşkeş çekilmek istendiğine dikkat çeken Cangı, “Turizm Kenti” adı altındaki tahsislerle kurulacak tesislerin, atık su arıtma ve katı atık tesislerinin bile kamu tarafından kurulmasının öngörüldüğünü, bunun da kamuya ek külfetler getirdiğini söyledi. Bu yönetmelikle yabancılara taşınmaz satışlarının sınırlanmasını öngören Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olarak, hiçbir sınırlama olmadan yabancı gerçek ve tüzel kişilere kamu taşınmazlarının tahsisinin önünün açıldığını dile getiren Cangı, “Yönetmelik, şimdiden “Turizm Kentleri” ilan edilen; Çeşme, Dalaman, Didim, Kuzey Antalya, Manavgat/Oymapınar bölgesinde 104 bin hektar kamu taşınmazı için uygulanmaya başlandı bile.
Dava açıldı
Cangı, yönetmelik aleyhine geçtiğimiz pazartesi, itiraz için son gün açılan dava ile ilgili şunları söyledi; “Bu ülkede çocukları için daha iyi bir gelecek düşleyen ve bunun sorumluğunu hisseden bir grup yurttaş, Anayasa’nın ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin, yasaların, kültür ve tabiat varlıklarının, kıyıların, ormanların, tarım alanlarının korunmasına ilişkin hükümlerinin, birer kozmetik düzenlemeden ibaret olmadığına inanarak, yönetmeliğin iptali için bu davayı açtılar”. İtiraz dilekçesinde, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın yanı sıra, çeşitli kurumlardan 14 kişi davacı olarak yer aldı.
Bakanlık “pazarlama” sitesi
Dava dilekçesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın internet sitesinde, tahsis edilecek kamu taşınmazlarının bulunduğu alanlarla ilgili “yoğun ormanlık bitki örtüsü, 1. derece arkeolojik sit, 1. derece doğal sit, çam ve ardıç ormanları, tarım arazileri, kıyıları” ifadelerinin bulunduğu belirtilerek, buralardan adeta pazarlama mantığı ile övgüyle söz edildiğinin görüldüğü dile getirildi. Dava dilekçesinde şu görüşlere yer verildi: “Çeşme Turizm Kenti için bakanlık internet sitesinde ilan edilen yatırım maliyeti 12 milyar YTL yani yaklaşık 9 milyar ABD Doları’dır. Bu yatırım maliyetini hiçbir yerli girişimcinin karşılayamayacağı açıktır. Yönetmelik ile kamu taşınmazları yabancılara yabancı olmaları sebebiyle hiçbir yasal sınırlamaya tabi olmadan devredilecektir.” İptali istenen yönetmeliğin, doğal ve kültürel değerlerin korunması ya da yok olması ile yakından ilgili olduğunun altı çizilen dava dilekçesinde, yönetmeliğin Anayasa ve diğer yasalara aykırılıklar taşıdığı gerekçesi ile iptal edilmesi gerektiği dile getirildi.


Başa dön


Katilleri hâlâ korunuyor
Uğraş Vatandaş
Kürtlerin bilgesi Musa Anter’in (Apê Musa) öldürülmesinin üzerinden tam 14 yıl geçti. Ancak aradan geçen bunca zaman ve JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan’ın itiraflarına rağmen bugüne kadar Musa Anter’in katillerinin bulunması konusunda hiçbir olumlu gelişme yaşanmadı.
Musa Anter bugün, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Akarsu beldesinde bulunan mezarı başında anılacak. Anma törenine DTP’li belediye başkanlarının yanı sıra, DTP’li yöneticiler ile çok sayıda kişinin katılması bekliyor. Musa Anter Gazetecilik Ödülleri de bugün verilecek.
