www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Lübnan yardım istedi
İsrail işgal ordusunun, Lübnan’a yönelik saldırılarında ölü sayısı 300’ü aşarken, Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, uluslararası camiadan yardım istedi.

‘Bölgenin emniyet sübabıyız’
CBS, ABC, Deutche Welle Radyosu gibi kanalar için çalışan Ortadoğu muhabiri Reese Erlich, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşerek, bölgedeki durumu değerlendirdi. Esad, ABD’nin İran ile Suriye’ye saldırmasını “imkândışı bir durum” olarak değerlendiriyor.


Lübnan yardım istedi
İsrail ordusu, Lübnan halkına yönelik bombardımanını yoğunlaştırıyor. Önceki gece ülkeye toplam tonlarca ağırlıkta bomba atıldı. Ölü sayısı 300’ü aşarken, yabancıların ülkeden kaçışı sürüyor. Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, dünyadan yardım istedi. Sinyora, “İsrail’in cinai bombardımanı derhal sona ermeli. İsrail, Şeba bölgesinden çekilsin, tutukluları da serbest bıraksın. Biz de Hizbullah’a silahı bırakması gerektiğini anlatırız” diye konuştu. Sinyora, “Hizbullah’ı silahlandırmamız için tüm dünya bize yardımcı olsun. Ama her şeyden önce ateşkes sağlanmalı. Bombardıman sürdükçe hiçbir şey yapılamaz. İsrail de bundan hiçbir yarar sağlayamaz. Hizbullah’ın altyapısını yok etmek mi istiyorlar? Unutmasınlar ki bunu askeri yöntemlerle Lübnan’daki başka güçlere karşı da denemişlerdi. Ama hiçbir işe yaramamıştı” şeklinde devam etti.
İki temel adım
Sinyora, Hizbullah’ın silahsızlandırılabilmesi için şu iki adımın atılmasını istedi:
lİsrail Şeba bölgesinden çıksın.
lCezaevlerindeki 3 Lübnanlı tutukluyu bıraksın.
Lübnanlı lider, bu şartların gerçekleştirilmesi halinde Hizbullah’ın sadece bir siyasi güç haline geleceğini belirtti. İsrail katliamlarının Hizbullah’a sempatinin artmasını sağladığını belirten Sinyora, “Hizbullah devlet içinde devlet haline geldi. Bu ciddi bir problem. Ama bu benim hükümetimden, hatta (Refik) Hariri döneminden önce olmuş bir şey. Hizbullah’ın Tahran ve Şam’ın siyasi gündemine göre hareket ettiği bir sır değil. Biz Suriye’nin esiri olan bir ülke değiliz. Bizde, çoğulcu ve özgür bir kamuoyu olan, canlı bir demokrasi var. Ortadoğu’da eşsiz bir mücevher konumundayız. Ama Suriyeliler evimizde ve bizler kendimizi savunmak için henüz zayıf durumdayız. İç savaşın hatıraları halen tüm ağırlığıyla hissediliyor ve hiç kimse silaha sarılmaya hazır değil” diye devam etti.
Tonlarca bomba
Bu arada İsrail ordusu, önceki gün boyunca Lübnan’ın güneyindeki 200’den fazla hedefe 250 saldırı gerçekleştirildiğini açıkladı. Operasyonun başından bu yana ise yaklaşık 1200 hedefe 3 binden fazla sorti yapıldı. Saldırılarda 70’ten fazla sivil can verdi.
Hizbullah liderlerinin barındığı öne sürülen bir binaya ise, 23 ton bomba atıldı. Hizbullah, hiçbir yöneticisinin ölmediğini bildirirken, bombalanan binanın bir cami inşaatı olduğu kaydedildi.
Önceki günkü bombardımanlarda ayrıca, ilk kez Beyrut’un Hıristiyan mahalleleri de hedef alındı. İsrail Başbakan Yardımcısı Şimon Peres ise, dünyayla alay edercesine, Lübnan’dan gelen ölü ve yaralı sayılarının “tamamen güvenilmez” olduğunu iddia etti. İsrail ordusu, Lübnan’ın kuzeyinde de Hizbullah gerillalarıyla çatıştı. Çatışmada 4 İsrail askeri yaralandı.
Beyaz Saray’dan gelen son açıklamada, Lübnan’ı bombalayan İsrail’e “uluslararası desteğin tam olduğu” ilan edildi. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Dana Perino, “Uluslararası toplum, İran, Suriye ve Hizbullah dışında tek sesten konuşuyor. Bu krizi Hizbullah yarattı” dedi.

