www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Munzur’a Hasankeyf’e Sinop’a
   DOKUNMA!

Konser, sinema ve tiyatro gösterimi ile panel ve söyleşi gibi etkinliklere evsahipliği yapan 6. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde dün “Munzur Yürüyüşü” yapıldı. Yürüyüşte Munzur Nehri ve Hasankeyf’te yapılmak istenen barajlar ile Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santrala tepki gösterildi.

25 yıldır saklanan mektup açıklandı
Veysel Güney’in Gaziantep Kimsesizler Mezarlığı’nda gömülü olduğunu ortaya çıkarmasının ardından, Güney’in el konulan ve 25 yıldır saklanan son mektubu da bulundu.

Petrol boru hattı
   Gölovası’na açlık getirdi

BTC Petrol Boru Hattı ve Sugözü Termik Santralı işsizliği çözeceği insanlara refah getireceği vaatleriyle Gölovası köyüne girdi. Önceleri gençlerinin iş bulacağı ve artık açlık çekmeyeceklerini düşünen köylüler ellerindeki geçim kaynaklarının yok olmasıyla karşı karşıya.

Parası olmayana avukat da yok
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile kapsamı genişletilen “zorunlu müdafi yardımı” hizmeti 1 Ağustos’ta duracak. Türkiye Barolar Birliği, hükümetin yeterli kaynak ayırmaması nedeniyle hizmeti durdurma kararı aldı.


Munzur’a Hasankeyf’e Sinop’a
   DOKUNMA!
Bu yıl 6’ncısı düzenlenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali kapsamında yüzlerce kişinin katılımıyla “Munzur Yürüyüşü” düzenlendi. Yürüyüşte Munzur Nehri ve Hasankeyf’te yapılmak istenen barajlar ile Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral protesto edildi.
“Munzur’un Sesinde Gökkuşağı Renginde Buluşalım” sloganıyla gerçekleştirilen festival kapsamında dün “Munzur Yürüyüşü” gerçekleştirildi. Yeraltı Çarşısı üzerinde bir araya gelen ve “Barajlar yok etmesin, Munzur’uma dokunma” yazılı tişört giyen yüzlerce kişi, Mavi Köprü’ye doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe, Tunceli dernekleri ve kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İrmek ile Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Taşkale de katıldı.
Yürüyüş dolayısıyla kent merkezinde ve Munzur Nehri kıyısında yoğun güvenlik önlenmleri alınması dikkat çekti.
“Doğaya egemen değil dost olalım”, “Munzur’da Sinop’ta her yerde doğayı yok eden enerji istemiyoruz” yazılı pankartların açıldığı yürüyüşte sık sık,”Munzur özgürlüğe akacak”, “Munzur’da baraj istemiyoruz”, “Munzur onurdur, onuruna sahip çık” sloganları atıldı. Mavi Köprü’den aşağıya “Doğaya egemen değil dost olalım” yazılı pankart sarkıtıldı.
‘Munzur’a sahip çıkalım’
Munzur Nehri kıyısında toplanan grup adına açıklama yapan Hasan Şen, Munzur Nehri’ne sahip çıkılmadığı takdirde, dünyanın ender yerlerinden biri olan Munzur Vadisi’nin tamamen kaybedileceğini söyledi. Tunceli’de sadece baraj sorunu olmadığına dikkat çeken Şen, siyanürlü altın çıkarılması ve çatışmalardan dolayı ormanların yakılmasının da büyük tehlikeler arz ettiğini söyledi. Munzur Nehri üzerine 3 belediye ve onlarca köyün atıklarının atıldığına da işaret eden Şen, “Sadece devlet değil, kendi insanımızdan da kaynaklanan sorunlar var. Bu konuda duyarlılık oluşması gerektiğini vurguluyoruz” diye konuştu.

