www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Buyrun sağlık piyasasına
Sağlık Bakanı Recep Akdağ sonunda baklayı ağzından çıkardı. Akdağ, yaptığı basın toplantısında, kamuya ait sağlık kuruluşlarının özerk işletmeler haline dönüştürülmesi aşamasına geldiklerini söyledi.

Askeri gözaltına almayın genelgesi
Emniyet Genel Müdürü bir genelge yayınlayarak, Atabeyler operasyonunda yaşanan “askere gözaltı” uygulamasına son verdi.

Bölge milletvekilleri sınır ötesine
   temkinli yaklaştı

Hükümet ve muhalefet partileri Kuzey Irak’a operasyon için bastırırken, bölge milletvekilleri operasyona temkinli yaklaştı. AKP’li milletvekilleri, “genel merkezin talimatıdır” diyerek fazla konuşmamayı tercih ederken, CHP’li milletvekillerinden Esat Canan, Kuzey Irak’a operasyonun Türkiye’ye zarar vereceğini söyledi.

301’inci maddeye karşı
   telefonlu miting

24 Temmuz Basın Bayramı’nda, “Hrant Dink’e destek, 301’in iptali” adıyla, telefonlu miting düzenlenecek. 24 Temmuz günü saat 12.30’da bulundukları illerin alanlarına çıkacak olan insanlar, “millet, vekillerini uyarıyor” başlığı altında, illerinin milletvekillerini telefonla arayacak ya da mesaj atarak, TCK’nın 301inci maddesinin kaldırılmasını isteyecek.


Buyrun sağlık piyasasına
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Kamuya ait sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığı çatısı altına topladığımızdan bu yana 1.5 yıla yakın bir zaman geçti. Bu sürecin devamı ise kamuya ait sağlık kuruluşlarının özerk işletmeler haline dönüştürülmesidir” dedi.
Bakan Akdağ, Sirkeci’deki World Park Otelde düzenlediği basın toplantısında, “Sağlıkta Dönüşüm Programı”yla ülkenin şartlarına uygun bir modeli uygulamaya koyduklarını iddia etti.
Genel Sağlık Sigortası’nın, 2007 Ocak ayından itibaren yürürlüğe gireceğini de duyuran Akdağ’ın açıklamaları, özel hastanelerin ek ücret almadan hasta tedavi etmediği, yaşamsal önemde ilaçların reçetelere yazılmaması için genelgeler yayınlandığı, aile hekimliği uygulamasına geçilen Düzce’de sistemin iflas ettiği bir dönemde yeni saldırıların da yolda olduğunu gösterdi.
Devlet sağlıktan elini çekiyor
“Kamuya ait sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığı çatısı altına topladığımızdan bu yana 1.5 yıla yakın bir zaman geçti. Bu sürecin devamı ise kamuya ait sağlık kuruluşlarının özerk işletmeler haline dönüştürülmesidir.” diye konuşan Akdağ, “Sağlık Bakanlığı, rehberlik yapan, genel kuralları koyan, kalite değerlendirmeleri yapan ve denetlemeler yapan bir bakanlık olarak yoluna devam edecek. Şimdi olduğu gibi 900’ün üzerinde döner sermaye işletmesini doğrudan yöneten, merkezden yöneten bir bakanlık görünümünden de çıkmış olacağız.” dedi.
İlaç marketler açıklaması
Akdağ, eczaneler dışında ilaç satılmasını da düşünmediklerini kaydederek, zincir eczane kurulması düşüncesinin de bulunmadığını anlattı. Geri ödeme listesinden çıkarılan ilaçlar konusuna değinen Akdağ, bazı soğuk algınlığı ilaçları, vitaminler ile obezite tedavisinde kullanıldığı ifade edilen bazı ilaçların bu listede yer aldığını ifade ederek, obezite ilaçlarına ilişkin bir bilimsel kurul oluşturulduğunu ve hazırlanacak rapora göre yeniden bir düzenleme yapılabileceğini söyledi.
Sorumlusu bakanlık değil mi?
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, daha yapılacak çok iş bulunduğunu savunarak yeni saldırıların da kapıda olduğunu gösterdi. “Sağlık sisteminin, reformların, önünde en önemli engel ne diye sorarsanız, size vereceğim cevap hekim noksanlığıdır. Bunun bedelini çok ağır bir biçimde ödüyoruz. Yıllarca Türkiye’de hekim sayısının fazlalığından bahsedildi” diyen Akdağ, bunun sorumlusunun kim olduğuna ise hiç değinmedi.
Bakan Akdağ, Türkiye’de bir hekimin, günde ortalama 40 hastaya baktığını dile getirerek, hekim yetersizliğinin sağlık hizmeti alma açısından bir handikap oluşturduğunu söyleyen Akdağ, hekim örgötlerini hedefe alarak “Başta Türk Tabipleri Birliğini bu yanlış tavrından vazgeçmeye çağırıyorum. ‘Hekim sayısı Türkiye’de fazladır’ demek hem vatandaşa, vatandaşın geleceğine, ülkenin geleceğine hem de hekimlere, hekimlerin geleceğine yapılabilecek en büyük kötülüktür.” diye konuştu.

