www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



İsrail’e Amerikan yardımı
ABD’li diplomatlar, İsrail’in talep etmesi halinde Pentagon’un, Lübnan saldırıları sırasında milyonlarca dolar harcayan İsrail ordusuna mali yardım yapabileceğini belirttiler.

Koalisyonda kan kaybı
Almanya’da geçen yıl yapılan erken seçimlerden sonra halkın yüzde 70’ini desteğiyle kurulan ”büyük koalisyon”a destek hızla azalıyor. Anketlere göre, koalisyonu oluşturan partilerin toplam oyu yüzde 10 azaldı.

Ortadoğulular’ın seyahat hakkı yok!
ABD’de yapılan bir anket, Amerikalılar’ın büyük bir çoğunluğunun, havalimanları ve tren istasyonlarında, özellikle “Ortadoğulu olan veya görünüş olarak bölgenin özelliklerini taşıyan yolculara” karşı daha sert önlemler alınmasını istediğini ortaya koydu.


İsrail’e Amerikan yardımı
ABD’li diplomatlar, İsrail’in talep etmesi durumunda, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) İsrail ordusuna mali yardım yapabileceğini belirtti. İsrail ordusunun, Lübnan saldırıları sırasındaki devasa harcamaları nedeniyle zor durumda olduğunu belirten diplomatlar, “Milyonlarca dolar harcandı. Bu yükün altından kalkmak güç. İsrail talep ederse, Pentagon yardıma hazır” dedi.
Lübnan’ı yerle bir eden İsrail saldırıları sırasında, işgal yönetimine bomba ve askeri malzeme sağlayan ABD’nin ayrıca İsrail ordusuna 2 milyar dolar yardım yaptığı biliniyor.
ABD’de yayımlanan New Yorker dergisinde, bu ayın başında çıkan, “İsrail, Lübnan saldırısını ABD ile 1 sene öncesinden planlamıştı” haberine de değinen ABD’li diplomat, “Eğer, bu önceden planlanmış bir saldırı olsaydı, İsrail’in başarısı çok daha yüksek olurdu” diye konuştu.
New Yorker dergisi diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Lübnan saldırısını, ABD’li yetkililerle 1 sene öncesinde planladığını belirtmiş, “Böylece İsrail, İran’a karşı ne durumda olduğunu test etmiş olacaktı” ifadelerine yer vermişti.
2 milyar dolar
ABD’li diplomatın bu açıklamaların karşılık, İsrail yönetimine yakın kaynaklar, Tel Aviv’in, Beyaz Saray’dan ek 2 milyar dolar talep edeceğini belirtti. İsrail’in Lübnan savaşından ‘zafer’le çıktığını, ancak büyük zarara uğradığını belirten Amerikalı diplomatlar, “İsrail askeri alanda başarıya imza attı, fakat siyasi arenada bu başarıyı gösteremedi. İsrail Hizbullah’a müthiş bir darbe indirdi, ama bunun gerisini getiremedi” ifadelerini kullandılar.
Aynı kaynaklar, “ABD, Lübnan halkının İsrail’in amacını anlayamadığını düşünüyor. Buna göre, Lübnan halkı, kendilerini cezalandıran İsrail’e karşı Hizbullah’ı kurtarıcı olarak gördü. Bu da, İsrail’i siyasi anlamda yenilgiye uğrattı” diye belirttiler.
Halutz’a istifa baskısı
Diğer yandan İsrailli internet sitesi Debka, Lübnan işgalinin hemen öncesinde hisse senetlerini satarak büyük kâr elde ettiği ortaya çıkan İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz’un istifaya zorlandığını bildirdi.
Halutz’un, Lübnan işgali sırasındaki “yanlış yönetimi” nedeniyle, emekli generallerce istifaya zorlanmakta olduğunu belirten DEBKA, bu generallerin başını eski AMAN şefi Uri Sagi, Güney Komutanlığı eski şefi Doron Almog, Süveyş Kanalı ve Yom Kippur Savaşı gazisi Haim Erez ve Kuzey Komutanlığı eski şefi Yossi Peled’in çektiğini belirtti. Haltuz’a mektup yazan eski generallerin, İsrail’in tarihinde ilk defa savaş alanında lider bir komutan olmadan savaştığını belirterek, “Savaştaki eksik yönetim nedeniyle İsrail Geneykurmay Başkanı görevi bırakmalıdır” ifadelerini kullandı. Debka, eski generallere yaklaşık 100 eski subayın destek verdiğini de belirtti.

Filistin’de İsrail saldırısı
İsrail askerleri, dün Batı Şeria’nın Nablus kentine düzenlediği baskında El Aksa Şehitleri Tugayı’nın liderlerinden birini öldürdü. Filistin kaynakları, Nablus’ta çıkan çatışmada aralarında önde gelen bir gerillanın daha olduğu 5 kişinin de yaralandığını kaydetti. Bir İsrail ordu sözcüsü de Nablus’ta ilk önce silahlı Filistinlilerin ateş açtığını, kendilerinin de karşılık verdiğini söyledi.
Bölgeden gelen haberlerde öldürülen kişinin İsrail’de intihar saldırılarının hazırlanmasına yardım etmekle suçlanan Fadi Kafişa olduğu ifade edildi.
Gazze Şeridi’nde de, Halk Direniş Komiteleri yerel liderlerinden Raid Ennal’in, kimliği belirlenemeyen kişilerce öldürüldüğü bildirildi. Ennal’in Gazze kenti yakınındaki mülteci kampında vurularak öldürüldüğü kaydedildi.
Olayın Filistinli gruplar arasındaki iç çatışmanın sonucu olabileceği yorumları da yapılıyor.