HASANKEYF’İ ‘KURTARMA’ ÇADIRI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Ağustos’ta Ilısu Barajı’nın temelini atacağının duyulması üzerine harekete geçen Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB) Başkanı Osman Baydemir, Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kuşen, diğer bölge belediye başkanları, Hasankeyf Gönüllüleri Derneği ile bölgede çalışan mimar ve mühendis odaları, barolar ve STK’ların oluşturduğu Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, 4 Ağustos’ta çok sayıda sanatçı ve doğa aktivistiyle Hasankeyf’e giderek çadır kuracak.
Dünya mirası sayılan tarihi eserleri sular altında bırakacak olan Ilısu Baraj Projesi’nin durdurulması amacıyla Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi harekete geçti. GABB, Diyarbakır Büyükşehir, Batman, Hasankeyf, Şırnak, Kurtalan ve Dargeçit gibi barajdan en çok etkilenecek olan belediyeler, Yerel Gündem 21, Hasankeyf Gönüllüleri Derneği gibi onlarca kurumun oluşturduğu girişim, temel atma töreninden bir gün önce 4 Ağustos’ta Hasankeyf’te çadır kurma kararı aldı. Osman Baydemir dahil bölge belediye başkanları ve girişime üye sivil toplum kuruluşları önce Batman Belediyesi’nde toplantı yapacak.
Hasankeyf’te Kardeş Türküler, Koma Azad, Yekbun gibi sanatçılar ve bölge genelinden gelen topluluklar gece yarısına kadar konser verecek. Daha önceden yapılmış programları olan ve sağlık sorunları bulunan birçok sanatçı da Hasankeyf’i yaşatmak için mesaj gönderecek. Birçok ilden de doğa aktivistleri Hasankeyf’e otobüslerle hareket edecek. Sabaha kadar “Hasankeyf sular altında kalmasın” mesajı verecek olan aktivistler, Başbakan Erdoğan’a barajın temelini atmaması için çağrı yapacak.
Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, tüm yerel yöneticileri, sanatçıları, doğa aktivistlerini ve halkı 4 Ağustos’ta Hasankeyf’e davet etti.


Başa dön


25 yıldır saklanan mektup açıklandı
11 Haziran 1981’de idam edilen ve cenazesi 25 yıl sonra kimsesizler mezarlığında bulunan Veysel Güney’in yasadışı içerikte olduğu gerekçesiyle ailesine verilmeyen ve 25 yıldır saklanan son mektubu açıklandı. Mersin 78’liler Derneği’nin Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yaptığı başvuru sonucunda aldığı Güney dosyasından, cenazesinin babasına teslim edilmesi için Yüzbaşı Burhan Erdem’e verildiği ancak babasına teslim edilmeyerek kimsesizler mezarlığına gömüldüğü de anlaşıldı.
Ankara ve Mersin 78’liler Derneği üyeleri dün Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde Güney’in dosyasından çıkan belgeleri açıkladılar. “Darbeciler yargılansın”, “Veysel Güney ölümsüzdür” sloganları atan 78’liler, Güney’in büyük bir fotoğrafını da taşıdılar.
Bağımsızlık, demokrasi, devrim ve sosyalizm mücadelesinde yitirilenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer bir şiir okudu. Güney’in son mektubunu da Mersin 78’liler Derneği’nden Ethem Dinçer seslendirdi.
Mersin 78’liler Derneği’nin girişimiyle elde edilen dosyadan Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen gömülme izni de çıktı. Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı tarafından 10 Haziran 1981 tarihinde düzenlenen izinde, “Adana Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesince TCK’nın 450/9 madde ihlal suçundan hakkında ölüm cezası verilen ve cezası kesinleşip Milli Güvenlik Konseyi’nce onaylanarak Resmi Gazete’de yayınlanan Veysel Güney’in ölüm cezası bugün asılmak suretiyle infaz edildiğinden ceseti gömülmesi için babası Ali Güney’e teslim edilmek üzere Sıkıyönetimde görevli Komando Bölük Komutanı Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edildi” deniliyor. Belgede, cenazeyi teslim alan Yüzbaşı Burhan Erdem, Hükümet Tabibi Fahri Zencircioğlu ve Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Mete Göktürk’ün imzası bulunuyor.

