www.evrensel.net  | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler  | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Karanlıkdere dağıtılıyor
Soma’da kamunun elinde kalan tek yeraltı ocağı Eynez-Karanlıkdere, Ciner Grubu’na ait Park Enerji tarafından satın alındı. Burada çalışan kamu işçilerinin büyük çoğunluğu havzadaki başka açık ocak ve işletmelere aktarılıyor. Karanlıkdere’de sadece emekliliklerine kısa süreler kalmış 70 kadar kamu işçisi kalacak.

‘Görek behem patronların halını’
Numaş ve Nurak fabrikalarında bir ayı aşkın bir süredir yaşanan sendikalaşma mücadelesi çeşitli fabrikalarda çalışan işçiler tarafından ilgiyle izleniyor.

Çocuk işçiler bağımlılık
   tehlikesiyle karşı karşıya

Terlik imalatında çalışan çocuk işçiler, ailelerini geçindirmek için her gün 14 saat risk altında çalışıyor. Sigortasız çalışan çocuk işçiler, kullandıkları tiner, bally gibi malzemeler madde bağımlısı olma tehlikesi ile de karşı karşıya.


Karanlıkdere dağıtılıyor
Özer Akdemir
“Enerji’nin başkenti” denilen Soma’da kamunun elindeki son yeraltı ocağı da özel sektöre devredildi. Soma’daki kamunun elinde kalan tek yeraltı ocağı konumundaki Eynez-Karanlıkdere geçtiğimiz günlerde yapılan ihale ile Ciner Grubu’na ait Park Enerji tarafından alınmıştı. Ocak resmi olarak Park Enerji’ye devredilmeden burada çalışan 450 işçinin büyük çoğunluğu diğer işyerlerine dağıtılmaya başlandı.
Konuyla ilgili görüştüğümüz Türkiye Maden-İş Ege Bölgesi Şubesi Başkanı Mehmet Saç, hukuki süreç devam ederken ihalenin yapılmış olmasının büyük bir kayıp olduğunu söyledi. Karanlıkdere ile ilgili sendika olarak çeşitli hazırlıkları olduğunu aktaran Saç, “Gücümüz nereye kadar yeterse sendika ve işçilerle götüreceğiz. Sonuçta burasını alan şirket bizim örgütlü olduğumuz bir havzada üretim yapacak. Park Enerji’nin orada üretim yapamaması için elimizden geleni yapacağız. Burada bir ölüm kampı yaratmamak için ne gerekiyorsa yapacağız” diye konuştu. Park Enerji’nin enerji sektöründeki büyüklüğüne dikkat çeken saç, 1980’lerden itibaren hükümetlerin izlediği politikalar sonucu böylesi şirketlerin enerji de söz sahibi olduğuna dikkat çekti.
‘Yalnız kaldık’
Karanlıkdere için verilen mücadelede yalnız kaldıklarını söyleyen Saç, yerel bir gazetede “Kaybettin Başkan” manşetiyle çıkan bir grup maden işçisinin yazısı ile ilgili de şunları dile getirdi: “Mücadele devam ediyor ama, ihale çıktı sonuçta. Bana göre Soma kaybetti, işçi kaybetti. Ben sonuçta işçinin temsilcisiyim elbette ben de kaybettim.”
Saç, Karanlıkdere’deki işçilerle yaptıkları toplantıda işçilere “Bizim mücadelemize rağmen Karanlıkdere Park Enerji’ye verilse de bizim sendikacılığımız devam ediyor. Sizin haklarınızı en iyi şekilde koruma mücadelesi sürecek” dediklerini anlattı.
380 işçi dağıtılacak
Öte yandan, Karanlıkdere’deki işçilerin diğer açık ocaklara ve işyerlerine dağıtımı ile ilgili Şube Teşkilat Sekreteri Vedat Ünal gazetemize şu bilgileri verdi; “Karanlıkdere’de yeraltında emekliliğini doldurmayan 70 kadar işçi var. Bunların süreleri dolana kadar orada belirli görevleri yapmaya devam edecekler. Geri kalan işçiler yerüstünde, açık ocaklarda, atölyelerde çalıştırılacak. Yani 380 işçi havzadaki başka yerlere dağıtılacak.” Ocağı alan Park Enerji’nin üretim yapmak için yeni işçi alacağını belirten Ünal, “Tabii bu işçiler sendikasız, tuplusözleşmesiz, yeraltında hiçbir sosyal güvencesi olmadan, asgari ücretle çalışacak” diye konuştu.