Başa dön


Koalisyonda kan kaybı
Yaklaşık bir yıl önce yapılan erken genel seçimlerden sonra işbaşına gelen sağcı CDU/CSU ve sosyal demokratlardan (SPD) kurulu ”Büyük koalisyon” hükümeti halkın gözünde her geçen gün küçülüyor. Genel seçimlerden sonra neredeyse halkın yüzde 70’inin desteğini alan ”Büyük koalisyon” hükümeti, bu süre içerisinde işsizlik, seçim sıkıntısı, yoksulluk ve gelecek korkusu konusunda adımlar atmak yerine, sermayenin istediği yönde saldırılarını sürdürdü. KDV’nin yüzde 3 artırılması, sağlık alanında kısıtlamalar ve yeni saldırılar konusunda mesajlar verilmesi koalisyonu oluşturan iki partinin oy kaybına uğramasını beraberinde getirdi. Anketlere göre her iki parti de seçimlerden bu yana en düşük oy oranına inmiş durumda.
Forsa tarafından yapılan ankete göre, CDU/CSU’nun oyu uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 31’e düşerken, SPD’nin oyu da yüzde 30’un altına düştü. Ankete göre SPD’nin oyu yüzde 29.
CDU/CSU bu yılın başından bu yana yüzde 10 oy kaybına uğradı. Yani seçimlerden hemen sonra halkın yüzde 70’inin desteğine sahip olan koalisyona destek yüzde 59’a indi.
Gözlemciler, halkın hükümetten beklediğini bulamadığını belirtiyor.
Sol Parti oy artırıyor
Aynı ankette, hükümetin politikalarını sürekli cepheden eleştiren Sol Parti’nin oyunu artırdığı dile getirildi. Bu yılın başında oyu yüzde 10 gösterilen Sol Parti’nin şimdiki oy oranının yüzde 12 olduğu belirtiliyor.
Sol Parti, erken genel seçimlerde yüzde 8.7 oy almıştı. Partiye giden oyların daha çok SPD’ye verilen oylar olduğu belirtiliyor.
Ankette oyunu artıran bir diğer parti ise Hür Demokratlar (FDP). Erken seçimlerde yüzde 9.8 oy alarak çıkış yapan FDP’nin oyu yüzde 14 görünüyor. FDP’ye oy verenlerin çoğunun, beklentileri hayal kırıklığına dönüşen CDU/CSU seçmenleri olduğu belirtiliyor.
Ankette Yeşiller’in oyu yüzde 10 olarak gösterildi.
Halk reformlara karşı
21-25 Ağustos tarihleri arasında yapılan ve 2501 kişinin katıldığı anketin sonuçlarına göre halkın önemli bir bölümü hükümet tarafından planlanan reformlara karşı.
Ankete katılanların yüzde 78’i “sağlık reformunun” karar altına alındığı gibi hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sadece yüzde 9 gibi bir azınlık bu “reform”u savunuyor.
Daha önce işbaşında olan SPD-Yeşiller hükümetine karşı birçok kez alanlara çıkan sendikalar, ”büyük koalisyona” karşı ilk büyük gösteriyi 21 Ekim’de gerçekleştirecekler. Almanya’nın beş büyük kentinde hükümete karşı yapılacak gösterilere yüzbenlerce emekçinin katılması bekleniyor.