Güney’in son mektubu
Değerli Babacığım ve Tüm Dostlarım,
Ben hiçbir şahsi çıkarımı gözetmeden, ülkemin bağımsızlığı ve halkımın kurtuluşu için doğru bildiğim yolda inanarak mücadele ettim. Benim kalbim insan sevgisiyle doludur. Ben kimseyi öldürmedim, suçsuzum. Gösterdikleri gerekçeyi dahi mahkemesi sonuçlanmadan karar verildi. Onlara göre suçlu olabilirim, çünkü onlar ülkeyi yabancılara peşkeş çeken ve onlarla bir avuç işbirlikçi mutlu azınlık işbirliği yapmaktadırlar. Halkıma ise zam, işkence ve ölüm reva görülmektedir. İşte ben buna insan olarak karşı geldiğim için onlara göre suçluyum. Ama boşuna. Çünkü insan kafasındaki düşünceyi yok edemedikten sonra işkence ve idamla bir yere varamayacakları açık. Babacığım, ben ölüme seve seve gidiyorum, bir namussuzluk bir şerefsizlik yapmadım. Onun için hiç üzülmeniz gerekmez. Benim binlerce annem babam olduğu gibi sizin de binlerce oğlunuz var. Göndermiş olduğunuz mektupları bugün verdikleri için cevabını yazamadım. İmam ve Sultan’dan da mektup aldım.
Ayrıca Sultan’ın gönderdiği çamaşırları da aldım. Tüm dostlardan memnunum ve saygılarımı sunar. Mutlu yarınların halkımın olmasını dilerim.
Size bir tek dörtlük şiir yazıyorum.
Mezarımı yol kenarına kazın/Üzerine devrim şehidi yazın
Başına yumruklu yıldız kazın/Gidiyorum ölümsüzlüğe hoşçakalın
Selamlar/Sizin Veysel.


Başa dön


Petrol boru hattı
   Gölovası’na açlık getirdi
Ersin Bakın
Büyük vaatlerle kurulan Sugözü Termik Santrali ve Bakü Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı, çevresinde bulunan Gölovası köylülerini aç bıraktı. Verilen vaat ve sözlerle karşı çıkmamaları için ikna edilen köylülerin hiçbir istekleri yerine getirilmedi. Çevresinde bulunan işletmelerin işsizlik sorununu çözeceği umudunu uzun süre taşıyan köylülere en büyük darbe nüfusun önemli bölümünün ekmek kapısı olan balıkçılığın yasaklanmasıyla geldi. Çevrelerinde bulunan işletmelere girebilmenin ön koşulu olarak AKP’li olmak, namaz kılmak olduğunu söyleyen köylüler, şehir dışından AKP taraftarlarının getirilip işe sokulmasını da eleştirdi.
BTC sözünü tutmadı
Çevrelerinde 3 işletmenin olduğunu, bunların 2si boru hattı ve termik santrali olduğunu söyleyen Ahmet Atmaca, bu işletmelerde köylerinde yaşayan gençlerin, işsizlerin çalıştırılmadığını ifade etti. Siyasal iktidarın torpile ve onun adamı olup olmadığına göre işe aldığını belirten Atmaca, “Çevremizde ki işletmelerde çalışan işçiler çevreden buraya gelen iktidarın yandaşları. Bu fabrikaları bize yaptırdılar, taşeronda çalıştırdılar ancak iş bitince bizi işten çıkardılar” dedi. Gençlerinin birçoğunun işsiz olduğunu, kendilerine fabrikalar ve boru hatları kurulmadan önce gençleri işe alacaklarıyla ilgili birçok söz verdiklerini hatırlatan Atmaca, kimsenin işe alınmadığını, kendilerinin bu sözleri hatırlattığında ise inkâr edildiğini söyledi. Köyde 10 ailenin tarımla geçindiğini birçok kimsenin de balıkçılık yaptığını ancak BTC ile avlanmanın da yasaklanması üzerine aç kaldıklarını vurgulayan Atamaca, “Bizi bu tesisleri kurarken sesimizi çıkarmamamız için çok söz verdiler, iş verecekleri köyde kimsenin işsiz kalamayacağını söylediler. Bizde kabul ettik. Bu sözlerini tutmadılar” şeklinde konuştu.
Ankara’dan gelen sakallılar çalışıyor