Zarar iki milyar dolar
Lübnan Maliye Bakanı Cihad Azur, halen devam eden İsrail saldırılarının, ülkede 2 milyar doları aşkın zarara neden olduğunu açıkladı. Zararın hızla arttığını belirten Azur, “Güney Beyrut’un altyapı sistemi tamamen çöktü. İsrail savaş uçaklarının, Lübnan’daki hastanelere, başta Şam-Beyrut olmak üzere ülkenin dört bir yanındaki otoyollarına, kamu binalarına, köprülere, güç kaynaklarına, telekom ağına, havalimanlarına ile limanlara ve hatta gıda fabrikalarına yönelik saldırıları devam ediyor. Hükümetimiz, bu yükün altından kalkması mümkün değil. Buna rağmen zarar saatler geçtikçe artıyor” dedi.
İsrail’in amacının kaçırılan askerlerini aramak bahanesini çoktan aştığını belirten Azur, “İsrail, sözde kaçırılan askerlerini kurtarmaya çalışıyor ve Hizbullah’ı hedef alıyor. Fakat saldırıların bedelini tüm Lübnan halkı ödüyor. Hayatımız kabusa döndü” ifadelerini kullandı.
İsrail saldırıları nedeniyle ülkenin ikiye bölündüğünü ve iki bölge arasındaki iletişimin neredeyse kopma noktasına geldiğini belirten Azur, “İsrail, Hizbullah’ın kalesi olan Güney Lübnan’ı, Kuzey’den ayırdı. Ve ülkenin ortasına büyük bir engel koydu. Bu nedenle, sivillere yönelik insani yardımları ulaştırmakta güçlük çekiyoruz. Elimizde yeterli olmasa da, gıda ve ilaç var; fakat bunları ihtiyaç sahiplerine ulaştıramıyoruz” diye konuştu.
Turizm sektöründeki duruma da değinen Azur, “Bu sene, turizm açısından altın yılımız olacaktı. Turizm sayesinde ülke ekonomisini, yüzde 5 büyütmeyi planlıyorduk. Körfez ülkelerinden yabancı yatırım imkanları da, turizmde olduğu gibi baltalandı” dedi.

ABD’de İsrail’e lanet!
İsrail’in, Lübnan ile Gazze işgalleri, ABD’nin Detroit kentinde onbinlerce kişinin katılımıyla lanetlendi. “İsrail Terörünü Durdurun”, “İsrail, terörizmdir; Terörizm, Lübnan’dan defol!” pankartlarıyla yürüyen 10 bini aşkın eylemci, Bush yönetimini de İsrail terörüne destek verdiği için kınadı.
Detroit’in Dearborn bölgesinde, “Arap-Amerikan Kongresi” tarafından düzenlenen eylemde, İsrail’in Gazze ile Lübnan’dan tamamen çekilmesi ve ABD’den de İsrail’e baskı yapması talep edildi.
“Kahrolsun İsrail”, “Bombaları durdurun, Savaşa son verin” şeklinde sloganların atıldığı gösteride, bazı eylemciler, Lübnan ile Filistin bayraklarının yanı sıra, Lübnan Hizbullahı lideri Seyid Hasan Nasrallah’ın posterlerini de taşıdı. Kitlesel eylemin, hükümetin dikkatini çekmek ve baskı unsuru oluşturmak için düzenlediğini söyleyen Arap-Amerikan Kongresi başkanı Usame Siblani, “İsrail, Ortadoğu’da çocukları öldürüyor, sivil hedefleri bombalıyor. Bu terör değildir de, nedir? Biz biliyoruz ki, ABD Başkanı ve Kongre üyeleri Siyonist lobilerce satın alınmış. Fakat, şunu da biliyoruz ki, Amerikan halkı bu katliama duyarsız kalamaz” ifadelerini kullandı.
Eyleme Lübnan asıllı göçmenler yoğun olarak katılırken, bu göçmenlerden biri olan Bilal Emin, “Ailem halen Lübnan’da ve onlarla iletişim kuramıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum” dedi. Karısı ve iki çocuğunun, iki hafta önce yakınlarını ziyaret etmek üzere Lübnan’a gittiğini söyleyen Vecih Hekim ise, “Ben onları, Lübnan’a değil, cehenneme yollamışım. Onlarla dün konuştum ve gelmek istediklerini söylediler. Fakat ülkeden çıkmak için yol bulamıyorlar” diye konuştu.