‘Sağlığımız Unakıtan’ın iki dudağı arasında’
Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Önder Okay, ayaktan tedavilerin ardından, koruyucu sağlık hizmetleri ve yatarak tedavilerde de kısıtlamaya gidileceğini belirterek, “Sağlığımız Maliye Bakanı’nın iki dudağı arasında” dedi.
ATO yöneticileri dün düzenledikleri basın toplantısıyla Maliye Bakanlığı’nın ayaktan tedavilere kısıtlama getiren 1 Temmuz tebliğini değerlendirdiler. ATO Genel Sekreteri Ercan Yavuz, tebliğ ile vaka başına ödeme yapılacağını belirterek, hastanelerin maddi krize gireceğini, vatandaşların da sağlık hizmetlerine ulaşamaz hale geleceğini söyledi. Tasarruf amacıyla çıkarıldığı iddia edilen tebliğin sağlık harcamalarını daha da artıracağını bildiren Yavuz, hastaların da cebinden ödeme yapmak zorunda kalacağını söyledi. Yavuz, tebliğin geri çekilmesini talep etti.
ATO Başkanı Önder Okay ise, tebliğin Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın bir parçası olduğunu kaydetti. Okay, “Artık herkes parası kadar sağlık hizmeti alacak. Devlet ‘artık sağlık hizmeti vermeyeceğim, elimdeki paraya göre size yardım edeceğim’ diyor. Cumhuriyet tarihinde sağlık hiç bu kadar geriletilmemişti. Sağlık hakkına tecavüz ediliyor. Sağlık çöküyor. Halk sağlık hizmeti alamaz hale gelecek” değerlendirmesini yaptı.
Sağlık alanında iplerin Maliye Bakanlığı’nın eline geçtiğini vurgulayan Okay, tebliğin de Maliye Bakanlığı’nın bir tasarrufu olduğunu ifade etti. Maliye Bakanı Unakıtan’ın görevi sona erdiğinde bir İslami finans kurumunun başına geçebileceğini, Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın da kolaylıkla iş bulabileceğini kaydeden Okay, “Sağlık Bakanı yine mecburen hekimlik yapacak. Bakan çökerttiği sağlık ortamında iyi hekimlik yapmak isterse, hastanesine döndüğünde bir talebi olursa, bu ortamda onu Türk Tabipleri Birliği bile kurtaramaz” diye konuştu.
GSS’nin provası
Okay, yakın zamanda yatarak tedavilerde ve koruyucu sağlık hizmetlerinde de kısıntıya gidileceği uyarısında bulundu. 1 Temmuz tebliğinin Genel Sağlık Sigortası’nın psikolojik provası olduğunu belirten Okay, GSS’nin 2007’de yürürlüğe gireceğini, GSS ile verilecek hizmetlerin Temel Teminat Paketi ile sınırlanacağını kaydetti. Okay, “Maliye Bakanı ne kadar sağlık hizmeti layık görüyorsa o kadar sağlık hizmeti alacağız. Sağlığımız Maliye Bakanı’nın iki dudağı arasında. Hastalarımızı muhasebe defterlerinde bir kayıt, rakam olarak göremeyiz. Meslek onurumuz ve iyi hekimlik neyi gerektiriyorsa yapacağız” dedi.

