Köylüler depresyonda!..
Yaklaşık otuz yıldır turizmin, son iki yıldır da toprak ve mülk satışına dayalı ekonomik döngünün belirlediği yaşamın krizli, çalkantılı ve beklentili cenderesinde gelip giden ruhsal gerilim, köylerde bile yeşil reçeteli ilaçların kullanımını yaygınlaştırmış. Bu özellikle üzerinde durulması gereken bir durum; kentlerden, metropollerden insanların stres atmaya, nefes almaya geldiği köylerde, köylülerin büyük çoğunluğu travmada! Yoksulluğun ve yasal düzenlemelerin kıskacında yaşamını sürdürmeye çalışan bölge köylüleri, toprağını satmakla köyünü terk etmek arasında bir cenderede yaşıyor. Geleneksel toprak bölüşümünün yerini, sonu aile içi kavgalarla biten arazi anlaşmazlıkları almış. Arazi, konut, otel, pansiyon, kekik, bal, reçel, turşu; tamamen satabilmek üzerine kurulu yaşamların gerilimi köylülerin üretim ilişkilerinde derin izler bırakmış durumda.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde daha da derinleşmesi kaçınılmaz görünen bu sosyal yabancılaşmanın oluşturacağı sosyolojik fotoğraf yetkililerin gözünden kaçsa da, bu konuda ortaya çıkabilecek toplumsal agresyona dikkat çeken uzmanlar da var. Sosyo-terapist Aslan Çöl, yabancılara toprak satışı ve genel olarak kıyılarda yaşanan sosyo-ekonomik dönüşüm konusunda, başlangıçta yabancılarla kurulan parasal ilişkilerin yerini komşuluk ilişkisine bıraktığında bu ilişkinin düşmanlığa dönüşebileceğinin altını çiziyor. Başlangıçta yabancıya duyulan hayranlık ve saygının yerini, dönüşen sosyo-ekonomik yaşamla birlikte tepkisel davranışlara bırakacağını dile getiren Çöl, bu konuda yetkililerin yapısal çözümler üretmeleri gerektiğini vurguluyor.
Son bir haftadır medyada geniş yankı bulan Rahşan Ecevit’in toprak satışı konusundaki açıklamalarının ardından; durumun bir işgal fotoğrafı mı yoksa sadece paranoya mı olduğu sıkça tartışıldı. Rakamlar, haritalar ve istatistiki bilgilerin arasında kaybolan insan tekinin çığlığını duyan olmadı. Kapitalist vahşetin kıskacında toprağını satmaktan başka çaresi kalmayan bölge halkına teybimizi uzattık. Yabancılara toprak satışı konusunda bölge insanının dile getirdiği sıkıntılar çarpıcı biçimde aynı cümlelerle son buluyor. Köylüsünden esnafına konuştuğumuz insanların hemfikir olduğu ortak nokta: “Böyle giderse biz yabancıların kölesi olacağız” biçiminde özetlenebilir.
İşte kıyılardan ‘yasal olarak’ karaya çıkan vahşi liberalizm rüzgarı karşısında bölge insanının yaşadığı sosyal ve ekonomik dönüşümün öyküsü...
Üzümlü’de yerleşik yabancıların çoğu İngiliz
Süleyman Çatal (Mah. Muhtarı/ Üzümlü Beldesi- Fethiye)
Üzümlü’de ne kadar yabancı yerleşimci var?
Beldemizde 250’nin üstünde yabancı yerleşimci bulunuyor. Ama daha net rakamları belediyeden öğrenebilirsiniz. Üzümlü’de yerleşik yabancıların çoğu İngiliz. Alman ve Hollandalı da var. Daha çok yaşlılar, emekliler konut alıyor buradan. Beldemiz çok güzel bir yer, dinlenmeye geliyorlar.
Köylüler yerlerini satınca ne yapıyorlar, başka bir yere mi göç ediyorlar?
Yok. Göç eden fazla yok. Zaten arazisinin hepsini satmıyor köylü, bir kısmını satıyor.
Köye bir katkıları var mı yabancıların?
Ne katkısı olacak! Gelip tatil yapıyorlar.
‘Savaşla alamadıkları toprakları parayla alıyorlar’ Mehmet Akkol
(Yük. Mimar -Mimarlar Odası Fethiye Temsilciliği Sekreteri)
Bu konuda gereken önlemleri almazsak, oynanan oyunların bir parçası olacağız. Yabancılara mülk satışı konusunda çok sıcak bakmıyorum. Mülk satışı, mülkün satılması şeklinde olmamalı, mülkün kullanımı şeklinde olabilir.
Biz iki yıl önce villa turizminin turizme zarar vereceğini söylemiştik. Turizmin girdilerinden çıkmaya başladı bu süreç. İngilizler geldiler, talep etmeye başladılar; pansiyonlar, aparta, apartlar da villaya dönüştü burada. İnsanlar evinde, özel mülkiyetinde ticaret yapıyor. Girip soramazsınız. Bunun parası da İngiltere’ye gidiyor. Alışverişlerini bile halk pazarından yapmaya başladılar. Kendi aralarında bir ekonomik ilişkileri var. Sabah başlayıp, akşama şirket kurabiliyorlar. Bizim alanımıza henüz mimar olarak girmediler ama planlarını yapıp mimar arkadaşlarımıza ‘bunun altına imza at’ diyenler oluyor; bunları duyuyoruz. Ben şu korkuya sahip değilim; ‘gelirlerse ne olur’ diye bir endişem yok. Buna bir hükümet politikası olarak karşıyım.
