www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Basının karanlık dönemi başlıyor
Gazetecilik meslek örgütleri 24 Temmuz’u kutlamaya hazırlanırken geçen günlerde yürürlüğe giren yeni Terörle Mücadele Yasası, ifade özgürlüğü alanını mayınlı bir bahçeye çeviriyor. İfade özgürlüğü davalarına bakan Hukukçu Özcan Kılıç, yeni TMY ile muhalif basına koyu bir sansür ve ceza uygulanacağını, büyük ve yaygın medyanın ise ceza almamak için çok sıkı bir otosansür uygulayacağını söyledi.

Pazarcılar eylemde
Maltepe Belediyesi, Maltepe Pazarı’nı net bir açıklama yapmadan taşımak istiyor. Belediyeyi, marketlerin isteği doğrultusunda hareket etmekle eleştiren pazarcı esnafı ise protesto amacıyla bir süredir pazar açmıyor. Esnaf, protesto amacıyla belediyeye yürümeye hazırlanıyor.

Sınır ötesine izin yok!
Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, komşu ülkelerin Irak’ın egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini, Türkiye’nin Irak topraklarında operasyon yapmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini söyledi.

‘Prangalar kırılmadan sansür kalkmaz’
Anadolu insanının sorunlarının görsel ve yazılı medyada yer vermeyen televizyon ve gazetelerin ulusal basın olamayacağını belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Fedarasyonu (TGCF) Başkanı Nazmi Bilgin, bu tip yayın yapan basın organlarını eleştirdi.


Basının karanlık dönemi başlıyor
Basın meslek örgütleri 24 Temmuz Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlamaya hazırlanırken, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) ifade özgürlüğünü yok edeceği belirtildi.
12 Eylül döneminde uygulamaya konulan ancak AB uyum yasaları çerçevesinde Basın Yasası’ndan ayıklanan yayın kapatma hükmü, ağırlaştırılmış bir şekilde yeni TMY’ye konuldu. Gazeteci, yazar, sorumlu müdür ve yayın sahibine ağır para ve hapis cezaları öngören TMY’nin getirdiği yeni uygulamaya göre hapis cezaları paraya çevrilemeyecek.
Haber ve makale nedeniyle birçok gazete ve dergiye açılan davaları üstlenen iletişim hukukçusu Özcan Kılıç, yeni TMY’nin zaten sıkıntılı olan basın özgürlüğünü büyük oranda yok edeceğini söyledi. Ağır para ve hapis cezalarının yanında yayın kapatmayı öngören TMY’nin, muhalif basın-yayın kuruluşlarına koyu bir sansür ve ceza getireceğini ifade eden Kılıç, yasanın büyük ve yaygın medyaya etkisinin ise “Ceza almamak için otosansür” olarak kendini göstereceğini bildirdi.
Basın suçu terör suçu oldu
Kılıç, Türk Ceza Kanunu’nun “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” fiilini düzenleyen 213, “suç işlemeye tahrik” fiilini düzenleyen 214, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” fiilini düzenleyen 215 ve “halkı askerlikten soğutma” fiilini düzenleyen 318’inci maddelerinin “terör suçu” kapsamına alındığını hatırlatarak, “Yeni TMY yürürlüğe girmeden önce bu suçlar Asliye Ceza Mahkemeleri’nde görülüyordu. Şimdi özel ihtisaslaşmış Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülecek” dedi. Halkı askerlikten soğutma fiilinin de “terör suçu” kapsamına alınmasının ilginç olduğunu ifade eden Kılıç, vicdani retçilerin de bundan sonra bu kapsamda yargılanacağını söyledi. Kılıç, bu suçların “terör suçu” kapsamına alınmasının bir başka sonucunun da, verilecek hapis cezalarının TMY’nin 13. maddesi uyarınca paraya çevrilip ertelenemeyeceğine dikkat çekti.
Cezaya ‘zam’
Özcan Kılıç, yeni TMY’nin 5. maddesinin Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak yer alan 50 ayrı maddenin cezalarını yarı oranında artırdığına işaret ederek, “Basın yoluyla işlenen suçlara öngörülen hapis ve para cezalarına terör zammı yapılarak yüzde 50 oranında artırılıyor” dedi.
Yeni TMY’nin terörle mücadelede görev almış kişilerin kimliklerini açıklayanlar ile terör örgütlerinin açıklamalarını yayımlayanlara verilen para cezası yerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getirdiğini ifade eden Kılıç, “Örgüt açıklamasını yayımlama ve terörle mücadelede görev alanların kimliklerini yayımlayan basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları hakkında da ağır adli para cezası getirildi” dedi.
Terör örgütlerinin propagandasını yaptığı iddia edilen gazeteci ve yazarlara 1.5 yıldan 7.5 yıla kadar hapis cezası getirildiğini belirten Kılıç, bu suçlardan yayın sahipleri ile sorumlu müdürlerine de ertelenmeyen ağır para cezaları getirildiğini anlattı.
12 Eylül yasası devrede
Avukat Kılıç, 12 Eylül döneminde 5680 sayılı Basın Kanunu’na eklenen madde ile getirilen 3 günden bir aya kadar olan yayın kapatma cezasının 9 Ağustos 2002’de çıkarılan 4771 sayılı AB Uyum Yasası ile 1 günden 15 güne indirildiğini, 24 Haziran 2004’teki 5187 sayılı yeni Basın Yasası ile tamamen ortadan kaldırıldığını hatırlattı. Kılıç, “Basın yasasından çıkarılan yayın kapatma yetkisi yeni TMY’ye yerleştirildi. Hem de ceza sınırı 12 Eylül döneminden daha ağır bir biçimde; 15 günden 1 aya kadar kapatma verilebilecek” diye konuştu. “Büyük gelir ve gideri bulunan hangi büyük medya organı en az 15 gün kapalı kalmayı göze alabilir” diye soran Kılıç, bunun çok koyu bir otosansürü beraberinde getireceğini söyledi. Kılıç, “Tabi sosyalist veya muhalif basın yayın organları ile para ve hapis cezası kıskacına alınacak. Cezaevleri gazeteci ve yazarlarla dolacak” diye konuştu.