‘Acil servisler çökertildi’
Eskişehir’de 17 Temmuzda pilot olarak başlayan aile hekimliği uygulamasını protesto eden bir doktorlar, Devlet Hastanesi Acil Servisi önünde basın açıklaması yaptı. Acil Servis bahçesinde toplanan doktorlar adına konuşan Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nazan Başıbüyük Aksaray, acil servis birimlerinin her türlü sıkıntıya rağmen yıllarca büyük bir özveriyle çalıştığını belirterek, İl Sağlık Müdürlüğü’nün aldığı karar gereği acil servislerin adeta çökertildiğini belirtti.
Acil hizmetinde eğitimli ve yüksek deneyimi olan 11 doktorun 17 Temmuzda geçici göreve gönderildiğini ifade eden Aksaray, şöyle konuştu: “Acil hizmetlerinin önemli parçası olan 112 hizmeti de 17 Temmuz’da darmadağın oldu. Mevcut 4 istasyondan biri, Sağlık müdürünün hiçbir uyarıyı ciddiye almadan uygulamaya koymaya azmettiği aile hekimliğine geçme hevesi için kapatıldı.”
Aksaray, İl Sağlık Müdürü Dr. Seraciddin Çom’un uygulamaya karşı çıkan doktorları ‘yeniçerilere’ benzetmesine tepki göstererek, “Sayın müdürün kafası o çağlarda kalmış olabilir. Ama bizler yeniçeri değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin hekimleriyiz” dedi.


Başa dön


Askeri gözaltına almayın genelgesi
Emniyet Genel Müdürü bir genelge yayınlayarak, Atabeyler operasyonunda yaşanan “askere gözaltı” uygulamasına son verdi. Genelgede “terör, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlar ve cinayet” gibi ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda suçüstü hali olsa dahi polisin, bir askeri ya da silahlı kuvvetlerde görevli bir sivili gözaltına alamayacağı bildirildi. Şahsi bir suç işlediğinden şüphe edilen askerin, polis karakoluna ya da herhangi bir şubeye alınamayacağı vurgulanan genelgede, “Suçüstü halinde dahi şüpheli asker olay yerinde bekletilip inzibata olay yerinde teslim edilecek” denildi.
Adalet Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşleri doğrultusunda Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner, operasyonel birimlere gizli bir genelge gönderdi.
“Asker Kişiler” başlığını taşıyan 6 Temmuz 2006 tarihli genelgede, Ağır Ceza Mahkemeleri’nin görev alanına giren suçüstü halinde subayları, askeri memurları ve astsubayları yakalamaya askeri inzibatlar, polisler, jandarmalar ve herkesin yetkili olduğu hatırlatılırken, ancak bu durumda dahi şüpheli askerin, suçüstü hali bile olsa olay yerinde tutulması ve en yakın inzibat karakoluna, yoksa askeri makama teslim edilmesi istendi.
Bakanlık istedi
Aydıner genelgenin, suç işlediği iddia edilen askerler hakkındaki yakalama, gözaltına alma, ifade alma ve soruşturma işlemlerinin yürütülmesi konusunda tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla Adalet Bakanlığı’ndan alınan görüş doğrultusunda hazırlandığını duyurdu.
Genelgenin ekinde ise Adalet Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen görüşlerin fotokopilerine yer verildi.

Atabeyler Operasyonu
Atabeyler Operasyonu kapsamında Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli bir yüzbaşı gözaltına alınarak, Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne (TEM) götürülmüştü. Yüzbaşı, Cumhuriyet Savcısı tarafından TEM’de ifadesi alınamadan Merkez Komutanlığı’ndan gelen askerlere teslim edilmişti. Merkez Komutanlığı da, yüzbaşıyı, Adalet Bakanlığı’nca çıkarılan genelgeyi göstererek teslim almıştı. Aynı durum yine Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır için geçerli olmamış, ifadesi alındıktan sonra tutuklanmıştı.


