www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Dal ve yapraktan heykeller
Onların ellerinde dal ve yapraklar yeniden hayat buluyor. İşte ağaçtan bisiklet süren bir adam ya da dallardan bir su kuyusu.

Cuma günleri cami, pazar günleri kilise
Güzelyurt Türk-Yunan Dostluk ve Kültür Festivali için Aksaray’a gelen 1924 mübadelesinde göç eden Rumların çocukları ve torunları danslarla ve dualarla kardeşliğin hiç de zor olmadığını gösterdi.


Dal ve yapraktan heykeller
Gülsüm Mansur
Hepimiz doğal yeşil ortamda kendimizi daha iyi hissederiz. Güzel bir park mesela iş ve kent yorgunluğunu stresini atmak için bire bir mekanlardan biridir Bu parlaklar birilerinin ellerinde güzelleşir. Adana Merkez Park’ta hummalı bir çalışmanın ortasında buluyoruz kendimizi. Kimileri çimleri biçiyor, kimileri biçilmiş çimleri toplayıp traktörün arkasına dolduruyor. Kimileri ağaçları ve çiçekleri suluyor. Kadınlar ellerinde çapaları ile çapa yapıp çiçek dikiyor. Bazıları ise ellerinde makasları ile ağaçlara yeni şekiller veriyorlar. Adana’nın sıcağında başlarında fötr şapkaları ile sabah yedide başladıkları mesailerini akşam beşte son buluyor.
Merkez parkta 350 dönümlük arazinin tümünü budama, ağaçlara şekil verme ve daha birçok işini yapan üç bahçıvan işi yaşamı ve ekonomik koşullar üzerine sohbet ediyoruz.
Sigortası da olmasa...
Daha 4 ay olmasına rağmen makası yılların bahçıvanı gibi kullanan Duran Güzel (22) okuyup bir doktor ya da öğretmen olmak istediğini söylese de yaptığı işi de sevdiğini söylüyor. İnsan her zaman istediği şeyi yapamadığını anlatan Güzel, “Okusaydım birçok mesleği tercih etme fırsatım olacaktı ama bu gün bu işi yapmak zorundayım” diyor. Sigortalı ve asgari ücretle çalıştığını söyleyen Güzel, sigortalı iş bulmanın bugün iyice zorlaştığını düşünerek kendisini şanslı sayıyor. İki çocuk sahibi olan Adem Çiçek biraz daha kıdemli, 3 yıldır bahçıvanlasöylüyor. Karaca’nın bir çocuğu var diğeri ise “yolda.” Dalları şekilden şekile sokan Karaca’nın aklında geçim sıkıntısı var. “Memleketten gelen yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyoruz” diyor.


Başa dön


Cuma günleri cami, pazar günleri kilise
Ersin Altınsoy / Murat Öner Taş
Güzelyurt Türk-Yunan Dostluk ve Kültür Festivali için Aksaray’a gelen 1924 mübadelesinde göç eden Rumların çocukları ve torunları danslarla ve dualarla kardeşliğin hiç de zor olmadığını gösterdi. Aynı türbeyi hem cami hem kilise olarak kullanan Türkiyeli Rumlar ve Yunanistanlı Türkler, ikinci kez düzenlenen dostluk festivalinde bir araya geldi.
Konyalım’la çoştular
Kavala şehrinden gelen 163 kişilik Yunanlı grup, köye girişte bir düğün kutlaması ile karşılaştı. Yunanlılar, otobüsler ve minibüslerden inerek müzik eşliğinde oynadı, köylülerin eğlencesine katıldı. Yerel bir sanatçının okuduğu “Konyalım’’ türküsüyle coşan kafile daha sonra köydeki Mamas Baba Türbesi’ne geçerek, burada sırayla dua etti. Gökçe köyü sakinlerince Şammas Baba olarak da bilinen Mamas Baba Türbesi ziyareti sırasında kafileye köy sakinleri de eşlik etti.
Grubun sorumlusu Kaplanisis Yusufidis, Türkçe olarak, her yıl ziyaret ettikleri türbenin kendileri için çok önemli bir manevi değer olduğunu söyledi. Yusufidis, türbenin, cuma günleri Müslümanların cami gibi ibadet ettiği, pazar günü Hıristiyanların kilise gibi ibadet ettiği bir yer olduğunu kaydetti. Bunun kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Yusufidis, şöyle konuştu: ‘’Bu şunu gösteriyor; köklerimizde ortak değerler var. İki ülkenin insanlarını hiçbir şey yok ayıran, ama çok şey var bağlayan... Bizim inanışımıza göre Romalılar döneminde onların zulmünden kaçan 12-13 yaşlarında bir çocuk dağlara kaçıyor. Dağda yiyecek bir şey bulamıyor. Bir geyik her akşamüstü onun yanına geliyor. Ona sütünü veriyor. Romalılar bu çocuğu yakalayıp hapse atıyorlar. Bu çocuk ‘mama, mama’ diye bağırıyor. O yüzden adı Mamas’a çıkıyor.’’
Halaylar çekildi

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net