www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Çocuk ve tanrıçanın gemisi
Çobanların dağbaşında bulup büyüttükleri Attis; kendisi gibi aynı yazgıyı paylaşan ve onu çok seven Frikyalı Tanrıça Kibele’ye verdiği bağlılık sözünü tutamadı.

Homeros’un BOYNU BÜKÜK!
43. Troia Barış Festivali kapsamında verilen “Homeros Şiir Ödülü”, “dünyada ödül verilecek barış kalmadı” denilerek bu yıl verilmedi.

Beyazperdede şenlik başlıyor
Beyazperdede merakla beklenen birbirinden sürükleyici dev yapımlar seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Film şirketlerinin Türkiye gösterim takvimine göre, sinemada bu ayın ortaları ve sonbahardan itibaren izleyici, yerli ve yabancı iddialı yapımlarla buluşacak.


Çocuk ve tanrıçanın gemisi
Yaşar Atan (yatan@ngi.de)
Çobanların dağbaşında bulup büyüttükleri Attis; kendisi gibi aynı yazgıyı paylaşan ve onu çok seven Frikyalı Tanrıça Kibele’ye verdiği bağlılık sözünü tutamadı. Tutup Kral Midas’ın kızıyla evlenmeye kalktı! Bunun üzerine güzel Kibele; hem üzüntüsünden hem öfkesinden doğruca düğün şölenlerinin düzenlendiği saraya gitti ve sevgilisi Attis’i delirtti. Deliren Attis de daha gerdeğe bile giremeden erkeklik organını kesip yere fırlattı! Hayalarından yerlere saçılıp toprakla karışan tohumlar, kestiği yerden boşanan kanla sulandı. Ve aniden çeşit çeşit bitkiler, çiçekler fışkırmaya başladı topraktan... Attis’in kendisi de kök ve dal-budak salıp olduğu yerde bir çam ağacına dönüşüverdi!..
İşte daha sonraları Adonis-Afrodit mitosunda da görülen ve Kibele dininin özünü oluşturan “ölüp yeniden yaşama dönme inancı”, bu Attis olayından sonra Akdeniz halkları arasında yaygınlık kazanmaya başladı. Haliyle Kibele’nin başrahipleri de aynı inancın gereği olarak düzenlenen büyük şölenlerle kendi kendilerini hadım etmeye başladılar! Fışkıran kanın suladığı tohumlar toprağa karışıyor; daha sonra topraktan çıkan bitki bedenlerine geçerek yeniden dünyamıza dönüyorlardı. Böylece yitirilen erkeklik gücü doğaya yayılıyor; çok daha evrensel boyutlarda yeniden bitki bedenlerinde yaşamağa başlıyordu... Gizemli cümbüşler ve şölenlerle gerçekleştirilen bu gelenek, haliyle ilkin Kibele’nin doğup büyüdüğü Güney Anadolu’da başladı. Bugün de Anadolu’daki bazı tarikatlar aynı geleneğin sürdürücüleriydi... Haliyle bazı ufak tefek değişimlerle aynı uygulamanın gerçekleştiği törenler daha sonra Yunan ve Roma uygalıklarında da yaygınlık kazandı.