Diyarbakır Seyrantepe’de 20 Eylül 1992’de Musa Anter öldürüldüğünde yanında bulunan ve yaralı olarak kurtulan Orhan Miroğlu, Musa Anter’in cinayetiyle ilgili karanlık hiçbir şeyin kalmadığını belirtti. Olayın her yönüyle aydınlığa kavuştuğunu ifade eden Miroğlu, “Türkiye’nin en vahim cinayetlerinden birisidir Musa ağabeyinin suikastı. Gözü ne kadar kararsa da ne kadar kalpsiz olsa da, bir insanın Anter gibi birisini öldürmesi anlaşılmazdır. Musa Anter cinayeti aydınlanmamış bir cinayet değildir. Devlet adına o dönemde işlenen bir suikasttır. Suikastı Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım planlamış, şimdi Şırnak’ta koruculuk yapan Rijwar kod adlı Hamit Yıldırım tetiği çekmiştir” diye konuştu.
JİTEM tetikçisi Abdulkadir Aygan’ın itirafları üzerine 350 aydından imza aldığını ve Meclis’e, koruculuk yapan Hamit Yıldırım’ı sorduklarını hatırlatan Orhan Miroğlu, “Halen herhangi bir gelişme olmadı. Abdulkadir Aygan İsveç’te yaşıyor. O da olayın faillerinden biri. Suikastı düzenleyen ekipte. Aygan uluslararası savaş suçlusu ve Türkiye’nin istemesi gerekiyor” dedi.
Anter cinayetinin ardından Diyarbakır’da 14 yıl sonra bir katliamla karşılaşıldığını ve 7’si çocuk 10 kişinin öldüğünü ifade eden Miroğlu, Genelkurmay ve askeri konseptin yanında olan kişilerin siyasi havayı kontrol etmeye devam ettiklerine dikkat çekti.
‘Başbakan özür dilemeli’
Diyarbakır’daki patlamanın bu amacı taşıdığını ve yeni katliamlar eklendiğini söyleyen Miroğlu, "Türkiye'de, AKP'nin barıştan yana bir tutumu varsa, Musa Anter cinayeti başta olmak üzere bütün faili meçhul cinayetler için Başbakan'ın devlet adına bugün özür dilemesi önemli bir adımdır. Bütün dünyada bu yapılmıştır ve yapılıyor. Dönüp yapılanlardan özür dileniyor. AKP iktidarının cinayetlerde payı yok, kimse de zaten böyle düşünmüyor. Bunun için bence Başbakan Erdoğan devlet adına özür dilemelidir. Bu özür acı ve yas içinde bulunan Kürtler açısından önemlidir" dedi.

JİTEMCİ ABDÜLKADİR AYGAN ANLATIYOR:
    YEŞİL’İN EN BÜYÜK EYLEMİYDİ
Gazeteciler Timur Şahan ve Uğur Balık tarafından hazırlanan, “İtirafçı-Bir JİTEM’ci Anlattı..” adlı kitapta, JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan, Musa Anter cinayetini nasıl işlediklerini anlattı:
“Yeşil’in karıştığı en büyük olay, yani benim tanık olduğum en büyük olay, Apê Musa’nın öldürülmesidir. O esnada Cem Ersever Ankara’da olmasına rağmen, daha sonra kendisi ile birlikte öldürülen Neval Boz’la Diyarbakır’a geldi ve olayın olacağı gün Adımayan bölgesine gitti. ‘Nemrut Dağı’na gideceğim, oradaki grupları dinleyeceğim. Telsiz cihazı ile grup var mı yok mu tespit edeceğim’ diyordu. Bu esnada da Yeşil, Musa Anter’e yönelik cinayeti JİTEM’de organize ediyordu. Tim Komutanı Savaş Gevrekçi, Grup Komutanı izinde olduğu için onun görevini de görüyordu. Musa Anter olayında Hogir devreye sokuldu. Hogir kod adlı Cemil Işık ile Şırnaklı Hamid adlı itirafçı PKK’den birlikte ayrılmışlardı.”
...
“Ali Ozansoy, JİTEM İstihbarat Grup Komutanlığı’nda Saraykapı’da ana telsizin başında bekledi. Hogir’e kalaşnikov verildi. Beni de JİTEM kimliğim ve silahım var diye Hogir’in yanına verdiler. Herhangi bir durum olursa müdahale edebilmem için. Bizi, köprüyü geçtikten sonra Silvan yolunun çıkışına, yokuşa doğru bıraktılar. Yeşil, Mustafa Deniz ile biraz daha tepeye çıktı, telsiz onlardaydı. Hamid de tekrar otele, Apê Musa’yı almaya gitti. Yani bir taksiye bindirecek ve bizim yanımıza getirecek. Hogir de onu orada vuracak...”
