www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



GÜNLÜK____Yücel Sarpdere
Nasrallah

ROJEV____Ender İmrek
AKP’nin yeni baraj planı

EMEK DÜNYASI____İhsan Çaralan
Bilgi saptırma çağı!

 GÜNLÜK..........Yücel Sarpdere

Nasrallah

Evrensel’de, Lübnan toplumunun lideri konumuna gelmiş…
Herkesin hantır hantır peşinden koşturduğu Hizbullah Lideri Nasrallah’ın röportajı yayınlanıyor.
Pek çok insan Nasrallah’ın bugüne kadar bilinmeyen taraflarını görme imkânı bulacak bu röportajda.
Ya da başka bir deyişle gerçeğin bugüne kadar yansıtıldığı gibi olmadığını görecek.
Ve o zaman, dönüp egemen medyaya…
Paranın elinde oyuncak enformasyona bir kez daha öfkelenecek.
Bu bakımdan bu röportaj son derece önem taşıyor.
Sadece gazetecilik yaptık, herkesin peşinde koştuğu liderle konuştuk demiş olmak için değil.
Nasrallah’ın gerçek düşüncelerini ilettiğimiz için.
Bilmediklerimizi öğrendiğimiz için.
Herhalde bundan sonra Lübnan’da olup bitenler…
Ve Nasrallah hakkında kimse eskisi gibi rahat atıp tutamayacaktır.
Siyonizm güdümlü kalemlerin suratlarındaki yalan peçesi biraz daha aşağı düşecektir.
Ama buna rağmen onlardan utanma beklemeyiniz.
Amerikan, İsrail ortak yapımı vahşetin…
Yeni Nazilerin yakıp kavurduğu…
Paramparça ettiği çocuklar karşısında bile utanmayıp yalan dolanla işlerine devam edenler için, böyle bir beklenti nafiledir.
***
Bu röportajdan çıkartılacak çok şey vardır.
En azından, Mısır’dan Lübnan’a, Suriye’den Filistin’e kadar, duvarları kaplayan Che posterleri, Chavez sloganları yeni bir şeylere işaret etmektedir.
Pek çok şeye değiniyor Nasrallah röportajda.
Mesela solun eski enternasyonal ruhunun zayıfladığını.
Deniz Gezmiş’i kalbinde yaşattığını söylüyor.
Emperyalizm yok edilmeden gerçek dünya barışının sağlanamayacağını vurguluyor.
Mesela, mezhep çatışmasını körüklemek, halkları bölmek için Amerika’nın kurdurduğu “taşeron” İslami görünümlü örgütlerden bahsediyor.
Acaba kimi kastediyor bundan?
Irak’ta Şii, Sünni çatışmasını kim körüklüyor, camilere, ibadethanelere kim bomba atıyorsa ondan!
Ve Lübnan’ı yakıp yıkan bombaların Türkiye’den, Amerikan, NATO üslerinden geldiğini söylüyor.
Bakalım İncirlik’le ilgili sayın beyefendiler ne açıklama yapacaklar?
Mızrağı çuvala nasıl sığdıracaklar?
Bu saatten sonra sığar mı?
Çok zor!
Bu arada elbette röportajı yapan film kolektifinden arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.
Zorlukları, meşakkatleri göze aldılar…
Haftalardır oralarda bombalarla iç içe yaşadılar.
Zorluklara, sıkıntılara katlandılar ve bize bu haberleri ulaştırdılar.
Kendilerini kutluyoruz.
Ve röportajı dikkatli okumanızı tavsiye ediyoruz.

