www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Eşmeli siyanürden zehirlenmiş!...
27-30 Haziran tarihleri arasında Uşak’ın Eşme ilçesi ve köylerinden 2.000’e yakın insanın zehirlenme nedeni ile ilgili, TTB, İzmir Tabip Odası ve Uşak Tabip Odası tarafından, hastalanan kişilerden alınan kan örneklerinde siyanür tespit edildi!

ÖSS’de beklenen sonuç
ÖSS ve YDS sonuçları açıklandı. Sınavda, 27 bin öğrenci sıfır çekerken; binlerce okulun kapalı olduğu doğu illeri yine en başarısız iller sıralamasında yer aldı. Sınavda farklı alanlardan 10 öğrenci birinciliği paylaştı. Anadolu liseleri başarılarıyla ön plana çıktı.

Tehlikeli günlere doğru!
TMY, resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hükümet, sınır ötesi operasyon için orduya “siyasi direktif” verdi. Askeri birliklerde izinler kaldırılarak, sınıra yığınak yapıldı. Özel Harekat timleri şehir merkezinde görevlendirilmeye başlandı. Diyarbakır’da oturma eylemi yapan 24 Barış Annesi’ne hapis cezası verildi.

HASTANELER PİYASAYA TESLİM - 1 -
   Döner sermaye dönmeyecek

SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle başlayan sağlık hizmetlerinin tasfiye harekâtı son hızıyla sürüyor. SSK’ların Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi sırasında oluşabilecek tepkileri azaltmak için döner sermaye uygulamasını başlatan AKP Hükümeti, hastanelerin devrinden sonra döner sermaye uygulamasını kaldırmak için girişimlere başladı.


Eşmeli siyanürden zehirlenmiş!...
Özer Akdemir
27-30 Haziran tarihleri arasında Uşak’ın Eşme ilçesi ve köylerinden 2.000’e yakın insanın zehirlenme nedeni ile ilgili, TTB, İzmir Tabip Odası ve Uşak Tabip Odası tarafından, hastalanan kişilerden alınan kan örneklerinde siyanür tespit edildi! Ankara Düzen laboratuarında yapılan kan analizleri sonucunda alınan 10 kan örneğinden 7’sinde siyanür oranını “referans aralığı” olan 0.00 – 0.20 mg/L’nin çok üzerinde olduğu görüldü. Analiz sonuçlarını yorumlayan Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa, normalde insan kanında siyanür bulunmadığını altını çizerek, siyanür değerleri 0.64 ve 0.54 mg/L çıkan iki değer üzerinden bile bu zehirlenmelerin siyanüre bağlı olduğunun söylenebileceğini belirtti. Elele Hareketi konuyla ilgili bugün bir basın toplantısı yaparak analiz sonuçlarını kamuoyuna duyuracak. Şimdi gözler TTB heyetinin aldığı kan örneklerine el koyan Eşme Kaymakamı ile TTB heyetinin Eşme’deki incelemelerini ‘hurafelerle doldurularak eline şırınga almış bir iki hekim’ olarak niteleyen Uşak Valisi’nin üzerinde. Ayrıca Eşme Kışladağ’daki altın madenini birkaç gün önce, bilim adamlarının tüm uyarılarına, zehirlenmelerin nedeninin öğrenilmesi için beklenmesi gerektiği görüşlerine karşın açan Enerji Bakanı Hilmi Güler’in bu gelişme sonrasında ne diyeceği merak konusu.
Normalin çok üzerinde siyanür
Zehirlenmelerin başlangıcı olan 27 Haziran gecesinden 2 ve 3 gün sonra 29 ve 30 Haziran tarihlerinde hastalardan alınan kan örnekleri 1 Temmuz tarihinde Düzen laboratuarlarına ulaştırıldı. Kan tahlil sonuçlarını geçtiğimiz günlerde yapan laboratuar sonuçları Elele Hareketine gönderdi. Yapılan 9 tahlilde kan veren kişiler ve kanlarında tespit edilen siyanür oranları şöyle:
Mahmut Kulalı 0.30 mg/L
Halil Kaya 0.18 mg/L
Hulusi Ada 0.64 mg/L
Tayyip Ada 0.24 mg/L
Ali Ender Sercan 0.54 mg/L
Gizem Özkan 0.25 mg/L
Sinem Özkan 0.18 mg/L
Yağmur Elifcan Yıldırım 0.25 mg/L
Halime Erhat: 0.22 mg/L
Kanda siyanür olmaz
Bu oranları yorumlayan Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa şunları söyledi; “Normalde insan kanında siyanür bulunmaz. 7 sonuç 0.2’yi normal kabul etsek bile bunun üzerinde. Kanların alındığı saat tam belli değil. 66 saati geçmiş olabilir. Yani siyanür oranı düşmüş olabilir. İki tane örnek üzerinden bile bunun siyanüre bağlı olduğunu söylemek çok kolay. 0.64 ve 0.54 mg/L, normali 0.2 ise bile bu rakamın çok üzerinde. Üstelik siyanürün yarılanma ömrünü düşündüğümüzde, üzerinden iki gün süre geçmiş, iki gün içerisinde bu en azından yarıya kadar azalmış, bu demektir ki 0.54 aslında 1 mg/L, 0.64 ise 1.28 ml/g dır.
Önceki gün toplanan Elele Hareketi bugün zehirlenen Eşmeli’lerin de katılacağı bir basın toplantısı düzenleyerek tahlil sonuçlarını açıklamayı ve yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunmayı kararlaştırdı.