...
“Geldiğimizde Ali Ozansoy ‘tamam’ dedi, Hamid, Apê Musa’yı vurmuş, olayı yapmış. Biraz sonra Hamid geldi. Hamid ‘Tamam vurdum’ dedi. Hogir ‘Niye yanımıza getirmedin, niye bu iş yolda oldu’ diye sordu. Hamid, ‘Şüphelendiler, taksiye bindik, yanında yeğeni vardı’ dedi. ‘Seyrantepe’ye geldik, işte ben dedim ki, şurada falan dedim, onlar daima nerede diyorlar, baktım şüpheleniyorlar artık fazla gitmeyecek, indirdim’ dedi. Hamid’in üzerinde bir 14’lü UMAN markalı tabanca varmış, bunu ona JİTEM vermişti. Orada onları indiriyor, kendi anlatımlarına göre, Apê Musa ile yeğeni onun arkasında yürüyorlar, o da sokağın içine yürüyor, dönüp Apê Musa ve yeğenine ateş ediyor. Daha sonra kaçtığı yerde, silahı çöp tenekesine atıyor.”


Başa dön


Eğitimde yol ayrımı - 3 -
   Eğitim hepimizin sorunu
HAZIRLAYANLAR: Uğraş Vatandaş, Şahin Doğan, Müge Tuzcuoğlu
Eğitim Sen Genel Eğitim Sekreteri İsmail Sağdıç, parasız, bilimsel ve anadilde eğitime ulaşabilmenin bağımsız demokratik Türkiye mücadelesinden geçtiğine inandıklarını belirtti. 2006-2007 eğitim öğretim yılının ilk günlerinde eğitimin sorunlarını ve eğitim emekçilerinin taleplerini İsmail Sağdıç’a sorduk.
Türkiye’deki milyonlarca öğrenciyi nasıl bir eğitim öğretim yılı bekliyor? Geçtiğimiz yıllarda sendikanın tespit ettiği sorunların çözümünde bir ilerleme var mı?
Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı, kalabalık sınıf mevcutlarını azaltmak, derslik, okul, öğretmen, memur ve hizmetli açığını kapatmak, araç gereç ihtiyacını gidermek, eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve özlük haklarında iyileştirme yapmak, ders kitaplarının içeriğini bilimsel hale getirmek ve üniversite kapılarındaki yığılmayı önlemek için gerekli adımların atılmadığı bir öğretim yılı oldu. Yine eğitimde şiddetin ön plana çıktığı bir yıl oldu. Aynı sorunların 2006-2007 eğitim-öğretim yılında artarak devam edeceğini söylemek mümkün. Milli Eğitim Bakanlığı, bırakalım eğitimin sorunlarına çözüm üretmeyi, sürekli yeni sorunlar yaratıyor. Eğitim politikaları AKP’nin siyasal duruşuna uygun olarak yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.
Eğitimin bütün kademelerinde AB tarafından uygulanması istenen ve eğitim sistemini ticarileştirmeyi, piyasaya açmayı hedefleyen projeler ve modellerin hayata geçirilmesi yönünde girişimler son dönemde hızlandı. Bu anlamda geçmiş yıllardan birikerek artan sorunların, önümüzdeki dönemde yoğunlaşacağı ve eğitimin teknik sorunları yanında siyasal, ideolojik müdahalelerin de etkisinin artacağını belirtmek gerekir.
Sorunların çözümü için nasıl bir yol izlemek gerekiyor? Bu süreçte Eğitim Sen’in, veliler ve öğrencileri de bu mücadeleye katmak gibi bir hedefi var mı, çalışmaları olacak mı?
