www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sağlıkta özelleştirmeye karşı
   mücadele sürecek

Türk Tabipleri Birliği’nin yeni Başkanı Gençay Gürsoy, TTB’nin, emekçilerle birlikte Sağlıkta Dönüşüm Programı’na karşı çıkmaya devam edeceğini söyledi. “Sorunlarımızın çözümü kitlesel ve toplumsal bir ortaya çıkışla mümkün” diyen Gürsoy, gerekirse eyleme geçeceklerini dile getirdi..

‘Mücadele ederseniz kazanırsınız’
İşten atılan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi işçilerini, direnişlerinin 25. gününde kendileri gibi sendikalaştıkları için işten atılan ve açtıkları işe iade davasını kazanan Bornova Belediyesi temizlik işçileri ziyaret etti.

Sendikacılar protesto edildi
Seydişehir Eti Alüminyum’un eski işçileri ve yakınları Çelik-İş Sendikası Seydişehir Şube yöneticilerini protesto etti. İşçiler, sendikacılardan özelleştirme kararının durdurulmasına ilişkin karara sahip çıkmasını istediler.


Sağlıkta özelleştirmeye karşı
   mücadele sürecek
Onur Bakır
Türkiye’deki 103 bin hekimi temsil eden Türk Tabipleri Birliği’nin yeni Başkanı Gençay Gürsoy, hekimlerin sermaye ile hükümet arasında sıkıştığını belirterek, “Sorunlarımızın çözümü kitlesel ve toplumsal bir ortaya çıkışla mümkün. Hekimlerin gücünü göstereceğiz” dedi. Sağlıkta özelleştirilmeye karşı çıkmaya devam edeceklerini belirten Gürsoy, Sağlık Bakanlığı ile diyalog için çaba göstereceklerini ancak gerekirse eyleme başvurmaktan çeknmeyeceklerini söyledi. Gençay Gürsoy, sorularımızı yanıtladı.
TTB 54’üncü Büyük Kongresi neye işaret etti?
Kongrede sağlık alanına dair iki ana bakış açısının olduğu net bir şekilde görüldü. Etkin Demokratik TTB Grubu, Sağlıkta Dönüşüm Programı’na eleştirel bakan bir yaklaşımı, diğer grup ise yine eleştirel bakmakla birlikte temelde diyalog yanlısı, uzlaşmaya yatkın bir anlayışı temsil ediyordu. Tabii ki uzlaşma gerekli ancak öyle konular vardır ki, uzlaşma mümkün değildir. Örneğin sağlığın özelleştirilmesi anlayışı üzerinde uzlaşmak mümkün değildir. Diğer gruptan bazı arkadaşlar GSS ve aile hekimliğine temelde itirazları olmadığını söylediler. Biz ise kamusal bir sağlık sisteminin özelleştirilmesine karşıyız ve sonuna kadar da karşı olmaya devam edeceğiz. Kongreden de bu yönde bir irade çıktı.
Türkiye’nin politik düzlemine bakış açısında da farklılıklar görüldü. Bağımsızlıktan, özgürlükten ve laiklikten yana, Cumhuriyet’in bütün kazanımlarının arkasında duran ama hiçbir şekilde demokrasiden taviz vermeyen bir anlayışla, Türkiye’de son yıllarda yükselen milliyetçilik dalgasının daha çok seslendirildiği bir anlayışın izlerini gördük. Kongrede, demokrasiden taviz vermeyen anlayış ağır bastı. Ancak bizler Türkiye’deki 103 bin hekimi temsil etmeye devam edeceğiz. Görüş ayrılıkları işbirliği yapmamızı asla engellemeyecek.
TTB önümüzdeki dönemde sağlık ortamına ve ülke gündemine ilişkin neler yapacak?
TTB geçmişte yaptığı gibi sorunları, itiraz noktalarını önce meslektaşlarıyla sonra da kamuoyuyla paylaşarak yanlıştan dönülmesi için çaba gösterecek. Türkiye’deki siyasi mevzileniş öyle bir noktaya gelip tıkanmış durumda ki siyasi iktidarın alternatifi bir türlü oluşamıyor. Hükümetin uygulamaya çalıştığı sağlık politikalarının karşısına bir sol alternatifin sol bir anlayışın iktidarı ile köklü bir biçimde karşı olmak mümkün. Siyasi irade değişmediği sürece sağlık alanında köklü değişiklikler yapmak mümkün değil. Biz tabii ki siyasi parti değiliz, meslek örgütüyüz. Bu anlayışın değişmesi için hangi yol açıksa sonuna kadar kullanmak istiyoruz.
“Sağlık ortamına, sağlıkta çöküşe el koyacağız” derken, faaliyetlerimizi artırarak sürdürmekten bahsediyoruz. Sağlığın bir piyasa malı haline getirilmesine karşı bu hizmeti alan insanlarla, emekçi sınıflarla, toplumsal hareketlerle işbirliği yaparak iktidarın bu yoldan dönmesini sağlamaya çalışacağız. Bütün uygulamaların çok yakından takipçisi olmayı, her eleştirdiğimiz noktadan yeni projeler, yeni öneriler geliştirerek Sağlık Bakanlığı’na yol gösterici bir politika yürütmeyi önümüze koyuyoruz.
Kamuda ve özelde çalışan hekimlerin sorunları giderek ağırlaşıyor. Bu sorunların çözümü için nasıl bir yol izleyecek?
Özel alanda çalışan hekimlerin sorunları, yer yer kamuda çalışan hekimlerin sorunlarından daha ağır. Özellikle genç hekimlerin kamuda istedikleri olanakları bulamayıp, özele yönlendiklerinde çok ciddi bir emek sömürüsüne tabii olduklarını görüyoruz. Hiçbir gelecek garantileri yok. Hükümetlerin sağlığa az kaynak ayırmasının sonucunda, özel kesime de yeterince sermaye aktarımı sağlanamıyor. Sermaye de bunun bedelini çalışanlardan çıkarıyor. Hekimler, sağlığa ayrılan kaynağı kısan hükümetle, hekimlerin ücretlerini baskılayan sermaye arasında sıkışmış durumda. Bu alandaki çalışmaları daha da örgütlü hale getirmek ve özelde çalışan meslektaşlarımızın özellikle ekonomik sorunlarıyla uğraşmak temel sorunlarımızdan biri.
Kamu kesiminde de hekimlerin ücretleri sürekli erozyona uğruyor. Hekim istihdamı ile ilgili sorunlar ve gerek özelde gerek kamuda ücret meselesi iki önemli başlığı oluşturacak. Sözleşmeliğe karşı iş güvencemiz için taleplerimizi daha da yükselteceğiz, gerekirse yeniden eylemlere başvuracağız. Sorunlarımızın çözümü gerek sendikal alanda gerekse meslek örgütü alanında kitlesel ve toplumsal bir ortaya çıkışla mümkün. Hekimlerin gücünü göstereceğiz.
TTB ve Sağlık Bakanlığı ilişkisi sürekli tartışılıyor...
Önümüzdeki günlerde sadece Bakanlığın değil, tüm ilgili bakanlıkları ve yetkilileri ziyaret edeceğiz. Sorunların emek kesimini temsil eden örgütlerle, Sağlık Bakanlığı’nın yüz yüze görüşerek çözmesinden yana olduğumuzu ifade edeceğiz. Biz sorun çözmeye çalışıyoruz. Zaman zaman kopma noktasına gelen ilişkiler daha çağdaş bir şekilde birbirini anlama, dinleme ve çözüm üretme konusunda daha ileri adımlar atılacak. Bu sadece bizim yapabileceğimiz bir şey değil, Sağlık Bakanlığı’nın ve siyasi iktidarın da işbirliğine açık olması gerekiyor. Bize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Dileriz ki resmi temsilciler de aynı yaklaşımı gösterir.

