Bugün 1 Eylül. Bugün Dünya Barış Günü. Bugün Hitler Almanyası’nın ordularının Polonya’ya saldırarak, 2. Dünya Savaşı’nı başlattıkları gün.
Bugün dünyada; 1. ya da 2. Dünya Savaşı gibi bir savaş yok; ama dünyanın pek çok ülkesinde savaşlar, iç kargaşalar, her an patlamaya hazır gerilimlerin birikmesi, “barış isteğini” yükseltmeyi zorluyor.
Elbette barış istemek; “Aman çatışma olmasın; kargaşa olmasın her şey böyle gitsin!” demek değil. Çünkü, bu çatışmaların, savaşların ve savaş tehditlerin dünyanın ufkunu kaplamasının nedeni; mevcut egemen güçlerin dünyasının dinamikleridir. Ve dünyanın böyle bir avuç egemenin milyarlarca insanı sömürmesinin, ezmesinin, açlığa, eğitimsizliğe, hastalıklara, işsizliğe mahkum etmesinin sürüp gitmesini savunmak anlamına gelmektedir. Dolayısıyla da; çıkan savaşlar; emperyalistlerin ve uşaklarının, ordularını dünyanın her köşesine gönderiyor olmasın nedeni de; Yeni Dünya Düzeni (YDD) dedikleri düzenin sonsuza kadar devamı içindir.
Bu yüzdendir ki, “barış için mücadele”; YDD’ye karşı, emperyalist ülkelerin dünya egemenliğine karşı; tekellerin dünyasına karşı bir mücadeledir.
Bu yüzdendir ki, bugün “barış isteği”nden çok barış mücadelesinden söz etmemiz gerekir. - Bu yüzdendir ki, “Bugün Dünya Barış Günüdür” demek yetmez, “Bu gün dünyada barış için mücadele günüdür” demek gerekir.
Elbette “barış mücadelesi” bir günlük bir mücadele olmadığına göre, “barış için mücadele yılın 365 gün 6 saatini kapsayan bir mücadele olmak zorunda”dır.
Elbette ki gerçek bir barış mücadelesi; her ülkenin devrimcilerinin, demokratlarının, barış güçlerinin kendi ülkesinde barışı kurma, egemenlerin halkları birbirine boğazlatan girişimlerine karşı mücadele ile başlar.
Bu yüzden de bugün bizler için; Lübnan’a asker gönderilmesini engelleme mücadelesi, Kürt sorununun çözümü ve Kürtlerle barışın sağlanması; bu mücadelelerin bir araya getirdiği güçlerin dünya barış mücadelesinin bir parçası olması, yürünecek tek doğru yoldur.