Eşme’deki zehirlenmeler ve sonrası
27 Haziran akşamı Eşme ve köylülerinden yüzlerce insan zehirlenme belirtileri ile Eşme’deki sağlık kuruluşlarına başvurdu. Çoğu ayakta tedavi edilen vatandaşların şikayetleri hemen hemen aynı idi; “karın ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik, el ve ayaklarda titreme, konuşma güçlüğü”. Olayın hemen ardından yapılan resmi açıklamada zehirlenmelerin Eşme’nin içme suyuna kanalizasyon karışmasından kaynaklandığı yönündeydi. Bunun yanında olayda bu resmi söylemle çelişen bir takım bulgular vardı; Eşme’nin içme suyuyla ilgisi olmayan çevre köylerden de onlarca insan sağlık kuruluşlarına başvurmuş, bir o kadarı da herhangi bir tıbbi yardıma gerek duymadan şikayetlerinin zaman içerisinde geçmesini beklemişti. 27 Haziran Salı gecesi başlayan ve yüzlerce vatandaşın sağlık kuruluşlarına koşmasına neden olan zehirlenme olayları, ertesi günde yoğun bir şekilde devam etti. Vatandaşlar Eşme’deki sağlık kuruluşları önünde uzun kuyruklar oluştururken, birçok Eşme’li de özel muayenehanelere gitmek durumunda kaldı. Hastane kayıtları üç gün içerisinde kendilerine zehirlenme belirtileri ile yaklaşık 1.100 Eşme’linin başvurduğu yönünde iken bu sayıya özel muayenehanelere gidenleri ya da hiçbir sağlık kuruluşuna başvurmayanları ekleyince sayının 2000’in üzerine çıktığı dile getiriliyordu. Zehirlenmelerin ilk iki gününde elde edilen bulgular, vatandaşların şikayetleri ve özellikle resmi söylemlerin aksine Eşme’nin dışından insanların da aynı rahatsızlıklarla hastanelere koşması akla hemen bu zehirlenmelerin henüz birkaç hafta önce deneme üretimine başlayan Kışladağ Altın madeninden olabileceği şüphesini getirdi. Bilim insanları tarafından defalarca insan sağlığı ve çevre açısından risklerine, kullanılan üretim biçimi olan “yığın liçi” yönteminin ilkelliğine dikkat çekilen Kışladağ altın madeninde birkaç hafta önce siyanürle deneme üretimine başlanmıştı. Elele hareketi üyeleri yaşanan zehirlenme olayının ardından İzmir’e gelerek özel bir laboratuarda kan örneği veren Eşme’nin Aydınlı Köyü’nden Mahmut Kulalı ve Eşme’nin içinde oturan Halil Kaya’nın anlattıklarını dinledikten sonra siyanür şüphesinin ciddi şekilde araştırılması gerektiğine karar vererek, olaydan 2 gün sonra Eşme’ye bir heyetle gönderdi. TTB ve İzmir Tabip Odası temsilcisi Dr. Oya Otyıldız, Uşak Tabip Odası Başkanı Zafer Aydın, Kimya Mühendisleri Odası İzmir Şubesinden Prof. Dr. Gürel Nişli ve Şube Başkanı Ertuğrul Barka’dan oluşan heyet, Uşak Devlet Hastanesi Başhekimi’nin hemşire ve araç-gereç sağlaması ile hastalardan kendi rızalar ile kan örnekleri almaya başladı. Bir süre sonra Kaymakamın talimatı ile hastaneye çağrılan heyetin aldığı kan örneklerine “yapılan işin izinsiz olduğu” gerekçesi ile el konuldu. Heyetin, araya TTB Genel Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy’u da sokarak yaptığı tüm girişimler sonuç vermezken, kaymakamlığın el koyduğu kan örnekleri iade edilmedi. Kaymakamlığın bu tavrını aynı gün Eşme’de yapılan bir basın açıklaması ile kınayan heyet üyeleri, halk sağlığı konusunda ortaya çıkan bir sorunda TTB’nin ve tabip odasının olayı araştırma ve müdahale etme yetkisi ve görevinin olduğunu belirterek, bu tutumun siyanür şüphesini arttırdığına dikkat çektiler. Dr. Oya Otyıldız Kaymakamlığın kan örneklerine el koymasının ardından, kanda siyanür olup olmadığını tespit edilebilmesi için siyanürün yarılanma ömrü olan 66 saatten önce alınması gerektiği dile getirilen kan örnekleri için kendisine başvuran birkaç vatandaştan örnek aldı. Daha önceki alınan örneklerle birlikte 10 kan örneği ülkede bu tahlili yapan tek laboratuar olarak gösterilen Ankara’daki özel bir laboratuara gönderildi.


