www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Gazze işgali genişleyecek
İsrail işgal ordusu, hedefinin Gazze’nin içlerine kadar ilerlemek olduğunu duyurdu. Gazze’ye yönelik kanlı saldırılar sürerken, uzlaşma yönünde kayda değer bir adım atılmıyor.

Öncelikle göç politikası değişmeli
Almanya’da, cuma günü yapılacak ve göç ile entegrasyon konularını ele alacak olan ‘Uyum Zirvesi’ni gazetemize değerlendiren Sol Parti Meclis Grubu Göç ve Uyum Politikası Sözcüsü Sevim Dağdelen, uyum konusundakı sıkıntıların, hukuksal, sosyal ve ekonomik anlamda sürdürülen eşitsizlik politikalarından kaynaklandığını belirtti.

Sadr’dan saldırılara karşı eylem
Iraklı Şii lider Mukteda Es Sadr’ın, ülkede geçen pazar günü yapılan sivil katliamı ve katliamın Şii milislerce yapıldığının ortaya çıkmasının ardından tekrardan hortlayan mezhep çatışmalarına ve Bağdat’ta halen devam eden ABD ile Irak ordusunun operasyonlarına karşı, yüzbinlerce Iraklı’nın katılacağı bir gösteri düzenlemeyi planladığı öğrenildi.


Gazze işgali genişleyecek
İsrail hükümeti, Gazze Şeridi’nde üç haftadır devam eden operasyonların, gerekirse daha da şiddetlendirilmesini kararlaştırdı. İsrail ordusu, Gazze’nin içlerine yeni baskınlar düzenleyebilmek için piyade ve zırhlı birliklerini takviye etti.
İsrail radyosuna göre, “Gilad Kılıcı” adı verilen saldırının devamına, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile Savunma Bakanı Amir Peretz arasında yapılan görüşmede “yeşil ışık” yakıldı.
Beyt Hanun’a bombardıman
Saldırıların devam edeceğini açıklayan İsrail, dün yine Gazze’ye hava saldırısı düzenledi. Önceki günden beri bombalanan Beyt Hanun kasabasının yakınlarına düzenlenen füze saldırısında, bir Filistin öldü. Tanıkların verdiği bilgiye göre, füze saldırısında bir araç hedef alındı. Saldırıda, birkaç kişinin de yaralandığı belirtildi. Beyt Hanun yakınlarına düzenlenen bir diğer füze saldırısında da, 2 Filistinli’nin yaralandığı ve bir İsrail uçağının saldırısında bölgedeki bir köprünün yıkıldığı kaydedildi. Kasabadaki bir köprüde İsrail hava saldırısının hedefi oldu.
Uzlaşma yılan hikayesi
Öte yandan, İsrail İçişleri Bakanı Roni Bar’on, Filistinlilerin kaçırdıkları askeri serbest bırakması halinde, kendilerinin de bazı Filistinli mahkûmları bırakmaya hazır olduklarını söyledi. Olmert ise, askeri ellerinde tutan örgütlerle görüşmelerinin mümkün olmadığını açıkladı. Üst düzey Hamas liderlerinden yapılan açıklamada da Filistinli mahkûmlar bırakılmadan İsrail askerinin serbest bırakılmayacağı kaydedildi.
Bu arada ABD’nin de, İsrail ve Filistin arasında görüşmeleri tekrar başlatmak için harekete geçtiği açıklandı. ABD’li yetkililer, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Filistin Ulusal Yönetimi lideri Mahmud Abbas’la görüşmek üzere yola çıktı.