Zaten hiçbir tanrı ya da tanrıça; doğurganlığın ve bereketin tanrıçası Kibele Ana kadar çeşitli ad ve dönüşümlerle tarih boyunca oncasına geniş bir coğrafyada yaygınlık ve etkinlik kazanmadı! Örneğin Frikya’da Kibele denen bu tanrıçaya Lidyalılar, Kibebe diyordu. Tokat bölgesinde, Mâ deniyordu. Sümerliler Marienna; Hititler Arinna; Mısırlılar İsis; Suriyeliler Lat; Giritliler Rea, diyordu. İtalya’da Venüs ve Efes’te Artemis deniyordu... Aslında Frikya uygarlığından binlerce yıl önce de Kibele, Anadolu ve çevresindeki uygarlıkların kültür omurgasını oluşturdu. Daha sonraları antik Yunanistan’daki ve özellikle Roma’daki kültür ve sanatların özünde hep onun bu doğayı bütün canlılığı ve verimliliğiyle simgeleyen evrensel niteliği vardı...
Bu arada tanrıçaları Kibele’yi de yanlarına alarak Fransa’ya giden bir kısım Frikyalı göçmen, geldikleri yeni ülkede Marsilya kentini kurdular. Ve günümüzde de Fransa cumhuriyetinin benimsediği “Frikya başlıkları”; ta o günlerden bugüne kalan Kibele’nin Fransa’ya bir armağanıydı... Zaten Tanrıça Kibele, yalnızca kara bir taş parçası olarak tek başına göç edip yerleşmezdi bir ülkeye: Yaşadığı yerlerin kültürünü, örneğin rengârenk giysilerini ve kendinin icat ettiği çok delikli kaval ve semballe birlikte tef, zil, davul cinsinden çalgıları da alıp götürürdü yanında... Ve savaş yerine halkların tek özlemi olan barış ve kardeşliği dillendirirdi bu çalgılarıyla... Mazlum halkların sesi ve güvencesi olurdu...
Milattan sonra 211 yılına doğru, Roma’da sık sık gökyüzünden taş yağmaya başladı... Romalıların başvurduğu Sibil Kitabı, tanrıların anası Kibele’nin hemen İtalya’ya getirilmesini öneriyordu. Bu öneri üzerine seçilen özel elçiler, apar topar Begama’ya gittiler. Ve oralarda tapınım gören Kibele’nin kara taştan bir heykelini gemiyle İtalya’ya getirdiler. Ne var ki bu özel gemi tam sahile ulaştığında birden karaya oturdu! Onu kurtarmak için nice uğraştılarsa da bir sonuç alamadılar... O sırada Kibele; herkesin duyacağı şekilde, kendisini karşılayan büyük ve heyecanlı kalabalığa yüksek sesle bir çağrıda bulundu gemiden. Bu çağrısında Kibele; temiz elleri olan birinin gemiyi çekip Roma’ya götürmesini istiyordu! Uzun zaman temiz elleri olan birini aradılar kalabalıkta!.. Herkesin çaresiz kaldığı bir sırada, Klodya Kinta adlı yeniyetme bir kız çocuğu ağlaya ağlaya, yüksek sesle konuşmaya başladı. Namusu kirletildi diye herkesin onu dışladığını, aşağıladığını söyledi bağıra bağıra. Bunu fırsat bilip kimilerinin de kendini kirletmeye çalıştıklarını ekledi sözlerine. Sonra da kendisinin temiz olduğunun kanıtlanmasına yardımcı olmasını diledi tanrıçadan. Bir süre sonra herkesin duyacağı bir sesle yanıt verdi Tanrıça Kibele: Bu çocuğun bir halatla gemiyi tek başına çekip Roma’ya götürmesini buyurdu... Hemen apar topar gemiyi bir halatla bağladılar. Ve halatın ucunu çocuğun eline tutuşturdular. Çocuk temiz ve küçücük elleriyle, halatından tuttuğu gemiyi çeke çeke Roma’ya ulaştırdı. Ve Roma’da, Tanrıça Kibele onuruna hazırlanan görkemli tapınağın önüne gemiyi bıraktı...