Başa dön


ÖSS’de beklenen sonuç
1 milyon 510 bin 411 öğrencinin girdiği Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ve Yabancı Dil Sınavı (YDS) sonuçları açıklandı. Sınavda farklı alanlarda 10 öğrenci 300 tam puan alarak birinciliği paylaştı. En başarılı iller İç Anadolu ve Ege Bölgesi’nden çıkarken; eğitim olanaklarının asgari seviyede olduğu Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz sınavda en düşük başarı gösteren bölgeler oldu.
Sınavı düzenleyen Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, sınav sonuçlarına ilişkin bilgi vermek amacıyla dün YÖK toplantı salonunda basın toplantısı düzenledi. Ünal Yarımağan’ın açıkladığı sonuçlara göre, sınava giren 1 milyon 510 bin kişiden yaklaşık 27 bin kişi sıfır puan aldı.
Tercih hakkı
Öğrenci Seçme Sınavı’na (ÖSS) katılan 1 milyon 510 bin 411 adaydan, 1 milyon 218 bin 153’ü (yüzde 80.65) 160 ve üstünde puan alarak, tercih yapma hakkı kazanırken; 292 bin 149 aday (yüzde 19.34) aday bu hakkı elde edemedi.
Sınavda, puan türlerinin en az birinden 185 ve üstünde puan alan 913 bin 122 aday, lisans programlarını tercih edebilecek. Bu adayların yanı sıra 141 bin 9 aday da sınavsız geçiş hakkından yararlanacak.
Başarı durumu
160 ve üstünde puan alan iller sıralamasında Sivas, Aydın, Tokat, Çorum, Denizli, Kırşehir, Hatay, Nevşehir, Kayseri ve Konya en başarılı iller olarak belirlendi.
En başarısız iller, geçen yıllardaki gibi bu yıl da Hakkari, Şırnak, Kars, Iğdır, Muş, Mardin, Bitlis, Bingöl, Ağrı ve Ardahan oldu.
Fen testine takıldılar
Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS), adayların en başarısız olduğu alan Fen Bilimleri–1 testi oldu. 77 bin 980 aday bu testten “sıfır” puan alırken, 881 bin 903’ü 0-0.75 aralığında doğru soru yanıtlayabildi.
ÖSYM Başkanı Yarımağan, adayların Fen Bilimleri-1 testinde başarısız olduklarına işaret ederek, “Bu Türkiye’nin düzeltmesi gereken tablo olarak karşımıza çıkıyor. Son sınıf düzeyinde okuyan, bu yıl mezun olan adayların önemli bir rakamının, fen bilimleri ve matematik testinde, 1 puandan daha düşük puan aldığını görüyoruz” dedi.
YDS
ÖSS’nin ardından YDS’ye katılan 32 bin 216 adaydan, puanı hesaplanamayan 849 aday sıfır puan aldı. Sınava katılanlardan 2’sinin kopya çektiği tespit edildi. YDS’nin İngilizce bölümünden 13, Almanca bölümünden 10 aday 100
sorunun tamamını doğru yanıtlarken, Fransızca’dan tüm soruları doğru bilen çıkmadı. Fransızca’dan 90 ve üstünde doğru soru yanıtlayan aday sayısı 50 olarak tespit edildi.
Tercih takvimi
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, tercih ve tercih takvimi konusunda da bilgi verdi.
Yarımağan, yükseköğretim programları ve kontenjanları kılavuzunun dağıtılmaya başlandığını, 24 Temmuza kadar tüm okullara ulaşmış olacağını ifade etti. Adayların, kılavuzu okullardan 3 YTL karşılığında satın alabileceklerini belirten Yarımağan, kılavuza ayrıca internetten de erişilebileceğini ifade etti.
Yarımağan, yüzdelik dilimlerde hata tespit edildiği için kılavuzdaki bu hatayı düzelttiklerini anımsattı. Kırmızı kapaklı kılavuzları yüzdelik dilimlerinde hata olduğu için toplattıklarını belirten Yarımağan, “İnternette 7-11 Temmuz arasında yayımlanan yüzdelik dilim bilgilerinin yanlış olduğunu duyurmuştuk. Adaylar, bu tarihler arasında bilgilere eriştilerse, bunları kullanmamalılar” diye konuştu.
Yarımağan, gri kapaklı tercih kılavuzların doğru olduğunu, ayrıca ÖSYM’nin internetten sitesinden yararlanılabileceğini bildirdi.
Yarımağan, adayların yerleştirme ücretini 24 Temmuz-9 Ağustos arasında bankaya yatırabileceklerini, tercih formu gönderme süresinin ise 26 Temmuz 11 Ağustos 2006 olarak belirlendiğini ve bu sürenin kesinlikle uzatılmayacağını ifade etti.

Kontenjanlar
Devlet, vakıf, KKTC ve yurtdışındaki üniversitelerin ön lisans ve lisans programlarında toplam 405 bin 517 kontenjan bulunuyor. Bunlardan 202 bin 998’ini (yüzde 50.05) lisans programları, 201 bin 559’unu sınavsız geçiş için ayrılan ön lisans programları, 960’ını ise ÖSS ile öğrenci alan ön lisans programları oluşturuyor.
Üniversitelerin özel yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden programlarının kontenjanı ise 15 bin 880.