Çocuklara korku dersi
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısı tüm hızıyla sürerken, Hamas, yaz kamplarında çocuklara korkuyla başa çıkmayı öğretiyor. Yeşil kasketli, üzerinde “Kuşatmaya hayır” yazılı beyaz tişörtler giymiş hepsi erkek 7- 12 yaşlarındaki 100 kadar çocuk, Refah camisinde 1 haftalık yaz kampına katılıyor. Bir zamanlar plajlarda düzenlenen yaz kampları, 8 Haziran’da, İsrail’in, Gazze’de bir plaja yönelik saldırısında çoğu çocuk 8 sivilin hayatını kaybetmesinden sonra camilerde düzenleniyor. Kampı düzenleyenlerin bir başka sorunu ise, elektrik kesintileri. Bomba seslerinden korkan İyad El Cevad (8), “Sokaklarda olmaktansa burada olmayı yeğliyorum” diyor ve ekliyor: “Büyüyünce İsrail askerlerine saldıracağız.”

Kadınlardan intihar timi
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a bağlı El Aksa Şehitleri Tugayı, İsrail’e karşı intihar eylemleri düzenlemek amacıyla yeni bir birim kurdu. Tugayı’n kadın sözcüsü Ümmü El Abid, El Aksa Şehitleri Tugayı’nın, Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te 100’den fazla kadından oluşan yeni birim kurduğunu açıkladı. Yüzü maskeli kadınlarla açıklama yapan Ümmü Abid, “Kendilerine daha fazla sayıda kadın intihar eylemcisinin katılımını beklediklerini” ifade ederken, yeni birimin Gazze’deki İsrail saldırılarına ve suçlarına karşı İsrail’e saldırıya hazırlandıklarını da söyledi. 2000 yılı Eylül ayından bu yana Filistinli kadınların 7 intihar eyleminde 37 kişi öldü, 250’si yaralandı.