Petrol boru hattı yetkililerinin ve termik santral yetkililerinin daha önce gelip boş vaatlerde bulunduklarını iş vereceklerini söylediklerini aktaran Nedim Seyhan, “Önce bizleri taşeronda çalıştırdılar. Sonra iş bitince bizi işten attılar. Bu fabrikaları biz yaptık ancak burada bizi değil Ankara’dan getirdikleri sakallıları çalıştırıyorlar” dedi. Termik santralin yapımından sonra tarlalarda bereketin düştüğünü, ağaçların kurumaya başladığını dile getiren Seyhan, “Birkaç kez yetkililere çıktık kaymakamlığa başvurduk onlarda bize bizim yapacağımız bir şey yok dediler ve gönderdiler. Artık çocuklarımıza bakamaz duruma geldik” diye vurguladı. Yetkililerin kendilerini işe almadıklarını kesin ifade etmeleri halinde tepkilerini dile getireceklerini ifade eden Seyhan, santral ve boru hattı yöneticilerinin kendilerini sürekli salladığını anlattı.
Seçim vaatleri gibi
Yaşadığı köyde 3 yıl vekil öğretmenlik yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümünden mezun olan Ömer Atmaca, termik santralin ve BTC’nin iş ve meslek edindirme anlamında hiçbir alakası olmadığını söyledi. Köylülerin verilen sözlere karşı bir olmak için neredeyse hiç bir araya gelmemesini eleştiren Atamaca, birçok kez çevrecilerin termik santrale karşı burada eylemler yaptığını ancak kimsenin çevrecilere destek vermemesinden yakındı. Termik santral ve boru hattı yetkililerinin seçimlerdeki gibi gelip bir takım vaatlerde bulunduklarını ancak bunların hiçbirinin gerçekleşmediğine dikkat çeken Atmaca, “10 kez iş başvurusunda bulunduk ancak kadrolar doldu denilerek bize iş verilmedi. Her iş başvurusuna gittiğimizde sürekli olumsuz cevaplar alıyoruz” dedi. AKP’nin kendi kadrolarını işe yerleştirdiğini ifade eden Atmaca, işe girmek için namaz kılmak, oruç tutmak gerektiğini söyledi.
Köyün yarısı aç
BTC yüzünden avlanmanın yasaklandığını. Köyde yaklaşık 50 ailenin ekmeğini balıkçılıkla kazandığını söyleyen Ramazan Göregen, bu köyün neredeyse yarısının aç olduğunu 40 gündür avlanmaya çıkamadıklarını aktardı. Geçim kaynaklarının bittiğini, kendilerine boru hattı kurulmadan önce zararlarının yüzde 16 olacağı söylendiğini ve bunun üzerine anlaşma imzaladıklarını söyleyen Göregen, “Biz de onlarla anlaşma yaptık ancak bu gün durum böyle değil zararımız dolayısıyla alanımız yüzde 90 oranında azaltıldı. Bize anket, toplantı yaptılar ve bizi ikna ittiler” dedi.
Bir ülke halkını aç bırakır mı?
Kendilerini hükümetin kandırdığını ve tuttuğu 3–4 kişiyle ikna itmek için elinden geleni yaptıklarını vurgulayan Refik Çabuk, “Zararınız yüzde 16 olacak dediler ve parasını verdiler. Biz iş talep ettik bize siz yaşlısınız diyerek iş vermediler ve ayrıca işe girmek için başvuranları alış yöntemleri namaz kılıp kılmadığı, oruç tutup tutmadığı. AKP kendi adamlarını yerleştirmiş durumda” diyerek süreci kısaca özetledi. Kısaca işe alınma koşulunun Namaza gitmekten geçtiğini belirten Çabuk, kendilerini sürekli oyaladıklarını ve avcıyı aç bıraktıklarını dile getirdi. Gerekli hukuki işlemlere en kısa sürede başvuracaklarını dile getiren Çabuk, “Şunu bilsinler aç kişi her şeyi yapar. Bize geleceğiniz pek parlak değil deselerdi bizde buna karşı direnirdik” dedi.. Ankara Üniversitesinden Doç. Dr. Harun Tanrıvermiş isimli bir bilim adamı getirdiklerini ve kendilerinin de bilim adamına güvendiklerini anlatan Çabuk, ‘Bilim adamı halkına yalan söyler mi? bu insanlar bizi mahvetti. Bizim toprağımız yok çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz düşünün bir ülke halkını aç bırakır mı?’ diye sordu.