Başa dön


Bölge milletvekilleri sınır ötesine
   temkinli yaklaştı
Uğraş Vatandaş
Hükümet ve muhalefet partileri Kuzey Irak’a operasyon için bastırırken, bölge milletvekilleri operasyona temkinli yaklaştı. AKP’li milletvekilleri, “genel merkezin talimatıdır” diyerek fazla konuşmamayı tercih ederken, CHP’li milletvekillerinden Esat Canan, Kuzey Irak’a operasyonun Türkiye’ye zarar vereceğini söyledi. CHP’li Mesut Değer ve Sinan Yerlikaya ise, bölgede artık silahların susması gerektiğini dile getirdiler.
Bölge milletvekilleri sınır ötesi operasyona sıcak bakmıyor. EVRENSEL’in sorularına yanıt veren AKP Mardin Milletvekili Nihat Eri, terörle mücadele ve şiddetin sona ermesinin herkesin arzusu olduğunu ifade ederek, “Bunun yöntemini ve teknik durumlarını bilemiyorum. Ama hükümetin her seçeneği değerlendirerek bütün çözümleri göz önüne alarak böyle bir değerlendirme yaptığı kanaatindeyim” diye konuştu.
AKP Bingöl Milletvekili Feyzi Berdibek ise, “Bu konular genel merkezin talimatıdır. Bizim yorum yapmamamız gerekiyor” diyerek konuşmamayı seçti.
‘Sınır ötesi zarar verir’
Sınır ötesi operasyona karşı en net sözler, CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’dan geldi. Kuzey Irak’a operasyon düzenlemenin çözüm olmadığını belirten Canan şöyle konuştu: “Operasyon Türkiye’ye zarar verir ve ülkeyi yalnız bırakır. Operasyonun yararlı olacağını düşünmek mümkün değildir. Terör meydan okunarak çözülemez, geçmişte de Kuzey Irak’a operasyonlar düzenlenmiştir. Şiddetle gidilmiştir ama sonuç alınamamıştır. Yanlışlığın tartışılması ve konuşulması lazım. Terörün kökenine inerek çözüm bulunabilir. Askerlere havale edilerek çözülmez. Siyasetçilerin de risk alması, parlementonun sağlıklı karar alması lazım. Tek çözüm adresi demokrasidir. Demokrasinin güvencesi de demokrasidir.”
‘PKK silah bırakmalı’
CHP Tunceli Milletvekili Sinan Yerlikaya ise “sağduyulu” ve “mantıklı” olmak gerektiğini ifade etti.
“Doğrusu ne ise onun yapılması gerekiyor. Silahla alınması gereken hiçbir şeyin bugüne kadar alınmadığı gibi, bundan sonra da alınmayacağı ortada. PKK’nin silahı bırakması lazım” diye devam eden Yerlikaya, bölgede yaşayan vatandaşların sorunlarının parlementoda çözülebileceğini kaydetti. Milletvekili Yerlikaya şöyle dedi: “Onbinlerce insan öldü, geldiğimiz noktada nefret ve kin, derin uçurumlar oluştu. Bundan vazgeçmek gerekiyor. Barışı birlik ve karşılıklı anlayış, dostluk içinde sağlamamız gerekiyor. PKK’nin artık silahı bırakıp barış elini uzatması lazım. Şehit olan erlerimiz de bizim yavrumuz. Kandırılarak dağa çıkarılıp dağda ölenler de bizim çocuklarımız. TC’nin birlik ve beraberliği kardeşlikten ve barıştan geçer, birbirini tanımadan ve sayıp saymadan geçer.”
‘AKP beceriksiz’
CHP Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer, bölgedeki gelişmeleri AKP’nin “beceriksizliğine” bağladı. Terörle mücadelenin kararlı bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Değer, İngiltere, ABD ve Almanya’nın örnek alınmasını istedi. Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini dile getiren Değer, “TMY’de değişiklik yapılarak ya da işlenen en ufak bir harekette terör örgütü üyeliği yorumuna açık bir kanunla terörle mücadelede başarılı olunamaz. 2002’de terör yüzde 0 iken gelinen süreçte her gün 10’un üzerinde şehit verilmekte. AKP Hükümeti dış ve iç politikalarda iflas etmiştir” diye konuştu.

DİYANET’E ‘TERÖRLE MÜCADELE’ GÖREVİ
Diyanet İşleri Başkanlığı, “terörle mücadele” konusunda halkı bilinçlendirmek amacıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da özel ekipler oluşturdu.
Bir soru önergesini Devlet Bakanı Mehmet Aydın adına yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “Aydınlatma Ekipleri” adı altında özel ekipler kurulduğunu açıkladı.
Ali Bardakoğlu’nun verdiği bilgiye göre, söz konusu ekipler, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde “terörle mücadele” konusunda vaaz ve konferanslar veriyor, yerel radyo ve televizyonlarda konuşmalar yapıyor. Hutbelerin her bölgenin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda, hutbe komisyonları tarafından hazırlanmasının uygun görüldüğünü belirten Bardakoğlu, camilerde Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde hutbe okutulmasının mümkün olmadığını da kaydetti.