Başa dön


Öncelikle göç politikası değişmeli
Almanya’da, cuma günü yapılacak ve göç ile entegrasyon konularını ele alacak olan ‘Uyum Zirvesi’ni gazetemize değerlendiren Sol Parti Meclis Grubu Göç ve Uyum Politikası Sözcüsü Sevim Dağdelen, uyum konusundakı sıkıntıların, hukuksal, sosyal ve ekonomik anlamda sürdürülen eşitsizlik politikalarından kaynaklandığını belirtti.
Uyum Zirvesi’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uyum konusunun, Almanya tarihinde ilk kez üst düzey bir toplantıda ele alınması elbette ilk bakışta olumlu bir düşünce. Ancak, zirveyi ele alış ve hazırlanış tarzından, ya da işlenecek konuların ve davet edilecek kişi ve kurumların belirlenmesinden bağımsız değerlendirmek elbette mümkün değil.
Ayrıca hükümetin göç ve göçmenlere yönelik politikaları ve mevcut planları da hesaba katıldığında aynı iyimserliği göstermek mümkün değil.
Federal Hükümet, zirveye katılanların desteğiyle ortak karar haline getirilmesi planlanan bir karar tasarısını hazırlamış durumda. Federal Konsey de, benzeri bir önergeyi karar altına aldı. Böylece, vatandaşlık isteyenlerin kurs ve sınavlara tabi tutulması, uyum sağlamayanlara yaptırım uygulanması gibi talepleri içeren önerge ile hem tartışmanın çerçevesini, hem de çıkacak sonuçları öncesinden belirlemek için gerekli önlemler alınmış görünüyor.
Daha iyi bir hazırlık süreci, çıkacak sonucun öncesinden belirlenmediği bir tartışma, eleştiri, öneri ve talepleriyle bu tartışmanın teminatı olacak bir bileşim elbette daha yararlı olurdu.
Entegrasyonun yetersiz olmasının nedenleri sizce neler?
Bugün Almanya’da 15 milyonu aşkın göçmen yaşıyor. Bunların yaklaşık yarısı halen hukuksal açıdan ‘yabancı’ statüsünde tutuluyor. Federal Almanya’ya işçi göçü 50 yıllık bir tarihe sahip ve kısa bir süre öncesine kadar, resmi politika bu ülkenin göç ülkesi olduğu gerçeği bile kabul edilmiyordu.
Hükümetin, ilk Yabancılar Danışmanı olan Heinz Kühn, 1979 yılında yayımladığı bir tasarı ile izlenen yabancılar politikasını eleştirmişti. CDU’lu Alfred Dregger da, ‘Ya-bancılar, farklı kültürlerinden dolayı entegre olamıyorlar” demişti.
O dönem doğan bir çocuk bugün neredeyse 30 yaşında ve halen 30 yıl önceki sorunlarla boğuşmak zorunda. Görüldüğü gibi, sadece sorunlar değil, sorunları derinleştiren, çözüm üretmeyen politikacıların kendi sorumluluklarını gizlemek ve yürürlükteki yasaları sertleştirmek üzere ileri sürdüğü gerekçeler de günümüze dek süregelmiş.
Bu tartışma son yıllarda, özellikle de CDU/CSD-SPD koalisyon hükümetinin kurulmasından bu yana gündemin ilk sıralarından düşmedi. Bu tartışmanın ana ekseninde ise, “Göçmenler uyum istemiyor” şeklindeki iddialar yer alıyor. Bunları öne sürenler haliyle, çözüm olarak, “Uyumu, yaptırımlarla zorunlu hale getireceğiz” gibi mesajlar veriyorlar. Bu yaklaşıma karşı çıkmak gerekiyor. Bu yaklaşımın ortaya çıkardığı tüm engellere ve zorluklara rağmen, söz konusu süreçte göçmenlerin önemli ölçüde bu ülkenin sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamının bir parçası haline geldiklerini görmek gerekiyor. Bu konuda arzulanan noktada değilsek, bunun başlıca nedeni göçmenlerin isteksizliği değil, tersine onlara gerekli hukuksal, sosyal ve ekonomik olanakları sunmayan, aradan geçen onca yıla rağmen eşitsizlikleri sürdüren politikalardır.
Görülmesi gereken, ama gündeme getirilmeyen diğer bir etken de, göçmenlerin geldikleri ve bugün de sosyal-ekonomik ilişkilerini sürdürdükleri ülkelerin bu süreçte oynadığı roldür. Bu ülkelerin uyumu teşvik eden değil, kendi ekonomik-siyasal çıkarlarını gözeterek içe kapanma eğilimini destekleyen bir rol oynadıklarını söyleyebiliriz.
Bunlar bir yana bırakılıp aba altından sopa göstererek, “Uyum sağlamayana yaptırım uygulayacağız” diyerek, bir yere varılması mümkün değil.
Entegrasyonun hızlandırılması için neler yapılabilir?
Bu sorunların aşılmasının önündeki en büyük engellerin başında, hukuksal eşitsizlik geliyor. Göçmenlerin hukuksal, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşama katılmalarının yolu, eşit haklar edinmelerinden geçiyor. Bunun için ise, vatandaşlığa geçişi kolaylaştıran düzenlemelere ihtiyaç var. Sol Parti, bu konuda bir önerge vererek gerekli girişimlerde bulundu.
Göçmenler, sahip oldukları hukuksal statü nedeniyle elbette birçok özgül sorunla karşı karşıya. Bu nedenle eğitim, çalışma yaşamı, sağlık, emeklilik gibi birçok alandaki sorunların çözümü için projeler üretmek gerekiyor. Aydınlatma ve bilgilendirme çalışmaları, dostlukları güçlendiren kampanyalar da büyük önem taşıyor.
Ancak genel sorunlardan bağımsız bir entegrasyon politikası da, çözüm sağlamayacaktır. Sosyal hakları gasp edip, adaletsizliği derinleştiren politikalar devam ettiği sürece, göçmenlerin sorunları da sürecektir. Çünkü göçmenlerin yaşadığı sorunlar, toplumsal problemlerden bağımsız değildir. Dolayısıyla bütçesini silahlanmaya değil, eğitim ve sağlığa ayıran, sosyal adaleti tesis eden bir politika, en iyi entegrasyon politikası olacaktır.


