www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Hata yaptık patrona güvendik’
MENSA fabrikasındaki sorunlar 2003 yılından bu yana bitmiyor. DİSK/Tekstil Mensa Şube Başkanı Merkezli, sorunun 2003 yılında kıdem sıfırlaması ve ücretlerin düşürülmesine imza atmalarıyla başladığını belirterek, “En büyük hatamız patrona inanmak oldu. İşten atmalara girişti ve sendikaya savaş açtı” dedi.

2006 KESK’e baskı yılı oldu
KESK İstanbul Şubeler Platformu, AKP Hükümeti’nin son bir yılını değerlendirdi. 2005-2006 yılında AKP’nin kamu emekçileri üzerinde tek taraflı belirlediği ücret politikaları nedeniyle zor bir yıl geçirdiklerini belirtn KESK İstanbul Şubeleri, bu politikaların sonucunda yüzde 5’lik maaş artışı yapıldığını, enflasyonun bu rakamın üç katına çıktığına dikkat çektiler.

Hastanede ücretsiz izin protestosu
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri çalışanları, sözleşmeli sağlık personelini ücretsiz izne çıkaran hastane yönetimine, “AKP’nin sağlık politikasından rahatsızsanız, gelin görüşelim, ortak mücadele edelim” çağrısı yaptılar.


‘Hata yaptık patrona güvendik’
Halil İmrek / İsmail Taşçı
MENSA, Adana’nın en büyük tekstil fabrikaları arasında yer alıyor. Buna karşın ismi daha çok işçi atılması, hakların gasp edilmesi, ücretlerin ve toplusözleşmeden doğan haklarının verilmemesiyle gündeme geliyor. Firma kendisini internet ortamında “botanik bahçesinden geçerek içine girilen”, “renkli tabelalarla üniteler içerisinde gezinti yapılabilen”, “dinamik bir kadroya sahip 2 bin kişilik bir aile” olarak tanımlıyor.
Gerçek ise daha farklı. Kadrolu işçiler sürekli işten atılıyor, yerlerine asgari ücretle çalışacak genç işçiler alınıyor. Taşeron hatta “yevmiyeci” adı altında günübirlik sigortasız işçi çalıştırılıyor. Son bir yılda işten atılan kadrolu işçi sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Bu da yetmiyor, fabrikayı yeniden yapılandıran MENSA Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ulutaş, örgütsüz işyerlerini ve Çin’i örnek göstererek işçileri daha azla yetinmeye çağırıyor, DİSK/Tekstil’in örgütlülüğünü dağıtmaya çalışıyor.
Mehmet Ulutaş, yerel gazete ve televizyonlarda yaptığı açıklamalarla firmanın daha fazla büyüdüğünü ve yeni yatırımların yapıldığını anlatıyor. Ancak sıra haklarını isteyen işçilere gelince sendika yöneticisi, temsilcisi, sendikanın aktif çalışanı 94 kişinin işten atılması sonrası ise bu kişileri “İşyerini kapatmamız için uğraşanlar” ve “3-5 çapulcu” olarak tanımladı.
‘Niyetini göremedik’
Gelişmeleri değerlendiren DİSK/Tekstil MENSA Şube Başkanı Ahmet Merkezli, “2003 yılında yapılan çıktı-girdi yani kıdem sıfırlaması ile birlikte işçilerin ücretlerinin asgari ücrete düşürülmesine imza atmamızla başladı herşey” diyor. Ulutaş’ın kendilerine sürekli olarak örgütsüz işyerlerini göstererek rekabet edemediğini anlattığını hatırlatan Merkezli, imzaladıkları protokolün çözüm olarak sunulduğunu, işçilerin geleceğini ve işin devamını düşünerek anlaşmaya vardıklarını söyledi. “Yani 10 yıllık bir gelecek için protokolü imzaladık” diyen Merkezli şöyle konuştu: “Dönüp geriye baktığımızda en büyük hatamızın patrona inanmak ve onun niyetini görmememiz oldu. Ulutaş’ın amacı sendikayı bitirmek ve bizi zayıflatmaktı. O kadar taviz vermemize ve protokol imzalanmış olmasına rağmen yeni saldırılara yöneldi. Ücretleri ödemedi, işten atmalara girişti ve sendikaya savaş açtı.”
Birlik çağrısı
Protokolün imzalanmasının sendikaya karşı güvensizlik yarattığını kabul eden Merkezli, bu süreçte işçilerin 4-5 parçaya bölündüğünü ve TEKSİF’in de bu dönemde işyerine girdiğini anlattı. Daha sonra sorunlara karşı yaptıkları iş bırakma gibi eylemler ve sonrasında taşeronlaştırmayı kabul etmemeleri üzerine işçilerin yeniden toparlandığını kaydeden Merkezli, alacakların ödenmesi için de icra davası açtıklarını belirtti. “Patron icra başlattığımız günün sabahı kendisine yakın olan işçilerle iş bırakma eylemi başlattı. Ardından kendisine dava açan 94 sendika yöneticisi ve üyesi işten atıldı. Sendikanın aslında iş bırakmadan haberi yoktu” diyen Merkezli, patronun 150 işçiyi daha işten atacağını belirterek, birlik çağrısı yaptı.