Başa dön


Pazarcılar eylemde
AKP’li Maltepe Belediyesi’nin Maltepe Pazarı’nı Yüzevler’de bulunan bir başka pazar yerine taşımak istemesi, pazarcı esnafını zor durumda bıraktı. Belediyeyi, kendi yandaşı büyük market sahiplerine rant sağlamaya çalışmakla suçlayan pazarcı esnafı, karara karşı direnme kararı aldı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pazarcılar Odası Başkanı Mete Poyraz, pazar yerinin taşınmasının, pazarcıların iflası anlamına geleceğini söyledi. Maltepe Pazarı’nda 600 esnafın olduğunu ve toplam 2 bin 400 kişinin bu pazardan geçimini sağladığını belirten Poyraz, “Belediyenin bizi taşımak istediği yerde zaten bir pazar var. Bu pazar, Yüzevler’e fazlasıyla yetiyor. Bizim taşınmak istenmememizin altında yatan gerçek neden, üç beş kişinin kişisel menfaatleridir. Belediye, kendi partilerinden olan büyük market sahiplerinin rantı için böylesi bir karar aldı” şeklinde konuştu.
Pazarcılar Odası Başkanı Mete Poyraz, talepleri kabul edilene kadar pazarı açmayacaklarını ve diğer pazar esnafını da birleştirerek, örgütlü bir şekilde hareket edeceklerini ifade etti.
50 yıllık pazar
Esnaflardan İsmail Tarı da, Maltepe Pazarı’nın 50 yıllık bir geçmişi olduğunu, kendisinin de 35 yıldır pazarcılık yaptığını vurgulayarak, market sahiplerinin talepleri doğrultusunda iflasa sürüklendiklerini söyledi.
Bir başka pazar esnafı Coşkun Balkız ise belediyenin ‘ekmekleriyle’ oynadığını dile getirerek, “30 senedir bu pazardayım. Kayıtlı bir esnafım. Günü değiştirebilirler ama taşınmak istemiyoruz” diye konuştu.
Yılmaz Okant adlı pazar esnafı da, taleplerini dile getirmek amacıyla belediyeye yürüyeceklerini belirterek, şunları söyledi: “Yıllardır bu pazardayım. 4 tane AKP’li marketçiye bizi kurban ediyorlar. Kendi parti gruplarının marketleri var, onlara hizmet ediyorlar. Pazarda imza kampanyası başlattık. Gördüğünüz gibi halkın çok büyük ilgisi var.”