ÖDP: SINIR ÖTESİ KAOS GETİRİR
ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, Kürt sorununda giderek tırmanan şiddetin toplumu kaygılandırdığını söyledi. Gelinen aşamada hükümetin soruna çözüm olarak, ‘sınır ötesi operasyonu’ düşünmesi, sorunu çözmeyeceği gibi ülkeyi tam bir bölgesel kaosa sürükleyeceğini belirten Kozanoğlu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “O yüzden asıl çözüm dışarıda değil içeride, ısrarla demokrasi içinde aranmalıdır. ‘Şahinlerin’ ‘İsrail devleti gibi vuralım’ çağrısı İsrail devleti gibi terörist bir devlet olalım çağrısıdır. Bu çağrıya kulak asılmamalıdır.”
PKK’den artık eylemlerini sona erdirmesini isteyen Kozanoğlu, “Bu eylemler toplumun içerisinde keskin ve tehlikeli bir çatışma zemini besliyor, öfkeyi sıradan Kürt yurttaşlara yöneltiyor” dedi.
Kozanoğlu, “bütün çabaların birarada yaşamın pratiklerini koruma, zeminlerini geliştirme ve güçlendirme temelinde olması gerektiğini” kaydetti.

Gül: Haklarımızı kullanırız
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye’nin PKK konusunda uluslararası hukukun verdiği bütün hakları, kesinlikle kullanacağını söyledi. Londra’da Financial Tımes gazetesine konuşan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, PKK militanlarının Irak’tan ve Irak ordusundan edindikleri silah ve uzaktan kumandalı patlayıcılılarla donatıldıklarını savundu.
Buna hoşgörü gösterilemeyeceğini söyleyen Abdullah Gül, Irak hükümetinin bu konuda Türkiye ile işbirliği yapması gerektiğini belirtti. Dışişleri Bakanı, “Irak hükümetinin konumunu anlıyoruz, ama bunu durdurmazlarsa o zaman biz harekete geçmek zorundayız” dedi.
Abdullah Gül, demecinde, Türkiye’de batı karşıtlığının arttığı uyarısında da bulundu. Gül, bunun nedeninin de Avrupa Birliği içinde Türkiye’nin tam üyeliği konusundaki tereddüt ve ABD’nin Ortadoğu politikası olduğunu belirtti.

Irak’ta sınır ötesi zirvesi
Sınır ötesi operasyon tartışmalarının yoğunlaşması üzerine ABD’li ve Iraklı askeri ve sivil bürokratlar Irak’ta bir araya geldi. Türkiye’nin PKK’ye karşı olası sınır ötesi operasyonu tartışılırken, Irak’taki ABD’li Çokuluslu Güçler Komutanı General George Casey, Kuzey Irak’a geçti.
General Casey, Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri ve ‘Kürdistan Bölge Başkanı’ Mesut Barzani ile görüştü. Görüşme Süleymaniye kenti yakınlarındaki Kaleçoban kasabasında gerçekleşti. Görüşmede Irak-Türkiye ve Irak-İran sınırında PKK’ye karşı alınacak önlemlerin gündeme geldi. Görüşmeye Celal Talabani’nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği’nin Genel Sekreter Yardımcısı Noşirvan Mustafa, ‘Kürdistan Bölge Başkan Yardımcısı’ Kosret Resut Ali, Kürt bölgesinin Peşmerge Bakanı Zaim Ali ile, iki Kürt partisinin üst düzey yöneticileri katıldı.

Korucular operasyona gitmeme şartı ile silah aldı
Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Çığlı (Aşut) köyünde silah bırakan 160 korucunun baskı ve tehditler sonucu operasyonlara çıkmama ve sadece kendi köylerinde nöbet tutma şartıyla silahlarını geri aldıkları bildirildi.
Operasyonlara gitmeyi reddederek silah bırakan Çığlı köyünden 160 korucu, silahını geri aldı. Valilik ve askeri yetkililerin ikna için görüştüğü korucularla köy yaşlı heyetinin aldığı toplantıdan silahları geri alma kararı çıktı. Korucuların, silahlarını geri almadıkları takdirde ekin alanlarının tahrip edileceği, tarlalarda ekim yapılmasına izin verilmeyeceği, yeşil kartlarının iptal edileceği ve köyden çıkmalarının yasaklanacağı yönündeki tehditler nedeniyle silah almayı kabul ettikleri ve görevlerine şartlı bir şekilde döndükleri iddia edildi.
Tehditler nedeniyle silah almayı kabul ettikleri belirtilen korucuların operasyonlara çıkmama, farklı yerlerde nöbet tutmama ve sadece kendi köylerini koruma şartlarıyla silah almayı kabul ettikleri bildirildi.