ŞEKER VE SABUN BİLE VERİLMEDİ
Ali Yıldırım (MENSA Baştemsilci Vekili):
İşveren, bize çapulcu diyormuş. Biz çapulcu olsak 2003 yılında 550 milyon olan ücretimizi 275 milyona indirir miydik? Biz işçinin işi sürekli olsun, herkesin evine götüreceği ekmek garanti olsun dedik, hiçbir şey değişmedi. Dönüp baktığımda boşmuş. İşverene güvenilmezmiş. Biz yanlış yaptık. İşveren her şeye göz koymuş. Ramazan ayında her oruç günü işçiye vereceği bir kilo şeker duruyor. İşçiye her ay verilecek bir kilo sabun duruyor. Tazminatlar, sözleşme farkları gibi geriye dönük alacaklarımız dahi verilmiyor.
Mahmut Odyakar (Şube Sekreteri):
Sorunlar 2003 yılında imzalanan girdi çıktıdan bu yana devam ediyor. Ulutaş, bize bankamatikçi diyor. Biz bankamatikçi olsak ücretimizin düşürülmesine razı olur muyuz? Çocuğunun rızkından kim vazgeçer? Yönetim Kurulu Üyesi Halil Kafadar, Mayıs’ın 15’ine kadar raporlu ve işe başlayacağı gün iş bıraktı gerekçesiyle işten atıldı. Ben ameliyat olmak için vizite kâğıdı aldım 14 Mayıs günü çıkışım verilmiş işi engellediğim gerekçesiyle. Oysa ben 15 Mayıs günü işte çalıştım.
Faruk İnanmış (MENSA işçisi):
Patron,“MENSA benim çiftliğim, burada benim düdüğüm öter, ben ne dersem o olur” diyor. Örgütlü kimse istemiyor. Sendikalı işçi karşısında olmasın istiyor. Ben 3 ay sigortasız çalıştım. 6 ayda ancak kadroya geçtim. Kalifiye eleman olmama rağmen asgari ücret düzeyinde taşeron işçi ücreti aldım. Kara bir çalışma düzeni kurmak istiyor. Biz ücretlerimiz için dava açtık. Ardından işimizden olduk. İşçi arkadaşlar patronu tanımalılar ve birliğini oluşturup sendikalarında örgütlenmeliler


Başa dön


2006 KESK’e baskı yılı oldu
KESK İstanbul Şubeler Platformu, AKP Hükümeti’nin son bir yılını değerlendirdi. 2005-2006 yılında AKP’nin kamu emekçileri üzerinde tek taraflı belirlediği ücret politikaları nedeniyle zor bir yıl geçirdiklerini belirtn KESK İstanbul Şubeleri, bu politikaların sonucunda yüzde 5’lik maaş artışı yapıldığını, enflasyonun bu rakamın üç katına çıktığına dikkat çektiler. KESK İstanbul Şubeler Platformu adına basın açıklamasını yapan Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Yunus Öztürk, “Daha önceki yıllar bir yana 2004 yılından kamu emekçilerinin yüzde 10 alacağı varken, 2007 yılına yüzde 25 kayıp ile giriyoruz. Enflasyon kayıplarını karşıladıktan sonra 2007 yılı zammı yapılması gerekiyor” diye konuştu.
AKP’nin bu yıl içinde KESK’e, ona bağlı sendikalar, üyelerine yönelik idari ve kolluk baskısı ve sürgün politikası yürüttüğünü belirten Öztürk, sendikacıların tutuklandığını, sendikaların kapatma davalarıyla yüz yüze kaldığını, üyelerinin zorla başka sendikalara geçirildiğini ifade etti. Zorla üye yapma nedeniyle Eğitim Sen ve Tüm Bel-Sen’in yetkiyi kaybettiğini belirten Öztürk, yetkiyi başka sendikalara kazandırabilmek için bir çok ilde çalışanların bilgisi dışında üye yapıldıklarını, Kocaeli ve İzmit’in iki ayrı il gibi gösterildiğini kaydetti. Bu yıl içinde AKP’nin bir taraftanda kadrolaşmayı sürdürdüğünü belirten Öztürk, özellikle İstanbul’da eğitim, sağlık, belediye ve maliye iş kollarında yüzlerce kadrolaşma yaşandığını dile getirdi. Öztürk, AKP’nin kamu emekçileri dışında da işçiler ve halk aleyhinde de yasalar çıkarttığını ve uygulamaya başladığını söyledi.