Eksi puan sorusu
Sınav sistemini protesto için, tüm soruları yanlış yanıtlama hedefiyle ÖSS’ye katılan ODTÜ öğrencisi Sefa Boyar’ın performansı da merak konusu oldu. Basın toplantısında konuya ilişkin sorulara muhatap olan ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, Boyar’ı “ucuz kahramanlık” yapmakla suçlayarak, “Medyatik bir aday. Son derece kolay başarılacak bir işi yapmaya çalıştı ve başaramadı. Bakmadım ama, sanıyorum başaramadı. Tüm soruları yanlış yapmak son derece kolay, çok bilgi de gerekmez. Ama basın ilgi gösteriyor. O aday piyasada görünmediğine göre başaramadı.”

SINAVDAN NOTLAR
  • Okul türlerine göre ise en başarılı lise sıralaması askeri liseler, fen liseleri ve anadolu liseleri şeklinde gerçekleşti.
  • Mesleki liseleri sınavda başarılı ortalaması en düşük okullar olarak dikkat çekti. İmam hatip lisesi çıkışlıların yaklaşık yüzde 80’i 160 puan üstünde, yüzde 60’ı da 185 puan üzerinde aldı.
  • Baraj puan 160’a erişmede kızlar yüzde 84 oranla erkekleri (yüzde 77) geride bıraktı. 185 puanı alma oranında da kızların yüzde 64’lük orana ulaşırken, erkekler yüzde 57’de kaldı.
  • Geçmiş yıllarda üç yıl üst üste ÖSS’de birinciliği elde eden Antalya bu yıl ilk 10’a bile giremedi.
  • 500 kişinin kopya çektiği tespit edildi.
  • Sınav sonuçları, http://oss.osym.gov.tr. ve http://oss2006.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenilebilecek.


    Başa dön


    Tehlikeli günlere doğru!
    TMY’nin yürürlüğe girmesi, sınır ötesi operasyonu hazırlıkları çerçevesinde askeri izinlerin kaldırılarak birliklerin sınıra kaydırılması, Özel Harekat timlerinin şehir merkezinde görevlendirilmesi, sınırlar içinde operasyonların artırılması Türkiye’yi yeni bir tehlikenin eşiğine getirdi.
    Kitle örgütleri, Türkiye’yi ateş çemberine doğru sürükleyen politikalara tepki gösterdi.
    İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Yusuf Alataş, bugüne kadar bölgedeki sorunların şiddetle çözülmediğine dikkat çekerek, “Kandil dağına yapılacak bir operasyonla bin-iki bin kişi öldürülünce sorun çözülmeyecektir. Kürt sorunun çözülebilmesi için hükümetin yaşananlara sağduyu ile bakarak sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle ele almalıdır. İki taraftan da gelen her cenaze gerilimi daha da tırmandıracaktır. Devletin sadece öldürmeye yönelik politikadan vazgeçmesi gerekir” dedi.
    ‘Şiddette ısrar ediliyor’
    KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul ise hükümetin çözümsüzlük politikasında ısrar ettiğini ifade etti. Tombul şöyle devam etti: “Başbakan son günlerde yaptığı açıklamalarda sanki hükümet demokratik açılımlar sunmuşta karşı taraf kabul etmemiş gibi demeçler veriyor. Eğer Başbakan Diyarbakır’daki konuşmasında vermiş olduğu sözleri tutsaydı, bugün Kürt sorununda farklı bir aşamaya gelinmiş olacaktı. Bölgemizde son dönemlerde yaşanan şiddet olayları kaygı vericidir. İsrail’in Filistin’e saldırısı Lübnan’ı da içine alarak genişledi. İran ve Suriye tehdit altında ve ülkemizde de şiddet gün geçtikçe daha da tırmanıyor. Daha önce yapılan operasyonlar gibi önümüzdeki dönem de Kandil dağına yapılacak bir operasyon çözüm olamaz. Kürt sorunun tek çözüm yolu barış ve demokrasiden geçmektedir.”
    ‘İsrail örnek alınmasın’
    Mazlum Der Genel Başkanı Cevat Özkaya da güvenlik sorunun özgürlüklerin kısıtlanması ve OHAL benzeri uygulamaların yürürlüğe girmesiyle çözülemeyeceğini vurguladı. Özkaya şöyle konuştu: “TMY ve hükümetin kararları güvenlik sorunun daha da derinleşmesinden başka bir sonuç doğurmaz. Son günlerde İsrail’in Lübnan’a girmesini örnek göstererek ‘İsrail kadarda olamadık’ açıklamaları çok tehlikelidir. Hukuk ve insan hakları tanımaz tutum sergileyen İsrail’in tutumu örnek alınarak yapılacak sınır dışı bir operasyon ülke içinde ciddi kırılmalara neden olacaktır. Sınır dışına yapılacak bir operasyon sonrasında şiddetin şehirlere yayılması nasıl engellenecek. Bu tür bir operasyon insanlarımıza kan ve gözyaşından başka bir yarar sağlamaz. Sorunun çözümü ülke içerisinde sosyal ve ekonomik çözüm yolları aranmalıdır. Ankara bugüne kadar uyguladığı politikaları gözden geçirip hatalarını kabullenmeden sorunu şiddetle çözmekten vazgeçmelidir.”