Taşınmak istemiyoruz
Fatih Özmen: Ben 16 yaşındayım, Babamla birlikte yapıyoruz bu işi. Eşarp ve çorap satıyoruz. Buradaki yaşanan sıkıntı büyük marketlerden kaynaklanıyor. Onlar pazarın kaldırılmasını istiyor, belediye de kaldırmak için çaba gösteriyor. Pazarın kimseye zararı yok. Zaten belediyenin bize söylediği net bir neden yok. Sadece kaldıracağım diyor.
Tuncay Şişman: Ne halk ne de biz buradan taşınmak istiyoruz. Ancak, belediye meclis üyelerinin taleplerini yerine getirmek için bizi yok etmeye çalışıyorlar.
Kaya Cengiz: 12 senedir bu pazardayım. Pazarı kaldıracaksan kapalı bir yere kaldırmalısın. Yoksa bizleri sokaktan sokağa taşımak çözüm değildir. İnsanların rahatça alışveriş yapmalarını ve esnafın rahat edeceği alanlar kurmalıdır belediye. Belediye başkanı talebimizi kabul edene kadar pazar açmama eylemimiz devam edecektir.
Zeydin Akat: Emeğimizi elimizden alıyorlar. Bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Koskoca Maltepe’de 4 zengin bizden rahatsız. Belediye başkanı ‘sizin burada hiçbir hakkınız yok’ diyor. Anlayacağınız bildiklerini okuyorlar. Bizi hiçe sayıyorlar. Bizim oylarımızla iktidar oldular, şimdi pazarımızı yıkıyorlar.
Mevlut Sarıbatur: Halk, pazarın burada kalmasını istiyor. Hiçbir şekilde gitmeyi düşünmüyoruz.


