www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Asker değil, Kızılay gitsin!
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, dün yaptığı haftalık basın toplantısında, Türk askerlerinin, Lübnan’a birlik gönderme kararı alınması halinde bu ülkeye insani amaçla gideceğini öne sürdü.

‘Çıkarsa tezkere Bilal gitsin askere’
Hükümetin Lübnan’a asker gönderme kararı dün de çeşitli eylem ve açıklamalarla protesto edildi.

Asker göndermeye karşı çıkanları
   “ihanet”le suçladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetin asker gönderme kararına yönelik tepkileri, “içe kapanmacılık”, “hükümeti eleştirme hastalığı” ve “milletin yüksek menfaatlerine ihanet” olarak nitelendirdi.


Asker değil, Kızılay gitsin!
Hükümet, bütün tepkilere ve risklere rağmen Lübnan’a asker gönderme kararında direnmeyi sürdürüyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Türk askerlerinin, Lübnan’a birlik gönderme kararı alınması halinde bu ülkeye insani amaçla gideceğini vurguladı.
Tan, haftalık basın toplantısında konuyla ilgili soru üzerine, hükümetin aldığı kararla TBMM’nin toplanmasının söz konusu olduğunu ve tezkerenin hazırlanmakta olduğunu anımsattı.
Bu tezkerenin hazırlıklarının ilgili makamlarla yapıldığına işaret eden Tan, “Burada bizim karar çıktığı takdirde gidecek birliğimizin hangi koşullarda görev yapacağı size çeşitli vesilelerle açıklanmıştır. Bunda bir değişiklik yoktur” dedi.
Sözcü Tan, sözlerine şöyle devam etti: “Çok kısaca üzerinden geçmek gerekirse, BM Güvenlik Konseyi kararı alınması gerektiğini vurgulamıştık. Bu arada herhangi bir grubun veya herhangi bir silahlı gücün silahsızlandırılması gibi bir faaliyete kesinlikle girmeyeceğimizi söylemiştik. Ayrıca orada mevcut tüm taraflarca kabul edilmemiz gerektiğini de vurgulamıştık. Bunlarda bir değişiklik olmamıştır.
Bu koşullarımız geçerliliğini korumaktadır ve altını çizerek söylüyorum; Şayet böyle bir karar alınırsa birliğimiz oraya insani amaçla gidecektir. Lübnan’a yardımcı olmak, Lübnan’ın yeniden yapılandırılmasını sağlamak, oradaki insanların tekrar normal yaşamlarına dönmelerini ve ülkelerinde huzur içinde yaşamalarını sağlayacak faaliyetlerde bulunacaktır birliğimiz.” Sözcü Tan, “Tezkerede herhangi bir asker sayısı telaffuz edilecek mi? Daha önceki tezkereler gibi sadece belli bir süre için hükümete yetki mi verilecek?” şeklindeki bir soruyu da “Daha önceki tezkereler gibi bir tezkere olacağını size söyleyebilirim bu aşamada” diye yanıtladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tan, bir başka soru üzerine, ortada 1701 sayılı kararın bulunduğuna işaret ederek, “Bu kararda burada görev yapacak birliklerin hangi misyonla çalışacakları belirtilmiştir. Biz de bu kararı esas alarak oraya, şayet karar alınırsa birliklerimizi gönderme düşüncesindeyiz” diye konuştu.
O zaman Kızılay’ı gönderin!
BM “barış gücü” adı altında gönderilecek askerlerin Hizbullah’ın silahsızlandırılmasında kullanılıp, kullanılmayacağı henüz netlik kazanmamasına rağmen, AKP Hükümetinin asker gönderme gerekçesini “insani amaçla” açıklamakta ısrar etmesi, akıllara bir formül olarak “O zaman Kızılay gönderilsin” görüşünü getirdi.
Ortadoğu uzmanları ve stratejistler, BM’nin, gönderilecek askerlerin Hizbullan’ın silahsızlandırılması gibi bir görevde kullanılmayacağını karara bağlamasının dahi, yeter bir güvence olmadığına dikkat çekiyorlar.
İki önemli risk
Dikkat çekilen iki önemli riskten birisini, İsrail’in olası provokasyon girişimleri, diğerini de, Lübnan’daki direniş örgütlerinin, “barış gücü” adı altında gelen askeri gücün İsrail’in topraklarına değil, kendi topraklarına yerleşmesine tepkisiz kalmayabileceği oluşturuyor.
Tüm bu olasılıklar da, Lübnan’a gerçek anlamda Kızılay benzeri insani yardım kuruluşlarının gönderilmesinin daha doğru olacağı görüşünü güçlendiriyor.