SÜRGÜNLERİN HEDEFİ SENDİKA
BES üyesi yargı emekçileri, 6 arkadaşlarının sürgün edilmesini protesto ettiler. Eylemde, sürgünün hedefinin sendikal örgütlülük olduğu vurgulandı.
BES üyesi yargı emekçileri, Adalet Bakanlığı önünde bir araya gelerek, “Sürgünler geri alınsın” “Yargıda adalet istiyoruz” sloganları attılar. BES Ankara 1 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Serhat Öztürk, AKP’nin hakim ve savcıların tazminatlarını yükseltme kararının, tüm emekçilere uygulanmasını istedi. Öztürk, geçen hafta 6 kişinin Ankara, Sincan, Kırıkkale, Bolu, Sakarya ve Söke adliyelerine sürüldüğünü dile getirdi. Sürgün edilen altı kişiden beşinin BES üyesi, 3’ünün ise sendika işyeri temsilcisi olduğuna dikkat çeken Öztürk, bunun, kadrolaşmaya yönelik bir sürgün olduğunun kanıtı olduğunu belirtti. Öztürk, “Bu, BES’in hedef alındığını göstermektedir” dedi. Tayinlerden birim amirlerinin bile haberdar olmadığını söyleyen Öztürk, 80-90 kişinin sürgün edileceğine dair duyum aldıklarını ve bu duyumun yetkililer tarafından reddedilmediğini dile getirdi. Öztürk, 4 Eylül’de İzmir’den Ankara’ya yürüyeceklerini, 6 Eylül’de Ankara Adliyesi önünde eylem yapacaklarını bildirdi.


Başa dön


Hastanede ücretsiz izin protestosu
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri çalışanları, sözleşmeli sağlık personelini ücretsiz izne çıkaran hastane yönetimine, “AKP’nin sağlık politikasından rahatsızsanız, gelin görüşelim, ortak mücadele edelim” çağrısı yaptılar.
SES, ATO ve Dev Sağlık-İş üyesi sağlıkçılar dün fakültenin Cebeci Hastanesi yemekhanesi önünde toplanarak, alkış ve sloganlarla Sıhhiye’deki İbn-i Sina Hastanesi Poliklinikler önüne kadar yürüdüler. Burada, İbn-i Sina Hastanesi çalışanlarıyla buluşan sağlıkçılar, “Ücretsiz izinler kaldırılsın”, “Sağlık haktır satılamaz”, “Fazla çalışma angaryaya son” sloganları atarak, hastane yönetiminin çalışanlara yönelik uygulamalarına tepki gösterdiler.
Kemal Nebioğlu toprağa verildi
DİSK kurucularından ve eski genel başkanı Kemal Nebioğlu, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. DİSK Genel Merkez binası önünde düzenlenen törene Nebioğlu’nun ailesi, DİSK’e bağlı sendikaların genel başkan ve yöneticilerinin yanı sıra Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Kumlu, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, SHP Genel Başkanı Murat karayalçın, ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer de katıldı. Ailesi adına konuşan yeğeni gazeteci ğuz Haksever, hayatı boyunca Nebioğlu’nu işçi ve emekçilerle paylaşmak zorunda kaldıklarını söylerek, “İşçiler ve emekçiler sağolsun” dedi. Nebioğlu ile birlikte TİP milletvekili olan Tarık Ziya Ekinci ise Meclis’ten halkın sesini duyurduklarını kaydetti. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, bir döneme damgasını vuran 5 sendikacıdan sonuncusunu da kaybettiklerini ifade etti. Çelebi, sendikal örgütlenmeye öncülük yapan Nebioğlu’nu davasını sürdüreceklerini dile getirdi. Konuşmaların ardından Nebioğlu’nun naaşı alkışlar arasında Şişli Camiyine getirildi. Burada kılnan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Eylem sefer iptal ettirdi
Devlet Demiryollarında çalışan teşkil memurları (makasçılar ve manevracı) yüzde 5’lik iyileştirme zammının yapılmamasını vizite eylemi ile protesto ettiler. Eylem nedeniyle Adana-Mersin arasında seferler iptal edildi. Yüksek planmala kurumunun ücretlerin iyileştirilmesi için yüzde 5 zam yapma yetkisini müdürlüklere verirken, “ünavı bulunduğu gurubun tavanını geçemez” sınırlarama getirdi. Bu ünvan tavanına takılan teşkil memurları, Adana, mersin, Malatya, Kayseri, Zonguldak, Balıkesir illerinde vizite eylemi yaptılar. Devlet Demiryollarında daha öncede hareket memurları, istasyon şefleri ve makinistlerde ücretleri düşük olduğu için vizite, iş yavaşlatma eylemleri yapmışlardı. BTS Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri İlker Ünal, AKP hükümetinin çalışanlar arasında ayrım yapmak için ünvanlara göre zam verdiğini kaydetti. Bu artışların çalışanlar arasında bir rakabete neden olduğunu belirten Ünal, sendika olarak birleşik bir mücadeleyi savunduklarını dile getirdi. Bütün ünvanları kapsayan bir zam talep ettiklerini belirten Ünal, toplu görüşme masasına bu taleplerini sunacaklarını vurguladı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net