www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Davet beklentisi
Başbakanlık'ta yapılan Lübnan zirvesinde, Türkiye'nin Lübnan'a asker gönderip göndermeyeceği konusunda net bir sonuç çıkmadı. Birleşmiş Milletler'in Lübnan'a gönderilecek 'Barış Gücü'ne Türkiye'den askeri katkıyla ilgili belirsizliği sürerken, zirveden gelişmelerin değerlendirilmesi kararı çıktı.

CHP’li Gazalcı: Hükümet barış
   çağrısıyla çelişiyor

CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, İncirlik Üssü’nün ABD tarafından İsrail’e acil silah yardımı amacıyla kullanıldığına ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdı.

DTP’de seçim formülü tartışılıyor
Önümüzdeki genel seçimde, DTP’nin Meclis’e bağımsız adaylarla girmesi durumuna karşı hükümet içinde tartışmaya açılan ‘bağımsız milletvekili adaylarına baraj uygulaması’nda Başbakan Erdoğan’ın istihbaratı yanlış çıkabilir.


Davet beklentisi
Türkiye, Lübnan konusundaki gelişmeleri değerlendirme kararı aldı. Başbakanlık Merkez binada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile sivil ve askeri yetkililerin katıldığı Lübnan Zirvesi yapıldı.
Toplantının ardından yapılan açıklamada, toplantıda bölgedeki gelişmeler ve bu bağlamda Lübnan sorununun değerlendirildiği bildirildi. Yapılan açıklamada, Türkiye'nin Lübnan'a asker gönderip göndermeyeceği konusunda net bir ifade kullanılmaması dikkat çekti.
Lübnan'da barışın yeniden tesisi için sürdürülen uluslararası çabalar sonunda 11 Ağustos tarihinde kabul edilen 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının memnuniyetle karşılandığı belirtilen açıklamada, “Karar Lübnan'daki krizin daha ciddi boyutlara ulaşmadan çatışmaların durdurulması ve soruna kalıcı bir çözüm bulunması yönünde önemli bir adım oluşturmaktadır. Böylelikle, ülkede ihtiyaç duyulan acil insani yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için gerekli zemin de yaratılmış olmaktadır” denildi.
Açıklamada, dün sabah saat 08.00 itibariyle çatışmaların durdurulmasını takiben Lübnan kuvvetlerinin BM Geçici Görev Gücüyle (UNİFİL) birlikte Güney Lübnan'a konuşlandırılmasına paralel olarak İsrail kuvvetlerinin bölgeden çekilmesi, UNİFİL'in görev yönergesi ve faaliyetlerinin kapsamı genişletilerek personel sayısının 15 bin askere kadar artırılması öngörüldüğü hatırlatıldı.
Yeni BM kararı bekleniyor
Bütün bu hususlara, önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi'nde kabul edilecek yeni bir kararla daha fazla açıklık kazandırılmasının beklendiği ifade edilen açıklamada, “Türkiye, sorunu kalıcı bir çözüme kavuşturmaya yönelik olası katkılarını gelişmeler ışığında değerlendirmeye devam edecektir” denildi.
Lübnan asker istiyor
Öte yandan, Lübnan hükümeti de BM kararı gereği konuşlandırılacak barış gücüne birlik gönderecek ülkeler arasında Türkiye'nin de olduğunu bildirdi. Lübnan hükümetinden yapılan açıklamada, BM gücüne Türkiye ile birlikte Fas, Endonezya, İtalya, İspanya ve Malezya'nın da birlik göndereceği belirtildi. Açıklamada bu ülkelerin “Lübnan'da bütün ilgili tarafların da kabullenmesi şartıyla” takviye kuvvet göndermeyi kabul ettiği kaydedildi.
FT: Türkiye Lübnan'a 2-3 bin asker gönderebilir
Financial Times gazetesi, Lübnan'da sağlanacak ateşkesin ardından oluşturulacak uluslararası güce en geniş katılımın 5 bin askerle Fransa'dan beklendiğini, Türkiye'nin de 2 ile 3 bin arasında asker gönderebileceğini belirtti.
Gazetede yayınlanan bir başka haberde ise, Lübnan'daki eski Birleşmiş Milletler Barış Gücü Temsilcisi Timur Göksel'in bölgeye gönderilecek uluslararası güç konusundaki ikinci bir Birleşmiş Milletler kararına ihtiyaç duyulduğunu söylediği aktarıldı.