Başa dön


‘Çıkarsa tezkere Bilal gitsin askere’
Hükümetin Lübnan’a asker gönderme kararı dün de çeşitli eylem ve açıklamalarla protesto edildi.
DİSK, KESK, Halkevleri ve çeşitli kitle örgütlerinden kadınlar, ellerinde savaş istemediklerini ve emperyalizme, siyonizme, asker göndermeye karşı olduklarını belirten dövizlerle Ankara Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde buluştular. “Kadınlar savaş istemiyor”, “Çıkarsa tezkere Bilal (Tayyip Erdoğan’ın oğlu) gitsin askere” sloganı atan kadınlar, Yüksel Caddesi’nden Sakarya Caddesi’ne kadar tek sıra halinde zincir oluşturarak sloganlar ve alkışlarla gittiler. Kadınlar adına konuşan Dev-Sağlık-İş Temsilcisi Serpil Şahin, kadınlar ve anneler olarak ne kendi çocuklarının ne de başkalarının çocuklarının ölmesini, öldürmesini istemediklerini kaydederek, “AKP Hükümeti’nin asker göndererek, Ortadoğu’daki oyuna katılmasına, çocuklarımızı piyon olarak sürmesine onay vermeyeceğiz” dedi.
Batıkent’te stand
Emek Partisi Yenimahalle İlçe Örgütü’nün Lübnan’a asker gönderilmesine karşı Batıkent metro durağında açtığı standa Yenimahalle halkı yoğun ilgi gösteriyor. Standda bulunan deftere duygu ve düşüncelerini yazan Yenimahalleliler, özellikle hükümetin asker gönderme konusundaki tutumunu eleştiriyor.
1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri de bu stand önünde gerçekleşiyor. Bu etkinliklerden ilki olan Emek Gençliği’nin hazırladığı tiyatro gösterimi önceki gün stand önünde yapıldı. ABD’nin Ortadoğu’daki kanlı oyunlarının anlatıldığı oyun Yenimahallelilerden yoğun alkış aldı. Ardından söz alan Yenimahalle İlçe Yöneticisi Umut Deveci, Birleşmiş Milletler adına Lübnan’a gönderilecek barış gücünün bir aldatmaca olduğunu belirterek, “İsrail bombalarıyla ölen 3 çalışanına dahi sahip çıkamayan bu BM’ye mi evlatlarımızı emanet edeceğiz” dedi. Zabıta görevlilerinin standa müdahale etmek istemeleri ise çevre halkı tarafından yoğun tepki ile karşılandı. “Çevreden şikayet var” diyerek standın ses düzenini kapatmak isteyen zabıtaya halk “Bundan kim rahatsız oluyor? Lübnan’a çocuğunu sen mi göndereceksin?” şeklinde tepki gösterdi ve ses sisteminin kapatılmasına izin vermedi. “Lübnan’a Asker Göndermeye Hayır Standı”, tezkerenin TBMM gündemine geleceği 5 Eylül’e kadar açık olacak.
Malatya ve Muğla’da imza kampanyası
Emek Partisi Malatya İl Örgütü Lübnan’a asker gönderilmemesi talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na gönderilmek üzere imza kampanyası başlattı. İmza kampanyası, postane önünde Emek Partisi İl Başkanı Nejdet Bali’nin yaptığı basın açıklaması ile başlatıldı. Bali, yaptığı açılmada, “1 Eylül 1938, faşist emperyalist Alman ordularının Polonya’ya girdiği ve 2. Dünya Savaşı’nın başladığı gündür. Bu günü, şimdi “Dünya Barış Günü” olarak kutluyoruz. İnsanlık tarihinin en fazla ölüm ve yıkım getiren savaşının başlangıç gününde, yeni savaşları önlemek için gücümüzü birleştirmenin zamanıdır” dedi. Bali, “barış gücü” adı altında oluşturulan İşgal Gücü’ne hiç bir koşulda asker verilmemesi gerektiğini belirterek, halkı Lübnan’a asker gönderme tezkeresinin reddedilmesi için mücadeleye çağırdı. Bali, “ABD Üsleri kapatılmalı, İsrailli yetkililerin savaş suçlusu olarak yargılanması için uluslararası girişimlere öncülük edilmeli, ABD ve İsrail’le yapılan ikili anlaşmalar iptal edilmelidir” dedi. Açıklamasında Kuzey Irak’a operasyon tartışmalarına da yer veren Bali, Başbakan Erdoğan, İsrail’in süren katliamlarını kınıyor ve barış çağrısı yapıyor. Ama öte yandan, Kürt sorununun çözümünde İsrail’e özeniyor, demokratik yollara sırt çeviriyor. Sınır ötesi operasyon yapılmasından söz ediyor. Başbakan, “İsrail yapıyor, biz de yapacağız” diyor. Filistin ve Lübnan halkına uygulanan vahşete karşı çıkar gibi gözüküyor, ama Kürt halkı için başka bir şey önermiyor” dedi.
Açıklama bugün 17.30’da PTT önünde yapılacak ortak basın açıklamasına katılım çağrısı ve sonrasında halka dağıtılan bildirilerle sona erdi.
Emek Partisi Muğla İl Örgütü de, ABD ve İsrail işgaline karşı, imza standı açtı. Lübnan’a asker gönderilmesini istemeyen Muğlalılardan imza standına yoğun ilgi oldu. Ayrıca Muğla’nın birçok noktasına afişler asan EMEP’liler, bildiriler de dağıtarak Muğlalıların, barış çağrılarına destek vermesini istedi. EMEP üyeleri bugün standlarında topladıkları imzaları Meclis’e gönderecekler.