Başa dön


Sadr’dan saldırılara karşı eylem
Iraklı Şii lider Mukteda Es Sadr’ın, ülkede geçen pazar günü yapılan sivil katliamı ve katliamın Şii milislerce yapıldığının ortaya çıkmasının ardından tekrardan hortlayan mezhep çatışmalarına ve Bağdat’ta halen devam eden ABD ile Irak ordusunun operasyonlarına karşı, yüzbinlerce Iraklı’nın katılacağı bir gösteri düzenlemeyi planladığı öğrenildi. Ülkedeki mezhep çatışmalarının yanı sıra, ABD ile Irak ordusunun, sivilleri hedef alan operasyonlarını da protesto etmeye hazırlanan Sadr’ın, miting yeri olarak geçtiğimiz aylarda provokatif bir saldırıya sahne olan Şiiler’in kutsal mekanı El Askeriye Türbesi’nin bulunduğu Samarra’yı seçtiği bildirdi.
Sadr’a yakın kaynaklar, Şii-Sünni yüzbinlerce Iraklı’nın katılması beklenen mitingin önümüzdeki haftalarda yapılacağını belirtirken, “Mitingin ardından, hep birlikte geçen aylardaki saldırı sonucu harabeye dönen Askeri Türbesi’ni onaracağız” diye konuştu.
K. Kore karşıtları beklemede
Füze denemeleri yüzünden Kuzey Kore’nin kınanmasını öngören Japonya’nın karar tasarısı, BM Güvenlik Konseyi’nde Çin’in diplomatik girişimine zaman kazandırmak a-macıyla askıya alındı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ABD ile Japonya’nın, Çin hükümetine diplomatik girişimi için süre tanımak amacıyla karar tasarısının oylanmasının ertelenmesi konusunda anlaştığını açıkladı. Rice, Çin’in girişiminin “ümit verici” olduğunu da belirtti. Japonya elçisi Kenzo Oşima da BM’de müzakerelerden sonra, “Şimdilik beklemeyi kararlaştırdık” dedi. Bu arada, BM’deki Çin temsilcisi elçi Wang Guangya, Japonların karar tasarısına alternatif olarak yeni bir tasarı sundu. Çin tasarısında, ‘son çare olarak kuvvet kullanımına izin veren’ BM Sözleşmesinin 7. bölümüne atıfta bulunulmuyor. Japon tasarısında ise bu bölüme gönderme yapılıyor. Çinli temsilci, “Başkanlık bildirgesi” olarak tanımladığı tasarının, “bugünkü şartlar altında Güvenlik Konseyi için en iyi eylem çerçevesi olduğunu” belirtti. Çin’in tasarısı Rusya tarafından kabul görürken İngiltere, Fransa ve ABD tarafından ‘zayıf’ bulundu. Japonya, Kuzey Kore’nin kınanması ve Pyongyang’a mali yaptırım uygulanmasını öngören tasarısını, geçen çarşamba Kuzey Kore’nin yaptığı 7 füze denemesinden sonra BM’ye sunmuştu. Çin ve Rusya karşı çıktığı Japon tasarısında atıfta bulunulan BM’nin 7. maddesi, mali yaptırımların yanı sıra askeri operasyonun da önünü açabilecek nitelikte.
Bombay’da ardarda patlamalar
Hindistan’da polis, ülkenin ekonomik merkezi Bombay’da yedi patlama olduğunu açıkladı. Demiryolu hattını akşam iş çıkışı sırasında vuran ve 150’den fazla kişinin ölümüne, en az 250’sinin yaralanmasına neden olan yedi patlamaya, koordine bir bombalı saldırının yol açtığı kaydedildi. Bombay polis yetkililerinden P.S Pasricha, patlamaların “iyi koordine edilmiş” bir saldırının parçası olduğunu söylerken, Emniyet Müdürü A.N Roy ise, saldırılardaki ölü sayısının artmasından endişe edildiğini bildirdi. İçişleri Bakanı da, önceden bir