'İnsanlık suçuna ortak olma'
Sivil toplum kuruluşları yöneticileri, akademisyen ve yazarların da aralarında bulunduğu bir grup, Ortadoğu'da barış için "Yurtta Barış Dünyada Barış istiyoruz" başlığıyla açık mektup yayınladı. Aralarında Adalet Ağaoğlu, Nuray Mert, Süleyman Çelebi, Gençay Gürsoy, Kazım Kolcuoğlu gibi isimler bulunan imzacılar, Cumhurbaşkanı'na, Hükümet'e, Başbakan'a ve Meclis'e, "Ülkemizi insanlık suçuna ortak etmeme çağrısı" yaptı.
Taksim Hill Otel'de dün saat 11.30'da, 29 imzacının 'Açık mektup' ismiyle açıkladığı barış çağrısını imzacılar adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan okudu. Lübnan'da ve Filistin'de bütün dünyanın gözleri önünde işlenen cinayetler karşısında, susmanın bile suça katılmak sayılacağını belirten Saylan, "Ortadoğu'da katliama varan şiddetin uygulayıcısı İsrail'in, azmettiricisi ABD'nin ve bu dayanılmaz vahşet karşısında yaptırımsız ve suskun kalan ülkelerin işlediği tarihsel suça katılmadığımızı, suskun kalarak suçu paylaşmak istemediğimizi bildiriyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı ve hükümetle birlikte tüm yetkili kurumlara seslenen Saylan, Filistin ve Lübnan halkının yaralarını sarmak, acısını bir nebze de olsa hafifletebilmek için insani ve tıbbi yardımı artırarak hızlandırma çağrısında bulundu. Bölgeye asker gönderilmesi ve benzeri taleplerle Türkiye'yi Ortadoğu'da yaratılan batağa çekmeye çalışan saldırgan güçlerden ve müdahalelerden uzak durmaya çağıran Saylan, "Hangi gerekçeyle olursa olsun, suça katılmayın, ülkemizi ve halkımızı bu insanlık suçuna ortak etmeyin" diye konuştu.

Olmert’in Türkiye ziyareti iptal edildi
İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in 24 - 26 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret, Lübnan’daki savaş nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi. Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Lübnan Savaşı öncesinde Olmert, Türkiye’yi ziyaret etme isteğini iletti. Ziyarete sıcak bakan Erdoğan ise programını buna göre düzenledi. Savaşın çıkmasının ardından Her iki ülke protokolünce de teyid edilen bu ziyaret İsrail’in isteği üzerine henüz açıklanmayan ileri bir tarihe ertelendi. İsrail’in, erteleme gerekçesini Lübnan’da süren savaş olarak göstermesiyle birlikte, son günlerde AKP içesindeki bazı isimlerin ‘israil aleyhine’ açıklamalarının yahudi lobisinin yanı sıra İsrail Hükümetince de olumlu karşılanmadığı ve bundan dolayı ziyaretin iptal edildiği yorumlarına neden oldu. Ziyaretin iptali kararı, İsrail’e cepheden tavır alamayan AKP Hükümetini de rahatlattı.

'Türkiye savaşa sürüklenmesin'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi, Lübnan'a asker gönderilmesinin Türkiye'nin dolaylı yoldan savaşa sürüklenmesine neden olacağını söyledi. Bir gazetecinin “Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesi”ne ilişkin tartışmaları anımsatması üzerine Selvi, "Lübnan'a asker gönderilmesi, Irak bataklığına Türkiye'nin dolaylı yoldan sokma gayretidir" değerlendirmesini yaptı. Hükümet derhal TBMM'yi toplayarak, gerekirse gizli celsede milletvekillerini bilgilendirmesi gerektiğini söyleyen Selvi, “Konudan iktidar millvetvekilleri ve bakanlar bile haberdar değildir. Zapsu haberdardır” dedi. Lübnan'a asker gönderilmesi durumunda Türkiye'nin dolaylı yoldan savaşa sürükleneceğini kaydeden Selvi, halkın ülkesine sahip çıkması gerektiğini vurguladı.