Filistin abluka altında
İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, Gazze ve Batı Şeria’da genel abluka uygulaması talimatını verdi. Abluka, yarın akşama kadar sürecek.
BM raporlarına göre, İsrail’in geçen ay Gazze’ye karşı saldırı başlatmasından bu yana 100 Filistinli öldürüldü. Bu rakama, önceki gün Gazze ve Nablus’ta öldürülen 15 Filistinli dahil değil.
Bu arada, üçüncü cephesini, Batı Şeria’nın Nablus kentinde açan İsrail, Nablus’ta Filistin hükümet binaları ve güvenlik güçlerinin karargahının yer aldığı binayı içeride militanların bulunduğu iddiasıyla kuşattı. Hükümet binalarını yıkan İsrail askerleri ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalarda 4 Filistinli öldü, 30’u yaralandı. 150 dolayında Filistinli güvenlik görevlisi de gözaltına alındı. Gazze’de meydana gelen patlamada ise, 1 Filistinli öldü. Gazze’deki Mugazi mülteci kampına düzenlenen saldırıda ise, 2 Filistinli öldü, 5’i yaralandı.
Diğer yandan Mısır’ın milli bayram kutlamaları çerçevesinde, önceki akşam Ankara’da verilen resepsiyonda, Lübnan’ın Ankara Büyükelçisi George H. Siam, İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi’nin gelişini protesto ederek, resepsiyonu terketti. Siam, ayrılmadan önce, “Masum sivilleri öldüren ve bir Arap ülkesini yok etmekte olan bir ülkenin elçisi, bir Arap ülkesinin resepsiyonuna katılarak, İsrail’e has ikiyüzlülüğü bir kez daha sergiledi” dedi.

Neoconlar İsrail’e duacı!
ABD’li neoconlar, bir yandan İsrail terörüne tam destek çağrıları yaparken, diğer yandan da ABD’nin İran ile Suriye’ye karşı acil ve daha sert önlemler alması için çalışmalara hız veriyor.
Geçtiğimiz günlerde Washington’daki Yahudi lobilerini ziyaret eden, desteklerini sunan 4 bine yakın neocon ayrıca, bazı ABD Kongresi üyeleri, senatörler, etkili bürokratlar ve Yahudi kuruluşları yetkililerinin katılımıyla “İsrail İçin Hıristiyan Birliği” zirvesinin ilkini gerçekleştirdiler. ABD’deki neocon politikacı ile bürokratların yanı sıra, bazı eski İsrailli üst düzey yetkililerin ve Yahudi lobicilerin de katıldığı zirveyi örgütleyen Birlik sözcüsü Hagee, “Amerika’daki Hıristiyan tarihinde ilk defa, Hıristiyanlar, İsrail’e desteklerini sunmak için Washington’a geliyor. Buraya, ABD’den Hamas ve Hizbullah’a karşı savaşan İsrail’e daha fazla destek vermesi için geldik” diye konuştu. “Tanrı’nın er ya da geç kutsal toprakları İsrail’e bahşedeceğini” söyleyen, “Kudüs Geri Sayımı: Dünyaya Bir İkaz” adlı kitabın yazarı Hagee, “Kutsal toprakların asıl sahiplerine verilmesi için, Hıristiyanlar da, tıpkı İncil’deki gibi, Yahudi kardeşlerine destek vermeli” dedi.
Hagee, İncil’e dayandırdığı “Kudüs Geri Sayımı” adlı kitabında, Rusya ile Arap ordularının bir gün İsrail’i işgal edeceğini ve bu yüzden Tanrı’nın gazabına uğrayacaklarını iddia ediyor. Yazar, bu gazaptan Çin ve “Hıristiyanlık düşmanı Batı ülkelerinin” de nasibini alacağını ileri sürüyor.