    ‘SINIR ÖTESİ TALİHSİZLİK OLUR’
    Galatasaray postanesi önünde bir araya gelen DTP İstanbul İl Örgütü üyeleri, TMY’yi onaylayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e bir faks göndererek, kamuoyu nezdinde bu kadar tartışmalı olan bir yasanın, birkaç maddesine iptal davası açılarak sorun olmaktan çıkartılamayacağı ve TMY’nin tümden geri çekilmesi gerektiğini dile getirdiler.
    Basın açıklaması öncesinde konuşan DTP İstanbul İl Örgütü Başkanı Doğan Erbaş, sınır ötesi harekata değinerek; “Sınır ötesi operasyonun yapılması, ileriki 20 yıla damgasını vuracaktır. Sınır ötesi operasyonun ardından yoksulluk, işsizlik artacaktır. Eğer bu operasyona karar verilirse, Türkiye için talihsiz bir karar alınmış olacaktır” dedi.

    Hükümetten orduya siyasi direktif
    Hükümet Kuzey Irak'a yönelik olası bir sınır ötesi harekatın planlama ve hazırlıkları için Genelkurmaya, siyasi direktif verdi. Genelkurmay'ın yanı sıra Dışişleri Bakanlığı da olası harekatın politik risklerini belirlemek amacıyla ayrı çalışma yapacak.
    Çatışmaların artmasının ardından toplanan 'güvenlik' zirvelerinde, özellikle askerlerin diplomatik ve askeri yönden PKK'nin Kuzey Irak'taki varlığının sona erdirilmesi için Irak ve ABD nezdinde baskı yapılması, sonuç vermezse tek yanlı askeri harekata girişilmesi önerileri değerlendirildi. Bakanlar Kurulu'nda da, bu görüş ve öneriler masaya yatırıldı. Toplantıda Genelkurmay Başkanlığı’na olası bir sınır ötesi harekatın planlaması için "siyasi direktif" verilmesi kararlaştırıldı. Bu emir doğrultusunda Genelkurmay çalışmalarına başladı.
    Genelkurmay, bölgedeki PKK hedeflerini, bunlara yönelik harekat şeklini ve olasılık planlamaları ile askeri risklerini belirleyerek, oluşturduğu seçenekleri hükümete sunacak. Dişişleri Bakanlığı da, Türkiye'nin tek yanlı bir harekata girişmesinin getireceği politik riskleri içeren ayrı bir çalışma yürütecek.
    Ancak Ankara'nın böyle bir harekata Genelkurmay Başkanı'nın değişeceği Ağustos Şûra'sından önce girişmesinin zor olduğu belirtiliyor.