Eğitimin özelleştirilmesi ve bir hak olmaktan çıkarılması noktasında AKP Hükümeti’nin attığı adımlar, bugüne kadar yapılanların tamamından daha fazla olmuştur. Eğitim harcamalarının velilerin sırtına yıkılmasından, özel okulların kamu kaynaklarıyla desteklenmesine kadar pek çok konuda eğitim hakkını yok eden uygulamaları görmek mümkün. Ancak gözden kaçırılmaması gereken nokta, okullarda kurulan “Okul Aile Birlikleri”nin işlev ve görevleridir. Eğitimin doğrudan dışarıdan müdahale yerine, okul aile birlikleri gibi içinde velilerin de yer aldığı bir mekanizma ile ticarileştirilmesi ve her okulun birer ticari işletme, öğrencilerin de “müşteri” olması hedefleniyor.
Bizce eğitim sisteminde yaşanan çürümenin temelinde eğitimin paralı hale getirilmesi, ticarileştirilmesi var. Ülkemizde uygulanmak istenen eğitim modeli İngiltere örnek alınarak oluşturulmuş. Bu model İngiltere’de yıllardır uygulanıyor ve tam başarılı olmamasına rağmen şu anda İngiltere’de kamu eğitimi Türkiye’den bile kötü durumda. Dolayısıyla gelecekte eğitim sistemini bekleyen tehlikenin farkına şimdiden varmak ve öğretmeni, öğrencisi, velisiyle herkese eşit ve parasız eğitim hakkını ısrarla savunmak gerekiyor.
Bir hakkı savunmak ya da bir talebi gerçekleştirmek için en etkili mücadele yolunun örgütlenmekten geçtiği ortada. Bu anlamda Eğitim Sen sadece eğitim emekçilerinin değil, eğitimin her kademesindeki öğrencilerimizin, öğrenci velilerinin kendi örgütlülüklerinde bir araya gelerek, bizimle birlikte eğitim hakkı merkezli, ortak bir mücadele yürütmesi için çalışmalarını sürdürüyor.
Eğitim Sen, başlattığı “Eğitime Yeterli Bütçe, Okuluma Ödenek İstiyorum” adlı kampanya ile ne hedefliyor? Kampanya kapsamında neler yapmayı planlıyor?
Kampanyamızın hedefi, eğitim hakkını bir hak olmaktan çıkarıp, “serbest piyasa” mekanizmasının arz ve talebe göre fiyatlandırdığı bir “fırsat” haline getirilmesine karşı, öğrenci ve veliler başta olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinin mücadeleye çekilmesidir. Toplumu, bu konuda duyarlı hale getirerek kampanyamızı sahiplendirmek, çalışmalara aktif olarak katılmalarını sağlamak en geniş, en yaygın faaliyetleri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız sadece Eğitim Sen’in değil, eğitim hakkından eşit ve parasız olarak yararlanamayan tüm toplum kesimlerini bu mücadeleye katmayı hedefliyor.
Kampanya çerçevesinde yürütülen ve yürütülecek çalışmalarda, sendikalar başta olmak üzere, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, siyasi partiler ve basın-yayın kuruluşlarının bilgilendirilmesi ve kampanyamıza aktif destek verilmesi planlanıyor. Bu amaçla hazırlanan imza metinleri ve eğitim raporu çok sayıda kurum, kuruluş ve siyasi partilere verildi ve kampanyamızı sahiplenmelerini istedik. Bunun yanında Türkiye’nin dört bir yanında masa açma, yerel ve ulusal basın ve TV’lere yönelik kampanya ile ilgili çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Yürütülecek çalışmalarda temel talepler, “herkese eşit ve parasız eğitim hakkı”, “eğitime ayrılan bütçenin artırılması” ve “okullara yetecek miktarda ödenek ayrılması” olarak belirlendi.
Her ne kadar dönemsel bir kampanya gibi görülse de, tüm eğitim yılını kapsayan bir çalışma olarak algılanmalı. Üstelik sadece okullarla veya okul çevreleriyle sınırlı kalmayan, mahalleler, köyler, fabrikalar, kısacası öğrencilerin, velilerin bulunduğu her yer kampanyamızın örgütlenme alanı içinde yer alacak. Bu anlamda okuldaki öğretmen ve öğrenci kadar, fabrikadaki işçinin, tarlasında çalışan köylünün de, herkesi ilgilendiren eğitim konusuna yönelik olarak bir şeyler yapması gerektiğine inanıyoruz.