KORUCU KENDİSİNE SELAM VERMEYEN KÖYLÜYÜ ÖLDÜRDÜ
Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde bir korucu, tartıştığı kişiyi öldürdü. Edinilen bilgiye göre, önceki gün, Tuzluca ilçesine bağlı Güzeldere köyünde koruculuk yapan R.K’nin, aralarında arazi tartışması bulunduğu belirtilen Kurban Duha’yı, “Bana niye selam vermedin?” diyerek silahıyla öldürdüğü iddia edildi. Olay yerinden kaçan R.K, daha sonra yakalandı.

Mahmur Kampı’nın boşaltılması yine gündemde
Bölgedeki çatışmalarda hayatını kaybeden asker sayısının artması üzerine sınır ötesi operasyonlar dahil, çeşitli önlemler tartışılırken Kuzey Irak'ta TC vatandaşı 9 bin 500 Kürdün barındığı Mahmur Kampı'nın kapatılması konusu da gündeme geldi. Bu amaçla 2004 yılında Türkiye, Irak ile BM arasında üzerinde anlaşmaya varılan ancak yürürlüğe giremeyen Geri Dönüş Mutabakatı'nın hayata geçirilmesi konusunda iki ay önce Cenevre'de bir toplantı yapan taraflar arasındaki temasların sürdüğü öğrenildi.
ANKA'nın edindiği bilgiye göre, Kuzey Irak'ta bulunan ve halen 9 bin 500 kadar Kürt kökenli Türkiye vatandaşının yaşadığı Mahmur Kampı'nın kapatılmasını hedefleyen, Türkiye, Irak ile BM arasındaki Geri Dönüş Mutabakati'nın yürürlüğe girebilmesi için taraflar arasında temaslar yapılıyor.
İki yıla yakın bir sürede hiçbir gelişmenin olmadığı mutabakatın tarafları, canlandırılması için iki ay kadar önce İsviçre'nin Cenevre kentinde bir görüşme yapmışlardı. Konuya yakın kaynaklar, taraflar arasındaki temaslarını sürdürdüğünü belirtiyorlar.
ABD'nin desteği ile 2004 yılında üzerinde anlaşmaya varılan Geri Dönüş Mutabakatı ile, 1990'lı yıllarda Türkiye'yi terk etmek zorunda kalarak Irak'a geçen binlerce kişinin barındığı Mahmur Kampı boşaltılırken Türkiye'ye geri dönüşlerini teşvik etmeye amaçlanmıştı.
BM'nin hükümet dışı kuruluşların aracılığıyla insani yardımı sürdürdüğü kampta kalan ve bir bölümü PKK militanlarının akrabaları olduğu belirtilen insanların Türkiye'ye dönüşlerinin, PKK için bir "darbe" olacağı düşüncesiyle teşvik edilmesi istenmişti. Bu arada, mutabakatın gerçekleşmesi ile geri dönüşleri sağlanacak insanlar üzerindeki PKK etkisinin kalkacağını da savunulmuştu.
Ancak, uzun ve çetin müzakereler sonucunda 2004 yılında ortaya çıkan mutabakat, şimdiye kadar yürürlüğe giremedi. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye'nin 2004 yılında mutabakatı uygulamak için dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell imzalı bir destek mektubunu talep ettiğini, diğer tarafların ise, mektup talebinin mutabakatın gerçekleşmesini geciktireceğini savunduklarını söylüyorlar.
Sonunda mektup gerçekleşmeyince mutabakatın hayata geçirilmediği ifade ediliyor. Ancak, Türkiye'nin artık ABD Dışişleri Bakanı'nın imzasını taşıyan bir mektubu istemediği kaydediliyor.
Mahmur Kampı sorunu ile ilgili olarak Türkiye'de iki farklı yaklaşım bulunuyor. Bazı yetkili ve uzmanlar, kampın bir "terör yuvası" olduğu gerekçesiyle hemen kapatılması gerektiğini savunuyorlar. Başkaları ise, kampın kapatılmasının tek başına sorunu çözmeyeceğini, kamptan ayrılmak zorunda kalanların Irak'ın başka yerlerine yerleşeceği için önce "gönüllü" geri dönüşlerin mutlaka teşvik edilmesi gerektiğini söylüyorlar.