    Başa dön


    HASTANELER PİYASAYA TESLİM - 1 -
       Döner sermaye dönmeyecek
    Hazırlayanlar: Gökhan Durmuş
         Nihat Karadağ-Ercan Karakaya
    SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle başlayan sağlık hizmetlerinin tasfiye harekâtı son hızıyla sürüyor. SSK’ların Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi sırasında oluşabilecek tepkileri azaltmak için döner sermaye uygulamasını başlatan AKP Hükümeti, hastanelerin devrinden sonra döner sermaye uygulamasını kaldırmak için girişimlere başladı. Hastanelerin harcamalarına sınırlama getiren Hükümet, bu sınırı aşan hastanelerin aradaki farkı döner sermayeden ödemesini istiyor.
    Fiks fiyat diye adlandırılan uygulamayla ilgili Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi İTO İşyeri Temsilcisi İrfan Gökçay ile konuştuk:
    Fiks fiyat uygulaması nedir?
    Fiks fiyat genelgesiyle aslında döner sermaye uygulamasına fiili bir müdahale yapılıyor. Öyle birşey getiriyor ki döner sermaye dağıtamaz duruma geliyor hastaneler. En düşük yüzde 25, bazı hastenelerde yüzde 40’a çıkacak ödenek kesintisi yapılıyor. Hastaneler fatura haline getirdikleri giderlerin yüzde 25 ile yüzde 40 arasında daha azını alacak. Bu genelgeyle mesela Okmeydanı’nda 4 milyarlık fatura bedelinden yüzde 25 ile 40 arasında keserek ödeyecek. Hastanenin harcamaları neler? Elektrik, su, telefon, tıbbi malzemeler, temizlik, güvenlik, yemek hizmetleri. Bunları ay başı geldiğinde ödeyecek. Geri kalan miktardan yüzde 25 civarındaki miktarı personele döner sermaye olarak dağıtılıyor. Şimdi bu genelgeyle aynı hizmetleri vereceksin ama bunun karşılığında yüzde 25 ile 40 arasında daha az bir para alacaksın. Gelirin düşecek. Müdahale ettiği yer döner sermaye. Yaptığı şey emekten kesinti. Bunun hastalara kısa vadede çok büyük bir yansıması olmayacak.
    Döner sermaye uygulamasına nasıl devam edilecek böyle bir durumda?
    İdarecilere şöyle söyleniyor, “Hastane hizmetlerini yürüteceksiniz ama döner sermaye de dağıtacaksınız”.
    İdareci döner sermaye dağıtacak ama nasıl? Ya elektrik, su , telefon kullanmayacak ki bunların miktarı çok düşük. Giderler arasında ciddi bir yer tutmuyor. O zaman bir tek yol kalıyor. Hastalardan daha az film isteyin, daha az röntgen isteyin diyecek. Yani teknolojiyi kullanmayacaklar. Bunun zorlukları var tabii, bunu resmi olarak söyleyemeyecekler. Ne yapacak fiili olarak yaptırmaya çalışacak. Doktorları, poliklinikleri sürekli denetim altında tutmaya çalışacak. Belki de fiks fiyatın üstüne çıkan polikliniklere daha az döner sermaye dağıtacak.
    Doktorlar ne kadar az teknoloji kullanırsa o kadar çok döner sermaye alacak.
    Taşraya daha farklı bakmak lazım. Anadolu’da döner sermaye daha fazla oluyor. Oradaki doktarlar 4-5 bin YTL alıyorlar döner sermayeden. Özel muayenehanelerini kapattılar. Geleceklerini döner sermaye sistemine bağladılar. En çok onlar etkilenecek bu uygulamadan. Oralarda bunun tepkisi çok büyük olur.
    Hükümetin ilaç sektörüne de bir müdahalesi var...
    SSK tasfiyesi bir tek nedenle yapıldı. İlaç sektörünün önünü açabilmek için. ABD Büyükelçisi ile eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan vaktiyle bir görüşme yapmıştı. “SSK benim ilaç firmaların önünde en büyük engel, bunun gereğini yap” diye telkinde bulunmuştu ve Okuyan bunu açıklamıştı. SSK sadece kendisini değil piyasadaki ilaçların da fiyatlarını belirliyordu. Şu anda bile hâlâ tam olarak bu baskıdan kurtulamadılar. SSK’nın ilaç sınırlamalarını kaldırdılar. İlaç tüketiminde yüzde 80’lik bir artış oldu. Hükümet tasarruf adına ilaca müdahale etmiyor. Toplam sağlık harcamalarında döner sermaye uygulaması, fiks fiyat meselesi devede kulak. Bunların sağlık harcamalarında oranı yüzde 5 ile 10 arasında. Esas mesele ilaç ama ona elini uzatanın elini kırarlar.
    Reçeteden çıkarttıkları ilaçlar çok önemli ilaçlar değil. En ucuzlarını çıkartıyorlar. Oradaki mesele bu ilaçları eczaneden çıkartıp markete taşıma isteği. Bunlarda başarılı olabilirlerse diğerlerini de markete çıkartacak. Onlar denetimsiz tüketimin yolunu açmaya çalışıyorlar. Bu eczaneler üzerinde oynanan bir oyun. Sağlık üzerinde ince ince çalışmalarını sürdürüyorlar. Gerçi onların bunu akıl etmesi mümkün değil de önlerine konuluyor.
    Türkiye’de sağlık hizmeti nereye gidiyor?
    Türkiye’de uzun bir süredir sağlık hizmetini devletin görevi olmaktan çıkartılması operasyonu yürütüyorlar. Bu 10 yılı geçti. Milletin zihninden bunu söküp atmak istiyorlar. Bütün çaba bunun için. Aynı şeyi eğitimde de yapıyorlar. Amaçları sağlığı bir hizmet olmaktan çıkartıp satın alınan bir hizmet haline getirmek. Şimdilik bu operasyonlarını da başarılı bir şekilde yürütüyorlar. Tıbbi malzeme tekellerinin Türkiye pazarındaki satışlarına yönelik bir müdahale yok. Aslında onların önünü açıcı tedbirler alıyorlar. Birincisi emeğe müdahale ediyor ikincisi de küçük sağlık kuruluşlarına müdahale ediyor.

    YENİ TEBLİĞ
    Tedavi yardımına ilişkin uygulama tebliğinde öne çıkan bazı maddeler şöyle:
    4Sağlık Kuruluşlarında Vaka Başı Ödeme
    1. Birinci basamak resmi ve özel sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar için vaka başına ödeme yapılır. Birinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında vaka başına 11,00 YTL ödeme yapılır. Bu fiyat özel sağlık kuruluşları için yüzde 20 oranında artırılarak uygulanır.
    2. Hastanın diğer bir sağlık kurumuna sevk edilmesi durumunda sadece 5,00 YTL ödeme yapılır.
    4Sağlık Kurumlarında Vaka Başı Ödeme
    1. İkinci ve üçüncü basamak resmi ve özel sağlık kurumlarında ayaktan tedavi gören hastalar için vaka başına ödeme yapılır. Yapılan ödeme tutarına; muayene, konsültasyon, listede sayılanlar dışındaki tüm tetkik, tahlil, müdahale, girişimsel işlemler ve radyolojik görüntüleme işlemleri dahildir.
    2. Fiyatlandırma ve Ödeme
    Hastanın ilk başvurusundan sonraki 10 gün içinde aynı sağlık kurumunda aynı dala başvurması durumunda ikinci bir ödeme yapılmaz.
    3. Uygulama Esasları
    Bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans hizmetlerinin verildiği sağlık kurumlarında listedeki vaka başı ödeme fiyatına; bilgisayarlı tomografi hizmeti için 0,70 YTL, magnetik rezonans hizmeti için 0,80 YTL ilave edilir. Vaka başı ödeme kapsamındaki fatura ödemelerinde; kurumlarda bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans hizmetlerinin verilmesi halinde, tetkik ve sevk formu kullanılarak yapılan bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans sevklerinde, her sevk edilen işlemin listede yer alan fiyatının yüzde 40’ı kurumun alacağından indirilerek ödeme yapılır. Geri ödeme kuruluşlarınca kurumun toplam tahakkukundan, bildirilen sevk işlemlerinin toplam tutarının yüzde 40’ı düşülerek ödenir.