Başa dön


Asker göndermeye karşı çıkanları
   “ihanet”le suçladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetin asker gönderme kararına yönelik tepkileri, “içe kapanmacılık”, “hükümeti eleştirme hastalığı” ve “milletin yüksek menfaatlerine ihanet” olarak nitelendirdi. Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan Ulusa Sesleniş Konuşması’nda, asker gönderme tartışmalarına geniş yer ayırdı.
AKP’liler toplantıyı bekliyor
AKP’li bazı milletvekilleri, Lübnan’da oluşturulacak barış gücüne Türk askerinin gönderilmesi konusundaki kararlarını, pazartesi günü yapılacak grup toplantısından sonra vereceklerini bildirdi. AKP Adana Milletvekili Abdullah Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan’a asker gönderilmesine olumsuz oy kullanacağını bildirdi. AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lübnan’a asker gönderilmesine ilişkin rapor hazırlayacağını söyledi. Çömez, “Dışişleri Bakanı Gül ve ilgili bakanlara bazı sorular yönelteceğiz. Alacağımız cevaplar doğrultusunda kararımızı vereceğiz” diye konuştu. AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay da, konuya ilişkin kararının grup toplantısından sonra netlik kazanacağını belirtti.
Hükümete tepkiler
Saadet Partisi (SP) Ankara İl Gençlik Kolları, dün yaptıkları eylemle, Lübnan’a Türkiye’den asker gönderilmesi kararını protesto ettiler. SP Ankara İl Gençlik Kolları üyesi gençler, dün öğle saatlerinde YKM önünde bir araya gelerek, “İsrail halklara hesap verecek” ve “Çıkarsa tezkere Tayyip gitsin askere” sloganlarını attılar. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ise, yaptığı yazılı açıklamada, Hükümetin asker gönderme kararı için ciddi bir gerekçe dahi ortaya koyamadığını dile getirdi. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Züheyir Amber de, Hükümetin kararıyla ilgili olarak, Meclis’in Hükümet’in ‘yanlış’ kararına ‘Hayır’ diyecek hassasiyeti göstereceğini ve bu nedenle ‘Ret’ oyu vereceği inandığını dile getirdi.
‘Linçe övgü’ meclis gündeminde
CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, “Linç girişimine övgüler yağdıran bir Emniyet Müdürü, sağduyulu her kesimi derinden yaralamıştır” dedi. CHP Genel Merkezinden yapılan açıklamaya göre Sevigen, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya gönderdiği mektubunda, İstanbul’daki 30 Ağustos kutlamaları sırasında dört üniversite öğrencisinin, İsrail’e tepkilerini ifade eden bir pankart açtıklarını hatırlatarak devlet adına görev yapanların bu şekilde davranmalarının huzur ve beraberliğin yanı sıra, demokratik hak ve özgürlüklerin özgürce kullanımını da engelleyici, baskıcı ve yasaklayıcı bir anlayış olduğunu dile getirdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net