TÜRKİYE’DEN IRAK’A ÖCALAN NOTASI
Türkiye’nin, Irak’ın başkenti Bağdat’ta açılan ve Abdullah Öcalan’ın isminin de anıldığı bir araştırma merkezinin kapatılması için bu ülkeye nota verdiği öğrenildi.
Diplomatik kaynaklar, Bağdat’ta Öcalan’ın isminin de anıldığı bir bilimsel araştırmalar merkezinin açıldığını belirterek, buranın bir an önce kapatılması için Irak makamları nezdinde girişimde bulunulduğunu belirttiler.
Notanın Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği aracılığıyla verildiği kaydedildi.


Başa dön


301’inci maddeye karşı
   telefonlu miting
Tepkilerini, taleplerini iletmek için meydanlara çıkan, sloganlar atıp, pankart ve dövizler açan insanlar bu kez farklı bir mitinge hazırlanıyor. 24 Temmuz Basın Günü’nde, aynı saatte bulundukları illerin meydanlarına çıkacak olan insanlar bu kez ellerinde cep telefonları, illerinin milletvekillerini arayıp, ya da mesaj çekerek, TCK’nın 301’inci maddesinin kaldırılmasını isteyecekler.
Barış Girişimi tarafından başlatılan, “Millet, vekillerini uyarıyor!” başlıklı, “Hrant Dink’e destek, 301’in iptali” telefon mitingini, DTP, Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, EMEP, Helsinki Yurttaşlar Derneği, İHD, KESK, Mazlumder, Özgür Üniversite- Ankara ve SDP de destekliyor.
“Hrant Dink’e destek, 301’in İptali” kampanyası çerçevesinde düşünülen “24 Temmuz Toplu Telefon eylemi” için, diğer mitinglerde olduğu gibi ne pankart, ne döviz hazırlanacak, ne bayraklar taşınacak ne de sloganlar atılacak. Yapılacak olan sadece, 24 Temmuz günü bulundukları illerin meydanlarına toplanıp o ilin milletvekillerine telefon etmek ya da mesaj çekmek.
15 dakikalık eylemle, Hrant Dink nezdinde düşünce özgürlüğüne sahip çıkılacak. Herkes saat 12:30’da Kızılay’da, Taksim’de, Konak’ta ve daha birçok şehrin meydanlarında aynı anda ceplerine davranıp telefon edecekler ve 301’inci maddeye karşı olduklarını bildirecekler.
‘301’i kaldırın’ diyecekler
Bu eylemde telefon edilecek olan vekillere, “AGOS gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in, yeni Ceza Yasası’nın 301. maddesine dayandırılarak suç sayılan yazısını fikir özgürlüğü adına savunduğumuzu ve bu ‘suç’a iştirak ettiğimizi açıklıyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğüne engel olduğu, bu uygulamayla bir kez daha kanıtlanmış olan 301’inci maddenin acilen kaldırılmasını talep ediyoruz” denilecek.
Zenci ve beyaz okul ayrımı var
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, İstanbul'daki ÖSS başarısızlığının, pek çok faktörle birlikte, okullar arasındaki ayrım ve eşitsizliğin daha da belirgin hale gelmesinden kaynaklandığını söyledi. İstanbul'un ÖSS sonuçlarına göre başarılı iller arasında yer alamamasını değerlendiren Dinçer, kentin diğer illerle kıyaslanmayacak şekilde kalabalık bir nüfusa sahip olduğunu, büyük bir öğrenci kitlesini barındırdığını, bunun da altyapı sorunlarına yol açtığını söyledi. İstanbul'da sınıf mevcutlarının kalabalık, ikili eğitimin de yaygın olduğunu hatırlatan Dinçer, "İstanbul'da öğrencilerin başarısızlığında altyapı sorunlarının yanısıra pek çok sosyal, ekonomik ve toplumsal faktör etkili olabiliyor. İstanbul'un okullarını zenci, melez ve beyaz okulları diye tarif edebiliriz. Bu da kentteki genel başarıyı olumsuz etkiliyor. Dinçer, günümüz Türkiyesinde okulların fazla öneminin kalmadığını da savunarak, eğitim sisteminin okul yerine dershane, özel kurs ve özel derse endekslendiğini, bunun da öğretim sistemi ve kurumlarda sorunlara neden olduğunu iddia etti.