Başa dön


Sınır ötesine izin yok!
Irak Devlet Başkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani, komşu ülkelerin Irak’ın egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini, Türkiye’nin Irak topraklarında operasyon yapmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini söyledi.
Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden yapılan açıklamaya göre, Talabani başkent Bağdat’ta İran’ın lrak Büyükelçisi Hesen Kazımi Kumi’yi kabul etti. Talabani ile İran Büyükelçisi arasında yapılan görüşmede, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki ilişkiler ele alındı. Komşu ülkelerin lrak’ın egemenliği ve bağımsızlığına saygı göstermesi gerektiğinin altını çizen Talabani, “Eğer bir sorun varsa, bu uluslararası yasalarla ve diplomatik kanallar yoluyla çözülmelidir” dedi.
Talabani daha sonra Türkiye’nin lrak İşlerinden Sorumlu Koordinatörü Aydın Silgin ile bir araya geldi. Talabani ile Silgin’in görüşmesinde, lrak ile Türkiye arasındaki konuları ele aldığı belirtildi. Talabani’nin görüşmede Türk hükümetinden “Irak’ın egemenliği ve bağımsızlığına saygı gösterilmesini” istediği ve lrak’ın topraklarını Türkiye’ye saldırı için kullanılmasına kesinlikle izin vermeyeceğini vurguladığı belirtildi.
ABD ile telefon trafiği
Bu arada ABD Başkanı Bush, Erdoğan’ı; Dışişleri Bakanı Rice da Gül’ü arayarak “PKK konusunda ne gerekiyorsa yapacağız” mesajını verdi. Başbakanlık ise PKK’ya karşı atılacak askeri adımlarla ilgili Pentagon ile Genelkurmay arasında görüşmelerin başladığını duyurdu. ABD ordusu, PKK’ya karşı kapsamlı bir kara harekatı yerine, örgütün lider kadrosundaki bazı isimleri Türkiye’yi iade etmeyi değerlendirdiği iddia ediliyor.
Ankara’nın Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik sınırötesi harekat baskısının ardından Washington-Ankara hattında dikkat çekici bir telefon ve mesaj trafiği yaşanmaya başlandı. ABD Başkanı George Bush, hafta sonunu geçirdiği Teksas’taki çiftliğinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı aradı. Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, görüşmede Bush’un “Durumun aciliyetini ve ciddiyetini anlıyoruz” dediği duyuruldu. Bush, ilgili birimlere gerekli talimatları verdiğini iletirken, ülkesinin terörle mücadelesinde Türkiye ile birlikte hareket edeceğini söyledi.
Bush, bu mesajın “güçlü bir şekilde” Irak hükümetine de verildiğini kaydetti.
Pentagon-Genelkurmay görüşmesi
Başbakanlık açıklamasında Erdoğan’ın, “Terörle mücadelede üçlü mekanizma dışında atılacak somut adımların, askeri makamlar arasında görüşülmeye başlanmasından duyulan memnuniyeti” dile getirdiği de bildirildi. Böylece, PKK’ya yönelik askeri adımlar konusunda Pentagon ile Genelkurmay Başkanlığı arasında görüşmelerin başladığı resmen duyurulmuş oldu.
Bu görüşmenin ardından ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü aradı. Rice, “Durumun vahametini anlıyoruz. Böyle sürmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Ne gerekiyorsa yapacağız. Bu konuda kararlıyız” dedi.
Gül ise, PKK Kuzey Irak’ta bulunduğu sürece Türkiye’nin Irak’a istediği ölçüde yardım yapamadığını dile getirdi.
Lider kadro operasyonu gündemde
Öte yandan, edinilen bilgiye göre, ABD ordusu PKK’ya karşı kapsamlı bir kara harekatı yerine, örgütün lider kadrosundaki bazı isimleri Türkiye’yi iade etmeyi değerlendiriyor.

SADAK: DAĞLARI BOMBALAMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Kuzu Kırpma, Kültür, Sanat ve Yayla Şenlikleri (Berxbir) Festivali’nde Kato Dağı’nın zirvesine barış yürüyüşü gerçekleştirildi.
Festivalde, “sabrımız taştı” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen DEP Eski Milletvekili Selim Sadak, “Sabrınız taştıysa bu sorunun çözümü operasyon ve dağları bombalamakta değildir. Eğer sabrınız taşıyorsa Kürt halkının barış elini tutun ve dağdaki gerilla ile askerin el ele dolaşmasına olanak sağlayın. Biz bugün burada bir ilki gerçekleştirerek Sayın Erdoğan’ın sabrını daha da taşırmak üzere Kato’nun zirvesine barış için çıkacağız” dedi.