TTB görev dağılımını yaptı
Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongresi’nde seçilen 11 kişilik TTB Merkez Konseyi ilk toplantısını yaptı. Toplantıda görev dağılımı şu şekilde gerçekleştirildi: Gençay Gürsoy (Başkan), Sinan Adıyaman (2’nci Başkan), Altan Ayaz (Genel Sekreter), Muharrem Baytemür (Muhassip Üye), Hülya Biriken (Üye), Ali Çerkezoğlu (Üye), Necdet İpekyüz (Üye), Erkan Kapaklı (Üye), Orhan Odabaşı (Üye), İskender Sayek (Üye), Mustafa Vatansever (Üye).


Başa dön


‘Mücadele ederseniz kazanırsınız’
İşten atılan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi işçilerini, direnişlerinin 25. gününde kendileri gibi sendikalaştıkları için işten atılan ve açtıkları işe iade davasını kazanan Bornova Belediyesi temizlik işçileri ziyaret etti. Belediye-İş üyesi Bornova Belediyesi işçileri, direnişteki işçilere “Mücadele ederseniz, direnirseniz kazanırsınız. Mücadelenizde yanınızdayız” mesajı verdi.
Yaşasın sınıf dayanışması” sloganıyla hastane bahçesine gelen işçiler adına konuşan Belediye-İş İzmir 4 No’lu Şube Başkanı Atilla Pasin “Biz Bornova’da verdiğimiz 8 aylık mücadelenin sonucunda işe iade kararı alarak size geldik” dedi. Bu mücadelenin sadece işe geri dönme mücadelesi olmadığını, özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya ve sendikasızlaştırmaya karşı mücadele olduğunu belirten Pasin, sendika ayrımı yapmadan, omuz omuza olmak için geldiklerini dile getirdi. Taşeronlaştırmanın durdurulamaması halnde sendikaların yok olacağına dikkat çeken Pasin, bu uygulamalara karşı tüm sendikaları ortak hareket etmeye çağırdı. Pasin, Dokuz Eylül işçilerinin kazanması halinde bütün taşeron işçilerin örgütlenmesinin önünün açılacağını söyledi.
Ziyarete Belediye-İş 2, 4 ve 6 No’lu şubelerin yöneticileri ve işyeri temsilcileri ile Genel-İş ve DİSK/Tekstil şube yöneticileri katıldı.
Sendikalara çağrı
Direnişteki işçilerden Sevgi Ergün, desteklerin dirençlerini artırdığını ancak yetersiz olduğunu söyledi. Birkaç sendika yönetici ve üyesinin dışında diğer sendikaların hiçbirinin hareket etmediğini söyleyen Ergün, “İzmir’de onlarca sendika şubesi var. Örneğin Türk-İş’e bağlı sendikalardan Belediye-İş’in dışında gelen olmadı” dedi. Mücadelelerinin sadece işe geri dönme mücadelesi olmadığını söyleyen Ergün, “Biz Türkiye’de çalışan bütün işçilerin sendika hakkı için buradayız. Böyle bir talebe de bütün sendikaların destek vermesi gerekiyor” dedi.
Ayten Karar ise taşeronlaştırmanın sadece Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin değil Türkiye’nin kanayan yarası olduğunu söyledi. Kendilerine Eğitim Sen, SES, Genel-İş başta olmak üzere bazı sendikaların destek verdiğini söyleyen Karar, “Bizim burada daha da çok desteğe, dayanışmaya ihtiyacımız var. Bu konuda bütün sendikaların harekete geçmesini istiyoruz” dedi.