‘Bunu yapanlar insan olamaz!’
İsrail’in 12 Temmuz’dan beri bombaladığı Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde bombaların hedefi olmayan bina neredeyse yok.
“Buraya nasıl girdiniz? Korkmuyor musunuz?” diye soruyor büyük şaşkınlıkla bir adam yıkıntılar arasında bizi görünce. “Haber için buradayız, burada olup biteni dünyaya göstermek istiyoruz” dediğimizde, adamın gözleri doluyor. “Şansınız açık olsun, Allah yardımcınız olsun. Türk halkına selam” diyor ve evinin yıkıntıları arasından kurtarabildiği birkaç parça eşyayı koyduğu siyah torbasıyla molozların arasında gözden kayboluyor. Beyrut’un Dahıya ve Harra Harik semtlerindeki görüntü ürkütücü. Yıkılmış köprüler, yerle bir olmuş koca binalar, yarısı olmayan lüks apartmanlar...
Yerler cam kırıklarıyla dolu. Eşyalar etrafa saçılmış. Bir dairenin kapısı, beşinci kattan dışarıya sarkmış. Bombalanan lüks binanın yarısı bıçakla kesilmişçesine yok olmuş.
Molozların arasında tozdan zar zor seçilen oyuncak bir bebek, daha dün burada normal bir hayatın olduğunu anımsatıyor. Binalar da daha farklı değil. Hepsi harabeye dönmüş.
Yıkıntıların arasında ne yapacağını bilmeden bir oraya bir buraya giden 49 yaşındaki Mustafa Ali’ye rastlıyoruz. Burada ne yaptığını sorduğumuzda, Ali başlıyor anlatmaya;
“Bu insanlık mı? Bunu yapanlar insan olamaz. 95 yaşındaki yatalak babamı arıyorum. Bombardımandan bir gün önce buraya, evine dönmüştü. Bombalar düşmeye başladığında kendimizi dışarı attık, ama onu çıkaramadık. Şimdi onu arıyorum.” Yıllarca yurtdışında çalıştığını, bu olanlara bir anlam veremediğini söylüyor Ali ve ekliyor: “Bunu Hitler bile yapmadı. Her şeyimiz yıkıldı gitti. Eski günlere nasıl döneceğiz? Olayların suçlusu biz miyiz?”
Ali, Türk olduğumuzu öğrendiğinde ise “Türkiye’ye selam söyleyin. Biz burada zor durumdayız. Sizlerin des teğinize ihtiyacımız var. Kendinize dikkat edin” diyor ve çaresizce babasını aramaya devam ediyor.