Başa dön


Parası olmayana avukat da yok
Özgül Yıldızer
Bir suçtan dolayı gözaltına alınanlar, sanıklar, şikayetçiler, mağdurlar ile suç işlediği gerekçesiyle gözaltına alınan ya da tutuklanan çocuklar, eğer paraları yoksa 1 Ağustos’tan itibaren avukatsız kalacak. Hükümetin gönüllü avukatların ücretleri için gerekli kaynağı ayırmaması nedeniyle sistem tıkanma noktasına geldi. Milyonlarca YTL alacakları ödenmeyen, büroları hacze uğrayan avukatlar, Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) aldığı karar üzerine 1 Ağustos’tan itibaren parası olmadığı için avukat tutamayanlara savunma hizmeti vermeyecek.
1992 yılında başlatılan zorunlu müdafi yardımının kapsamı, 1 Haziran 2005 tarihli Ceza Muhakemesi Kanunu ile şüpheli/sanıktan, şikayetçi, mağdur, suçtan zarar gören ve katılana kadar genişletildi. Soruşturma ve kovuşturması bir müdafi bulunmadan yürütülemeyecek suçlar çoğaltıldı, ciddi bir iş yükü artışı gerçekleşti. Bu artışa karşın bu hizmetin maddi kaynağı olan “yargı harçlarının ve adli para cezalarının yüzde 15’i”nde bir değişiklik yapılmadı. Hükümetin iş yükünde artış öngören yasayı çıkarıp, gerekli kaynağı ayırmaması da zorunlu müdafilik sistemini tıkanma noktasına getirdi.
TBB’nin Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile görüşmelerinden tatmin edici bir sonuç çıkmayınca, hizmetin durdurulması gündeme geldi.
1 Haziran 2006 itibariyle, hükümetin gönüllü avukatlara 68 milyon YTL’ye yakın borcu bulunuyor. Borcun 20 milyon YTL’lik kısmının temmuz ayında ödenmesiyle, hükümetin bu hizmeti yürüten 17 bin avukata hâlâ 50 milyon YTL’ye yakın ödenek vermesi gerekiyor. Bu nedenle 22 Temmuz 2006’da Ankara’da toplanan TBB Yönetim Kurulu ve Baro Başkanları, 1 Ağustos’tan itibaren, parası olmayanlara avukat görevlendirme hizmetini durdurma kararı aldı.
TBB: Bıçak kemiğe dayandı
Hizmetin genişleyerek devam etmesi görüşünde olduklarını ancak avukatların emeklerinin karşılığını da almaları gerektiğine dikkat çeken TBB Saymanı Soner Kocabey, hizmeti durdurma kararının doğrudan ücretlerle ilgili olmadığına vurgu yaptı. Yasayla ilgili önerileri olduğunu, 2-3 bin sanıkla açılmış davalarda hakim ve savcıların, sanıklara taleplerini sormadan görevlendirme istedikleri gibi doğru olmayan uygulamalarından yakındıklarını ifade eden Kocabey, hizmetin durdurulması kararının da CMK’ya ilişkin bütün bir tavrı ortaya koymak için alındığını kaydetti. Kocabey, “Bıçak kemiğe dayanmış durumda. CMK hizmeti veren arkadaşlar genç avukatlar. Birkaç milyar alacakları var, kira bedellerini ödeyemeyince hacizlerle karşılaştılar” dedi.
‘Ceza yargılaması büyük ölçüde duracak’
Ankara Barosu CMK Merkezi Başkanı Sami Kahraman, yasanın zorunlu kıldığı durumlarda, sanığın sorgu ve ifadesinde yanında avukat bulunmaması halinde sorgu ve ifadenin hükme esas alınamadığını hatırlattı. Bu durumda olanlara baro tarafından avukat görevlendirilmediği takdirde, ceza yargılamasının büyük ölçüde duracağını, Çocuk Mahkemeleri’nin tümüyle, Ağır Ceza Mahkemeleri’nin de büyük ölçüde işlemez hale geleceğini belirten Kahraman, bu sorunu barolar ve avukatların yaratmadığını söyledi. Kahraman, “Bu konuda hükümetin, Adalet Bakanlığı’nın hiçbir duyarlılığı yok. Bütün ikazlara rağmen sorunu görmezlikten geliyorlar. Zaman zaman bu tip tehditler olunca 20 milyon YTL ek ödenek sağlanıyor ama bununla çözümlenecek konu değil. Yasal düzenleme lazım” diye konuştu.
Türkiye CMK Avukatları Platformu Sözcüsü Av. Mehmet Horuş ise iki yıl öncesinden sorunun bu aşamaya geleceğinin öngörüldüğünü, buna rağmen hükümetin önlem almayarak CMK hizmetinin angaryaya dönüşmesine yol açtığını bildirdi. “Sorumlu, uyum yasalarını gerekli altyapıyı hazırlamadan çıkaran hükümettir” diyen Horuş, avukatlar olarak gerekli özveriyi gösterdiklerini ifade ederek, ek ödeneklerle sorunun çözülemeyeceğini dile getirdi.
‘İşkence için uygun ortam oluşur’
İşkence ile ilgili çalışmalarda bulunan Avukat Meryem Erdal ise CMK’daki tıkanıklığın iktidar tarafından gelecekte yapılması planlanan hak gaspına yönelik bilinçli bir kriz gibi göründüğüne dikkat çekti. Müdafi yardımının emniyet güçlerinin yürüttüğü karşı propaganda çabalarıyla sürekli tırpanlandığını belirten Erdal, son yıllarda dile getirilen işkence iddialarında avukata erişim hakkının ya hiç kullandırılmadığına ya da müdafi görüşmesinin engellendiğine veya geç kullandırılmak suretiyle işkence için zaman kazandırıldığına dikkat çekti. Müdafi yardımının daraltılması durumunda işkence için daha uygun bir ortam oluşacağı uyarısında bulunan Erdal, gözaltı koşullarının denetimsiz, gözaltına alınanların işkenceye karşı korunaksız kalacağına, işkencenin açığa çıkması, belgelenmesi fırsatının ortadan kalkacağına ve güvenlik güçlerinin de cesaretleneceğine işaret etti. Erdal, “Soruna duyarsız ve kayıtsız kalan, sorunun asıl muhatabı olduğu halde gelişmeleri seyreden hükümet ise, ‘işkenceye sıfır tolerans’ söyleminde samimi olmadığını bir kez daha gösterecek” dedi.