Başa dön


Homeros’un BOYNU BÜKÜK!
43. Uluslararası Troia Festivali, Troia Ören Yeri’nde düzenlenen törenle başladı. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, törende yaptığı konuşmada, bu yılki festivalin ana temasının “Barış, kültürümüz olsun” şeklinde belirlendiğini bildirdi.
Homeros’tan Troia’yı, Troia’dan Çanakkale’yi, Çanakkale’den özgürlük mücadelesini herkesin öğrenmesi gerektiğini belirten Gökhan, “Troia’dan bugüne kadar bu topraklarda yaşayanlar, hep barış istedi. Düşmanlarının çocuklarını evlatları gibi kabul ederek, dünya barışına inandı” dedi.
Barış yok!
4 yıldır barışla ilintili olarak verdikleri “Homeros Şiir Ödülü”ne, bu yıl Ortadoğu’daki savaş nedeniyle ara verdiklerini belirten Gökhan, şunları kaydetti: “Çünkü dünyada ödül verilecek barış kalmadı. Geçtiğimiz günlerde Hiroşima ve Nagasaki’nin barış parklarında binlerce insan dünyaya barış çağrısında bulundu. Emperyalist güçler Ortadoğu’da savaş çığlıkları atıyor. Günlerdir Lübnan ve Filistin’de sivil hedefler bombalanıyor. Savaş hukuku ihlal edilip çocuklar katlediliyor. Analar, babalar, uluslar geleceklerini yitiriyor. Binlerce yıl önce büyük bir dramatik bir savaşın yaşandığı bu topraklardan, Homeros’un Troia’sından gerçek barışın egemen olduğu bir dünya için sesleniyoruz; İnsanlar dostlukla bağlansınlar birbirine ve sağlayalım sonsuz barışı.”
Çanakkale-Tübingen Troia Vakfı Başkanı Prof. Dr. Muharrem Satır da konuşmasında, Troia’nın dünya müzesi olması için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Festival kapsamında düzenlenen Afiş ve Seramik Tasarımı Yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.
Barış bildirgesi
Festivalde bu yıl iptal edilen “Homeros Şiir Ödülü” yerine, şair Ataol Behramoğlu tarafından “Barış Bildirgesi” okundu. Törenin ardından, şef İftihar Vanlı yönetimindeki Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Perküsyon Grubu ile Çanakkale’nin kardeş kentinden Osnabrück Konservatuarı konser verdi. Törenlere, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi CHP Çanakkale Milletvekilleri Ahmet Küçük ve İsmail Özay ile eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş, sanatçı Yıldız Kenter, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Peter Rennert ile çok sayıda vatandaş katıldı. Öte yandan, Troia Festivali kapsamında Korfmann Kütüphanesi’nde, 27 sanatçı tarafından hazırlanan 60 eserin yer aldığı, “Geçmiş Zaman Düşleri” adlı sergi açıldı. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, serginin açılışında yaptığı konuşmada, geçen yıl hayatını kaybeden Troia Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann’ın adını yaşatmak için Çanakkale Belediyesi’nce Korfmann Kütüphanesi’ne dönüştürülmek için satın alınan eski TEKEL binasında, böyle bir sanatsal faaliyetin ilk kez gerçekleştirildiğini söyledi.
Sergi sorumlusu ve çalışmalarını Londra’da yürüten sanatçı Denizhan Özer ise Çanakkale’de ilk kez farklı disiplinlerde bir karma sergi açtıklarını, sergiyi gelecek yıl uluslararası hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Özer, “Geçmiş Zaman Düşleri” adlı sergide, 27 sanatçı tarafından hazırlanan video, seramik, heykel, resim gibi 60 çalışmanın yer aldığını sözlerine ekledi.