e-posta:
sarpdere@gmail.com

  Başa dön

 ROJEV..........Ender İmrek

AKP’nin yeni baraj planı

Egemen sınıflar, AKP eliyle yeni bir tezgah yeni bir dümen hazırlığında. Halkın önüne çekilen setleri yeterli bulmayanlar, daha büyük engeller yaratmaya çalışıyor. Yüzde 10 genel baraj bile yeterli bulunmayarak, özel barajlar yaratılmak isteniyor. Sızıntı ihtimali üzerinde duruluyor! Bağımsız aday olarak seçilmenin önüne engel çıkarmak için yeni hesaplar yapılıyorlar.
Barajların varlığıyla yaşam bulan CHP buna dünden razı olduğunu gösterdi. Baykal ‘hazır gecikmeden başlayalım’ diyor. Yeni hazırlayacakları seçim kanunuyla birlikte halkın önünü kapatacak, halkın iradesini bir kez daha yok sayacak ve böylece ömürlerini uzatacaklarını varsaymaktadırlar.
AKP, MGK ve CHP ele ele vererek yeni barajlar inºa etmeye çalışıyorlar. CHP bir önceki seçimde barajın altında kaldığını unutmuş gözüküyor. ANAP, DYP, MHP, SP ve diğerlerinin uğradığı hezimetten ders çıkaran da yok. CHP, AKP ile top sektireceğini ve böylece memleketin başında kalacağını var saymaktadır.
Kürt sorunu karºısında girilen kriz, sürdürülen ırkçı ve şoven tutum, akıllarını başlarından alıyor. Generallerin gönlüne göre, ırkçı ve şoven güçlerin, sömürü ve yağma peşinde koşanların gönlüne göre bir parlamento bileşimi için yeni hazırlıklar yapılıyor. ABD ve diğer emperyalist güç odaklarının hizmetinde olan yeni bir bileşim için yeni yasalar yapmak istiyorlar. IMF ve Dünya Bankası esiri olmuş, ekonomik, siyasi ve kültürel alanda bağımlılığı derinleştirecek yeni bir bileşimin hesapları için kolları şimdiden sıvadılar.
Ortadoğu’da süren savaşa ses etmeyecek, İsrail ile dostluğu ilerletecek olan, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne güç katacak, ABD ve İsrail’in dümen suyunda koşacak politikalar için yeni bir parlamento aritmetiği hesaplanıyor.
Kürt sorununun demokratik çözümünü değil, savaşı ve şiddeti kışkırtacak, ırkçı ve şoven güçlerin sesini yükseltmeyi, halkı birbirine karşı kışkırtmayı öngören politikalara güç katacak bir bileşim için çaba sarf ediliyor. Halkın temsiliyetinden, ezilenlerin ve sömürülenlerin temsiliyetinden korkanlar, kendilerini sağlama almak için kılı kırk yarıyor, diktatörlüklerde bile görülmeyen yollara baş vuruyorlar.
AKP, CHP Kürt sorunu karºısında kafa kafaya vermiş durumda. Bir önceki seçimde barajın altında kalanlar, parlamentoda temsiliyetin peşinde koşmakla beraber, Kürt halkının, ezilen ve sömürülen Türk halkının temsilcilerinin önünü kesmek için “mili cephe” kurmuş durumdalar.
Halktan korkuyorlar. Demokrasiden korkuyorlar. Barıştan ve kardeşlikten korkuyorlar.
Türkiye’nin demokratikleºmesi çabalarından korkuyorlar. Emekten, demokrasiden, Kürt halkından, Türk halkından, işçiden, emekçiden korktukları için kalelerini tahkim etmek için uğraşıyorlar.
Kendilerini tam olarak garantiye almayı hesaplıyorlar. Askeri diktatörlüklerde, despot rejimlerde bile olmayan yöntemler bulmanın peşindeler. Ezilen ve sömürülenlerin önüne yeni setler çekiliyor. Hak ve hukuk diyen, özgürlük ve demokrasi diyenlerin önüne yeni engeller çıkarılıyor. 12 Eylül’ü, askeri faşist rejimin uygulamalarını, 12 Eylül Anayasası’nı bile geride bırakan arayışlara yöneldiler. Parlamentoda bir tane bile emekçi temsilcisi yok,
İşçilerin, üretici köylülerin, üniversitelilerin, öğrencilerin, Alevilerin, Kürtlerin haklarından, Türkiye’nin demokratikleşmesinden, ülkenin bağımsızlığından, gelir dağılımındaki uçurumdan, işsizlikten, açlıktan, eğitim ve sağlık sorunlarından, üreticiden,özgürlüklerinden söz eden bir temsilci bile yok.
Ezilen ve sömürülenlerin sesi ne parlamentoda, ne de baºkaca kurullarda duyuluyor.
Ama bu da yetmiyor. Halkın gelişen tepkisini ırkçı ve şoven propagandayla yedeklemek, antidemokratik yaptırımları haklı göstererek ömürlerini uzatmak istiyorlar. Yalan ve hileye, baskıya ve diktatörlüğe yöneliyorlar.
AKP ve CHP baºta olmak üzere diğer burjuva güruh başa başa vererek yeni düzenlemeler yapabilirler. Tüm ırkçı ve şoven güçler, gerici partiler ve güçler de bunu destekleyebilirler. Ancak bilinmelidir ki halkın bildiği tek yol onların ön gördüğü yol değildir. Barjlar dünyanın sonu değildir. Halk başka türlü yollar da bularak sesini yükseltecek, temsilcilerini seçecektir. Halk sizi barajlarınızla baş başa çırakmasını, dahası sizi o barajlarda boğmasını da bilecektir.

e-posta:
enderimrek@hotmail.com

  Başa dön

 EMEK DÜNYASI..........İhsan Çaralan

Bilgi saptırma çağı!