saldırı olacağı istihbaratı aldıklarını ancak zamanı ve yerini bilmediklerini kaydetti. Başbakan Manmoham Singh ise, halktan soğukkanlı olmalarını istedi ve saldırıyı “utanç verici” bir eylem olarak niteledi. Bu arada, iş çıkışı demiryolu hattının kalabalık olduğu sırada, meydana gelen patlamalardan sonra kentte büyük bir kaos başladı. Patlamalardan sonra, Hindistan’ın büyük kentlerinin üst düzey alarma geçirildi. Ayrıca polisin, zanlıları aramak için ülke çapında baskınlar düzenlediği kaydedilirken, bir televizyon kanalı bir kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Saldırıların ardından Bombay’daki tüm tren seferleri de durduruldu ve halktan istasyonlardan uzak durmaları istendi.
Basayev’in ölümü kesinleşti
“En çok aranan teröristler” listesinin başında bulunan Çeçen komutan Şamil Basayev’in öldürüldüğü bölgedeki incelemenin tamamlandığı bildirildi. Operasyon hakkında bilgi veren Rus Güvenlik Servisi Sözcüsü Nikolai Zakharov, “Basayev, 12 militanla birlikte öldürüldü. Özel bir operasyon, Nazran bölgesinin Ekazhevo köyünde pazartesi günü düzenlendi” dedi. Askeri yetkililer, Basayev’in kamyonda meydana gelen patlama sonucu öldürüldüğünü belirterek, olay yerinde “Basayev’in protezli bacağıyla kafasının” bulunduğunu kaydettiler. Çeçen direnişçilere ait internet sitesi “Kavkazcenter” ise, Basayev’in öldüğü haberini doğruladı ancak, Basayev’in patlayıcı yüklü kamyonun kaza sonucu patlaması nedeniyle “şehit” olduğunu ileri sürdü. Saldırıda, ölen Tarkhan Ganzhiev, Ali Taziev ve Issoy Kuştov adlı militanların, İnguşya’da en az 100 polisin ve yetkilinin ölümüne neden olan saldırıda yer aldıkları duyuruldu. ‘Rus ordusunun bir numaralı düşmanı’ olarak bilinen Basayev, Rusya’ya karşı ‘kamikaze’ saldırı tehditleriyle tanıyordu. Basayev, 1965’te Çeçenistan’ın Vedeno Bölgesi’nin Vedeno köyünde doğdu. Sayısı tam olarak bilinmemekle beraber binlerle ifade edilen sivilin katili Basayev, İmam Şamil’in komutanlarından biri olduğunu ifade ediyordu. Moskova’daki öğrencilik yıllarının ardından Çeçenya’ya dönen Basayev, Rusya’ya “en çok aranılan” isimlerden biri oldu. Çeçen komutan, adını ilk kez bir Rus yolcu uçağının kaçırılmasında duyurdu. Uçağı zorla Ankara’ya indiren Basayev, dünyanın dikkatini Çeçenlerin durumuna çekmek istediğini söylemişti. Daha sonra Türkiye hükümeti, Basayev’in Rusya’ya uçmasını sağladı. Basayev, 1995’te de aynı gerekçeyle Rusya’nın Budenovsk şehrindeki hastaneyi ele geçirdi, yüzlerce kişiyi rehin aldı. Eylem yüzlerce kişinin canına mal oldu. Basayev ise, Çeçenya’ya dönmeyi başardı. Ekim 2002’de yine yüzlerce kişinin ölümüne neden olan Dubrovka Tiyatrosu saldırısını da, kendisinin planladığını açıklayan Basayev’in en büyük eylemi, 2004’te Kuzey Osetya’nın Beslan kasabasındaki bir ilkokula yapılan ve çoğu çocuk 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği kanlı eylem oldu. Rusya, Beslan’daki katliamın ardından Basayev’in başına 10 milyon dolar koymuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net