Başa dön


Ortadoğulular’ın seyahat hakkı yok!
ABD’de yapılan bir anket, Amerikalılar’ın büyük bir çoğunluğunun, havalimanları ve tren istasyonlarında, özellikle “Ortadoğulu olan veya görünüş olarak bölgenin özelliklerini taşıyan yolculara” karşı daha sert önlemler alınmasını istediğini ortaya koydu.
“Quinnipiac Üniversitesi Anket Enstitüsü” tarafından yapılan kamuoyu yoklamasına göre, ABD’lilerin yüzde 60’ı havalimanları ve tren istasyonlarında, “Ortadoğu kökenli yolcuların” daha dikkatli soruşturulması gerektiğini ifade ederken, yüzde 37’si ise, karşı yönde görüş bildirdi. Anket sonuçlarında, İngiltere havalimanlarında ‘son anda’ engellendiği iddia edilen geniş çaplı ‘terör saldırıları’ iddiasının etkili olduğu belirtildi. Nitekim İngiliz meydası, Tony Blair hükümetinin havalimanları ve tren istasyonlarındaki arama ve profil çıkarma gibi güvenlik önlemleri konusunda “etnik ve dini” kriterleri kullandığını bildirdi. İngiliz medyası ayrıca, “Müslüman İngilizler, ‘potansiyel terörist’ gibi algılanmalarından çok rahatsızlar” diye yazdı.
Açık cezaevi
Tehditler İran’ı yıldırmıyor
BM Güvenlik Konseyi’nin, İran’a uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması için tanıdığı süre dün doldu. İran lideri Mahmud Ahmedinecad, yaptırımların İran’ı, nükleer programından vazgeçiremeyeceğini yineledi.Sürenin dolmasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve Almanya’nın gelecek hafta bir araya geleceğini ve İran’a olası yaptırımları görüşeceğini bildirdi. Ahmedinecad ise, yaptırımların kendilerini yıldırmayacağını ve uranyum zenginleştirmekten vazgeçmeyeceklerini yineledi. Ahmedinecad, “Avrupa bağımsız olarak karar almalı ve sorunları müzakereler yoluyla çözmeli” dedi. ABD bu aşamadan sonra İran’a yaptırım uygulanmasını istiyor. Ancak Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisine sahip olan Çin ve Rusya, bu seçeneği devreye sokmak için erken olduğu görüşünde. Kulislerde konuşulan senaryolara göre, ilk aşamada, İranlı yetkililere seyahat kısıtlamaları getirilebilir; İran kurumları ve yetkililerinin yurtdışındaki mal varlıkları dondurulabilir. Sonrasında, daha geniş ölçekli ekonomik yaptırımlar ve İran’ın diplomatik alanda tecridi gündemde. Askeri operasyon olasılığı ise, kısa vadede zor. Bu tehditlere karşılık İran’ın elinde de önemli kozlar var. İran, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasından çekilebilir. Bu, Tahran’ın tamamen uluslararası denetim dışına çıkması demek. İran’ın, batıya tepki olarak, uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ivme kazandırması da olası. Dünyanın 4’üncü büyük petrol ihracatçısı konumundaki İran, yaptırımlar karşısında batıya petrol sevkiyatını durdurabilir. Bir diğer senaryoya göre ise Tahran; Irak, Lübnan ile Filistin’deki gerillalara destek vererek ABD’yi zayıflatabilir.
Grevde sona doğru
Şili’de, dünyanın en büyük özel bakır madeninde bir ay kadar önce başlayan grevin sona yaklaştığı bildirildi. Şirket yöneticileri ile sendika yetkililerinin “ön anlaşma”ya vardıkları öğrenildi. Anlaşmanın ayrıntıları henüz açıklanmış değil. Escondida madenindeki 2000 civarında işçi, ücret ve sosyal haklarının artırılması talebiyle greve çıkmıştı. İşçiler yüzde 8 zam isterken, şirket yüzde 4’te diretiyordu. Grev nedeniyle dünya piyasalarında zaten yüksek olan bakırın fiyatı daha da artarken, eylemin sona ereceği haberleri üzerine fiyat yüzde 1 oranında düştü. İşçilerin anlaşmayı onaylaması halinde, bugün işbaşı yapılması bekleniyor.
Bush karşıtı tişört ‘beraat etti’
ABD’de bir temyiz mahkemesi, üzerine Başkan George W. Bush’u bir tavuk olarak resmeden, eski bir alkolik ve kokain kullanıcı olarak gösteren tişört giyen öğrencinin ifade özgürlüğü hakkını kullandığına hükmetti. Manhattan’daki gezici temyiz mahkemesi, savaş karşıtı bir gösteride aldığı tişörtü Mayıs 2004’te 13 yaşındayken giydiği okulunda, tişörtünün üzerindeki çizim ve yazıların kapatılmasını isteyen okul yöneticileri aleyhine dava açan öğrenci Zachary Guiles’in söz konusu tişörtü giyme hakkı bulunduğu, okulun da Guiles’in ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı. Guiles’in Vermont Williamstown’daki lisenin ortaokul bölümündeyken giydiği tişörtün önünde Bush’un adıyla birlikte “Tavuk-Şahin-Başkan” sözleri, sözcüklerin altında da Bush’un bir tavuk gövdesi üzerinde başı miğferli portresinin bulunduğu, tişörtün diğer tarafında da Bush’un elinde içkiyle gösterildiği, kokain bağımlısı olduğu şeklinde ifadeler bulunduğu belirtildi. Okul yönetimi tarafından tişörtünü ters çevirerek giymesi ya da yazı ve resimleri bantlaması ya da değiştirmesi istenen öğrencinin, ertesi gün okula tişörtünün yazı ve resimlerinin üzeri bantlı ve bantın üstünde de “sansürlü” yazısı karalayarak geldiği, ardından da okul yetkilileri aleyhine bölge mahkemesine dava açtığı kaydedildi. Guiles’in, alt mahkemenin okul lehine karar vermesinden sonra temyize başvurduğu belirtildi. Okulun tişörtün hiçbir yerini sansürlemeye hakkı olmadığı kaydedilen üst mahkemenin kararında “resimlerin, Guiles’in vermek istediği siyasi mesajının önemli bir parçası olduğu, uyuşturucu karşıtı (ve Bush karşıtı) mesajını vurguladığı” ifade edildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net