    İlaç’ta kuyruk bitti sorunlar bitmedi
    SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrinden sonra eczanelerden ilaç almaya başlayan hastalar, artık ilaç sırası beklememekten memnun olduklarını, ancak yeni kuyrukların oluşmasıyla beraber değişen birşey olmadığını söylüyorlar. SSK’ların devri sırasında “Herşey daha güzel olacak” sözünü hatırlatan hastalar, “Kandırıldığımızı yeni anlıyoruz” diyorlar. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görüştüğümüz hastalar, kendileri için değişen tek şeyin ilaç sırası beklememek olduğunu, bunun yerine yeni sorunların ve sıkıntıların ortaya çıktığını ifade ettiler.
    Muayene olduktan sonra reçeteyle birlikte eczaneye gittiklerinde yazılan ilaçların bazılarının sigorta tarafından karşılanmadığını gördüklerini ifade eden Hüseyin Bal, ya ilacı almadıklarını ya da, parasını ödemek zorunda olduklarını ifade etti. İlacın değiştirilmesini talep ettiklerinde ise aynı işlemleri yeiden yapmak zorunda kaldıklarını belirten Bal, bu eziyeti tekrar yaşamamak için genellikle ilacın parasını ödeyerek aldığını ifade etti.
    Cebİmİzden ödüyoruz
    Gece üçte sıra almak için hastaneye geldiğini ifade eden işçi emeklisi Osman Kömürlü, SSK’ların devri sırasında söylenenlerin hiç birinin gerçekleşmediğini anlatıyor. “Eskiden de saat üçte geliyordum, şimdi de aynı saatte geliyorum” diyen Kömürlü, kandırıldıklarının yeni farkına vardığını dile getiriyor.
    B:abasını tedavi için getiren Gürsoy Balcı, “Parası olan için hiç bir sorun yok. Bizler için değişen bir şey yok” diyor. “Bunun için mi o kadar tantana yapmışlardı” diyen Balcı, iyi denerek yapılan hiçbir değişikliğin bir faydasını göremediklerini dile getirdi.
    Mehmet Karış 10 gündür her gün annesini tedavi ettirmek için hastaneye geliyor fakat hâlâ bunu başaramamış. Yaptırmaları gereken testleri yaptırdıklarını sanarken eksik olduğunu öğrenmişler. Hastalar için değişen hiçbir şey olmadığını belirten Karış, hükümetin insanları kandırdığını söylüyor. “Hasta çok doktor yok” diye konuşan Karış, yakın zamanda olumlu bir değişiklik olacağına inanmadığını söylüyor. Artık ceplerinden daha fazla para çıktığını anlatan Karış, bu miktarın her geçen gün artığını ifade ediyor.

    Kaos olacak
    Dr. Tufan Kaan: SSK bir grup ilacını kendi fabrikasında ve ucuza üretiyor ve hastalara da ucuza veriyordu. İlaç firmalarından da toplu alımlar nedeniyle ciddi indirimlerle ilaç alıyordu. Yüzde 90 bile indirimler oluyordu. 100 liraya satılan bir ilacı SSK 15 liraya alabiliyordu. Firmalar SSK’ya bazı özel ilaçların sadece ismini değiştirerek satıyordu. SSK hastadan yüzde 20’sinin parasını aldığı için para bile kazanıyordu. Bu nedenle ilaç firmaları sürekli hükümetlere baskı yaparak bu durumun düzeltilmesini istiyorlardı. Hükümetlerde adım adım yaptıkları değişiklikle SSK’nın içini boşaltmaya başladılar. SSK’ların devrinden sonra Sağlıkta Dönüşüm programıyla beraber SSK’nın ilaç fabrikası kapatıldı. Böyle önemli bir yerin kapatılmasıyla da artık herşeyi ilaç firmaları belirlemeye başladı. Hastalar için artık sıra beklememek memnuniyet yaratsa da beraberinde maliyetlerde de ciddi artışlar oldu. 2005 Şubat’la 2006 Şubat’ı arasında SSK’nın dışardan ilaç vermeye başlamasının ek maliyeti 6.5 katrilyon lira. SSK piyasanın yüzde 600-700 altında ilaç, serum ve aşı üretiyordu. Bir ülke için serum ve aşı üretebilmek çok önemli bir durumdur. Ancak hükümet yıllardır ilaç firmalarının tekellerinin istemlerine boyun eğrek sağlığı piyasanın eline teslim etti.
    Daha önce SSK’da hekim hastasını muayene eder reçete eder ve hasta ilacını alırdı. Acil, diyaliz gibi yerlerde ilaç hazır bulunurdu. Bugün çok basit hastaları bile; gidip ilacını alacak ondan sonra tedaviye başlanacak. Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı genelgeler tebliğler neticesinde ciddi anlamda kısıltlamalara gidildi. Son genelgelerde hastaların tedavi hakları elinde alınıyor. İlaçta ciddi bir kaos yaşanıyor.


