www.evrensel.net   | Evrensel Kitap arşiv  |  linkler   | posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Hakkari tezgahındaki kızlar
İstanbul’un büyük alışveriş merkezlerinden birinin tam ortasında, iki Hakkarili kız demir tezgahın başında kilim dokuyor. Canan 25, Sultan ise henüz 12 yaşında...

BAŞLADI
İstanbul Beyoğlu’nda “Altı Üstü Şenlik” adıyla düzenlenen etkinlikler başladı.


Hakkari tezgahındaki kızlar
Elif Görgü
Aslında sadece düğüne giderken giydikleri kırmızı kıyafetleri, günde 9 saat iplik atmaktan nasırlaşmış gencecik ellerinin yorgunluğundan daha çok dikkat çekiyor. 6 Temmuz’a kadar İstanbul’dalar...
Basın metnine göre; “Hakkari’de 1000 genç kızın istihdamını sağlayacak, zengin kültür mirasımızın el emeğine dönüştüğü Hakkari kilimleri, Boyner Mağazaları’nın desteğiyle Metrocity’de düzenlenen sergi ile tanıtıldı. Hakkari Kilim ve İplik Sanayii A.Ş. (HİSAŞ), 2001 yılında hem Hakkarili genç kızlara istihdam sağlamak hem de en önemli kültür hazinelerimizden olan kilim dokumacılığını geliştirmek amacıyla kilim dokuma kursları başlattı...”
Açılış günü, Canan ve Sultan ellerini tezgahtan çekmeden gazetecilerin sorularını yanıtlamaya çalışırken, fondan da yapılan konuşmalardan kulağımıza çalınan “işsizliğe çözüm, istihdam, meslek edindirme...” sözleri alkış topluyor...
8 yaşında meslek edinme!
Bölgede işsizliğe bulunan çarenin nasıl bir çare olduğu, 8 yaşındayken atölyeye giren Canan İrem anlatmaya başlayınca ortaya çıkıyor:
“Okula gidiyordum bir gün. Bir gün çalışıyordum, bu işleri yapıyordum. Ailemin durumu pek iyi değildi. Okumayı da istiyordum. Ama ailem maalesef ekonomik destek olamadığı için ben çalışmak zorundaydım. Hakkari’de başka iş imkanı olmadığından dolayı, bu atölye de bizim eve yakın olduğu için karar verdim çalışmaya ve şimdiye kadar da çalışıyorum.”
Hafta içi sabah 8’den akşam 5’e kadar 9 saat çalışan Canan’ın da diğer kızlar gibi sigortası yok. Yani Hakkari’de 8-10 yaşında “meslek edinmesi” gereken ama sosyal güvence edinmesi “hiç gerekmeyen” kız çocukları çalışmak zorunda kalıyorlar. Canan, “ayda 100-150 milyon” kazandıklarını söylüyor. Asgari ücretin yarısını bile alamıyorlar yani. Halbuki bir buçuk ayda iki kişinin, elleri nasır tutma pahasına işledikleri ve İstanbul’un orta yerinde göreni hayran bırakan kilimler, metrekaresi 200 milyondan satılıyorlar.
“10 kardeşiz” diyor Canan. Ayakları üzerinde durmayı başardıkları için mutlu: “Bir kızkardeşim daha var. O da hem okuyor hem de benim gibi çalışıyor. 4 erkek kardeşim var. Diğer kızların hepsi okuyor. Benim bir küçüğüm erkek, o üniversite sınavlarına girdi. Sonuçlarını bekliyoruz. İnşallah kazanır da bir yere gelir.”
Kazandıkları paranın yetmediğini de söylüyor ama, şöyle devam ediyor: “Ne yapalım çalışıyoruz işte. 10 yaşında öğrencimiz bile çalışıyor. 18-20 de var. Genelde evlerini geçindirmek için başlıyorlar. Aile ekonomisine yardımcı olmak için. Kendi çeyizini, okul ihtiyaçlarını karşılamak için. Başka iş imkanı olmadığından dolayı böyle çalışmak zorundayız. 100-150 milyonla hiç mümkün değil ev geçindirmek ama oluyor işte.”
Kanatan desenler
Yaptıkları işin ne kadar zor olduğunu onları seyrederken anlamak mümkün zaten ama yine de çok seviyorlar dokumayı. Ellerinin bazen kanadığını, çözgüye kan bulaştığını söylüyor Canan. 25 yaşındaki kınası solmuş gencecik elleri nasır tutmuş;“Sanat eli olduğu için böyle” diyor gülümseyerek: “Kilim çok zor bir meslek. İlk başlarda ellerim ağrıyordu ama şimdi alıştık. Vallahi inanır mısınız; dokuduğum zaman kanama oluyor çözgüde bazen ama işte mecbur olunca her şey yapılır.”
“Seviyor musun kilim dokumayı?” diye sorunca, “Bir kere kilim duygudur” diye başlıyor: “Ben kendi duygularımı her zaman kilime döküyorum. Mesela içim güzel olduğu zaman çok güzel renkler elde edebiliyorum. Ama karamsar olduğum zamanda bu da kilime yansıyor. Açık renkler biraz daha insanın içinin güzelliğini yansıtıyor. Koyu renkler insanın içindeki karamsarlığı yansıtıyor. Şu an dokuduğum kilim ‘Kesneker’. Kimse dokuyamaz anlamındadır...”
‘Hem okuyup hem çalışacağım’
12 yaşındaki Sultan Akgül daha sessiz. İlk defa Hakkari’den dışarı çıkmış. İlk gittiği yerin İstanbul olmasının etkisi büyük. Sorulara çok sessizce cevap veriyor. Bakışları dalgın. Gazeteciler fotoğraf çekerken “Gülümse, gülümse” diye diye zorla güldürüyorlar yüzünü.
Sultan, kilim dokumaya bir yıl önce başlamış;
“Babam diyordu, ‘Eğer çalışmazsan okuyamazsın.’ Ben de dedim ‘Ben hem çalışacağım hem de okuyacağım.’ Böyle başladım. 7. sınıfta okuyorum. Hem zevk alıyorum hem de aileme destek veriyorum.”
“Ayda 150 milyon kazanıyormuşsunuz?” dediğimde “Ayda değil 3 ayda” yanıtı şaşırtıyor. Sonra yanlış bir şey söylemiş gibi, “Ayda da kazanıyoruz tabii” diyor aceleyle.
Bu arada kalabalıklaşıyor etraf. Bir tarafta Hakkari Valisi tebrikleri toplayarak, kameralara çalışmalarını anlatıyor. Projeyi başlatan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yetkilileri kızlarla fotoğraf çektiriyorlar. 1000 kızın çalışabilmesi için destek istiyorlar. Sigortasız, asgari ücrete, çocuk yaşta çalışacak 1000 Kürt kızı daha...
Çıkarken gazetecilere paketlerin içinde küçük kilimler hediye ediyorlar. Bana kırmızı ve kahverengi bir kilim düşüyor. Tıpkı Sultan’ın sevdiği gibi... Acaba Sine mi yoksa Gülsarya mı diye düşünüyorum ayrılırken. Bir de bu kilimi dokuyan ellerin kaç yaşında olduğunu ve ilk kaç yaşında kanadığını...