Ayşe Mine Deniz (Avukat/ Fethiye)
Fethiye ‘de yabancılara mülk satışı konusunda yaşanan durum nedir?
Fethiye merkezinde büyük sosyal sıkıntılar yok henüz. Ama Üzümlü beldesinde köylülerden rahatsız olanlar olduğunu duyuyorum. Köye yerleşen yabancılar, buradaki yaşamın gerekliliklerinden şikayetçi oluyorlarmış. Ahırındaki ineğinin, tavuğun sesinden; dumandan ve genel olarak köy yaşamının getirdiği durumlardan. Yabancılar, satın aldıkları konutlarda soyut yaşıyorlar. Duvarlar örüyorlar, etraflarını çeviriyorlar. Yerli halk Fethiye’de yerel yönetimle ya da mülki idare ile bir derdi olduğunda onlara kolay ulaşamazken, yabancılar kolaylıkla işlerini yaptırıyorlar.Burada örgütlendiler; dernekleri var. Yerel yöneticiler de onlarla daha iyi ilişkiler içindeler. Yerli halkın önüne geçmeye başladılar yani...
Mustafa Güney (Turizmci- Fethiye)
Fethiye’de 2 bin 500 civarında İngiliz yaşıyor. Bu insanlar komün halinde yaşamaya alışmışlar. Mesela bir İngiliz’le evli Türk varsa onun mekanının etrafında konuşurlar. En büyük sıkıntı ise kayıt dışı ticaret. Villa turizminin yarattığı sıkıntı. Bu yöneticilerin hatası, belediyelerin bunu sıkı kontrol altına alması gerekiyor. Burada en görünen gerçek bu. Bu konuda kabahat yine bizim. Kim satıyor toprağını? Biz satıyoruz. Ben onun ülkesinde aynı şeyi yapabiliyor muyum? Yapamıyorum. Savaşla alamadıkları toprakları parayla satın alıyor adamlar ne diyeyim.
Müge Akkaş: (Ev tekstili işi yapıyor/ Fethiye )
İngilizler neden buraya geldi sorusunun cevabı biraz bizim içimizde yatıyor bana göre. İnsanımızın paraya karşı olan tutkusundan kaynaklanıyor bu. Şu anda 25-30 yaşındaki gençler 45-50 yaşındaki İngiliz kadınlarla yaşamaya başladılar. Lüks yaşam özentisi bu. Yani kendine bir gelecek kurmanın garantisi olarak görüyor yabancı kadını. Dışarıya gitme umudu olarak bakıyor. Biz kendi aramızda doğal bir şekilde konuşurken, İngilizlerle olan konuşmalarımızda şekilden şekle giriyoruz yani. Ama topraklar çok değer kazandı. Fethiye rant bölgesi oldu. Avrupa insanı birçok şeyi aştığı için, bizim insanımızda da bir Avrupalı olma özentisi var. Onlar buraya geldiği zaman bize bir eşya gözüyle bakıyor, kolay elde edilen bir şey olarak görüyorlar. İngilizlerle ticaret yapabilmek için esnafın düştüğü çok acı durumlar var.
Hatice Zorlu: (70- Gökseki Mahallesi/ Kaş)
Burada bir köylü toprağını sattı para aldı diye herkes satıyor. Yüz metre, beş dönüm, on dönüm sattıkları yerlerin, yarın yirmi metresini, şu kilim kadarını geri alabilecekler mi? Eskiden birçok fakiri besliyordu bu toprak. Biz buranın yerlisi olduğumuz halde yabancılara karışmayız. Ama sonrasını, geriden gelenleri düşünmedikten sonra ne olacak? Belki bizim kendimizi de sürecekler buradan. Böyle giderse durum kötü. Biz milletin köpeğine bakarız kapısının önünü süpürürüz, önünde iki büklüm olup; ‘ekmeğin var mı’ diye sorarız.
‘Foça’da 200’ün üzerinde konut satıldı’ Atay Selvi: (Günlükbaşı- Foça Mahallesi Muhtarı/ Fethiye)
Szin mahallenizde kaç konut satıldı yabancılara?
Bizim Foça Mahallesi’nde seksen tane kayıtlı konut bulunuyor ama 200’ün üstünde konut satıldığını biliyoruz buradan. Ama şu sıralar satışlarda bir belirsizlik var.
Yabancı yerleşimcilerin bölgenize ekonomik katkısı var mı?
Büyük bir ekonomik katkıları olduğunu söyleyemeyiz. Aksine bölgede bulunan çoğu işletmeci ve esnaf şikayetçi.
Neden şikayet ediyorlar peki?
Yabancıların birçoğu satın aldıkları konutları işletme gibi kullanıyorlar. Kiraya verip gelir elde ediyorlar. Mesela bir yabancının evini 21 günlüğüne bin 400 Sterlin’e kiraladığını biliyoruz. Buradaki yerli esnafın çok sıkı bir denetim altında olmasına karşın yabancıların bu şekilde ticaret yapmalarına göz yumuluyor. Yeterince denetlenmiyorlar. Bölge insanına karışmıyorlar kendi dernekleri, grupları var.
Başa dön