Başa dön


‘Bölgenin emniyet sübabıyız’
CBS, ABC, Deutche Welle Radyosu gibi kanalar için çalışan Ortadoğu muhabiri Reese Erlich, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşerek, bölgedeki durumu değerlendirdi. Esad, ABD’nin İran ile Suriye’ye saldırmasını “imkândışı bir durum” olarak değerlendiriyor.
Reese Erlich: ABD, Ortadoğu’daki son gelişmelerden dolayı Suriye’yi ve İran’ı sorumlu tutuyor. Beyaz Saray’ın, Suriye’yi hedef olarak göstermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beşar Esad: Suriye 5 bin yıllık bir tarihe sahip. Kendi tarihini, kendisi yazdı; bugününü kendi yarattı ve geleceğini de kendi çizecek. Suriye halkı, kimin dümen çevirdiğini, kimin halkı için mücadele verdiğini ve tarihin kimi mahkûm edeceğini çok iyi biliyor.
Asıl konu şu ki, kim Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya çalışır, aslında o, bölgeyi istikrarsızlaştırır. Biz, bölge için emniyet sübabıyız.
Bunu biraz daha açabilir misiniz?
Öncelikle Suriye’nin jeopolitik konumu oldukça mühim. Ardından; Suriye’nin tarihi, Suriye’nin yolları ve Suriye’ye çıkan yollar, Suriye’nin komşularıyla tarihsel ve güncel ilişkileri ve benzer konular nedeniyle, Suriye’nin bölgenin tamamıyla dirsek teması içinde olduğu inkâr edilemez.
ABD ile yakın zamana değin, şöyle ya da böyle işbirliğiniz vardı. Fakat, 2005’ten sonra ipleri tamamen attınız. Peki neden?
İşbirliği, 2005’in Mart ayında, ABD’nin hataları nedeniyle sona erdi. İlk sebep ABD’nin bize karşı hataları idi; ikincisi ise, Suriye düşmanı politik tavırları oldu.
Bazı teknik hatalar da, bölgenin güvenliğini sağlamak için fırsatların kaçmasına yol açtı.
Sizce, ABD, İran’ın nükleer faaliyetlerini bahane ederek, bu ülkeye saldırabilir mi?
Bu, varsayıma dayanan bir soru. Fakat, ABD’nin ve dünyanın çıkarları düşünüldüğünde, bunun imkânsız olduğu ortada. Çünkü, bunun bedelini ne sadece İran ne de ABD öder. Bu, tüm dünyaya pahalıya mal olur.
İran’a yönelik bir ambargonun etkisi ne olur?
Ambargoların etkisi yoktur. Bunu, Irak ve diğer birçok ülkenin deneyiminden biliyoruz. Fakat, ambargoları ya da askeri gücü veya her ne ise, bunu; bölgeyi istikrarsızlaştırmak için kullanırlarsa, Ortadoğu’daki fitili ateşlerler.
İran’ın da bölgeyi istikrarsızlaştırmak için imkanı var. Irak’taki direnişçilerle birlikte çalışabilir veya Hizbullah üzerindeki etkisini kullanarak, bölgeyi ateşe verebilir. Bunlar istikrarsızlaştırma eğilimleri olabilir mi?
Bence konu bundan daha derin. Irak örneğine bakınız. Bu ülkede, parti, fraksiyon ya da grup çatışmalarından bahsedemeyiz. Durum, bundan daha derin. Kaos. Giderek, derinleşen ve genişleyen kaos.
Suriye Lübnan ile sınırlarını ayıracak mı? Ve karşılıklı olarak elçilikler yakın zamanda açılabilir mi?
Bu konu hakkında Lübnan Başbakanı’ndan resmi bir mektup aldık ve resmi bir mektup ile karşılık verdik. Mektupta, sınırlarımızı ayırabileceğimizi söyledik. Bu konuda, Lübnan ile bir sorunumuz yok. Ürdün ile olmuştu, fakat bunu da çözmüştük.
Elçilikler konusunda ise, ilkesel olarak başka bir ülkede elçiliğimiz olmasın diyemeyiz. Bu, normal bir ilişkinin seyridir. Fakat, bugün Lübnan’la normal bir ilişkimiz yok. Daha iyi ilişkilere ihtiyacımız var.
Lübnan ile normal ilişkiler için başka hangi meseleler çözüme kavuşturulmalı?
Öncelikle, Beyrut’ta bize karşı çalışan bir hükümet olmamalı. Bu en önemli konu. İkincisi ise, Suriyeliler, Lübnan’ın gerçek bir komşu olduğunu hissetmeli. Suriye’ye karşı çalışan ya da topraklarımıza teröristler yollayan bir Lübnan, Suriye halkını memnun etmez.
Peki ya ABD ile ilişkileri düzeltilebilir mi? Ve bunun için neler yapılmalı?
Kuşkusuz düzelebilir. Fakat, Suriye’nin yapacağı birşey yok. Ne yapacaksa, ABD yapacak. Suriye, zamanında çok şey yaptı, fakat sonuç alamadı. Çünkü, ABD bizi geri çevirdi. Peki ABD ne yapmalı? ABD, önce bölgeyi anlamalı. Suriye’nin, bölgedeki rolünü anlamalı. Ve göremedikleri ortak çıkarlarımızı görmeli.
Son olarak da, kendi meselelerimiz konusunda, tarafsız olmalı. Ancak, bu şekilde ilişkiler normale döner.
Kendi meseleleriniz derken?
İşgal. İşgal altında olan topraklarımız; Golan Tepeleri. ABD, Suriye’nin, Golan’dakinin işgal olduğunu düşündüğünü ve birçok sorunun işgalden kaynaklandığını görmeli. Barış görüşmeleri olmaksızın, ilişkiler düzeltilemez.
11 Eylül olaylarından, sadece ABD değil, tüm dünya iyi bir ders aldı. Biz, kendi adımıza okyanusun ötesinde neler olup bittiğini daha iyi öğrenmeye başladık. Ve çabalamaya. Siz de, bizim topraklarımıza daha çok insan, temsilci, iyiniyet elçisi göndermelisiniz.