Başa dön


‘Görek behem patronların halını’
Ercüment Akdeniz
Numaş ve Nurak fabrikalarında bir ayı aşkın bir süredir yaşanan sendikalaşma mücadelesi çeşitli fabrikalarda çalışan işçiler tarafından ilgiyle izleniyor. Kendiliğinden ortaya çıkan çok sayıda işçi tepkisinden söz ediliyor. Fakat son 10 yıldır ilk defa, işyeri önünde 24 gün boyunca süren bir direnişin adı olmuş Nurak ve Numaş.
Bugün, sadece Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 100 bin işçi çalışıyor. 500 patron, 100 bin işçiyi 12 saat, sigortasız ve asgari ücretle çalıştırarak büyük bir nefret toplamış. Numaş’ta çalışan Ahmet’in “Bize firavun dönemini yaşatıyorlar” sözleri bu durumu özetliyor.
Emek Partisi İl Örgütü ise işçilerin eyleminin başarıya ulaşması ve diğer işyerlerindeki işçilerle buluşması için işçi semtlerinde ev toplantıları düzenliyor. Bu toplantılarda işçiler Numaş ve Nurak direnişini, ülkeyi yöneten politikaları, işçilerin şehir çapında nasıl birleşebileceklerini tartışıyor.
Çalışmaya mecburduk
İşçi evlerinin damlarında gerçekleşen bir toplantı da Kayaönü Mahallesi’nde yapıldı. Toplantıya ev sahipliği yapan Hasan Dayı komşularını da çağırmış. Gelenlerin Nurak, Numaş, Gazi Ulaş, Sanko, Gürteks, Kaşmir Halı ve Kartal Tekstil fabrikalarındaki işçiler olduğu anlaşılıyor. Kayaönü’nde toplantının yapıldığı bu sokak, Osmaniye ve Pazarcık’tan gelen köylülerin yerleştiği bir yer.
“Köyden geldik, her koşulda çalışmaya mecburduk. 12 saat, sigortasız ve asgari ücretle çalışmak zorunda kaldık. Zaten önceden sigortalıysan işe almıyorlar” diye anlatıyor işçiler. “Makineler modernleşti, az işçiyle çok iş yaptırıyorlar. Patron 2 makineyle işe başladı, şimdi 100 makineye ulaştı ama yine ağlıyor” sözleriyle devam ediyorlar. Bir başkası şunları söylüyor “Patron elinde 99 taşlı tespihle kafasını zikir yapar gibi sallayarak dolaşıyordu, sanki Allah adamıydı. Biz saygı duyuyorduk. Şimdi onun da ne olduğunu gördük.”
AKP’ye oy vermişler
İşçilerin çoğu AKP’ye oy vermiş. Ailesini geçindiren genç bir işçi; “380 milyon aylık alıyorum. Geçen gün kömür sordum 330 milyon, kömürü dolara endekslemişler. Şimdi biz nasıl yaşayalım” diyor. Bir diğeri devam ediyor; “Tayyip Erdoğan iktidara gelmeden önce bu asgari ücretle yaşanmaz diyordu. Asgari ücrete 70 milyon zam yaptı sonra arkası gelmedi.” Başka bir işçi sinirli bir şekilde sesi yükseliyor; “Bunlar hep IMF’nin dediğini yapıyor. Hükümet, hükümet olsa IMF ne diyebilir?” Tartışma kimin suçlu olduğuna varıyor; “Hadi patronlar suçlu ama en büyük suç devlette, devlet devlet olsa patronlar böyle yapamaz.” “Gardaşım öyle de asıl en büyük suç işçilerde. İşçi, işçi olsa kimse böyle yapamaz.”
Önemli bir örnek
Bu arada Numaş işçilerinin yaptıkları son eylemin mutluluğu ile patronun içine düştüğü korkuyu anlatıyorlar. Patronun karşısında konuşabilmek, onun işçilerden koktuğunu görmek direnişteki işçilerin en çok gururlandıkları olay. “Demek ki bastırınca oluyormuş” diyen bir işçiye öteki, “Patron püsük oluk” diye katılıyor. İçlerinde hâlâ gece mesaisine kalan kimi işçilere kızgınlar. Nurak işçisi Ahmet söze giriyor; “Ya çekip gideceksin ya da mesaiye kalan 15 kişiyi adam edeceksin. Ya iyilikle, ya da kötülükle.”
Antep işçisi patronlar kadar sendikaları da tanımaya başlamış. Sendikalara güvenleri az ama bütünüyle sendikalara suçun atılmasına da karşılar. “Sendikalı olmakla iş bitmiyor, işçinin kendi içinde sendikalı olması lazım” diyor Nuraklı bir usta. Gazi Ulaş işçisi Şoför Selahattin, kendi mücadelelerini anlatarak birliği bozmamalarını öğütlüyor. Gazi Ulaş’ta özelleştirmeyle birlikte şoförlere kuralsız çalıştırma dayatıldığını anlatıyor. Şoförler bir yandan sendikadan istifa ettirilmeye zorlanıyor öte yandan kentteki özel taşıma araçlarıyla yarışa zorlanıyor. Selahattin “Mücadele ortaklaşmalı” diyor.
Diğer fabrika işçilerinin Numaş ve Nurak anlatılınca, mutlu oldukları görülüyor. Fakat işçiler dayanışmayı, il çapında örgütler kurmayı ve Antep işçisinin birliğini de tartışıyorlar, öneriler getiriliyor: “Gardaşım gazete büyük işçi toplantıları için reklam verse, daha çok işçi toplansa olmaz mı?”, “Numaş’çıların diğer fabrikalara kağıtlar dağıtıp bu işi anlatması lazım.”
Bir işçi Antep şivesiyle çözüm yoluna işaret ediyor; “Şu Entepte işçi bir hefte işe gitmese, o zemen görek behem patronların halını.”