Avukat yardımına tırpan
Hükümet, kaynak sorununun hizmeti durdurma noktasına getirmesi üzerine, gerekli kaynağı ayırmak yerine Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı hazırladı. Tasarı ile istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesini gerektiren suçlar, alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlar olarak değiştirilmesi öngörülüyor. TBB, düzenlemenin bu bölümüne muhalefet ediyor. Adalet Komisyonu’ndan geçen tasarının ekim ayında yasalaşması bekleniyor.


Başa dön


Şanlıurfa’da toplantıya baskın: 138 kişi gözaltına alındı
Özgür Yurttaş Hareketi’nin Şanlıurfa Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlediği toplantıya baskın düzenleyen polis, 138 kişiyi gözaltına aldı. Şanlıurfa Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantı, “KONGRA- GEL’in sivil uzantılarının oluşturulduğu” gerekçesiyle Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından basıldı. Salonda bulunanların kimliklerini vermek istememesi üzerine gerginlik yaşandı. Bunun üzerine polis, salonda bulunan 138 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında DTP’nin tüm ilçe başkanları ile haber takip etmek için salonda bulunan Ülkede Özgür Gündem Gazetesi çalışanı Mecit Beyam da bulunuyor. Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Aslan, Suruç Belediye Başkanı Ethem Şahin ile DTP İl Başkanı İbrahim Binici’nin de kimliğine bakıldı. Aslan, Şahin ve Binici daha sonra ayrı bir odaya alındı. Hukuki yardım için kültür merkezine çağrılan avukatlar da polis tarafından içeri alınmadı.
Mayın çocukları vurdu
Bingöl’ün Genç ilçesi kırsalında mayın patladı. 1 çocuk öldü, 3 çocuk yaralandı. Bingöl Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Genç ilçesine bağlı Ferdi beldesi kırsalında, mayın patlaması sonucu, bölgede hayvan otlatan 14 yaşındaki Elif Şenlik öldü, Ahmet Şenlik, Bayram Dursun ve Besile Dursun isimli çocuklar yaralandı. Bingöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Şenlik ve Dursun, durumlarının ağır olması nedeniyle askeri helikopterle Elazığ’a sevk edildi.
YAŞ toplanıyor
Yüksek Askeri Şûra (YAŞ), 1-4 Ağustos’ta, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin terfi ve emeklilik durumları ile gündemdeki diğer konuları değerlendirmek üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanacak. Şûra üyeleri, 1 Ağustos Salı günü öğle saatlerinde Başbakan Erdoğan’ın başkanlığında Anıtkabir’i ziyaret edecek. YAŞ olağan toplantısı, 4 Ağustos Cuma günü sona erecek. Şûrada alınan kararlar, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in onayına sunulduktan sonra kamuoyuna açıklanacak.
Gurbetçiler ölü bulundu
Hollanda’da yaşayan ve tatil için İzmir’in Seferihisar ilçesi Doğanbey beldesi Özimar Tatil Sitesi’ndeki evine gelen Ayşe Tomgaç ve arkadaşı Gülsüm Kumtepe evlerinde ölü bulundu. Polis kadınların çok sayıda bıçak darbesi ile öldürüldüğünü belirlerken evdeki ziynet eşyalarının çalınmadığı anlaşıldı. Cinayet kurbanı iki kadının cesedi İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılırken olayla ilgili çok yönlü soruşturma başlatıldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net