Başa dön


İşgalci ile yeni ticaret anlaşmaları
Irak ile bu ülkeyi işgal eden ABD arasında, yeni ticari anlaşmaları imzalandı. Irak’ın, “serbest piyasa ekonomisine daha rahat kazanılması” amacıyla imzalanan anlaşmaların, Irak ekonomisini güçlendireceğini ve bu şekilde güvenliğin tesis edilmesi için daha geniş bütçeler oluşturulacağını öne süren ABD Ticaret Bakanlığı Sekreteri Carlos Gutierrez, “Irak’ın yeniden güç kazanmak için hazır olduğunu düşünüyoruz. Irak için bir numaralı gündem güvenlik. Güvenliğin tesis edilmesi için de, daha geniş maddi imkanlara gerek var” dedi. Irak Ticaret Bakanı Abid Felah El Sudani ise, “Bu anlaşma, Irak halkına serbest piyasa ekonomisine uyum göstermesi için en çok cesaret veren anlaşma olacaktır” ifadelerini kullandı. Bu arada Irak’ın başkenti Bağdat’ın doğusundaki Filistin mahallesinde bir polis aracı geçtiği sırada meydana gelen patlamada biri polis 2 kişi öldü, 6’sı polis 12 kişi yaralandı. Tikrit’te de bir polis, evinin önünde öldürüldü. Sıkı korunan Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye düzenlenen havan topu saldırısında ise, 1 sivil öldü, 2 kişi yaralandı. Bağdat’taki bir başka saldırıda da 3 kişi öldü. Bağdat ve çevresinde 38 kişinin cesedinin bulunduğu bildirildi. Yine Bağdat’ta hükümet için çalışan 20 Sünni kaçırıldı. Kut kentinde ise, mayın patlaması sonucu bir El Salvador askeri öldü, 1’i de yaralandı. Basra’da da, ABD’lilerle işbirliği yaptıkları suçlamasıyla 5 kişinin boğazları kesilerek öldürüldü. Öte yandan, Bağdat’ta geçen cumartesi günü kaçırılan Olimpiyat Komitesi üyelerinden 4’ü daha serbest bırakıldı. Komite Başkanı Ahmed Hica El Samarray ve diğer 18 kişinin akıbetiyle ilgili açıklama yapılmadı. Bağdat’ta askeri üniforma giymiş silahlı kişiler 29 sporcu ve yöneticiyi kaçırmıştı. Bu gruptan 6’sı daha sonraki günlerde serbest bırakılmıştı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net