Her alanda mücadele
Eğitim emekçileri, sorunların çözümünü nerede görüyor? Taleplerini nasıl sıralıyor?
Talepler üzerinden mücadele edilmeden başarı kazanılamayacağını dünya ve Türkiye’de yaşanan sayısız deneyim gösterdi. Dolayısıyla başta herkese eşit ve parasız eğitim hakkı olmak üzere, eğitimin nitelikli, bilimsel ve demokratik bir içerik kazanması için sadece eğitimcilere değil, öğrencilerimize, velilere, kısacası tüm toplum kesimlerine önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Eğitim emekçilerinin önemli sorunlarından bir tanesi de insanca yaşayabilecek yeterli ücret alma sorunudur. Buna bağlı olarak grevli, toplusözleşmeli sendikal hak mücadelesi yürütüyoruz. Eğitim emekçileri, demokratik, bilimsel, laik, anadilde eğitimin de ancak herkesin kendini, dilini, kültürünü, özgürce ifade ettiği bağımsız demokratik bir Türkiye mücadelesinin yükseltilerek mümkün olacağının farkındalar. Çıkış noktamız, bulunduğumuz her alanda örgütlenmek ve mücadeleye katılmak olmalı. Aksi halde savunduğumuz değerler ve talepler birer slogan olmaktan öteye gitmeyecektir.

Devlet paralı eğitimi destekliyor
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı
Prof. Dr. Tahsin Yeşildere:
Eğitim yılı geçtiğimiz senelerden farklı geçmeyecek. Sınıflar kalabalık, ders kitapları tartışılıyor, müfredatın içeriği sorgulayıcı, araştırıcı ve geliştirici değil, tek tip ve belli bir görüşe sahip öğrenci yetiştirmeye dayanıyor. Bu da Türkiye’nin gelişememesinde önemli bir etken olarak önümüze çıkacak. Öğretmen maaşları çok düşük, öğretmen açığı sürüyor. Eğitimde eşitlik yok, Van da ya da Hakkari’deki bir okulla büyük şehirlerdeki okulların arasında farklar var. Büyükşehirlerin merkeziyle taşrası arasında önemli farklar var. Böyle olunca da eğitim eşitlikçi, demokratik olmuyor. Bir de eğitim paralı hale getirilince daha az kişinin iyi okullarda eğitim görmesi yoluna dönüştü. Eğitim anaokulundan mastıra kadar paralı oldu. Belirli bir zenginliğe sahip insanların yararlanabileceği bir yapıya büründürüldü. Evine ekmek götüremeyen bir baba bu koşullarda nasıl çocuğunu yetiştirecek. Tabii ki çok zor. Türkiye’de öncelikle ekonomik sistemin değişip eşitlik yaratılması gerekiyor.
Kararlar uygulansIn
Meclis’te görüşülecek Özel Öğretim Kurumları Yasa Tasarısı kapsamında öğrencilere verilecek bin YTL’lik para büyük bir dengesizlik. Devlet okulları dökülürken özel okulları desteklemenin mantığını anlamak mümkün değil. Devletin esas görevi eşit, parasız eğitim uygulamasını Türkiye’nin merkezinden taşrasına her yerine yaymaktır. Ama devlet paralı eğitimi destekliyor.
Milli Eğitim şûraları da hep tartışmalı geçiyor. Bazen iyi tartışmalar yapılsa da alınan kararlar sadece kitapta kalıyor. 1999’da yapılan şûranın kararları uygulanmadı henüz. Yeniden şûra yapacaklarına önce onu uygulasınlar. Bu nedenlerle şûranın ‘şûra yapmak’ üzere yapıldığı kanısındayım. Alınan kararlar uygulamaya konulmadıktan sonra yapılan tartışmaların ve alınan kararların bir anlamı yok.
