1 Haziran 2006 itibariyle, hükümetin gönüllü avukatlara 68 milyon YTL’ye yakın borcu bulunuyor. Borcun 20 milyon YTL’lik kısmının temmuz ayında ödenmesiyle, hükümetin bu hizmeti yürüten 17 bin avukata hâlâ 50 milyon YTL’ye yakın ödenek vermesi gerekiyor. Bu nedenle 22 Temmuz 2006’da Ankara’da toplanan TBB Yönetim Kurulu ve Baro Başkanları, 1 Ağustos’tan itibaren, parası olmayanlara avukat görevlendirme hizmetini durdurma kararı aldı.
Hizmetin genişleyerek devam etmesi görüşünde olduklarını ancak avukatların emeklerinin karşılığını da almaları gerektiğine dikkat çeken TBB Saymanı Soner Kocabey, hizmeti durdurma kararının doğrudan ücretlerle ilgili olmadığına vurgu yaptı. Yasayla ilgili önerileri olduğunu, 2-3 bin sanıkla açılmış davalarda hakim ve savcıların, sanıklara taleplerini sormadan görevlendirme istedikleri gibi doğru olmayan uygulamalarından yakındıklarını ifade eden Kocabey, hizmetin durdurulması kararının da CMK’ya ilişkin bütün bir tavrı ortaya koymak için alındığını kaydetti. Kocabey, “Bıçak kemiğe dayanmış durumda. CMK hizmeti veren arkadaşlar genç avukatlar. Birkaç milyar alacakları var, kira bedellerini ödeyemeyince hacizlerle karşılaştılar” dedi.
‘Ceza yargılaması büyük ölçüde duracak’
Ankara Barosu CMK Merkezi Başkanı Sami Kahraman, yasanın zorunlu kıldığı durumlarda, sanığın sorgu ve ifadesinde yanında avukat bulunmaması halinde sorgu ve ifadenin hükme esas alınamadığını hatırlattı. Bu durumda olanlara baro tarafından avukat görevlendirilmediği takdirde, ceza yargılamasının büyük ölçüde duracağını, Çocuk Mahkemeleri’nin tümüyle, Ağır Ceza Mahkemeleri’nin de büyük ölçüde işlemez hale geleceğini belirten Kahraman, bu sorunu barolar ve avukatların yaratmadığını söyledi. Kahraman, “Bu konuda hükümetin, Adalet Bakanlığı’nın hiçbir duyarlılığı yok. Bütün ikazlara rağmen sorunu görmezlikten geliyorlar. Zaman zaman bu tip tehditler olunca 20 milyon YTL ek ödenek sağlanıyor ama bununla çözümlenecek konu değil. Yasal düzenleme lazım” diye konuştu.
Türkiye CMK Avukatları Platformu Sözcüsü Av. Mehmet Horuş ise iki yıl öncesinden sorunun bu aşamaya geleceğinin öngörüldüğünü, buna rağmen hükümetin önlem almayarak CMK hizmetinin angaryaya dönüşmesine yol açtığını bildirdi. “Sorumlu, uyum yasalarını gerekli altyapıyı hazırlamadan çıkaran hükümettir” diyen Horuş, avukatlar olarak gerekli özveriyi gösterdiklerini ifade ederek, ek ödeneklerle sorunun çözülemeyeceğini dile getirdi.
‘İşkence için uygun ortam oluşur’
İşkence ile ilgili çalışmalarda bulunan Avukat Meryem Erdal ise CMK’daki tıkanıklığın iktidar tarafından gelecekte yapılması planlanan hak gaspına yönelik bilinçli bir kriz gibi göründüğüne dikkat çekti. Müdafi yardımının emniyet güçlerinin yürüttüğü karşı propaganda çabalarıyla sürekli tırpanlandığını belirten Erdal, son yıllarda dile getirilen işkence iddialarında avukata erişim hakkının ya hiç kullandırılmadığına ya da müdafi görüşmesinin engellendiğine veya geç kullandırılmak suretiyle işkence için zaman kazandırıldığına dikkat çekti. Müdafi yardımının daraltılması durumunda işkence için daha uygun bir ortam oluşacağı uyarısında bulunan Erdal, gözaltı koşullarının denetimsiz, gözaltına alınanların işkenceye karşı korunaksız kalacağına, işkencenin açığa çıkması, belgelenmesi fırsatının ortadan kalkacağına ve güvenlik güçlerinin de cesaretleneceğine işaret etti. Erdal, “Soruna duyarsız ve kayıtsız kalan, sorunun asıl muhatabı olduğu halde gelişmeleri seyreden hükümet ise, ‘işkenceye sıfır tolerans’ söyleminde samimi olmadığını bir kez daha gösterecek” dedi.
Avukat yardımına tırpan