İŞÇİLER İÇİN KERMES
Direnişteki işçilere hastane içinden de destek sürüyor. Hastane çalışanları evlerinde yaptıkları yiyeceklerle hastane bahçesinde kermes düzenleyerek direnişteki işçilere ekonomik destekte bulundular. SES işyeri temsilciliğinin açtığı kermese, sendika üyesi olmayan çalışanlar da katkıda bulundu. Sendikalı olma haklarını kullanan işçi arkadaşlarına haksızlık edildiğini söyleyen SES İşyeri Temsilcisi Hediye Gürbüz, “İş arkadaşlarımıza desteğimiz sürecek” dedi.


Başa dön


Sendikacılar protesto edildi
BASK ek zam istedi
BASK Genel Başkanı Resul Akay, dün düzenlediği basın toplantısı ile memurlara yüzde 4.5-5 oranında ek zam verilmesi gerektiğini söyledi. Memurlara her altı ay için yüzde 2.5 zam öngörüldüğünü ancak ekonominin mayıs ayından itibaren dalgalandığını belirten Akay, işçilere verilen enflasyonun artması durumunda aradaki farkı telafi etme güvencesinin memura verilmemesinin adaletsizlik olduğunu ifade etti. Yetkili sendikaların da bu noktaya dikkat etmediğini kaydeden Akay, yetkili sendikaların ek zam istemesini eleştirerek, “Yetkili sendika meydana dökülür, hükümeti silkeler” dedi.
Kadro istiyorlar
Sözleşmeli çalıştırılan öğretmenler, önce sözleşmeleri erteleYen daha sonra da Temmuz ayında sözleşme yapılacağını duyuran Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’ nı protesto etti. Mağdur Öğretmenler ve Eğitim Emekçileri Derneği (MEDER) üyesi öğretmenler, dün MEB önünde “Kadro İstiyoruz” pankartıyla toplandılar. “Diplomalı işsiz olmayacağız”, “Diplomam var işim yok”, “Ne 4/B ne 4/C kadro istiyoruz” yazılı dövizler taşıyan öğretmenler, “Sözleşmeli köle olmayacağız”, “KPSS kaldırılsın”, “Kadro istiyoruz” sloganları attılar. Öğretmenler adına konuşan Selda Öztürk, KPSS’nin anlamsızlığına işaret ederek, “Diplomalarımızda öğretmen yazıyorken bu sınav neyi ölçüyor? Yeterli değilsek neden mezun edildik” diye sordu. Öztürk, kadrolu öğretmenlerle aynı işi yaptıklarını ancak sözleşmelilerin ayda 600, ücretlilerin ise ayda 350-400 YTL kazandığına işaret etti. Hükümtin yaptığı açıklamaları samimiyetsiz bulduklarınıve kandırmacadan ibaret olduğunu ifade eden Öztürk, kadro vaadiyle kandırılan öğretmenlerin ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığını söyledi.
Dinç ve Saygılı için eylem yapıldı
Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Cem Dinç ve Eğitim Uzmanı Kamber Saygılı’nın gözaltına alınmasını protesto eden ESP’liler İçişleri Bakanlığı yakınında eylem yaptı. “İçmeler tren istasyonunda 10 Haziran’da eylem yaparken, polis müdahalesi sonucu yaralandığı gerekçesiyle polisler hakkında suç duyurusunda bulunmak için Cumhuriyet Savcılığı’na giden Dinç ve Saygılı’nın gözaltına alındığı” belirtilen açıklamada, tutuklu sendikacıların serbest bırakılması istendi. Ardından, ESP üyeleri, bir günlük sembolik açlık grevi yapacaklarını duyurdular. Açlık grevi nedeniyle bakanlık bahçesinde dövizlerle oturma eylemine geçen 7 ESP üyesi, bir süre sonra polisler tarafından yaka, paça gözaltına alındı. Gözaltı esnasında uygulamayı protesto eden kişilerin, slogan atmaları, polisler tarafından ağızları kapatılarak engellendi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net