YARIN: Sınav sistemi neyi ölçecek


Başa dön


‘Papazın Bağı kamulaştırılsın’
Ankara’nın saygın yeşil alanlarından olan Papazın Bağı’nın korunması için kamulaştırılmasını isteyen mimarlar, çevre mühendisleri ve peyzaj mimarlarına, Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz “Kamulaştırma zor ama kesilen 22 ağacın yerine yüzlercesini dikeriz” sözü verdi. Papazın Bağı’nın yakın parseline otopark izni verince Mimarlar Odası ile davalık olan Çankaya Belediyesi, dün yeşil alanın geleceğini konuşmak üzere bir araya geldi. Toplantıya Çevre Mühendisleri Odası ve Peyzaj Mimarları Odası yöneticileri de katıldı Oda yöneticileri, bağın yakınındaki parselde otel inşaatı yapan şirketin, otopark çalışması başlatması üzerine açtıkları davayı kazandıklarını ancak bu süreçte 22 asırlık çınar ağacının yok edildiğini belirterek, alanın kamulaştırılarak korunmasını, yeşillik alanın genişletilmesini istediler. Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz ise odaların davalı olduğu belediye yönetiminin, kendilerinden önce olduğunu, o yönetimin bazı eksiklikleri olabileceğini belirterek, ancak bu alanın korunmasının gerekli olduğunu, çalışmalar yapacaklarını anlattı. Eryılmaz, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın, birçok kararlarının önüne geçtiğini belirterek, kamulaştırmanın zor olacağını söyledi. Eryılmaz, yeşil alanın genişletilmesi için 22 değil 22 bin ağaç dikebileceklerini belirterek, konuyla ilgili çalışmalarının süreceği sözünü verdi.
Çınar ağacı eylemi
Ankaram Platformu üyeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce Kuğulu Kavşağında yürütülen katlı geçit çalışması sırasında, Cinnah Caddesi’ndeki asırlık çınar ağaçlarına zarar verilmesini protesto etti. Cinnah Caddesi girişindeki çınar ağaçlarının önünde toplanan platform üyeleri, alt yapı çalışmaları nedeniyle bazı ağaçların köklerinin kesildiğini belirterek, 28 ağacın tehlikede olduğunu söylediler. Grup adına Mimar Nevin Apaydın, yaptığı açıklamada ağaçlar kesilmeden çalışmaların sürmesinin mümkün olmayacağını ifade ederek, Atatürk Bulvarı’ndan Kızılay’a kadar diğer ağaçların da tehlikede olduğunu dile getirdi. Apaydın, çalışmanın durdurulması için dava açtıklarını hatırlatarak, mahkemenin durumun araştırılması için 1 aylık süre verdiğini kaydetti. Çalışmalar sırasında hiç bir ağaca dokunulmayacağı, zarar verilmeyeceği, sadece 4 ağacın kesileceği yönünde bilgi verildiğini söyleyen Apaydın, Cinnah’taki ağaçların köklerinin kesildiğini ve şimdi bu ağaçların kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Yurt krizi aşıldı
Yeni kayıt yaptıran kız öğrencilerin konaklama problemi yaşadığı Bursa Ahmet Hamdi Gökbayrak Anadolu Öğretmen Lisesi’nde kriz aşıldı. Okulun bağlı bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitme Genel Müdürü Ömer Balıbey, geçici olarak memur lojmanına yerleştirilen 14 kız öğrencinin okulun pansiyonuna alınacağını söyledi. Ahmet Hamdi Gökbayrak Anadolu Öğretmen Lisesi Müdürü Maruf Yıldırım da; “Biz öğrencilerimiz mağdur olmasın diye, boş alan memur lojmanını tahsis etmiştik. Velilerin tepkisini dikkate alan genel müdürlüğümüz pansiyon sorununun aşıldığını bize bildirdi. Kısa sürede kızlarımız pansiyondaki odalarına yerleştirilecek” dedi.
İzmir’de operasyon
İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ekiplerinin gerçekleştirdiği ‘Hasat’ adı verilen operasyonda çete üyesi oldukları iddiasıyla 9 kişi gözaltına alındı. KOM ekiplerinin yaklaşık 4 aylık takibi sonucu İstanbul ve İzmir’de önceden tespit edilen adreslere eşzamanlı baskın düzenlenerek yapılan operasyonda, örgütün lideri olduğu iddia edilen H.A. ile 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar hakkında 40’a yakın mağdurun şikayetçi olduğu iddia edilirken, emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlılar adliyeye sevkedildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net