Her ilmeğin dili var
Hakkari kilimlerinde çeşitli hayvan, çiçek ağaç gibi figüratif motiflerin yanı sıra soyut motifler de yer alıyor. Kıskançlık ve korkuların; “kurt ayağı” ve “akrep” motifi ile, muhabbeti, sevgiyi, sohbeti ve faniliği, “muhabbet kuşu” motifi ile, erkekliği, yiğitliği ve kavgacılığı “koç boynuzu” motifi ile dile getirirken; bitki ve çiçek figürleri bereketi, üretkenliği ve mutluluğu ifade ediyor. “Gelin kız” da denilen “eli belinde” adlI motif yine üretkenliği ve kısmeti simgeler.
Hakkari’de dokunan kilimler onu dokuyan boyun veya aşiretin adını alıyor. Jirki, Herki gibi aşiret adıyla dokunduğu gibi, kişi isimleriyle de dokunabilir. Kilimlerde beş temel renk kullanılıyor: kırmızı ve bordoya yakın ton, lacivert, kahverengi, siyah, beyaz... Ara renk olarak ise yeşil, sarı ve mavi...
Gülsarya: Anlamı “Sarya’nın gülü” olan kilimin ilk kez Sarya adlı bir kadın tarafından dokunduğu söylenmektedir. Kilimde “eli belinde” ya da “gelin kız” adı verilen motif, diyagonal şekiIde dokunmuştur.
Lüleper: Yüksekova ilçesi civarında sulak ve bataklık yerlerde sarı, beyaz, kırmızı renklerde açan ve Nilüferi andıran bir tür çiçeğe yörede Lüleper deniyor. Kilim üstündeki desenlerin ismini de bu çiçekten aldığı tahmin edilmektedir.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net