Bilgisizleştirme, bilgi saptırması, dezenfermasyon; egemenlerin egemenliklerini sürdürmek için çok sık başvurdukları yöntemlerinn en başında gelir. Çünkü; gerçeğin bilinmesi en korktukları şeydir. Hele işler kötü gittikçe, güç ve itibar yitimine uğradıkça, bilgi saptırması daha yoğun bir biçimde gündeme gelir. İkiz kulelerin vurulmasından bugüne dünyanın gidişatına yön veren gelişmeler; gerçeklerin saklanması, saklanamadığı zaman da saptırılması üstüne kurulmuş bir propagandayla uyumlu olarak biçimlendirilmiştir. Bunu ellerindeki devasa medya gücünü, istihbarat örgütlerini, diplomasi ve savaş araçlarını kullanarak yapmışlardır. Son aylarda dezenfermasyon gayretlerinin önceki dönemleri aşan yoğunlukta olduğuna tanık oluyoruz. Çünkü her yalan yeni yalanları üretmeyi zorunlu kılıyor.
Bu sadece dünya için değil Türkiye için de böyle.
Örneğin; Kürt sorununda sıkışan hükümet ve öteki güç odakları, son yıllarda milliyetçiliği, Kürt-Türk çatışmasın kışkırtarak; şiddeti, insanlık dışı baskıları bu çerçevede “meşru” ve “kabuledilebilir” kılmaya çalışıyorlar. Ya da Suudi Arabistan Kralı’nın Türkiye ziyareti; tam bir bilgisizleştirme kampanyasıyla birlikte yürütülüyor. Basından, en gizili toplantılardan aktarılan bilgilere bakılırsa, Kral ve 300 kişilik maiyeti; Türkiye’ye tıkınmak, en kıytırığından 3-5 anlaşma imzalamak, bir de biriken milyar dolarları Türkiye’de saçıp savurmak için gelmiş. Gazetelere bakılırsa; şuraya birkaç milyar dolarlık sağlık sitesi, buraya İslami turizm merkezi, beriye köşkler saraylar, öte yanda 600 milyar dolarlık müteahhitlik hizmeti... liste uzayıp gidiyor. Yani Kral Abdullah’ı Allah göndermiş, sıkışan Türkiye’ye!...
Peki; Ortadoğu’da olanlar, Rice’in “Artık Yeni Ortadoğu’dan söz etmeliyiz” demesi; İsrail’in yüklendiği misyon ve Türkiye ve Suudi Arabistan’ın ABD’nin Ortadoğu planında ABD’ye en yakın iki ülke olduğu düşünüldüğünde, Suudi Kralı’nın böyle bir zamanda Türkiye’ye yiyip içmek, keyfedip gezmek ve basına yansıyan “sabun köpüğü” diplomasisi için geldiğine inanmak aşırı saflık olamaz mı? Eğer böyleyse; hem Türkiye hem de Suudi Arabistan, Ortadoğu’daki tüm politikanın dışına düşmüş demektir. Ama bunun bu kadar olmasını ABD bile istemez. Yok değil de; kapalı kapılar arkasında başka pazarlıklar, başka planlar yapılmış; ABD’nin bölgedeki en sadık iki müttefiki bölge halklarını boğazını sıkacak, ABD ve İsrail’in planlarının başarısı için aralarındaki işbirliğinin kapsamını konuşmuşlarsa (bölgenin konumu, dünyanın gerçekleri ve politikanın gerekleri böyle olduğunu gösteriyor) bu geziyle ilgili basın ve yetkili makamlar üstünden yapılan bir bilgi saptırması, halkın bilincinin çarpıtılması için yapılmış hainane bir operasyondur. Çünkü; bugün, İsrail dışında herhangi bir Ortadoğu ülkesinde Amerikan-İngiliz-İsrail mihrakının amaçlarına destek vermeyi en ardamarı çatlamış hükümetler bile göze alamaz. Bu yüzdendir ki; Suudi Kralı da, Ürdün Kralı da, Körfez emirleri de gönülleri Amerika’dan, İngiltere’den yana olmasına karşın; Lübnan’da, Filistin’de yapılanları, İsrail saldırganlığını lanetlemek zorunda kalmaktadırlar. Başka bir söyleyişle; Suudi Kralı’nın Türkiye gezisini magazinleştirerek, hafifleten sermaye basını ve sadece olanları yeterince yansıtmamakla kalmayıp, hükümetin gerçekleri saptırma amacına da hizmet etmiştir.
Tıpkı; Amerikan-İngiliz yapımı “Londra’da çok büyük bir katliamı önledik” iddiasıyla tüm dünyada, yeni bir “terör dalgası yaratma” planına çanak tutulduğu gibi. Bakalım, “sulu bomba icat edildi” gerekçesiyle; tüm dünyada panik yaratma amaçlayan propaganda, özgürlüklerin tırpanlanması ve savaş ve şiddetin yayılmasında daha hangi ülkeler kaosa sürüklenecek; bakalım kaç hava yolu firması daha iflas edecek; bundan kimler yararlanacak? Bu sorular gerçek sorulardır.
Çünkü bilgisizleştirme sadece insanlarda bilinç çarpıtması yaratmıyor aynı zamanda insanların, ülkelerin birbirini boğazlamasını; kapitalist tekellerin dünyayı yağmalanmasının taşlarını da döşüyor. Onu için de bilgi saptırmasına, dezenfermasyona karşı mücadele, halkların aydınlatılmasında hayati rol oynayan bir mücadeledir. Her gün de önemi artmaktadır.
Bu yüzden de sermaye propagandacılarının, “Bilgi çağındayız” iddiaları koca bir yalandır. Yaşadığımız döneme, illa “bilgi”yle ilgili bir çağ adı vereceksek ona yakışan; “Çağımız dezenfermasyon çağı, bilgi saptırma çağı”dır demek gerçeğin ta kendisi olur.

e-posta:
caralan@evrensel.net

  Başa dön


Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net