Başa dön


Beyazperdede şenlik başlıyor
Garfield 2
Dünyanın en tembel, açıkgöz ve sevimli kedisi Garfield, ikinci beyazperde macerasıyla 18 Ağustos’ta Türk seyircisini selamlayacak. Bu sevimli animasyonun yönetmenliğini Tim Hill üstlenirken, senaryosunu Joel Cohen, Jim Davis ve Alec Sokolow’dan oluşan ekip kaleme aldı. Orijinal seslendirmesini Bill Murray, Breckin Meyer, Jennifer Love Hewitt ve Billy Connolly’nin yaptığı filmde, Garfield bu kez kıta değiştirerek Londra’ya kız arkadaşı Liz’e evlenme teklif etmeye giden sahibine sürpriz bir ziyaret yapıyor.
Arsen Lüpen
Kibar hırsız Arsen Lüpen’in maceralarını anlatan yapım, 25 Ağustos’ta seyirciyle tanışacak. Jean-Paul Salome’nin yönettiği filmde, Romain Duris, Kristin Scott Thomas ve Pascal Greggory başrolü üstleniyor.
Big White
Oscarlı iki oyuncu Robin Williams ile Holly Hunter’ı buluşturan yapım, 1 Eylülde izleyiciyle buluşacak. Mark Mylod’un yönettiği filmde, Williams ile Hunter’a, Woody Harrelson, Giovanni Ribisi, Tim Blake Nelson, Earl Brown ve Allison Lohman eşlik ediyor. Film, borçlarını ödemek için sigorta şirketini kandırmaya karar veren ve bu amaçla kardeşini ölmüş gibi gösteren Paul’ün macerasını konu alıyor.
Fedai (The Sentinel)
‘’Umutsuz Evkadınları-Desperate Housewives’’ dizisinde fettan güzel Gabrielle Solis’i canlandıran Eva Longoria, sinema filmiyle geliyor. Michael Douglas, Kiefer Sutherland, Martin Donovan, Kim Basinger ve Ritchie Coster’ın da rol aldığı bu sürükleyici yapım, 1 Eylül’de vizyona girecek. Clark Johnson’ın yönettiği yapım, Başkan ve First Lady’nin hayatını kurtarmak için and içen gizli servis ajanlarına ait politik bir gerilim ve aksiyon filmi...
United 93
11 Eylül saldırılarını konu alan film, 1 Eylül’de gösterimde olacak. Paul Greengrass’ın yönetmenliğini üstlendiği film, saldırının yaşandığı 11 Eylül 2001 günü kaçırılan dördüncü uçak olan United Airlines havacılık şirketinin 93 sefer sayılı uçağında yolcuların, mürettebatın ve uçuş kontrolörlerinin yaşadığı korku ve dehşet ortamının öyküsü anlatıyor.
Eski Süper Sevgilim
Uma Thurman ile Luke Wilson’ı buluşturan bu romantik komedi, 8 Eylül’de gösterime girecek. Ivan Reitman’ın yönettiği film, bir süper kahraman olan eski kız arkadaşıyla başı derde giren Matt’in öyküsünü anlatıyor.
Miami Vice
1980’li yıllara damgasını vuran polisiye diziden beyazperdeye uyarlanan yapım, 8 Eylül’de gösterime girecek. Michael Mann’ın yönettiği film, ABD sinemalarında temmuz ayının sonlarında gösterime girdi ve önemli bir gişe hasılatına imza attı. Filmde, 80’lerde Don Johnson’ın üstlendiği Sonny Crockett rolünü Colin Farrell, Philip Michael Thomas’ın üstlendiği Rico Tubbs rolünü ise Jamie Foxx canlandırıyor.
Alacakaranlık (Half Light)
Geçtiğimiz günlerde Türk sahillerine konuk olan ünlü aktris Demi Moore’un yeni filmi ‘’Alacakaranlık-Half Light’’ da 15 Eylül’de gösterime girecek. Craig Rosenberg’in kamera arkasına geçtiği yapımda, Moore’un rol arkadaşları Hans Matheson, Kate Isitt, James Cosmo, Beans Balawi, Henry Ian Cusick, Therese Bradley ve Joanne Hole. Hitchcock tarzı yapım, 7 yaşındaki oğlunun boğulmasının ardından sakin bir balıkçı kasabasında ev kiralayan Rachel’ın burada yaşadığı olaylarla hayatının ve akıl sağlığının tehlikeye girmesini konu alıyor.
Arabalar (Cars)
Seyirciyi otomobillerin dünyasına sürükleyen bu sevimli animasyon da 15 Eylül’de vizyonda. Oscarlı yönetmen John Lasseter’ın imzasını taşıyan Walt Disney yapımı animasyon, Piston Kupası Şampiyonası için ülkeyi baştan başa geçen Lightning McQueen adlı arabanın, Radiator Springs kasabasının sıra dışı karakterlerini tanıyınca hayatın sadece ‘’finiş çizgisinden’’ ibaret olmadığını fark etmesinin sevimli öyküsü...
SINAV: BİR ÖSS HİKAYESİ...
‘’G.O.R.A’’ filminin yönetmeni Ömer Faruk Sorak’ın bu ilgi çekici projesi de 20 Ekim’de sinemalarda. Senaryosunu Yiğit Güral’ın kaleme aldığı yapımda, İsmail Hacıoğlu, Yağmur Atacan, Rüya Önal, Caner Özyurtlu, Volkan Demirok, Hümeyra, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz, Ayda Aksel, Ali Sürmeli, Tuba Büyüküstün, Kadir Çöpdemir ve ünlü Hollywood aktörü Jean Claude Van Damme rol alıyor. Film, hikayesinin merkezine gençlerin tam anlamıyla korkulu rüyası haline gelen ÖSS’yi yerleştiriyor.