    Başa dön


  • Hükümete uyarı
    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Mehmet Soğancı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın (ÇSGB) yargının geçit vermediği konuları yasa ile gündeme getirme hazırlığı içinde olduğunu belirterek, Bakanlığa, “Ben yaptım oldu demenin yanlış olacağını” hatırlattı. Soğancı, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yapılacak düzenlemelerde TMMOB ve bağlı odaların görüşlerinin alınmasını istedi. Mehmet Soğancı, Çalışma Bakanlığı’nın çıkardığı “İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında” yönetmeliğin TTB tarafından iptal ettirildiğini ve temyiz aşamasında olduğunu, “İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği”nin ise TMMOB, DİSK ve TTB tarafından ortak dilekçe ile dava edildiğini ve iptal kararı verildiğini, ancak bakanlığın “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası” adı altında bir yasa hazırlığında olduğunu bildirdi. Hükümetin, İş Yasası’nın iş sağlığı ve güvenliğini düzenleyen 81 ve 82’inci maddelerini iptal eden bir yasa hazırlığında olduğunu kaydeden Soğancı, bunun ‘yeni’ yasalarla, yargı kararlarına hülle yapmak demek olduğunu belirtti.
    Hrant Dink'e yeni soruşturma
    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink hakkında Reuters’e verdiği bir demeç nedeniyle Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Dink’in, 14 Temmuz’da verdiği demeçte Ermeni sorununda “Elbette bu bir soykırımdır diyorum. Sonuç kendini zaten tanımlıyor ve adını koyuyor. 4 bin yıldır bu topraklarda yaşayan bir halkın ortadan yok olduğunu görüyorsunuz” dediği belirtildi. Bu sözler üzerine yapılan suç duyurusu üzerine Şişli Cumhuriyet Savcılığı, Hrant Dink hakkında Türklüğü aşağılamak suçundan soruşturma başlattı.
    Barış Anneleri’ne hapis cezası verildi
    Abdullah Öcalan’a yönelik ‘tecrit’ uygulamalarını protesto etmek amacıyla Diyarbakır’da düzenledikleri oturma eylemi sonrası ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlaması ile yargılanan Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi 24 kadına birer yıl hapis cezası verildi. Öcalan’a yönelik ‘tecrit’ uygulamalarını protesto etmek amacıyla 22 Şubat 2006 tarihinde Koşuyolu Sunay Caddesi’ni trafiğe kapatarak oturma eylemi yapan ve eylem sırasında gözaltına alınarak tutuklandıktan sonra serbest bırakılan Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi 24 kadının yargılandığı dava sonuçlandı. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3. duruşmaya yaşları 40 ile 70 arasında değişen tutuksuz sanıklar Muhsine Burakmak (65), Emine Özsoy (60), Emine Özbek (53), Hilmiye Aslan (48), Şevkiye Demir (43), Aysel Burakmak (35), Esma Aydemir (42), Sebiha Tamriş (48), Şirini Unat (62), Halime Topuş (47), Fikriye Tanrıkulu (46), Hasina Güler (58), Hanım Yaşar (59), Hayriye Doğan (68), Remziye Ateş (70), Lütfiye Zengin (52), Saci Dahan (62), Ayşe Aslan, Ayşe Kaya (41), Meryem Güçlü (51), Hatun Avcı (51), Remziye Erenci (41), Safiye Dün (56) ve Türkan Çelik (52) katılmazken, avukatları hazır bulundu. TCK’nın 220/8. maddesini düzenleyen “örgüt propagandası yapmak”tan cezalandırılmaları istenen sanıklar ile ilgili önceki duruşmada verilen mütalaa karşısında savunma yapan sanık avukatları, “Müvekkillerimizin ortak özellikleri anne olmalarıdır. Mahkememizin dosyayı değerlendirirken olaya bu açıdan da bakmasını talep ediyoruz. Atılan sloganlar da barışa yöneliktir ” dedi. Yapılan savunmaların ardından kararı açıklayan mahkeme, sanıkları TCK’nın 220/8. maddesi uyarınca birer yıl hapis cezasına çarptırılmalarına karar verdi. Mahkeme heyeti, sanıkların duruşmalardaki iyi halini gözönünde bulundurarak, cezaları 10’ar ay hapse çevirdi.
    Devlet yine mahkûm
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Resul Baltacı admı vatandaşın yaptığı şikayet başvurusunda Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti. Baltacı’nın 1992 yılında “terör örgütüne yardım ve yataklık” suçundan tutuklandığı belirtilen açıklamada, AİHM’in, şikayet başvurusunda bulunan kişinin mahkemeye çıkartılmadan önce 6 yıl tutuklu kalmasını ve davanın tamamının 13 yıl sürmesini “makulün üzerinde süre” olarak yorumladığı belirtildi. Devlet Baltacı’ya 16 bin 500 Avro tazminat ödeyecek.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net