Başa dön


‘Prangalar kırılmadan sansür kalkmaz’
Anadolu insanının sorunlarının görsel ve yazılı medyada yer vermeyen televizyon ve gazetelerin ulusal basın olamayacağını belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Fedarasyonu (TGCF) Başkanı Nazmi Bilgin, bu tip yayın yapan basın organlarını eleştirdi.
Medyada tekelleşmenin olması ile birlikte basının özgürlüğünü ve özgüvenini yitirdiğini ifade eden Nazmi Bilgin, gazete patronları tarafından bir köşe yazarının kişi, şirket, kurum ve siyasi parti ve ayrıcalıklı insanlar hakkında yazı yazmasının engellenmesinin 98 yıl önce basında kaldırılan sansürün günümüzde halen devam ettiğinin göstergesi olduğunu belirtti. Türkiye’nin 3 defa yaşadığı askeri darbelerden ötürü demokrasinin raydan çıkması nedeni ile basının bir türlü belini doğrultarak özgürleşemediğini dile getiren Bilgin, sorunların üstünü kapararak değil, insan hak ve hürriyetlerini rencide etmeden konuşa konuşa çözüleceğini kaydetti.
24 Temmuz Basın Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Muğla Gazeteciler Cemiyeti Fethiye Temsilciliği’nin Ece Saray Marina Resort’ta ‘Basın Özendirme’ gecesinde gazetecilere seslenen Bilgin, beslenmesini kendi insanınının kültür ve sanatından almayan ve toplumun dertlerine ve sıkıntılarını gazete sütunlarına yansıtmayan basının uzun süre ayakta kalmasının mümkün olmadığını aktardı. Bilgin, “Son günlerde herkesin kullandığı ‘Ulusal’ kelimesi basit bir kelime değildir. Basın ticari işlerle ayağına bağlanmış prangaları kırmadan özgür olamaz. Prangalar kırılmadan da sansür kalkmaz.” şeklinde konuştu.
Ödül töreni
ÇGD’den Başbakan’a mektup
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup göndererek, Terörle Mücadele Yasası ile terör bahane edilip basın ve yayına ağır cezalar verildiğine söyledi. Abakay, “Düşüncenin serbestçe dolaşamadığı ülkeler çağdaş olamaz, olamıyor” dedi. Abakay, basında sansürün kaldırılışının yıldönümü olan 24 Temmuz “Basın Bayramı” nedeniyle Başbakan Erdoğan’a bir mektup gönderdi. Abakay mektubunda, Türkiye’de düşünce ve basın özgürlüğünün hep baskı altında tutulduğunu bu baskının AKP Hükümeti döneminde de değişmediğini belirtti. Abakay, ”Enflasyonun düşürülmesinden, kalkınma hızı ekonomik yapının güçlendirilmesinden, Avrupa Birliği’ne giriş sürecindeki çabalardan hep öğünerek söz eden zat-ı aliniz ve hükümetinizin sözcüleri, iş düşünce ve basın özgürlüğüne gelince sessizliğe bürünmektesiniz, ya da basını suçlayarak ‘İstediklerinizi bildiklerimi açıklarım’ diyerek tehdit ve şantaj yoluna başvurmaktasınız. Nedense bildiklerinizi açıklamıyorsunuz” dedi. Düşüncenin serbestçe dolaşmadığı ülkelerin çağdaş olamayacağının da altını çizen Abakay, Başbakan Erdoğan’a, “İktidarınızın çıkardığı Terörle Mücadele Yasası ile terör bahane edilerek basın ve yayın yaşamına ağır cezalar getirildi. Elif Şafak, Hrant Dink, Perihan Maden, İlhan Selçuk, Murat Yetkin, İsmet Berkan, Musa Ağacık, Erbil Tuşalp son aylarda yazdıkları yazıları nedeniyle haklarında dava açılan isimlerden bazıları. Terörle Mücadele Yasası’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle bu sayının daha da artacağı beklenmektedir” dedi.
Sünnet düğünü faciaya dönüştü
Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Kestanealan köyünde, sünnet düğünü sırasında ateşlenen tüfeklerden çıkan kurşunların isabet ettiği üniversite öğrencisi bir genç kız öldü, 2’si ağır 5 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, ailesiyle birlikte bir yakınının sünnet düğününe katılan Ankara Üniversitesi (AÜ) Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisi Sezin Akoy (19), arkadaşları ile oyun oynadığı sırada, ateşlenen tüfeklerden çıkan kurşunlara hedef oldu. Kurşunların karnına ve başına isabet ettiği Sezin Akoy, hastaneye kaldırılırken, yolda hayatını kaybetti. Çeşitli yerlerinden yaralanan Uğur Akgül (5), Nurgul Ak (34), Aylin Yaman (26), Nazmi Şahin (65) ve Rıza Er (71), İnegöl Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Nazmi Şahin ve Rıza Er, yapılan ilk müdahalenin ardından hayati tehlikelerinin sürmesi üzerine Bursa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Jandarma ekiplerinin, havaya ateş açtıkları öne sürülen ve isimleri açıklanmayan 2 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi. Adana’da ise düğün sırasında çıkan tartışmada, bir kişi bıçaklanarak öldürüldü. Alınan bilgiye göre olay, Seyhan ilçesi Onur Mahallesi 13. Sokak’taki düğünde meydana geldi. İddiaya göre, Yılmaz Işıklı (20) ile Y.K. (14) arasında, düğün sırasında “ayağa basma” yüzünden tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi ile Y.K, Yılmaz Işıklı’yı bacağından bıçaklayarak yaraladı. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne kaldırılan Yılmaz Işıklı, kurtarılamadı. Zanlı Y.K. gözaltına alındı, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
’96 ölüm orucunda ölenler anıldı
1996’da yapılan ölüm orucu’da yaşamını yitirenler dün ypılan gerçekleştirilecek etkinliklerle anıldı. Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) ’96 Ölüm orucunda yaşamını yitiren Hüseyin Demircioğlu’nu mezarı başında andı. Karacaahmet Mezarlığı girişinde bir araya gelen ESP’liler, ölüm orucu eyleminde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyarak, sloganlarla Demircioğlu’nun mezarına yürüdü. Saygı duruşuyla başlayan anmada ESP adına açıklama yapan Ersin Sedefoğlu, Eskişehir Cezaevi’nin yeniden açılmak istenmesiyle başlatılan ölüm orucu eyleminin 12. kişinin yaşamını yitirmesiyle sona erdiğini hatırlattı. Sedefoğlu konuşmasında, “Hüseyin Demircioğlu, insanlık değerleri ve erdemlerinin yüceltilmesinde örnek olmuştur. Demircioğlu’nun ardında bıraktığı değerler işçi ve emekçilerin hakları için mücadelede umudumuz oluyor” dedi. TUYAB da ’96 ölüm orucu eyleminde yaşamını yitiren Ali Ayata’yı mezarı başında andı. Sarıgazi Mezarlığı girişinde toplanan TUYAB’lılar, ölüm orucu eyleminde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyarak, sloganlarla Ali Ayata’nın mezarı başına yürüdüler. Saygı duruşuyla başlayan anmada konuşma yapan Esmihan Ekinci, ’96 yılında cezaevlerinde kararlı bir mücadele yürütüldüğünü belirtti. Ölüm orucunda yaşamını yitirenlerin yakınları da konuşma yaptılar.
Oğlu için Irak’a gitti dönüş yolunda can verdi
Irak’a, inşaat malzemesi götürürken, kullandığı TIR’ın mayına çarpması sonucu ölen Şoför Mehmet Sert’in (49) cenazesi, Mersin’in Silifke ilçesinde toprağa verildi. Irak’ın Felluce kentinde, yaklşık 15 gün önce meydana gelen olayda hayatını kaybeden Şoför, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Mehmet Sert’in oğlu Ali’nin (26) düğün masraflarını karşılamak amacıyla Uluslararası Irmak Nakliyat Şirketi aracılığıyla Irak’a gittiği, yükünü boşaltıp dönerken, Felluce’de aracının mayına çarpması sonucu yanarak öldüğü belirtildi. Cenaze törenine, Sert’in ailesi, yakınları, Silifke Belediye Başkanı Bayram Ali Öngel, Şoförler Odası Başkanı Ayhan Koçak, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Doğan ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net