Başa dön


Bodrum Bale Festivali bugün başlıyor
4. Bodrum Uluslararası Bale Festivali, bu yıl 11 - 31 Ağustos 2006 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Bodrum Kalesi’nde saat 21.30’da başlayacak temsillerin bilet fiyatları geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 20 YTL. Tarihi Bodrum Kalesi’nin evsahipliğini yaptığı festivalin açılış temsilini Küba’nın ünlü dansçısı, aynı zamanda İngiltere Kraliyet Balesi başdansçısı Carlos Acosta ve grubu Carlos Acosta Tocororo A Cuban Tale yapacak. 11 ve 12 Ağustos’ta sahne alacak konuk topluluk sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. Festival’de; Türk Balesi’ne, hem dansı hem de kazandırdığı eserler ile büyük hizmetleri olan Oytun Turfanda anılacak. 16 Ağustos’ta İzmir, Mersin ve Antalya Devlet Opera ve Baleleri’nin ortak programla sahne alacağı “Oytun Turfanda’yı Anma Gecesi”nde ünlü koreografın ‘Yoz Döngü’, ‘Bebek’ ve ‘Hürrem Sultan’ baleleri sahnelenecek. Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nin klasiği haline gelen Yıldızlar Gecesi; dünya bale literatüründe isim yapmış ve çeşitli başarılara imza atmış dansçıların katılımları ile 19 Ağustos tarihinde sanatseverlerle buluşacak. Gecede, Stuttgart Devlet Balesi, Çin Ulusal Balesi, Moskova Bolşoy Tiyatrosu Bale sanatçıları, Portekiz Ulusal Balesi, Belçika Kraliyet Balesi dansçılarının yanı sıra Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Antalya Devlet Opera ve Balelerinin yıldız dansçıları katılacak. Ünlü bestecimiz Fazıl Say’ın ilk kez bir dans tiyatrosu için bestelediği ve bu yıl Viyana’da prömiyeri yapılan Patara Quartet adlı çalışması 4.Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nde 21 Ağustos’ta izleyicilerin beğenisine sunulacak. Elio Gervasi’nin koreografisi ile canlı performans gerçekleştirecek Say’ın müziğine ney ve kudüm gibi geleneksel sazların yanısıra opera solist sanatçıları da eşlik ediyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi, bu sezon Ankara’da prömiyeri yapılan ve izleyicilerin büyük ilgisini toplayan “İlkbahar Tangosu” adlı eseri 27 Ağustos’ta, Bodrumlu sanatseverler ile buluşturacak. 3 perdelik eserde; ünlü İtalyan koreograf M. Bigonzetti’nin koreografisini yaptığı Kasimir’s Colours, M. Cantalupo ve K. Gdaniec’in koreografisini yaptıkları Concerto ve dünyanın sayılı koreografları arasında gösterilen R. North’un flamenko ve cazın mükemmel birleşiminden ortaya çıkan eseri Entre Dos Aguas adlı balesi sahnelenecek. 4. Bodrum Uluslararası Bale Festivali; Monte Carlo’dan ülkemize ilk kez festival için gelecek Les Ballets Trockadero De Monte Carlo’nun gösterisi ile sona erecek. Yabancı topluluk; Kuğu Gölü, Paquita, Les Sylphides, Kuğunun Ölümü gibi klasik balenin en güzel örneklerini farklı ve eğlenceli bir bakış açısıyla ele aldıkları gösterileri ile 30 Ağustos Çarşamba ve 31 Ağustos Perşembe akşamları Bodrumlu sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net