Başa dön


Çocuk işçiler bağımlılık
   tehlikesiyle karşı karşıya
Bahattin Tören
Terlik imalatında çalışan çocuk işçiler, ailelerini geçindirmek için her gün 14 saat risk altında çalışıyor. Sigortasız çalışan çocuk işçiler, kullandıkları tiner, bally gibi malzemeler madde bağımlısı olma tehlikesi ile de karşı karşıya. Hatta kullanılan maddeler nedeniyle felç olan ve yaşamını yitren çocuklar da var.
Yolsuzlukların üzerine gidilsin
SES Ordu Şubesi, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde yaşanan olumsuzlukların devam ettiğini bildirdi. Basın toplantısı düzenleyen Şube Başkanı Halil Bayramoğlu, yapılan ihalelerde yaşanan yolsuzlukların son dönemde yaşanan tutuklamalar ve soruşturmalarla gözler önüne serildiğini bildirdi. Bu tür ihalelerin Ordu’da yoğun olarak yaşandığını kaydeden Bayramoğlu, bir yandan da sürgünlerin devam ettiğini anlattı. Ordu Devlet Hastanesi’nin hizmet kalitesini yükseltmek için çalışmış olan başhekim yardımcısının görev yerinin değiştirildiğini belirten Bayramoğlu, “Tüm bunların amacı sağlık kuruluşlarının ürettiği geliri yandaşlara ihaleler yoluyla peşkeş çekme, bu amaçla da buna uygun kadrolar yaratma operasyonlardır” diye konuştu. Bayramoğlu, ihaleler için başlatılan araştırmanın genişletilerek sürmesini istedi. Bayramoğlu, SES olarak tüm baskı ve tehditlere karşın bu tür olayların üzerine gideceklerini ifade etti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net