Başa dön


CHP’li Gazalcı: Hükümet barış
    çağrısıyla çelişiyor
CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, İncirlik Üssü’nün ABD tarafından İsrail’e acil silah yardımı amacıyla kullanıldığına ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdı.
Gazalcı, Başbakan Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, Adana İncirlik Üssü’nün, ABD tarafından İsrail’e acil silah yardımı amacıyla kullanıldığı, sevk edilen silah malzemelerinin arasında F-16 uçaklarının bombaları, top mermileri, M-1 piyade silahı mermileri bulunduğuna ilişkin haberler yayınlandığını belirtti.
Bu konuda ABD ile hükümet arasında bir anlaşma yapılıp yapılmadığının açıklanmasını isteyen Gazalcı, şu soruları yöneltti:
“Üssün kullanılmasına izin verilmiş midir? Eğer bu izin verilmişse; sizin Ortadoğu’da, İsrail saldırısını durdurulması için kamuoyunda yaptığınız, barış çağrısıyla çelişmiş olmuyor musunuz? Bu durumun ortadan kaldırılması için ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?”
İncirlik’ten sevkıyat nereye?
ABD’nin Adana’daki İncirlik Üssü’nden geçen hafta Mersin’in Taşucu Limanı’na karayoluyla gerçekleştirdiği mühimmat sevkıyatı İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları nedeniyle şüpheyle karşılandı.
Amerikalı yetkililer, mühimmatın ABD’ye geri gönderildiğini savunurken Mersin Taşucu Limanı’na patlayıcı yüklü konteynerleri taşımak üzere yanaşan gemilerin Güney Kıbrıs’taki BAF Üssü’ne hareketlendiği buradan da İsrail’e askeri malzeme yardımında bulunulacağı haberleri tartışma yarattı. Dışişleri Bakanlığı ise, “Türkiye ile ABD arasındaki savunma ve ekonomik işbirliği anlaşması kapsamında ihtiyaç fazlası mühimmat, Türkiye’nin izniyle ülke dışına çıkarıldı” açıklamasını yaparken hükümetin bu açıklaması, sevkıyatın amacını aydınlatmış değil!
Gazetemize konuşan, Savunma Dergisi Jane’s Defence’in Ankara Muhabiri Lale Sarıibrahimoğlu konuyla ilgili yeterince bilginin ellerinde bulunmadığını belirterek, Türkiye’nin İncirlik üzerinde denetim hakkı olduğunu, atılan adımlardan haberdar olduğunu vurguladı.


Başa dön


DTP’de seçim formülü tartışılıyor
Önümüzdeki genel seçimde, DTP’nin Meclis’e bağımsız adaylarla girmesi durumuna karşı hükümet içinde tartışmaya açılan ‘bağımsız milletvekili adaylarına baraj uygulaması’nda Başbakan Erdoğan’ın istihbaratı yanlış çıkabilir. DTP içinde “bağımsız aday” formülünü savunanlarla, buna karşı yine “parti kimliğinde” ısrar edenler arasında bir tartışma yürütülüyor. DTP içindeki bu tartışmanın tarafları, tezleri, avantaj-dezavantaj gerekçeleri şöyle:
‘Bağımsız’cılar
Başbakan Erdoğan’ın ‘sakıncalı piyadeleri’
AKP, kuruluş yıl dönümünü kutlarken, 5 yıl önce partinin kurulma aşamasında yaşanan bir olay Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, partiye isim seçerken, kafasında eski dava arkadaşlarına ilişkin bir “sakıncalı” kriteri olduğunu ortaya koydu. Erdoğan’ı RP ve FP’de de bulunmalarına karşın çok ön planda görünmemiş isimlerden oluşan bir grup ziyaret etti. Bu grup, 12 Eylül’ün nedenleri arasında da gösterilen meşhur Konya mitingini organize eden eski MSP’nin gençlik kolları mensuplarıydılar. Ziyaretin konusunu kendilerinin de AKP’de yer alıp alamayacakları konusuna getirdiler. Erdoğan ise, “Şu anda benimle ilgili bile sorun çıkarılıyor. Cezam bitmiş, yasağım kalkmış, siyaset yapmamın önünde engel bulunmamasına karşın neredeyse genel başkanlığım, milletvekili adaylığım engellenmeye çalışılıyor. Hele sizi de alıp çıkarsak büyük sıkıntı yaşarız. Zaten bize karşı sürekli bazı çevreler bahane peşinde” diyerek yıllar geçse de isimleri Konya mitingiyle anılan eski arkadaşlarının o aşamada parti içinde yer alamayacaklarını net bir dille ifade etti. Erdoğan’ın görüşmede bu sözlerinin ardından, partide yer almaları halinde bazı çevrelerin Konya mitingi fotoğraflarının gündeme getirileceğine ilişkin kaygısını da ifade ettiği belirtiliyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net