Anadolu liselerine öğretmen alınacak
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Anadolu liselerine öğretmen almak için 21 Ağustosta sınav düzenleyecek. Öğretmenler, sınav için 24 Temmuz-4 Ağustos günleri arasında başvurabilecek. Başvuracak öğretmenlerin, halen MEB'in eğitim ve öğretim hizmeti sınıfı kadrolarında görev yapıyor olması ve en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olması gerekiyor. Öğretmenler sınav için Almanca, Beden Eğitimi, Biyoloji, Coğrafya, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Felsefe Grubu, Fizik, İngilizce, Kimya, Matematik, Müzik, Rehber Öğretmen, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Resim-İş/Resim olmak üzere 15 alanda başvurabilecek. MEB yetkilileri, sınav sonucunda Anadolu liselerine kaç öğretmenin alınacağının, Anadolu liselerinden emekli olacak öğretmenler belirlendikten sonra netleşeceğini, şu anda 5 bin kişinin emekli olacağının tahmin edildiğini belirttiler. Yetkililer, sınav için de yaklaşık 15 bin başvuru beklendiğini kaydettiler.
İşkur’da kadrolaşmaya yargı freni
Danıştay, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nde kadrolaşmanın önünü açan hükümlerin yürütmesini durdurdu. Böylece, avukat, eğitim uzmanı, uzman, araştırmacı gibi ünvanlı kadrolarda görev yapanların sınavsız il müdür yardımcısı kadrolarına atanmasının önü kesilmiş oldu. 8 Temmuz 2006’da yürürlüğe giren Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Yönetmeliği ile, il müdür yardımcısı ünvanlı kadroya atanma şartları yeniden belirlenmişti. Daha önce il müdür yardımcısı olarak atanabilmek için, APK uzmanı, şube müdürü kadrolarında görev yapma şartı aranıyordu. Yeni yönetmelikle, bu şart, avukat, eğitim uzmanı, uzman, araştırmacı, muhasebeci, mühendis ve şef ünvarlı kadrolarda görev yapmış olmayı içerek biçimde genişletildi. İl müdür yardımcılığı kadrosunun bir alt kadrosu olan şube müdürlüğüne atanma sınav kapsamında tutulurken, yeni yönetmelikle şube müdürlüğü sınavını kazanamayanların, il müdür yardımcılığına atanabilmesinin önü açıldı. Böylece şube müdürlüğü sınavı by-pass edilmiş oldu. Yönetmeliğin objektif kriterlere dayanmadığı, siyasi kadrolaşmanın önünü açacağı gibi gerekçelerle KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES), yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali için Danıştay’da dava açtı. Danıştay, BES’i haklı bularak, ilgili hükümlerin yürütmesini durdurdu. Danıştay kararıyla, avukat, eğitim uzmanı, uzman, araştırmacı, muhasebeci, mühendis ve şef ünvanlı kadrolarda görev yapanların il müdür yardımcılığına atanmasının önü kesilmiş oldu. BES İşkur İşyeri Temsilciliği’nin İş-Kur çalışanlarına dağıttığı bildiride, İşkur’da AKP kadrolaşmasına yargının “dur” dediği belirtilerek, “Sendikamız bundan böyle de adaletsizliklerin ve hukuksuzluğun karşısında, İşkur emekçilerinin yanında olmaya devam edecektir” denildi.
Cezaevleri için duyarlılık çağrısı
Adana THAYD-DER Başkanı Hasan Hüseyin Reyhan, cezaevlerinde artan baskılara dikkat çekerek, yaşanan sorunların çözümü için kamuoyunun duyarlı olmasını istedi. (THAYD-DER) Başkanı Hasan Hüseyin Reyhan, cezaevlerinde son dönemde artan baskı ve hukuk dışı uygulamalara dikkat çekti. Reyhan özellikle Kürkçüler F Tipi Cezaevi’nde olmak üzere tüm cezaevlerinde benzer uygulamanın artarak devam ettiğini söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net